T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1359 KARAR NO : 2025/1614 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK TARİHİ : 11/05/2023 NUMARASI : 2022/385 E. - 2023/187 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1359 KARAR NO : 2025/1614 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK TARİHİ : 11/05/2023 NUMARASI : 2022/385 E. - 2023/187 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/05/2023 Tarih ve 2022/385 Esas - 2023/187 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 1990 yılında İngiltere'de kurulan, yazılım geliştirme araçları alanında Dünya'nın pek çok ülkesinde faaliyet gösteren ve telefon yazılım pazarının %90'ını elinde bulunduran müvekkilinin "..." ibaresinin kısaltmasından oluşan "..." markasının sahibi olup anılan markanın TÜRKPATENT nezdinde de tescilli olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2017/03044 sayılı "..." ibareli markanın tescilini sağladığını,"..." ibaresinin davaya konu markada ilk göze çarpan unsur olduğunu, ibarenin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik oluşturmasının yanı sıra, markanın kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin müvekkilinin tescilli markasının kapsamında bulunması nedeniyle emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, bu haliyle markaların ortalama tüketiciler tarafından ayırt edilmesinin imkansıza yakın olduğunu, marka ülke içinde 2000'li yılların başından beri kesintisiz olarak kullanıldığından müvekkilinin gerçek hak sahibi konumunda bulunduğunu, davaya dayanak markanın, akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, televizyonlar, navigasyon cihazları, dornlar, sanal kulaklıklar, çamaşır makineleri, araba stereoları, güvenlik kameraları dahil olmak üzere çok sayıda elektronik eşyada kullanıldığını, işbirliği yapılan teknoloji firmaları ve kullanıcı sayısı, milyar dolar ile ifade edilen yıllık cirosu, düzenlenen fuarlardaki katılımcı sayısı vs kriterler nazara alındığında müvekkilinin markasının gerek Paris Sözleşmesi gerekse de 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca tanınmış olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilinin tanınmış markasını aynen içeren davaya konu markanın müvekkilinin markasının ayırt edici karakterine zarar verdiği gibi davalıya haksız kazanç sağladığını ve ayrıca kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2017/030044 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, müvekkili şirketin 04/06/1999 tarihinde "... BİLGİSAYAR HİZMETLERİ MÜŞAVİRLİK DANIŞMANLIK, İNŞAAT, TURİZM, SANAYİ VE TİCARET LTD.ŞTİ." ünvanı ile kurulduğunu, bu tarihin davacı şirketin Türkiye'de faaliyette bulunması ve markalarını tescil ettirmesinden çok önceye dayandığını, müvekkili şirketin kuruluş tarihi itibariyle davacı şirketin İngiltere'de dahi herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin markasını 35 ve 42. sınıflarda tescil ettirdiği 13/1/2017 tarihinden önce davacının bu sınıflarda tescilli bir markasının bulunmadığını, davacı tarafından davaya dayanak yapılan 2015/36373 ve 2015/34234 sayılı markaların 09, 38. sınıflarda tescilli olduğunu, 2015/55007 sayılı marka 09, 16 ve 42. sınıflarda tescilli olsa da, müvekkilinin markası "..." iken davacının bu markasının "..." ibaresinden oluştuğunu ve bu iki marka arasında herhangi bir benzerlik söz konusu olmadığından iltibasın oluşmayacağını, kaldı ki bu marka kapsamında 35. sınıftaki hizmetlerin tescilli olmadığını, davacıya ait 2020/21454, 2018/64684, 2018/17183 ve 2018/11631 numaralı tescillerin tamamının müvekkilinin markasının tescilinden sonra gerçekleştiğini, davacı şirket ile müvekkili şirketin aynı alanda faaliyet göstermediğini ve müvekkilinin "..." markası üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında esas/tek unsur olarak kullanılmış olan “...” ibaresinin ayniyetinden hareketle, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediği, zira, tarafların markalarında kullanılmış olan diğer kelime unsurlarının/eklemelerin markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, davalının dava konusu edilen markasının, davacının markalarının bir devamı ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan tüketicilerin avalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu; “...” ibaresi, başta İngilizce olmak üzere yabancı dillerde değişik yerleşik anlamlara sahip ise de bu anlamların uyuşmazlık konusu edilen bilişim, bilgisayar yazılımı/donanımı, hatta elektronik alanları ile ilintili olmaması nedeniyle, bunlarla ilişkin mal ve hizmetler yönünden ibarenin markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin düşük olduğundan söz edilemeyeceği, davacının 2015/55007 ve 2015/55008 sayılı markalarının kapsamına giren, 42. sınıftaki bilişim/yazılım ve ilintili mühendislik hizmetleri ile, davalının markasının kapsamında yer alan 42. sınıftaki aynı konularla ilintili hizmetlerin arasındaki tek farkın bu hizmetlerin farklı sözcüklerle tanımlanmasından ibaret olduğu, anılan hizmetler özelinde emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği, 42. sınıfa giren hizmetler hariç taraf markaları farklı sınıflara giren mal/hizmetler yönünden tescilli ise de, bunlardan bilişim, bilgisayar yazılımları/donanımları, veri işlemcileri, internet ile ilintili olan mal ve hizmetler arasında, emtia benzerliği/türdeşliği şartlarını sağlayan emtiaların yer aldığı, davacı tarafından dava dosyasına sunulan belge ve delillerinden, davacının “...” markası altında yürüttüğü bilişim, yazılım, donanım/bilgisayarcılık, veri işlemciliği ile ilintili faaliyetlerinin uzun yıllardır dünya çapında kesintisiz olarak devam ettiği ve davacının “...” markasının bilişim, yazılım/bilgisayar sektöründe davacı ile özdeşleşmiş olduğu, dosya içinde bulunan Türk firmalara kesilmiş faturalar, internette yayınlanmış Türkçe haberler ve davacının "www...com" uzantılı web sitesinden alınmış çıktıların davacının Türkiye içindeki faaliyeti ve markasının sektördeki tanınmışlığını ortaya koyduğu, bu itibarla davacının markasının tanınmış olduğu sektörle ilintili mal ve hizmetlerde davaya konu markanın kullanmasının markanın ayırt edici karakterini zedelemesi ve haksız kazanç sağlaması ihtimalinin bulunduğu, davalının gerçek hak sahipliği iddiasının somut olaya bir etkisinin bulunmadığı ve kötü niyet koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 2017/03044 sayılı markanın 35. sınıftaki; “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri”, “bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi hizmetleri” ve “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (09. Sınıfa giren; “Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler))in bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ve 42. sınıftaki; “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik tasarım hizmetleri” ve “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eldeki davanın 28/9/2022 tarihinde açıldığını, olup müvekkilinin davaya konu markasının 12/7/2017 tarihinde tescil edilmiş olup bu tescil tarihi üzerinden 5 yıldan daha uzun bir süre geçtiği nazara alındığında zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dosya kapsamında bulunan 17/04/2023 tarihli bilirkişi raporunın 9. sayfasında yer alan 7 numaralı dipnotta tescil tarihinden 5 yıldan fazla sürenin geçtiği anlaşıldığından, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramış olabileceği yönünde bir değerlendirme bulunduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süreye ilişkin ilk itirazlara cevap dilekçesinde yer verilmiş olmasına rağmen mahkemece bu hususlarda bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin davacının markasından önce tescilli "..." ibareli markasının davacının "..." markasından görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, davacının 42. sınıfta tescilli olan "..." markası ile müvekkili arasında herhangi bir benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalamanın üstü bir seviyeye sahip olduğunu, dolayısı ile tüketicilerin markaları karıştımasının ihtimal dahilinde bulunmadığını, davacının 35. sınıfta tescilli bir markası bulunmamasına rağmen müvekkilinin 35. sınıftaki hizmetlerinin hükümsüz kılındığını ve davacıdan önce markasını kullanan müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda özet kısmından anlaşılacağı üzere, davacı taraf dava dilekçesinde SMK'nın 6/1-5 maddelerine dayalı olarak davalı adına tescilli bulunan 2017/03044 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiş, ilk derece mahkemesince taraf markaları arasındaki "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle dava konusu marka ile davacının 2015/55007 ve 2015/55008 sayılı mesnet markalarının 6/1 maddesi kapsamında benzer olduğu ve ayrıca davacının markasının bilişim, yazılım/bilgisayar sektöründe davacı ile özdeşleşmiş tanınmış marka niteliğinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı yalnızca davalı vekili tarafından, markalar arasında benzerlik bulunmadığı, emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği ve davaya konu markanın tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmekle davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı iddiaları ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. O halde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu marka ile davacı markası arasında 35 ve 42. sınıftaki bir kısım hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, aynı Kanunun 6/5 maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı ve davacının hak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı hususları ile sınırlıdır. Somut olaya uygulanması gereken, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacının mesnet markaları 09, 16, 38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir. Davalının dava konusu markası ise, 35. sınıfın 01-04. alt grubundaki hizmetlerle, 05. alt grubunda 09. sınıf ve 1-34 sınıflara giren tüm malların satışı hizmetleri ile 42. sınıftaki hizmetleri kapsamaktadır. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin kabulünde olduğu üzere dava konusu marka kapsamındaki 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın olması için (09. Sınıfa giren; “Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler))in bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ve 42. sınıftaki; “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik tasarım hizmetleri” ve “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” benzerdir. Taraf marka işaretleri arasındaki iltibas değerlendirmesine gelince; dava konusu marka "..." ibarelidir. Davacının mesnet markaları ile "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının markası "..." şeklinde bitişik olarak yazılmış ise de, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere tüketicilerin zihninde "... BİLGİSAYAR HİZMETLERİ" olarak algılanacağının ve markanın tescilli bulunduğu 35. sınıfın 05 alt grubunun 09. sınıf ve 42. sınıf hizmetler yönünden (bilişim, yazılım, donanım/bilgisayarcılık, veri işlemciliği) "BİLGİSAYAR HİZMETLERİ" ibaresinin tanımlayıcı olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda taraf markalarının asli unsurunu "..." ibaresi oluşturduğundan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu markanın kapsamında yer alan ve yukarıda açıklandığı üzere davacının mesnet markalarının kapsamında bulunan hizmetler ile aynı/ benzer/ ilintili hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmaktadır. Öte yandan dosya içinde bulunan delillerden davacı markasının sektörde tanınmış olduğu ve davalı markasının anılan mal ve hizmetlerde kullanılmasının haksız bir yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelemesinin ihtimal dahilinde olduğu bilirkişi raporu ile ortaya konulmuş olup SMK'nın 6/5 maddesi koşulları da gerçekleşmiştir. Bu durumda, davacı tarafın, SMK'nın 25/1. maddesi uyarınca dava konusu markanın hükümsüzlüğü talebi haklıdır. Son olarak davalı davacının hükümsüzlüğe mesnet markasının 12/7/2017 tarihinde tescil edildiğini ve davanın açıldığı 28/9/2022 tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmiş olup davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, anılan hususun bilirkişi raporunda dip not şeklinde yer aldığını ancak bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüştür. SMK'nın 25/6 maddesi uyarınca marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. 7226 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesi, "(1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren, 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmünü haizdir. 2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar ile 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu 2017/03004 sayılı marka yönünden tescil tarihi olan 12/7/2017 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin 12/7/2022 tarihinde dolduğu, ancak yukarıda açıklanan Kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmış olması karşısında, dava açma süresinin son günü olan 12/7/2022 tarihine durma süresi olan 95 günün eklenmesi gerektiği gözetildiğinde, davacı tarafından 28/9/2022 tarihinde açılmış olan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/23929 Esas, 2023/1663 Karar sayılı, 2021/26732 Esas, 2023/6037 Karar sayılı ve 2021/26274 Esas, 2024/7491 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.) Bu itibarla, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmadığı ve SMK'nın 6/1 ve 5. maddeleri uyarınca iltibasın ve tanınmışlık koşulları gerçekleştiğinden davaya konu markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiaları değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 11/05/2023 gün ve 2022/385 Esas - 2023/187 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın kısmen KABULÜ ile, 2017/03044 sayılı markanın 35. sınıftaki; “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri”, “bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi hizmetleri” ve “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (09. Sınıfa giren; “Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler))in bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ve 42. Sınıftaki; “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik tasarım hizmetleri” ve “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından hükümsüzlüğüne, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 15.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 92,20-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 173,50-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 4.257,70-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 2.128,85-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.290,25-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından istinaf aşamasında 118,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 59,00-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/09/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...