11. Hukuk Dairesi 2022/4467 E. , 2023/3150 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/86 Esas, 2021/612 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan …
**11. Hukuk Dairesi 2022/4467 E. , 2023/3150 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/86 Esas, 2021/612 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine dava dışı Abdulkerim Mısırlıoğlu’nun kefil olduğunu, dava dışı ...’nun ise ipotek verdiğini, davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip sonucunda taşınmazın 75.000,00 TL'ye alacağa mahsuben davacı bankaya geçtiğini, borcun tamamının karşılanmadığını, alınan rehin açığı belgesine istinaden davalı şirket hakkında Trabzon 4.İcra Müdürlüğünün 2014/26223 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalıların itirazının iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2017 tarih, 2015/298 E. ve 2017/265 K. sayılı kararıyla; davacı bankanın Trabzon 4. İcra Müdürlüğünün 2014/26223 sayılı dosyasında rehin açığı belgesine dayanarak ilamsız takip yaptığı, davalı şirketin borç miktarına ihtarnamede itirazının olmadığı, 2014/26223 sayılı takibinde itirazı olduğundan borcun muaccel hale geldiği ve temerrüt faizi oluştuğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2.5.1 ve 4.2 maddelerinde faizle ilgili tarafların karşılıklı anlaştığı, ayrıca davacı banka ile davalı şirketin 15.02.2012 tarihli genel mektubunda GM-1325 TL kredilerde uygulanacak olan yüksek akdi faiz oranının %36 olduğu ve bunun %100 fazlasında temerrüde esas %72 olacağı görüldüğü, ihtarnamenin taraflara 01.02.2013 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmesi için 1 günlük süre verildiği göze alındığında temerrüt başlangıcının 02.02.2013 tarihi olduğu, bu itibarla ihtar tarihindeki 21.01.2013-02.02.2013 tarihleri arasında 12 gün için ihtarnamede belirtilen 173.341,49 TL asıl alacağa %36 ana para faizi, 02.02.2013-15.01.2014 takip tarihine kadar 348 gün ise %72 temerrüt faizi uygulandığı, toplamda 173.341,49 TL asıl alacağa, 2.080,09 TL akdi faiz, 120.645,67 TL temerrüt faizi, 6.136,28 TL (%5 oranında) BSMV uygulandığı, ayrıca Trabzon İcra Dairesinin 2014/1277 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında 12.539,37 TL vekalet ücreti, 8.764,37 TL harç, 37,17 TL masraf eklendiğinde toplam borcun 323.544,44 TL olduğu ve bu borçtan 27.200,18 TL ve 26.05.2014 tarihinde ipoteğin satışı ile borçtan düşülen 75.000,00 TL dikkate alındığında geriye kalan toplam borcun 221.344,26 TL olduğu, davalı tarafın bundan sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2018 tarih, 2018/31 E. ve 2018/26 K. sayılı kararıyla; rehin açığı belgesinin takip hukukuna ilişkin olduğu, sadece ipotek veren dava dışı ... yönünden borç ikrarı içeren senet mahiyetinde olduğu, ...'nun ipotek vermiş olduğu taşınmazın satılmasıyla sorumluluğunun kalmadığı, davalı şirket yönünden rehin açığı belgesinin borç ikrarı içeren senet mahiyetinde olmadığı, Mahkemenin de rehin açığı belgesini bu şekilde değerlendirdiği ve davalı şirketin itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden rapor aldığı, bilirkişi heyetinin raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu bilirkişi raporu dikkate alınarak kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ve davacı vekilinin istinaf sebeplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 18.12.2019 tarih, 2018/2703 E. ve 2019/5595 K. kararıyla davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş, davalı vekilinin itirazı ise kabul edilerek, davanın rehin açığı belgesine dayalı takibe ilişkin itirazın iptali davası olduğu, rehin açığı belgesi icra hukuk mahkemelerinde görülen itirazın kaldırılması davalarında alacağın ispatı için yeterli bir belge kabul edilebilirse de ilamsız takibe ilişkin itirazın iptali davalarında borçlunun borcunu gösteren kesin bir delil değil olmadığı, bu itibarla davacı bankanın davalı borçludan alacağının dava konusu takip tarihi itibariyle bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiği, bu hesap yapılırken borçlunun borcunun, hesap kat tarihindeki muaccel alacak ile bu alacağın ödenmesi için çıkartılan ihtarname ile tebliğ tarihi arasındaki dönem için uygulanacak akdi faiz toplamı üzerinden bir hesap yapılacağı, daha sonra temerrüt tarihinden dava konusu takip tarihine kadarki dönem için temerrüt faizi ve BSMV hesaplanması gerektiği, ayrıca davalının bankaya yaptığı 27.200,18 TL'lik ödeme ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipteki 75.000,00 TL ipotek satış bedelinin davacının alacağından önce faizden düşülmek suretiyle mahsup edilmesi, dava konusu takip tarihi itibariyle davacının asıl alacağı ve temerrüt faizinin tespit edilmesi, bu yöntemle tespit edilen alacağın takip talebi ile karşılaştırılması, takip talebindeki talepler aşılmadan davacının takip tarihi itibariyle asıl alacağının bulunması ve faize faiz işletilmeyecek şekilde karar verilmesi gerektiği, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu esaslara dikkat edilmeden tanzim edildiği ve İlk Derece Mahkemesince bu rapor esas alınarak hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı, yine İlk Derece Mahkemesince tesis edilen hüküm takip talebindeki taleplere ilişkin ayrıntıyı içermediğinden icrada tereddüte neden olacağı gibi faize faiz işletilmesi sonucunu doğuracağı, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde dava konusu olmayan ipotek takibine ilişkin dosya içeriğinin açıklandığı ve içeriğin dava konusu ilamsız takip ile karıştırıldığı, dava konusu takibin içeriğinin de yanlış özetlendiği, dolayısıyla mahkeme gerekçesinin de hükme dayanak teşkil edecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçlunun borcunun hesap kat tarihindeki muaccel alacak ile bu alacağın ödenmesi için çıkartılan ihtarname ile tebliğ tarihi arasındaki dönem için uygulanacak akdi faiz, temerrüt tarihinden dava konusu takip tarihine kadarki dönem içinse temerrüt faizi ve BSMV hesabı yapılmak üzere aldırılan bilirkişi raporunun denetime açık ve karar vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Trabzon 4. İcra Müdürlüğünün 2014/26223 sayılı takip dosyasına itirazının iptaline, takibin asıl alacak 108.298,60 TL, işlemiş faiz 43.661,81 TL, BSMV 2.183,09 TL, toplamda 154.143,50 TL üzerinden devamına, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin alacak miktarının likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 152 nci maddesinin son fıkrası uyarınca rehin açığı belgesinin borç ikrarı içeren senet mahiyetinde olduğundan bu husus görmezden gelinerek yapılan hesaplamaların doğru olmadığını, davalı borçlunun hesap kat ihtarnamelerinde belirtilen borç miktarına, ipotek takibindeki borç miktarına itiraz etmediğini, bu sebeple borç miktarının kesinleştiğinden müvekkili tarafından talep edilen miktarın rehin açığı belgesinde yazılı miktar kadar olduğunu, kesinlemiş borcun yargılama konusu yapılamayacağını, kredili mevduat hesabından kaynaklanan borca hesaplanacak faiz oranı olarak kredi kartı faiz oranlarının esas alınmayacağını, dosyada ipotekli takip yapılmamış gibi en baştan hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, eldeki davanın menfi tespit değil, itirazın iptali davası olduğunu, rehin açığı belgesine dayalı davada kesinleşmiş bir borcun yargılamasının yapılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında imzalan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin geri ödenmemesi üzerine rehin açığı belgesine istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.