11. Hukuk Dairesi 2011/190 E. , 2012/21402 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2010 tarih ve 2000/882-2010/545 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü iş…
**11. Hukuk Dairesi 2011/190 E. , 2012/21402 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2010 tarih ve 2000/882-2010/545 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinden ... ve ...'ın, davalı şirketteki hisselerini diğer müvekkili ...'a devrettiklerini, bu devir sözleşmesinin pay defterine kaydedilmesi için şirket yönetim kurulu üyesi ve kız kardeşi olan ...'a teslim edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı bulunan diğer davalı ...'ın, hem isim benzerliğinden hem de baba adlarının ... olmasından yararlanarak bu hisseleri kendi adına kayıt ve tescil ettiğini, bu hisseleri hileli yollarla üzerine geçiren davacı ...' in dedesi 1930 doğumlu ... ve şirket aleyhine, davalı ...' in hissedarlığının kısmen iptali ile davacı 1980 doğumlu ... adına hissedarlığın tescili için mahkemeye dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, iptali istenen 23.06.2000 tarihli genel kurul toplantısına ise davacı ...'ın çağrılmadığını ve oy da kullandırılmadığını, genel kurulun çağrı merasimine uyulmaksızın tüm ortaklar hazır bulunmuş gibi icra edildiğini ve şirket sermayesinin % 26'sına sahip bir kişinin katılmasının hileli yollarla önlendiğinden genel kurulun yoklukla malul bulunduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 23.06.2000 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. gündem maddeleri ile alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 09.06.2000 tarihi itibarı ile ...'a ait hisselerin oğlu 1980 doğumlu ...'a devri gerekir iken, şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı 1930 doğumlu ...'ın hileli şekilde kendi adına tescilini sağladığı, bu hisse devrinden sonra icra edilen dava konusu genel kurulun, davacı ...'a ait %26 hissenin temsili olmadan yapıldığından, alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu genel kurul toplantısının TTK.’nun 370. maddesi uyarınca tüm pay sahiplerinin hazır bulunduğu belirtilmek suretiyle davet merasimine riayet edilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların yoklukla malul sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığının sabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların geçersiz sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu türden bir davada, dava açan kişinin, davanın başından sonuna kadar bu sıfatının sürmesi gereklidir. Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Yine genel kurul kararlarının iptali davalarının, TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilemez. Aktif ve pasif dava ehliyetine ilişkin olan bu hususlar, mahkemece resen göz önüne alınır. Somut uyuşmazlıkta ise dosya içerisinde bulunan ve kesinleşen Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/636 E.-2008/535 K. sayılı ilamı ile davacı ...’ın davalı şirkette bulunan (64.950.000) adet hissesinin tamamını 1980 doğumlu diğer davacı ...’a devir ettiğinin tespiti ile bu davacı adına tesciline karar verilmiştir. Bu durumda davacı ...’ın ortaklık sıfatının kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Yine davacı ..., 23.06.2000 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelinde ortak olarak yer almasına rağmen, 20.07.2000 tarihli genel kurula ait hazirun cetvelinde ortak olarak gözükmemektedir. Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın ortaklık sıfatının yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediği, dolayısıyla aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, mahkemece genel kurul kararlarının iptali davasında davalı ortak ...’a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, anılan davalı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davalı ... hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.