İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Kapaklı Köyü Bağlar Tepesi Mevkii Akhisar/Manisa adresinde bulunan taşınmaz üzerinde kurulu ... istasyonunun ... kiml…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/458 KARAR NO : 2025/1836 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ TARİHİ: 09/09/2021 NUMARASI : 2020/164 Esas - 2021/613 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Kapaklı Köyü Bağlar Tepesi Mevkii Akhisar/Manisa adresinde bulunan taşınmaz üzerinde kurulu ... istasyonunun ... kimliği altında işletilmesi amacıyla 22.03.2017 tarihli 5 yıllık bayilik sözleşmesi ile aynı tarihli ek protokol akdedildiğini, davalılardan...ile ...'nın asgari alım taahhütnamesini garantör sıfatıyla imzaladığını ve bu hususun sözleşmenin 11.maddesinde düzenlendiğini, bayilik lisansının müvekkil muvafakati alınmadan dava dışı İzfer ... Ltd.Şti.’ne devredildiğini, lisansın EPDK’nın 27.09.2019 tarihli 43192 nolu kararı ile sonlandırıldığını, bu nedenle sözleşme süresinin sona ermeden davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı haksız olarak feshettiğini, davalının uzun süredir müvekkilden ... alımı yapmadığı hususunun 08.04.2019 tarihli noter ihtarnamesi ile bildirildiğini, anılan nedenlerle 22.03.2017 sözleşme başlangıç tarihinden, sözleşmenin haksız feshedildiğini 27.09.2019 tarihine kadarki dönem için şimdilik 22.500,00 TL cezai şart, sözleşmenin fesih tarihinden sözleşme süresinin sona ereceği 22.03.2022 tarihine kadarki dönem için şimdilik 22.500,00 TL kar mahrumiyeti alacağı olmak üzere toplamda 45.000,00 TL’nin aylık %7 akdi faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce alanında uzman bilirkişiler marifetiyle düzenlenen ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin 3.6.a maddesi gereği davacının yazılı izni olmadan bayilik sözleşmesi ve buna bağlı olarak akdedilen sözleşme ve taahhütnamelerin 3. Kişilere kısmen veya tamamen devredilemeyeceğinin kararlaştırıldığı, buna karşın davalı şirket tarafından davacının bayisi olan tesisin dava dışı İzfer ... ... Limited şirketine devredilerek davalı şirketin talebi ile bayilik lisansının sonlandırıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 22.03.2017 tarihinde akdedildiği göz önünde bulundurulduğunda, 27.09.2019 tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin 15.1 maddesinde kararlaştırılan 5 yıllık sözleşme süresinin henüz tamamlanmamış olduğu, bu haliyle davalı şirket tarafından taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ihlal edildiği, taraflar arasında akdedilen asgari alım taahhütnamesine göre davalının davacından her yıl 800 ton ... ürünü almayı taahhüt ettiği, taraflar arasında akdedilen ek protokolün 5.1 maddesi gereği sözleşme hükümlerinin bayii tarafından kısmen ya da tamamen ihlal edilmesi halinde sözleşmede belirtilen şekilde hesaplanacak cezai şart bedeli alacağının davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu yönde bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada davalı şirketin ödemesi gereken cezai şart tutarının 8.287,40 $ olduğu, davacı tarafça davalının dava tarihinden evvel temerrüte düşürülmüş olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.4 maddesi gereği temerrüt halinde temerrüt tarihinden itibaren aylık %7 akdi temerrüt faizinin uygulanacağının kararlaştırıldığı, bununla birlikte davacı vekili tarafından sözleşmenin haksız yere feshedildiği tarihten sözleşmenin sona ereceği kararlaştırılan 22.03.2022 tarihli dönem için kar mahrumiyeti talebinde bulunduğu, bilirkişi raporu ile bu yönde yapılan hesaplamada davacının mahrum kaldığı net kar tutarının 332.182,43 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla, davacı tarafın dava dilekçesinde talep ettiği miktarlarla sınırlı olarak davalı şirket bakımından davanın kabulüne, diğer davalılar bakımından dava açılmadan evvel arabuluculuk kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir.Karardan sonra Davalılar vekili 12.11.2021 tarihli talep dilekçesinde özetle; HMK 305/A maddesine göre hükmün tamamlanarak müvekkilleri...ile...lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünde ek karar yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesinin 30/11/2021 tarihli EK kararında, "Davalılar vekilinin vekalet ücret talebinin kabulüne, kararın hüküm kısmına ( 8 ) nolu bent eklenerek hükmün "Davalılar...ile...kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar...ile ...'ya verilmesine, " şekli ile düzeltilmesine" karar verilmiştir.Yine karardan sonra davacı vekilince 22.500,00 TL kar mahrumiyeti alacağına ilişkin %7 akdi faiz talebi hakkında bir karar verilmediği bu kısımlar yönünden HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak bu talebi ilişkin bir ek karara dosyada rastlanılmamış olup, hakim tarafından dilekçe üzerine "talep davanın esasına ilişkin olmakla ve mahkememizce dosyadan el çekildiğinden talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına" yazılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davalılar...ve ... ...'nın tacir olup olmadığı araştırılmaksızın davanın iş bu davalılar yönünden arabuluculuk başvurusu yapılmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi ve aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olup, dava dilekçesi ile ''Davamızın kabulüne karar verilmesini, sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü zarar ziyanın tazmini haklarımız ile fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız ile ıslah hakkımız saklı kalmak kaydıyla; bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 22.03.2017 tarihinden sözleşmenin davalı tarafça haksız surette feshedildiği 27.09.2019 tarihine kadar ki dönem için şimdilik 22.500,00-TL cezai şart, sözleşmenin fesih tarihinden sözleşme süresinin sona ereceği 22.03.2022 tarihine kadar ki dönem için şimdilik 22.500,00-TL kar mahrumiyeti alacağı olmak üzere toplam 45.000,00-TL kar mahrumiyetinden ve cezai şarttan kaynaklanan alacağımızın taraflar arasındaki sözleşmeye bağlı olarak hesaplanacak aylık %7 akdi faiziyle birlikte tahsili talebidir.'' denildiğini, bu sebeple 22.500 TL kar mahrumiyeti alacağına ilişkin işleyecek aylık %7 akdi faiz talebimiz hakkında talebimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, iş bu husus HMK madde 305/A uyarınca yerel mahkemeden hükmün tamamlanması usulü çerçevesinde talep edilmiş olup yerel mahkeme tarafından esasa ilişkin bir talep olduğu beyanıyla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş talebine ilişkin gerekçeli kararda bir değerlendirme yapılmadığı gibi hüküm kısmında da yer verilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının dava öncesinde arabuluculuk sürecine başvurmuş ise de bu başvurusunu yalnızca davalı Şirket yönünden gerçekleştirdiğini, huzurdaki davanın ... ve...yönünden dava şartı arabuluculuk başvurusunun yapılmamış olması nedeniyle; HMK hükmü karşısında usulden reddi yönündeki Yerel Mahkeme kararı teknik olarak hukuka uygun olmakla birlikte, yargılama giderlerine hükmedilmemesi bakımından hukuka aykırı olduğunu, davanın ticari dava olduğu, tarafların tacir olduğu bu nedenle de bir kesin yetkinin bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle, huzurdaki davada kesin yetkili olan İstanbul Merkez mahkemelerinde açılması gerektiğini, Mahkemece HMK 31. Madde kapsamında davanın aydınlatılması hususu temin edilmemiş davalı Şirket tarafından belirtilen tarihlerde işletilmekte olan Akaryakıt ve ... istasyonu, davalı Şirket tarafından Akhisar 2. Noterliği'nin 04.01.2010 tarihli 00011 yevmiye numarası ile onaylı kira sözleşmesi ile ... Tic. A.Ş.'den 25.12.2009 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile kiralanmış, daha sonra bu sürenin dolması sonrasında 1'er yıllık devreler halinde yenilenmiş, fakat davacı yanın sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle Müvekkil Şirketin bulunduğu lokasyondaki piyasada zor durumda kalması nedeniyle ekonomik zorluğa düşmüş, haciz baskısı altında kalmış ve kira konusu yeri tahliye etmek zorunda kaldığını, bu bakımdan bayilik sözleşmesinin sonuna değin bir hesaplama yapılması kabul edilemeyeceğini, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, Akhisar 2. Noterliğinin 13.03.2018 gün ve 02040 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı yana sözleşmedeki fiyat koşullarına uygun davranılması, açılan limitlerin sözleşme ile belirlenen kıstaslara uygun halde bulundurulması hususları ihtar edilmesine rağmen, davacı yan sözleşmeye aykırı fiyat uygulamasına devam ettiğini, davalı şirketin bu bakımdan akaryakıt ve ... istasyonunu ekonomik olarak zor durumda kalması nedeniyle devir etmek zorunda kaldığı izahten vareste olup davacı yan bu ihtarnameye her hangi bir cevap vermediği gibi, haksız fiyat uygulamasına devam ettiğini, bu nedenle davalı Şirket, Akhisar 2. Noterliği'nin 11.04.2019 tarih ve 03896 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yeniden ihtarname keşide etmek zorunda kalmış aynı ihtarname ile Davacı yanca hesap edilen 8.300 Usd miktarındaki asgari mal alımından kaynaklanan cezai şart talebi kabul edilmemiş, ancak Davacı Şirket tarafından mal tedarikine devam edilmiş davacının bu davranışına rağmen huzurdaki davayı ikame etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, Davacının halen mal tedarikine devam etmesi, özellikle bayilik sözleşmesinin başlamasından sonraki ilk 1 yıllık dönemde sessiz kalması, davalı Şirketçe fiyat konusunda ihtarname keşide edildikten sonra asgari mal taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağını ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılmasından başka bir şey olmadığını, nitekim, davacının kendi beyanından da anlaşılabileceği gibi, davacı yan bu konudaki ilk ihtarnamesini, bayilik sözleşmesinin akdinden sonraki ilk 1 yıllık devre geçtikten ve hatta 2. yıllık devre sona erdikten sonra kullanmış, Davacı dava dilekçesi ile bu konuda TL üzerinden bir talepte bulunmuş olmasına rağmen, bilirkişi heyetinin dava tarihindeki kurdan hesaplama yapmasının hukuka aykırı olduğunu, asgari alım taahhüdünün geçersiz olduğu Davacı dava dilekçesi ile 22.500 TL kar mahrumiyeti talebinde bulunmuş, bilirkişi heyeti tarafından ise asgari alım taahhüdünde yer alan 800 ton hükmünden hareket ile davalılar aleyhine 332.182,43 TL kar mahrumiyeti nedeniyle cezai şart hesabı yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle, davacının asgari alım taahhüdüne bağlı talepleri yukarıda açıklandığı şekilde geçersiz ve hukuka aykırı olduğundan, bu oran üzerinden yapılan hesaplama muteber olmadığını, öte yandan, bilirkişilerin raporda anılan ... fiyatlarını, dosyanın içerisine bu şekilde bir bilgi ya da belge girmediği halde, üstelik davacı yanca "gizlilik" iddiası ile ticari defterlerinin tamamı incelettirilmediğine göre nereden ve ne şekilde edindikleri bilinmediğini, bu durum raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını açıkça gösterdiğini, her ne kadar davacı ... fiyatlarının aleni olduğunu iddia etmiş ise de dosya içerisinde yer almadığı müddetçe bu türden bilgiler dosyadaki incelemelerin denetime elverişli olmasını engelleyeceğinden, bu talebin de hukuka aykırı olduğunu, davacının sözleşmedeki fiyat koşuluna uymadığından, yapılan hesaplamanın da hukuka aykırı olduğunu, sözleşmedeki fiyat koşullarının, ...'tan celp edilecek rakamlar ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, cezai şart hükmü bakımından, açık bir menfaatler dengesizliği bulunduğunu, davalı şirketin mali verileri incelendiğinde, bu tutarların davalı Şirketin mahvına neden olacağını, zaten haksız fiyat uygualaması ile davalının bulunduğu lokasyonda piyasa koşulları bakımından zor durumda bırakan davacı, bu yetmezmiş gibi, davalı Şirketin mahvına neden olacak boyutta bir cezai şart talebinde bulunmakta olup, ... ... Ve...yönünden:gereğince, sözleşmenin müvekkillerce kefalet amacıyla imzalandığı, bu çerçevede, kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşımadığı, kefillerin sorumlu olacakları miktar ve sürenin tanımlanmadığı açık olduğundan,müvekkiller ... ve ümt ... yönünden lehimize yargılama giderlerine hükmedilmemiştir. beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, bayilik sözleşmesine ek alım taahhüdü gereğince alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle cezai şart ve sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle kar kaybı alacağı davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle, kararlaştırılan cezai şartın talep edilebilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacının kar kaybı talep edip edemeyeceği noktasındadır. Taraf şirketler arasında Kapaklı Köyü, Akhisar/Manisa adresinde bulunan gayrimenkul üzerindeki akaryakıt istasyonunun işletmeciliği konusunda 22.03.2017 tarihinde 5 yıl süre ile geçerli olmak üzere Bayilik Sözleşmesi ve 25.03.2017 tarihinde asgari mal alım taahhütnamesi imzalanmıştır. Davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından bayilik lisans devri neticesi ile taraflar arasındaki sözleşme sona ermiştir.Davacı, davalı şirketin asgari alım taahhüdünü ihlal ettiği ve sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla kar kaybı ve cezai şartın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Ürün Alım Taahhütnamesinde ise davalı şirket, beher yılda, birinci yıl için asgari 800(sekizyüz ton) (... ...), ikinci yıl için asgari 800(sekizyüz ton (... ...), üçüncü yıl için asgari 800(sekizyüz ton) (... ...), dördüncü yıl için asgari 800(sekizyüz ton) (... ...), beşinci yıl için asgari 890(sekizyüzton (... ...) ürünlerini almayı; her bir ton ... ... ürünü için 50/USD/ton cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Beş yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesinde veya eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise tedarikçi firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyecektir. Ancak; TBK’nın 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecektir. Ürün alım taahhütnamesinde, söz konusu cezai şartın ilgili olduğu takvim yılı sonu itibariyle veya ...'ın talep zamanlarında, ...'ın kayıtlarına göre tespit edilecek eksik satış miktarlarından hesap edebileceği; Hesap edilen cezai şart tutarının, takip eden takvim yılının Ocak ayı içerisinde ve/veya ... 'ın talep zamanlarında, herhangi bir ihtarı/ihbar keşidesine ve/veya hüküm alınmasına ve/veya herhangi bir kanuni merasim yürütülmesine gerek kalmaksızın, amerikan doları olarak ve / veya ödeme günündeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı nakden ve defaten ... 'a ödeneceği düzenlenmiştir. Anılan bu düzenlemeler dikkate alındığında çekincesiz olarak mal verilmesi, davacının alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmeyecektir(Yargıtay 11. HD'nin 25/03/2025 Tarih ve 2024/3179 E. - 2025/2089 K. sayılı kararı). Bu halde, davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem için alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart istemesine bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda davacının alım taahhüdünü ihlal nedeniyle ceza şart alacağının sözleşmenin yürürlükte kaldığı(22/03/2017-27/09/2019) dönem için değerlendirilmesi gerekir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki alım taahhüdündeki düzenlemelere hesaplama yapılarak alım taahhüdünün ihlali nedeniyle cezai şart belirlenmiş olup, mahkemece bu raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Kar kaybı yönünden ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 9.1 maddesinde sözleşmenin bayinin sözleşme ve eklerinindeki koşulları ihlal etmesi veya 5307 sayılı Kanuna ve ilgili mevzuata aykırı davranması nedeniyle dağıtıcının sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği, 9.2 maddesinde ise sözleşme ve eklerinin bayi tarafından haksız feshedilmesi veya fesih hükmünde sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde sözleşmenin ihlaline bağlı seçimlik hak ve yetkilerin kullanılabileceği düzenlenmiştir.Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesine ek protokolün 3.6 maddesi uyarınca sözleşmeyi devir yasağı öngörülmesine rağmen davalı şirketin bayilik lisansını devretmesi nedeniyle sözleşmenin davalı şirketin kusuru ile sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davacının kar kaybı talep etmesine bir engel bulunmamaktadır.Sözleşmenin 9.4 maddesi ise, “... seçimlik olarak Bayiden maruz kalacağı zarar, ziyan ve anlaşma süresinin sonuna kadar hesap edilmek üzere, mahrum kalacağı kar karşılığı bir tazminatı ve ayrıca kar mahrumiyeti tutarında bir cezai şart bedelini talep edebilir. İşbu kar mahrumiyeti tazminatı alacağının tespitinde Bayi, ...'ın fesih tarihinde uygulamakta olduğu beher ton ... satış bedeli ile Eragazın Bayiye uyguladığı satış bedeli arasındaki farkın beher ton için asgari kar olarak hesaplanmasını kabul etmiştir. Bakiye sözleşme süresi için aylık asgari satış tutarı olarak bayinin geçen 1 yılda en yüksek satışı gerçekleştirdiği ay tonajı esas alınacaktır. Bayinin satış taahhüdü vermiş olması halinde bu taahhüt esas alınacaktır." şeklindedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, sözleşmenin anılan maddesindeki düzenlemelere göre hesaplama yapılarak kar kaybına ilişkin cezai şart belirlenmiş olup, bu alacak kalemi yönünden de mahkemece bu raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, kar mahrumiyetine ilişkin kararda talep olmasına rağmen temerrüt faizine hükmedilmemesi yerinde olmamıştır.... satış fiyatlarının dosyaya sunulmadığı ileri sürülmüş ise de, bu fiyatlar bilirkişi heyete tarafından tespit edilmiş ve hesaplamaya esas alınmıştır. Davalı tarafça bu fiyatlara itiraz edilmekle birlikte buna ilişkin herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu nedenle davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir. Cezai şarta ilişki ekonomik mahvına neden olacağı yönündeki savunmanın ise, davacı tarafça talepte bulunulan kısmi miktarlar itibariyle bu aşamada değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Davalılar, davacının sözleşmeye aykırı fiyat uyguladığı ve istasyonun ekonomik olarak zor durumda kalması nedeniyle devredildiği ileri sürülmüştür. Ancak davalılar davaya cevap vermemiş olup bu haliyle dava dilekçesindeki vakıaları inkar etmiş sayılmaktadırlar. Davalıların bunun dışında yeni vakıalara ve delillere dayanmaları mümkün değildir. Davalı tarafça istinaf dilekçesiyle mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş ise de, yetki itirazının cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekli olup, davalılar davaya cevap vermediğinden ve kesin yetki hali de söz konusu olmadığından davalıların bu itirazı dinlenebilir değildir.Davalılar ... ve...yönünden arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açıldığı ihtilafsızdır. Bu davalılara husumet yöneltilmesinin nedeni bayilik sözleşmesi ve eklerini garantör sıfatı ile imzalamalarından kaynaklanmaktadır. Davalıların bu sıfatla imzaladıkları sözleşmeler ticari satıma ilişkin olup, bu sözleşmelerden çıkacak uyuşmazlıklarda ticari dava niteliğinde bulunduğundan anılan davalılar yönünden de dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılması dava şartı niteliğindedir. Davalılar ... ve...yönünden arabuluculuk başvurusu yapılmadığından bunlar yönünden davanın dav şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafça, sözleşmenin kefil olarak imzalandığı ve kefaletin geçerli olmadığı ileri sürülmüş ise de, bu hususların, dava şartı bulunmadığından, bu aşamada değerlendirilmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemesince HMK'nın 305/A maddesi uyarınca ek karar ile davalılar ... ve...yönünden vekalet ücretine karar verilmesi yerinde olmakla birlikte, ilk derece mahkemesinin nihai kararının davacının istinafı nedeniyle kaldırılacak olması nedeniyle hüküm bütünlüğünün sağlanması için 30/11/2021 tarihli ek kararın da kaldırılması ve buradaki hükmün asıl karara alınması gerekmektedir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının kabul edilen kısımlar yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince talep olmasına rağmen kar kaybı yönünden temerrüt faizine hükmedilmemesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin katılma yolu ile sunduğu istinaf başvurusunun temerrüt faizi yönünden kabulü KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararı ile hükmün tamamlanmasına ilişkin 30/11/2021 tarihli ek kararın kaldırılarak HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi yönünden KABULÜ ile; 22.500 TL cezai şart alacağı ile 22.500 TL kar mahrumiyeti alacağına 17.04.2019 temerrüt tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek aylık %7 akdi temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Davanın davalılar...ve...yönünden 6102 Sayılı kanun 4. Ve 5/A maddeleri, 6325 Sayılı Kanun 18/A-2. Maddesi HMK 114/2. Ve 115/2. Maddeleri gereğince ayrı ayrı USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 3.073,95 TL harçtan, peşin yatırılan 768,49 TL harcın düşümü ile geri kalan 2.305,46 TL harcın davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak hazineye irad KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 768,49 peşin harç, 54,40 Başvuru harcının davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 2.943,50 TL yargılama giderinin davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Arabuluculuk ücreti 1320,00 TL' nin davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden tahsiliyle hazineye irad KAYDINA, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 6.650,00 TL vekalet ücretinin davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davalılar...ile...kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar...ile ...'ya VERİLMESİNE, 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 91,50 TL olmak üzere toplam 312,20 TL yargılama masrafının davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 768,49 TL harcın, alınması gerekli olan 3.073,95 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.305,46 TL istinaf karar harcının davalı ...... Gıda Turizm İnşaat Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 10-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025