T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2086 - 2025/2385 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2086 KARAR NO : 2025/2385 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2021/347 E. - 2023/97 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sına…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2086 - 2025/2385 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2086 KARAR NO : 2025/2385 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2021/347 E. - 2023/97 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2023 tarih ve 2021/347 Esas - 2023/97 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2020/86975 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiklerini, itirazın diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2021-M-6139 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markalarının iltibas oluşturabilecek düzeyde benzediğini, müvekkilinin markalarının tanınmış ve pek çok ülkede tescilli olduğunu, müvekkilinin panda figürlü "..." ibareli markalı ürünlerini 7 kıtaya ihraç ettiğini, müvekkili markalarının tanınmışlığının ve ortalama gıda tüketicilerinin büyük kısmının çocuklardan oluşmasının iltibas ihtimalini artırdığını, kurumca gerçekleştirilen bütünsel inceleme biçiminin yüksek mahkeme kararları, hukuk ve kanunla uyumlu olmadığını, iltibas değerlendirmesinin benzerliklere odaklanarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, benzer bir uyuşmazlıkta "..." ibaresinin müvekkilinin markalarıyla benzer bulunduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca başvurunun reddinin gerektiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, pek çok firmanın ayı ve panda figürlerini ambalajlarında kullandığını, müvekkilinin markasının farlkı şekilde telaffuz edildiğini, başvuru ile mesnet markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin "..." ibareli seri markalar oluşturulduğunu, kötüniyet iddiasının kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta gerek dosya kapsamına sunulan deliller, gerek .... sicil kayıtları gerekse de yine davacı yanca dosyaya kazandırılan emsal nitelikteki yargı kararlarında "..." markasının, davacı yan ile uzun yıllara sari kullanım neticesinde gıda sektöründe ve özellikle "..." ürün grubunda bilinir hale geldiği, bu bilinirlik nedeniyle davacı markalarının daha kapsamlı bir korumadan yararlanabileceği, keza aynı şekilde "..." markasının da ",,, gofret, çikolata" ürün grubunda belli bir bilinirlik elde ettiğinin dosya kapsamında anlaşılabilir olduğu, ancak somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasındaki benzerliğin olmadığı göz önüne alındığında, dava konusu markanın davacı markalarının ayırt edici karakterine, tanınırlığına veyahut ticari itibarına zarar verme ihtimali bulunmadığı gibi davalı taraf lehine haksız menfaat sağlaması sonucunu da doğurmayacağı değerlendirilmiş olup bu hususta davacı lehine tanınmışlık kapsamında bir koruma sağlanması için aranılan kriterlerin somut uyuşmazlıkta oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ortalama tüketici kitlesinin iltibasa etkisinin gözardı edildiğini, SMK'nın 6/5. maddesinin de uygulanması gerektiğini, davalı şirket başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "...", "..." ve "..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, başvurudaki "..." ibaresinin yazım ve harf dizilimi itibariyle tüketiciye "..." ve "..." kelimesinden tamamen farklı bir algı verdiği, tüketicilerin bu kelimeleri ilişkilendirilmeyeceği, bunun yanında, çocuklara hitap eden atıştırmalık ürünlerde "..." gibi hayvan figürleri kullanılmakta olup, dava konusu markadaki "..." figürünün da davacının "..." ibareli markalarında kullandığı "..." figüründen yeteri derecede farklı olduğu, benzer renk taşımalarının ise hayvanın doğal yapısından kaynaklandığı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.02.2025 tarih ve 2024/2814 E.- 2025/991 K. sayılı kararında da aynı marka için yapılan tasarım başvurusunun davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından davacı vekilinin tanınmışlık iddiasını da somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekili başvurunun kötüniyet gerekçesiyle de reddinin gerektiğini ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince bu konuda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötüniyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı vekili, kötüniyet iddiasına gerekçe olarak, davalının müvekkilinin tanınmış markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasını göstermiş, başkaca bir delil ileri sürmemiştir. Ancak, zira sırf benzer marka başvurusunda bulunulmasının kötüniyetin kabulü için yeterli olmadığı gibi, taraf markalarının benzer de olmadığı, bunun dışında davalının marka başvurusunu kötüniyetli olarak yaptığına dair bir delil ve emarenin bulunmadığı anlaşıldığından, Dairemizce, davacı vekilinin kötüniyet iddiası da isabetli bulunmamıştır. Bu itibarla, davanın kötüniyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 18/07/2023 gün ve 2021/347 Esas - 2023/97 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yukarıda açıklanan gerekçeyle REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve davalılarca ilk derece mahkemesi kararı kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığından, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 15.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.