TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/05/2023 NUMARASI : 2022/1041 Esas 2023/588 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/10/2022 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı veki…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1207 Esas 2026/457 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1207 KARAR NO : 2026/457 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/05/2023 NUMARASI : 2022/1041 Esas 2023/588 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/10/2022 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının babası olan ...'ın, müvekkili banka ile 19.10.2017 tarihinde ticari nitelikli ve 100.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzaladığını, davalı ...'ın bu kredi sözleşmesine 110.000,00 TL bedel üzerinden kefil olduğunu ve sözleşmenin imzalandığı 19.10.2017 tarihinde bekar olduğunu yazılı olarak beyan ettiğini, ...'ın aynı ticari faaliyeti dolayısıyla 15.05.2018 tarihli ve 350.000,00 TL bedelli ikinci bir genel kredi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmede davalı tarafın kefil olmadığını, borçlu ...'ın ve davalı kefilin her iki kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçlarını müvekkili bankaya zamanında ödemediği için müvekkili banka tarafından taraflara Ankara 3. Noterliği kanalıyla 10.05.2019 tarihli ve 11506 yevmiye numaralı kat ihtarnamesi gönderildiğini, söz konusu ihtarnamenin her iki borçluya da 14.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu ... ve davalının kat ihtarnamesinden sonra da müvekkili bankaya ödeme yapmadığını, davalı tarafın imzasını inkar etmeyerek 19.10.2017 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefilliği dolayısıyla 110.000,00 TL borç yükümlülüğü altına girdiğini kabul ettiğini, ancak icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu iddia ederek davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2022/37715 E. sayılı icra dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, babası ...'ın 19.10.2017 tarihinde davacı ... Bankasından kullanmış olduğu ticari krediye kefil olduğunu, 19.10.2017 tarihli sözleşmedeki kefaletin geçersiz olduğunu; müvekkilinin adı ve soyadı ile vatandaşlık numarasının el yazısıyla yazıldığını, buna karşın kefalet tarihi ve kefalet limiti ile kefalet türünün davacı banka çalışanı tarafından doldurulduğunu, buna bağlı olarak müvekkilinin kefil sıfatıyla sorumluluğunun doğmadığını, 15.05.2018 tarihli ve 350.000,00 TL limitli sözleşmede müvekkilinin kefil olmadığını, 19.10.2017 tarihli sözleşmede banka personeli tarafından kefalet limitinin bir yerde 100.000,00 TL olarak yazılmış iken başka bir yerde 110.000,00 TL olarak yazıldığını, müvekkilinin kefil sıfatıyla borcunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalının T.C. ... Bankası A.Ş. F... Şubesi ile ... arasında akdedilen 19.10.2017 tarihli ve 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde müteselsil sıfatıyla kefil olduğu, kefaletin geçerli olduğu ancak, 15.05.2018 tarihli ve 350.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde kefaletinin bulunmadığı, takip konusu borcun 15.05.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, taraflar arasındaki akdi ilişkiye göre müteselsil kefilin yalnızca 19.10.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan 90.000,00 TL tutarındaki taksitli ticari krediden sorumlu tutulabileceği, söz konusu kredinin ise takip tarihinden (09.07.2019) önce 17.10.2018 tarihinde tamamen kapatıldığı, takip tarihi (09.07.2019) itibarıyla söz konusu krediden kaynaklı herhangi bir alacak bulunmadığı, davacının kötüniyetle takip başlattığına yönelik bir emare olmadığı gerekçeleriyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının borcun ödendiğini ispatlayamadığını, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, bilirkişinin hukuki görüş bildirmesinin hukuka aykırı olduğunu, 15/05/2018 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 19/10/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin birbirleriyle bağlantılı ve devamı niteliğinde olduğunu, davalının 19/10/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde bulunan imzası nedeniyle tüm borçlardan sorumlu olduğunu, cari hesap şeklinde işleyen sözleşmelerde ayrı sözleşmeye dayalı kullandırılan kredilerden dolayı da kefillerin sorumluluğunun devam ettiğini, aleyhlerine kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/136 D.İş. Sayılı dosyası, Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2022/37715 E. Sayılı icra dosyası, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/9360 E. sayılı icra dosyası, genel kredi sözleşmeleri, banka kayıtları, hesap ekstreleri, Ankara 3. Noterliğinin 10.05.2019 tarihli ve 11506 yevmiye numaralı kat ihtarnamesi, nüfus kayıtları, bilirkişi raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2022/37715 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalıya karşı kredi borcu nedeniyle toplam 119.305,36 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalının süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. 24/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 19/10/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında 20/10/2017 tarihinde kullandırılan 90.000,00 TL miktarlı taksitli ticari kredinin 17/10/2018 tarihinde tamamen ödenerek kapatıldığı, takip konusu borcun davalının kefalet imzasının bulunmadığı 15/05/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleşme nedeniyle takip tarihi itibariyle toplam 119.305,36 TL tutarında alacak bulunduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı ... arasında 19.10.2017 tarihli ve 100.000,00 TL limitli ve 18/05/2018 tarihli 350.000,00 TL limitli 2 adet genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının 19/10/2017 tarihli sözleşmede 110.000,00 TL limitli kefaletinin bulunduğu, 18/05/2018 tarihli sözleşmede kefalet imzasının yer almadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere 19/10/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında 20/10/2017 tarihinde kullandırılan 90.000,00 TL miktarlı taksitli ticari kredinin 17/10/2018 tarihinde tamamen ödenerek kapatıldığı, takip konusu borcun davalının kefalet imzasının bulunmadığı 15/05/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde olmadığı gibi, ilk derece mahkemesince davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olması karşısında davacının kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf itirazı ileri sürmesinde hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -