T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/199 - 2026/53 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/199 KARAR NO : 2026/53 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03/03/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/955E., 20…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/199 - 2026/53 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2021/199 KARAR NO : 2026/53 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03/03/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/955E., 2020/205K. DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin 233 sayılı KHK hükmüne tabi olarak kurulan kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, DHMİ hizmet binası ile işletmekte olduğu hava limanlarınındaki sağlık hizmetlerinin firmalara yaptırıldığını, dava dışı ...’un işçilik alacaklarının verilen İş mahkemesi kararlarına istinaden davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek, ödenen 20.643,81 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Davanın yetkili mahkemede açılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin davacının açık kusuru ve danışık sebebiyle hukuken geçersiz olduğunu, bu sebeple çalışan kişilerin de davacı kurum işçileri olarak kabulü gerektiğini, davadışı işçiye ödenen ücretten davalı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...Dava tarihinde yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14. maddesi 3.fıkrasında “işçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır… Ancak işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm işçi ve işveren arasındaki hukuk ilişkiye ilişkindir. Kıdem tazminatı alacağı yerleşik Yargıtay kararları uyarınca (23. H.D'nin 2014/5216 E-2015/4986 K) her bir işverenin işçinin kendi çalıştırdığı döneme isabet eden miktarla sınırlı olarak sorumlu olup, son işveren ise yıllık izin ücreti alacağı ve fesih ihbar alacağından sorumludur. (11. H.D'nin 2013/166 E -18061 K) Davacının anılan düzenleme ve ilkeler çerçevesinde davalılardan rücuan talep edebileceği tazminat alacağının belirlenmesi için HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmış alınan raporda dava dışı işçi ...’a 5876,02 TL, ...’e 7378,19 TL, ...’a 7389,60 TL ödendiği tespitlerine yer verilmiş, bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli açıklıkta ve denetime elverişli bulunarak hükme esas alınmış ve davacının dava konusu mikraı rucuan davalıdan talep etme şartlarının bulunduğu nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili, Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 2014/1659 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen kararı ile aslında 2009 yılından 2014 yılına kadar akdedilen tüm sözleşmelerin muvazaalı olduğunun ortaya çıktığını, işbu mahkeme kararı sebebiyle ile davacının rucuan tazminat talebinde bulunamayacağını ve davanın reddi gerektiğini savunmuşsa da; davalının yapılan sözleşmenin tarafı olması ve bir kimsenin kendi muvazaasına dayanarak tazminat talebinde bulunamayacağına dair Yargıtay kararlarında da benimsenen ilke ve Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi hükmü de birlikte değerlendirildiğinde, sözleşme ilişkisinin tarafı olan bir kimsenin kendi muvazaasına dayanarak tazminat talebinde bulunamayacağı gibi bu hale dayanarak da kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmekten kaçınamayacağı sonucuna ulaşılmış ve davalının bu savunmasına da itibar edilmemiş, davanın kabulü ile 20.643,81 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Cevap dilekçesindeki hususları tekrar ederek,sözleşmenin geçersiz olduğunu, muvazaalı sözleşme nedeniyle işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunu, mahkemece bu savunmaların dikkate alınmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında işçilere ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.410,17 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak alınan 355,00 TL'nin mahsubu ile kalan 1.055,17 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına. 3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip