T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2106 - 2025/2304 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2106 KARAR NO : 2025/2304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2023 NUMARASI : 2022/141 E. - 2023/75 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2106 - 2025/2304 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2106 KARAR NO : 2025/2304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2023 NUMARASI : 2022/141 E. - 2023/75 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/07/2023 Tarih ve 2022/141 Esas - 2023/75 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı yanın 2020/13614 sayısı ile “...” ibaresinin tescili amacıyla marka başvurusunda bulunduğunu, davalının başvurusunun, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin ... markasının sonuna ".com" uzantısı eklenerek oluşturulmuş bir marka olduğunu, müvekkilinin halihazırda ".com.tr" uzantılı versiyonunun hak sahibi olduğunu, bu halde taraf markalarının gerek yazılış gerekse okunuşlarının aynı olduğunu, müvekkilinin markasının ayırt edici niteliğinin zayıf olmadığını, bu markanın 2006 yılından bu yana müvekkili şirket adına tescilli ve fiilen kullanılan bir marka olduğunu, kaldı ki davalı yan başvurusunun, müvekkilinin markası ile aynı sınıfları kapsadığını, bu şekilde markaların birbirlerinin serisi olarak algılanacaklarını, müvekkilinin ... şeklinde seri markalarının bulunduğunu, tüketicilerin bu durumda taraf markaları arasında bağlantı kurmalarının kaçınılmaz olacağını, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, www.....com.tr alan adının 2006 yılından beri aktif olarak kullanıldığını, google arama motoru sonuçlarında müvekkilinin ilk sırada çıktığını, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, davalı yanın bu ibareyi tesadüfen seçmiş olamayacağını, müvekkilinin anılan ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, bu anlamda müvekkili markasının tanınmışlığından yararlanmak isteyen bu markanın iyi niyetli bir başvuru olmadığını ileri sürerek 2022-M-1682 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2020/13614 sayılı “....COM” ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2020/13614 sayılı başvuru kapsamında 42. Sınıfta yer alan “Sıfır veya ikinci el kara,deniz,hava aracı satın almak ve veya satmak isteyenlere araçlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik oto check-up ekspertiz hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri. Kara araçlarının teknik ve bilimsel olarak kontrol edilerek ekspertiz hizmetlerinde taraf hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri.”nin davacının markalarının kapsamları ile aynı tür olduğu, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtili emtia yönünden gerçekleştiği, “...” ya da “...” şeklindeki taraf markalarını oluşturan tamlamanın uyuşmazlık konusu benzerliği tespit olunan “... hizmetleri” açısından ayırt edici vasfının, münhasıran zayıf olduğu, ilgili sektörde “...” kökünden türetilmiş ya da bu ibareyi ek unsurlar ile içerir çok sayıda alternatif ve halihazırda kullanımı da bulunduğu görülen markaların mevcudiyeti tespit edilmiş ise de, tüketicinin bu hizmetlerden yararlanmasının çoğu zaman internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda gerçekleştiği, bu halde dikkat düzeyi yüksek bir tüketicinin dahi bu hizmetlerden yararlanırken yapacağı bir araştırmada salt bu ibarelerle oluşturulmuş internet siteleri ile karşı karşıya kalacağı gözetildiğinde, birbirine bu denli yakın şekilde oluşturulmuş isimlerle hizmet sunan işletmeleri birbirlerinden ilk anda ayırt etmesinin mümkün olamayacağı, somut olayda taraf markaları arasındaki tek farkın şekil unsurları itibariyle bulunduğu, bunun işaretleri birbirlerinden somut bir biçimde ayırmadığı, dikkat/bilinç düzeyi yüksek tüketicilerin dahi işaretlerin iktisadi kaynakları bakımından yanılgı yaşayabilecekleri, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalini meydana getirebileceği, davacı yan markalarının tanınmışlığını gösterir nitelikte yeterli delilin dosyada mevcut olmadığı hususları dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile YİDK'nın 2022-M-1682 sayılı kararın 42. Sınıfta yer alan ''sıfır veya ikinci el kara, deniz, hava aracı satın almak ve/veya satmak isteyenlere araçlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik oto check- up ekspertiz hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri. Kara araçlarının teknik ve bilimsel olarak kontrol edilerek ekspertiz hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri'' yönünden iptaline, davalıya ait 2020/13614 kod nolu ...+şekil ibareli markanın, 42. Sınıfta yer alan ''sıfır veya ikinci el kara, deniz, hava aracı satın almak ve/veya satmak isteyenlere araçlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik oto check- up ekspertiz hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri. Kara araçlarının teknik ve bilimsel olarak kontrol edilerek ekspertiz hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri'' yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde müvekkili adına tescilli ... markaları ve davalının ....com markasının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, ....com markasının müvekkiline ait marka ile seri marka izlenimi yaratarak, halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet verir nitelikte bulunduğunu, müvekkiline ait markanın başından beri ayırt edici olmakla birlikte, yıllardır süren kullanımla müvekkili ile özdeşleştiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkili şirketin markasının ayırt ediciliğinin çok yüksek olmadığı düşünülse dahi, 2006 yılından bu yana müvekkili şirket adına tescilli ve fiilen kullanılan markanın ayırt edicilik kazandığı ve zayıf bir marka olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirkete ait “...” ibareli markanın 6769 sayılı SMK’nın 6/5’nci maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, öncü ve toplumda saygınlığı yakalamış müvekkiline ait "..." markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “....com” ibaresinin tesadüfen seçildiğinin düşünülemeyeceğini, marka başvurusu kötüniyetli olduğundan kötüniyetin bölünmezliği ilkesi gereği tüm mal ve hizmetler yönünden iptal kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının markası ile davacının itiraza mesnet markaları karşılaştırıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve işaretleri yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibanın, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, somut incelemede, çekişme konusu markalarda bulunan "oto .../..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin oldukça zayıf bir ibare olması, başvuruda bulunan ayırt edici şekil unsuru ve itiraz gerekçesi markaların tertip unsurlarının farklılığı, başvuru ve itiraz gerekçesi markaların aynı/aynı tür hizmetleri kapsamaması hususları birlikte göz önüne alındığında markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığını, markalarda ilaveten yer alan farklı kelime unsurlarının ve farklı şekil/logo unsurlarının varlığı da dikkate alındığında, markalar arasında bütünsel izlenim itibariyle görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1- Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "ŞEKİL + ..." ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet markaları "..." esas ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu "...+şekil" ibareli markanın şeklinde üst kısımda kırmızı bir şekil ve bu logonun orta kısmında “C” ve “E” harflerinden beyaz renkte yaratılmış bir logonun yer aldığı, logonun hemen altında “...” ibaresinin yazıldığı, markadaki “oto” kelimesinin “otomobil” sözcüğünün kısaltması olduğu, “...” kelimesinin ise “bilirkişi, uzman” anlamlarına geldiği, otomotiv, sigorta, gayrimenkul, bankacılık, deniz taşımacılığı hizmetleri başta olmak üzere birçok alanda hasar tespit, değer tespit gibi temel faaliyetleri sunan kişiler için kullanılan bir mesleki tanımlama olduğu, davacı yanın önceki tarihli markalarının ise, "...+şekil", "... ikinci eli uzmanına bırakın+şekil" ve "... ikinci elde içiniz rahat" şeklinde olduğu, her üç markanın da yeşil renkte, kesitler halindeki iki yarım dairenin orta kısmında “oto” sözcüğünün stilize bir şekilde yazımı oluşturulmuş bir logo ve bu logonun yanına eş boyutlu olarak siyah harflerle yazılmış “...” kelimesi ile oluşturulduğu, oto ve ... ibarelerinin, markaların kapsamları göz önünde bulundurulduğunda, bu zayıf nitelikleri itibariyle taraf markalarında bulunan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ayrıca davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği hususlarının ispat edilemediği, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı, anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı ... vekilinin YİDK kararına yönelik istinafı incelendiğinde, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/09/2023 tarih ve 2022/1225 Esas 2023/4757 Karar sayılı ilamı gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının "ŞEKİL + ..." ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet markaları "..." esas ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markalarda ortak olarak bulunan "oto" ve "..." kelimelerinin, markaların kapsamları itibariyle, zayıf ibareler olduğu, markadaki “oto” kelimesinin “otomobil” sözcüğünün kısaltması, “...” kelimesinin “bilirkişi, uzman” anlamlarına geldiği, otomotiv, sigorta, gayrimenkul, bankacılık, deniz taşımacılığı hizmetleri başta olmak üzere birçok alanda hasar tespit, değer tespit gibi temel faaliyetleri sunan kişiler için kullanılan bir mesleki tanımlama olduğu, “...” ya da “...” şeklindeki taraf markalarını oluşturan tamlamanın uyuşmazlık konusu benzerliği tespit olunan “... hizmetleri” açısından ayırt edici vasfının, münhasıran zayıf olduğu, dava konusu marka başvurusunda bulunan şekil ile markanın tertip tarzı ve itiraza mesnet markaların tertip tarzı itibariyle markalar arasında yeterli ayırt edicilik sağlandığı anlaşılmıştır. Bu itibarla YİDK iptaline ilişkin dava yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine yönelik olarak aşağıda gösterilen şekilde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karar ile markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş olup, bu karara yönelik olarak davanın ilgili taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, hükümsüzlük kararına yönelik olarak Dairemizce bir inceleme yapılmamış, aşağıda gösterildiği şekilde önceki hüküm aynen korunmuştur. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/07/2023 gün ve 2022/141 Esas - 2023/75 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-YİDK iptaline yönelik davanın REDDİNE, 4-Davalıya ait 2020/13614 kod nolu ...+şekil ibareli markanın 42. Sınıfta yer alan ''sıfır veya ikinci el kara, deniz, hava aracı satın almak ve/veya satmak isteyenlere araçlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik oto check- up ekspertiz hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri. Kara araçlarının teknik ve bilimsel olarak kontrol edilerek ekspertiz hizmeti şeklinde müşteriye rapor sunulması hizmetleri'' yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davalı şirketten alınarak Hazineye irad kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece karar tarihimde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 310,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 284,50 TL tebligat masrafından oluşan toplam 4.333,00-TL'nin yarısının hükümsüzlük davası yönünden yapıldığı ve hükümsüzlük davasının kabul-ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 1.083,25-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.244,65-TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 153,50-TL posta masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 891,50-TL'nin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 10-Davalı şirket tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 12-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85-TL’nin düşümü ile kalan 345,55-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 13-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı ... iadesine, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.