7. Hukuk Dairesi 2011/2791 E. , 2012/541 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafça istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın bağımsız bölümlerinin aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Tapuda kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 121 ada 42 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulu…
**7. Hukuk Dairesi 2011/2791 E. , 2012/541 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafça istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın bağımsız bölümlerinin aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Tapuda kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 121 ada 42 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan mesken ve depo niteliğindeki muhtesatların davacı ... tarafından meydana getirildiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki davaya konu muhtesatların kadastro tespitinden sonra meydana getirildiği, kadastro tespiti sırasında mevcut olmadığı, bu nedenle somut olayda Kadastro Kanununun 19.maddesi hükmünün uygulanması imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyeti arzın mülkiyetine tabi olduğundan muhtesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin olması düşünülemez. Bu hukuksal olgu dikkate alındığında muhtesatın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde şerh ve tescil edilmesine karar verilemeyeceği gibi, mülkiyet olgusunu doğuracak şekilde hüküm de kurulamaz. Hal böyle olunca; mahkemece hüküm yerinde sadece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de,yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin birinci fıkrasından “…davacıya ait olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde şerh düşülmek üzere kararın bir suretinin Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine” sözlerinin çıkarılmasına, yerine “davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine,” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 07.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.