7. Hukuk Dairesi 2023/4282 E. , 2024/4390 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1881 E., 2023/1769 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 15.02.2018 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/248 E., 2023/120 K. Taraflar arasında görülen paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine kar…
**7. Hukuk Dairesi 2023/4282 E. , 2024/4390 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1881 E., 2023/1769 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 15.02.2018 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/248 E., 2023/120 K. Taraflar arasında görülen paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların murisi ...nin 177 parsel sayılı taşınmazda birlikte hissedarken aralarında taşınmazın nasıl kullanılacağını belirten 23.05.1996 tarihli protokol düzenlediklerini, protokole göre taşınmazın kuzeyini...'in güneyini davacının kullanacağını, bölgede yapılan toplulaştırma işlemleri sonucunda 177 parselin ikiye bölünerek 177 parsel ve 158 ada 2 parsel olduğunu, taşınmazın kuzeyini... mirasçılarının güneyini davacının kullanmaya devam ettiğini, ancak müvekkilinin kendisine düşen kısımdan daha az yer kullandığını ileri sürerek, müvekkilinin hissesine yönelik el atmanın önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ecrimisil tazminatının şimdilik 10.000,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle müvekkiline verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama esnasında sunduğu 19.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde; davaya konu edilen ve davalı tarafından el atılan kısmın müvekkilinin uhdesine geçtiğini, iş bu davada el atmanın önlenmesi isteminin konusuz kaldığını, bu nedenle eksik harcı yatırmadıklarını beyan etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; toplulaştırma nedeniyle taşınmazda bir değişiklik olmuş ise bunun 3 sezondur olduğunu, bu nedenle 5 yıllık ecrimisil istenilemeyeceğini, müvekkilleri yönünden 1996 yılındaki anlaşmaya aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, davacının ortaklığın giderilmesi davası açması gerektiğini, uygulamadan kaynaklı değişikliğin yükümlülüklerinin müvekkillerine yüklenemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla icra tehdidi ile yapılan tahliye halinde davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, toplulaştırma işlemi sonucunda protokolün geçerliliğinin kalmadığı, uyuşmazlığın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 688 vd. maddelerindeki müşterek mülkiyet hükümlerine göre kesin sonuç getiren taksim ve ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlenmesi gerektiği ve kötü niyetli kullanımdan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 1. Davalının kötü niyetli olarak harç yatırdığını ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 2. Taşınmazda fiili taksim bulunduğu ve 1996 tarihli protokolün geçerliliğini koruduğunu, 3. Davalıların da fiili taksim bulunduğunu kabul ettikleri halde Mahkemece tecavüzlü kısmın tereddüt uyandırmayacak şekilde belirlenmesi için bilirkişilerden ek rapor alınmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683 ve devamı maddeleri. 3. Paylı mülkiyete konu bir taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açılmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. 4. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. 5. Paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi TMK’nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.