4. Ceza Dairesi 2022/2949 E. , 2024/16937 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Yapılan ön incelemede sanık hakkında; Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu, Hakaret suçundan verilen hükmün ise temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz di…
**4. Ceza Dairesi 2022/2949 E. , 2024/16937 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Yapılan ön incelemede sanık hakkında; Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu, Hakaret suçundan verilen hükmün ise temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği özetle; üzerine atılı suçları işlemediğine, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasına ilişkindir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İncelemeye konu olayda; kamu görevlilerine yönelik eleştirilere izin verilen sınırların özel kişilere nazaran daha geniş olması ve sanığın suça konu sözlerinin, görevli polis memurlarının eylemleri ile FETÖ/PDY terör örgütünün yapılanmasına yönelik tepki niteliğinde söylenmesi karşısında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamına göre özetle, "Müştekinin polis memuru olduğu, kavga olduğunun ihbarı üzerine diğer polislerle birlikte olay yerine gittikleri, sanığın kavgaya katılması ve saldırgan tavırlar sergilemesi nedeniyle ekip aracına bindirdikleri sırada 'Hepiniz fetöcüsünüz, buradan çıkar çıkmaz sizi öldüreceğim, yüzünüzü tanıdım, öldüreceğim' demek suretiyle kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak suçlarını işlediği iddia ve kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir. Sanığın süresinde hükmü etmesi etmesi üzerine Dairemizce değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafın "Sanığın, suça konu sözlerinin; görevli polis memurlarının eylemleri ile FETÖ/PDY terör örgütünün yapılanmasına yönelik tepki niteliğinde söylemesi karşısında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı" gerekçeleriyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Kanaatimizce sanığın müştekiye söylediği sözler hakaret suçunu oluşturdundan anılan bozma nedeni yerinde değildir. Şöyle ki; Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinde; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına göre her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Ancak demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Bu nedenle eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olduğu için hakaret suçuna vücut vermez ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadelerin kullanılmaması, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınması gerekmektedir. Evvela sanık tarafından müştekilere yönelik olarak söylenen "Fetöcüsünüz" sözünün ne anlama geldiğinin açıklanması gerekir. Devletin güvenlik birimlerinin tespitlerine ve bu konudaki yargısal kararlara göre FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzere, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiği sabittir. Önceleri bu terör örgütünün yapısı ve amacı herkes tarafından bilinmezken, özellikle 15 Temmuz 2016 da gerçekleştirdiği darbe girişimi ile bu sırada işlediği yüzlerce kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerinden sonra toplumun her ferdi tarafından öğrenilmiş ve terör örgütü olduğu tüm yönleriyle açığa kavuşmuştur. Özetle FETÖ/PYD nin bir terör örgütü olduğu, dosyamızdaki darbe sonrası işlenen suç tarihinde sanık ve tüm toplum tarafından bilinmektedir. Somut olayımızda sanığın müştekiye yönelik olarak "Fetöcüsünüz" dediği, iftira atmaları için bir neden bulunmayan müşteki ve tanık beyanları ile dosya kapsamındaki diğer deliller ile sabittir, eylemin sabit olduğu konusunda uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Sanık, müştekiye "fetöcüsünüz" demek suretiyle yukarıda nitelikleri açıklanan terör örgütüne mensup olduğu isnadında bulunmuştur. Bir kimseye ve özellikle kamu görevlisine terör örgütü üyesi veya destekçisi olduğunun söylenmesi onur, şeref ve saygınlığı rencide eden en ağır eylemlerden birisidir. Söylenen sözün bu içeriği dikkate alındığından eleştiri veya kaba söz olarak kabulü mümkün değildir. Sanık suç tarihinde FETÖ/PYD nin silahlı bir terör örgütü olduğunu bildiği halde, yasalara uygun biçimde görevini yerine getirmeye çalışan kamu görevlisine, haklı bir neden yokken anılan örgüte üye olduğu veya yardım ettiği suçlamasında bulunmuştur. Silahlı terör örgütü üyeliği TCK'da düzenlenen en ağır suçlardan birisidir. Bozma gerekçesinde sanığın sözlerinin FETÖ/PYD yapılanmasına tepki niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiş ise de, müşteki ve arkadaşı polislerin kavga nedeniyle olay yerine geldikleri, sanığı kavga halinde görüp ayırdıkları, yasal işleme yapılmak üzere polis merkezine götürmek istediklerinde direnip hakarette bulunduğu konusunda duraksama yoktur. Müşteki ve diğer görevlerini yapan polislerin FETÖ/PYD yapılanması bir irtibatı bulunmamaktadır. Somut olay sırasında müşteki veya diğer polislerin bu terör örgütüyle ilgili yaptıkları bir işlem yoktur, örgüt mensuplarına özgü yasa dışı bir tutumları veya hukuka aykırı herhangi bir işlem ya da davranışları saptanmamıştır. Bu yönde sanık tarafından ileri sürülen soyut iddia dahi yoktur. Bu durumda sanığın eyleminin hukuka uygun tepki veya eleştiri olarak kabul etmenin mantıksal ve hukuksal hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca silahlı terör örgütü üyeliği isnadının eleştiri veya kaba söz olarak nitelendirilmesinede yasal olanak bulunmamaktadır. Yargılamaya konu sözün içeriği, söylenme nedeni ve yeri, zaman ve ortamı dikkate alındığında kamu görevlisinin görevini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemek ve saygınlığına zarar verme amacıyla söylendiği, dolayısıyla eylem sonucu müştekinin onur, şeref ve saygınlığı rencide edilerek hakaret suçunun unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak; sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu, Yerel Mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün bu gerekçeyle bozulmasına dair düşüncesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.