11. Hukuk Dairesi 2008/6496 E. , 2010/2359 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2007 tarih ve 2002/457-2007/717 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davacı Avukatı ...geldi, davetiye tebliğini rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldı…
**11. Hukuk Dairesi 2008/6496 E. , 2010/2359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2007 tarih ve 2002/457-2007/717 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davacı Avukatı ...geldi, davetiye tebliğini rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili anonim şirketin % 20 hisse karşılığı ortağı ve aynı zamanda Genel Müdür sıfatıyla imza yetkililerinden biri olan davalının ihbar üzerine yapılan denetimine ilişkin raporda, sahte belge ve işlemlerle şirkete ait olan borçları kapattığı, şirketin parasını kendi hesabına geçirdiği, şirkete girmesi gereken komisyonlarla ilgili çekleri şahsı adına tahsil ettiği, avans borcunu gerçek dışı faturalarla kapattığı, şirket dışına para aktarma işlemleri yaptığı hususlarına yer verildiğini, şirketin bu olaylar nedeniyle itibar kaybettiğini, ceza davasının derdest olduğunu ileri sürerek, şimdilik 23.674.399,182 TL maddi zararın ve 50.000.000.000 lira manevi zararın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirketin sürekli denetim gördüğünü, müvekkilinin muhasebe bölümünü denetleme gereği duymadığını, denetim raporunun tek taraflı olduğunu, manevi zararın doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiş; karşı dava açarak, müvekkilinin iş akdine son verilmesi nedeniyle kıdem, ihbar ve maaş farkı toplamı olan 16.564.000.000 liranın ayrıca 30.000 USD karın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl davanın konusu maddi zarar talebinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla buna dayalı manevi zarar talebinin de yerinde olmadığı, karşı davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davacı anonim şirketin ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan şirket zararının tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TTK.nun yöneticiler ile ilgili 341 nci maddesi uyarınca, böyle bir davanın davacı şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması, davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava koşulu olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez. Somut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır. Bu yönde bir delile dayanılmamış olup, tarafların genel kurulda anılan yönde bir karar alındığına ya da alınmadığına yönelik bir açıklamaları olmadığı gibi, mahkemece de bu noktada bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı ibrazına ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava,açıklanan usul yönünden reddedilmek gerekirken,re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan ve bu yönler tartışılmadan,doğrudan esasa girilmesi doğru olmamıştır. 2) Bozma neden ve şekline göre, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.