İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, keşidecisi ... Ltd. şti. olan 16.02.2021 keşide tarihli ... ... Mahmutbey şubesine ait 60.000,00 TL bedelli çeki alacağına karşı aldığını, söz kon…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/742 KARAR NO : 2026/10 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/12/2021 NUMARASI : 2021/256 Esas - 2021/1288 Karar DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, keşidecisi ... Ltd. şti. olan 16.02.2021 keşide tarihli ... ... Mahmutbey şubesine ait 60.000,00 TL bedelli çeki alacağına karşı aldığını, söz konusu çekin rızası dışında elinden çıktığını, açıklanan nedenlerle çekin istirdatına ve davacı şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile aralarında ticari bir ilişki bulunduğunu, davacı şirkete 28.11.2020 tarihli 90.241,56 TL tutarlı faturaranı tanzim edildiğini, karşılığında 30.000,00 TL nakit ödeme yapıklığını ve 16.02.2021 keşide tarihli 60.000,00 TL bedelli çekin 12.12.2020 tarihinde makbuz karşılığı teslim edildiğini, çekin kendilerinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı tarafın dava dilekçesinde herhangi bir sahtecilik iddiası bulunmamaktadır. Sadece çekin elinden rızası dışında çıktığı iddia edilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı ve yine yemin delilinin 6100 sayılı HMK'nun 225 vd maddelerinde düzenlenmiş olup, yemin edecek kimseyi ceza soruşturması veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamaz (m.226/1-c) hükmü de dikkate alınarak, yemin delili değerlendirilmemiştir. Davacı lehdar, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı ise çekin yetkili hamili olduğunu savunmuştur. Davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmayıp, 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi hükmüne göre, bu hususta ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir. Dava konusu çekte mevcut ciro silsilesi içerisinde bu anlamda bir kopukluk davacı tarafça ispat edilemediği gibi, ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ve imzalarının sahte olduğunun tespiti bile davalının yetkili hamil olduğu gerçeğini değiştirmez. Kaldı ki, dosya içerisinde aldırılmış olan bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak bu çekin davalı tarafça alındığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesiyle, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamilin ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olacağı hüküm altına alınmıştır. Belirtilen kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Somut olayda, davacının bu husustaki ispat külfetini yerine getiremediği, davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusurlu bulunduğuna dair delil ibraz edemediği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde de, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğini gösterir bir emare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle çek istirdadı talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkememizdeki yargılamanın çek iptali (zayi) davası sırasında çeki elinde bulunduran kişinin ortaya çıkması akabinde açılan çek istirdat davası olduğu; Çek iptali (zayi) yargılamasının görüldüğü Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/66 esas sayılı dosyası üzerinden dava konusu çek yönünden verilen ödeme yasağı tedbir kararının, ilgili dosyanın karara çıkması ve mahkememiz yargılamasındaki davanın çek zayi davasının devamı niteliğinde olduğu değerlendirilerek, mahkememiz yargılamasında da aynen devamına karar verildiği; ancak dosya içerisindeki deliller dikkate alınarak, bu aşamada ödeme yasağı tedbirinin artık koşullarının bulunmadığı anlaşılmış ve mahkememizce verilen ödeme yasağına ilişkin kararın kaldırılmasına, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında Mahkemeye davaya konu çekteki lehdar ilk ciranta imzasının da davacı şirket yetkililerine ait olmadığı buna ilişkin de Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1143 Esas sayılı dosyasında imza itirazımız nedeniyle davaya konu çeke ilişkin menfi tespit davası açıldığı beyan edilmiş halen derdest olan bu dosyanın istirdat davasına bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği talep edilmişse de mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmayarak karar verildiğini, imza itirazına ilişkin bekletici mesele yapılması talebinin de zaten mahkemenin kararında belirttiği kötüniyetli iktisabın varlığını ispat amacına matuf olduğu izahtan vareste olup dolayısıyla davacı şirket yetkililerini ilzam etmeyen yetkili temsilcileri tarafından imzalanmayan bir çekin ciro silsilesinin tamamlanmış olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, dolaysıyla davaya konu çekteki lehdar-ilk ciranta imzasının davacı şirkete ait olup olmadığının tespitinin beklenmesinin hukuken zorunlu olmasına karşın bu talebinin dikkate alınmaması ve eksik inceleme ile ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu çekteki lehdar imzası davacı şirket yetkilileri tarafından atılmamış, dolayısıyla çekin kötüniyetle iktisap edildiği izahtan vareste olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, yetkili hamilin elinden rızası hilafına çıkan çekin istirdatı, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının çekin yetkili hamili olup olmadığı noktasındadır.Dava konusu çek, dava dışı ... Limited Şirketi tarafından 16/02/2021 tarihinde davacı ... lehine 60.000,00 TL bedelli olarak ... ..., Mahmutbey Şubesi nezdinde tanımlı hesaba bağlı olarak keşide edilmiş ve davacıya atfen atılan imza ile ciro edilmiştir. Çek, ... Bankası A.Ş. tarafından 16/02/2021 tarihinde takasa sunulmuş, çek iptaline ilişkin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/66 esas sayılı dosyasında verilen ödemeden men kararı gereğince çek bedeli ödenmemiştir.Davacı tarafça, çekin rızası dışında elinden çıktığından bahisle ve kendisinin yetkili hamil olduğu iddiasıyla çekin istirdatına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı TTK'nın 763. maddesine göre, elden çıkan kıymetli evrakın ortaya çıkması halinde senedi elinde bulundurana karşı iade davası açılabilir. Zayi nedeniyle iptali istenen çeke ilişkin olarak ... Bankası A.Ş.'ye yazılan müzekkere cevabında çekin 16/02/2022 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. tarafından ibraz edildiği bildirilmiştir. TTK'nın 792. Maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. Eldeki davada, davacı öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, zira aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır niteliktedir. Ayrıca TTK’nın 792. maddesi içeriği itibariyle önceki hamilin elinden herhangi bir şekilde çıkan çeki iktisap eden yeni hamilin, TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada ispat yükü üzerinde olan davacının, kötüniyete veya ağır kusura dair iddialarını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bunun yanında kötüniyeti yahut ağır kusuru ispatlanması gereken kimse çeki hamil olarak elinde bulunduran ve davada taraf olan davalıdır.TTK'nın 818/1-c maddesi uyarınca çekler hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 677. Maddesindeki düzenlemeye göre, Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.Somut olayda, davalının dava konusu çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Çeklere ilişkin zayi nedeniyle iptal davası açılmış olması da, tek başına, çeki elinde bulunduran davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu göstermez. Bu haliyle davalının çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiği ispat edilememiştir. Davacı tarafça, lehtar cirosundaki imzanın kendilerine ait olmadığı ve bu sebeple açılan menfi tespit davasının bekletici mesele yapılması gerektiği iddia edilmiş ise de, yukarıda anılan imzaların bağımsızlığı prensibi gereğince, söz konusu iddiada ileri sürülen hususun çekin geçerliliğine ve hamilin durumuna bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2026