11. Hukuk Dairesi 2023/4643 E. , 2024/8263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1888 Esas, 2023/963 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/185 E., 2019/1198 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön in
**11. Hukuk Dairesi 2023/4643 E. , 2024/8263 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1888 Esas, 2023/963 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/185 E., 2019/1198 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.02.2019 tarihinde yapılmış olan davalı genel kurul toplantısına katılmak üzere çağrıda belirtilen gün ve saatte şirket merkezinde hazır olduklarını, buna rağmen toplantının yapılmadığını, diğer ortak ...'un davacıya hakaret ettiğini, davacının genel kurula katılımının engellendiğini, 22.02.2019 tarihinde yasaya aykırı olarak bu toplantının aynı tarihte yapıldığını öğrendiklerini, toplantıda sermaye artırımına gidildiğini iddia ederek genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığını, davacının genel kurula katılmasının engellenmediğini, sermaye artırım kararının usulüne uygun olarak alındığını, şirket faaliyetlerinin devam ettiğini, davacının toplantı günü genel kurul toplantısının yapılacağı yere geldiğini ve kasten katılmadığını, toplantıda şirket ana sermayesinin artırılmasına karar verildiğini, toplantıya katılıp da olumsuz oy verenlerin genel kurul kararının iptalini isteyebileceğini, davacının genel kurula bilerek katılmadığını, muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının toplantıya sokulmadığı iddiasının ispatlanamadığını, hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı ve toplantıya katılınarak muhalefet oyunun zapta geçirilmediği, sermaye artırım kararında kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, davacı çağrı usulüne ilişkin bir iddia ileri sürmeksizin genel kurul toplantısına katılmasının engellendiğinden bahisle kararın iptalini talep etmiş olup 20.02.2019 tarihinde noter huzurunda yapılan ve toplantı çağrısında belirtilen gün ve saatte yapıldığı belirtilen toplantıya ilişkin tutanak içeriği dikkate alındığında, davalının toplantıya katılmasının engellendiği yönündeki iddiası ispat edilemediği gibi iptal davasının hak düşürücü süre içerisinde de açılmadığının anlaşıldığı, davalı şirket 10000 paydan ibaret olup bu payın 8000 adetinin dava dışı ...'a, 2000 adetinin ise ...'a ait olduğu, davaya konu genel kurul toplantısının yalnızca ortaklardan ...'un katılımı ile yapıldığı ve toplantıda sermaye artırımına gidildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 621 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince esas sermayenin artırılmasına ilişkin genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceğinin düzenlendiği, iki ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur kararın yok hükmünde olduğu, her ne kadar iptal koşulları oluşmamış ise de davaya konu genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararının yoklukla malul olduğunun kabulü gerekirken aksi yönde varılan hukuki kabulde isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulü ile davalı ... Özel Eğitim Kurumları İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi'nin 20.02.2019 tarihinde yapılan genel kurul kararının 6 numaralı bendinin yoklukla malul olduğunun tesptine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası. 2.6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 456 ncı maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla 353 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6102 sayılı Kanun'un 456 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, "353 ve 354 üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesini, 353 üncü maddesi ise, "(1)Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilir. Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri alır. (2) Eksikliklerin giderilebilmesi, esas sözleşmeye veya kanuna aykırı hususların düzeltilebilmesi için mahkeme süre verebilir. (3) Dava dilekçesine deliller ile gerekli bütün bilgiler eklenir. Yargılama aşamasında delil sunulamayacağı gibi bir davanın beklenilmesi ve bilgi getirtmesi de mahkemeden istenemez. Ancak, somut olayın haklı göstermesi hâlinde, mahkeme, kesin süreye bağlayarak, davacının delil sunma ve bilgi getirtme istemini kabul edebilir. Dava, acele işlere ilişkin usule tâbîdir. (4) Davanın, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılması şarttır. (5) Davanın açıldığı ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı, mahkemenin bildirimi üzerine, derhâl ve resen ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Ayrıca, yönetim kurulu, tescil ve ilanı yapılan hususu, (…) internet sitesine koyar." düzenlemesini içermektedir. Davalı şirketin 20.02.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında (6) numaralı karar ile sermaye artırımına karar verilmiş olup bu karar, 28.03.2019 tarihinde tescil edilmiştir. Eldeki dava ise 6102 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tescil tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Dairemizin 18.10.2022 tarih, 2021/3144 E. ve 2022/7095 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 456 ncı maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla 353 üncü maddesi uyarınca sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının tescilinden sonra bu karar ile ilgili butlan ya da yokluk kararı verilemeyeceği, ancak tescil tarihinden itibaren üç aylık yasal sürede açılması koşuluyla iptal kararı verilebileceği, eldeki davanın da tescil tarihinden itibaren üç aylık yasal sürede açıldığı gözetilerek sermaye artırımına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerekirken yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davacı vekili ile davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "yoklukla malul olduğunun tespitine" ibaresinin çıkartılarak yerine“iptaline" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.