T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2103 - 2025/2356 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2103 KARAR NO : 2025/2356 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2023 NUMARASI : 2022/528 E. - 2023/312 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü ile Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi Taraflar arasında görülen davada …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2103 - 2025/2356 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2103 KARAR NO : 2025/2356 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2023 NUMARASI : 2022/528 E. - 2023/312 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü ile Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/09/2023 tarih ve 2022/528 E. - 2023/312 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 2000 yılında kurulan ve ... garantisi altında teknoloji ürün ve çözümlerini tüketicilerle tek bir çatı altında buluşturan teknoloji perakende zinciri olan müvekkilinin, 66 ilde 200'ü aşkın mağazasında "..." markası ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, hal böyle iken davalı ... tarafından "..." ve "..." ibareli markaların 2022 yılında tescil ettirildiğini, anılan markaların halen davalı tüzel kişi tarafından ticari faaliyetlerinde kullanıldığını, müvekkilinin teknoloji sektoründe faaliyet gösterdiğini vurgulayan ''...'' kelimesi ve ... Holding güvencisini vurgulayan ''...'' ekinden oluşan ''...'' markasının ayırt edici niteliği bulunan güçlü bir marka olduğunu, davalının ''...'' ve ''...'' markalarının kulakta bıraktığı intibanın müvekkilinin markası ile neredeyse aynı olduğunu, benzer harflerin aynı dizilimle yer almasının yanı sıra, kullanılan yazı fontu, renk seçimleri ve markayı oluşturan ibarenin köşeleri ovalleştirilmiş dikdörtgen içerisinde yer alması ile görsel benzerlik oluşturulduğunu, markalar arasındaki işitsel ve görsel bu benzerliğin taklit seviyesinde olduğunu, davalının müvekkilinin markası ile bu düzeyde benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyeti ortaya koyduğunu, öte yandan davaya konu markaların tescil edildikleri 9. sınıfta kullanılması gerekmekte iken 35. sınıfın kapsamına giren hizmetler yönünden de markasal kullanımın söz konusu olduğunu, anılan markasal kullanımın tüketiciler nezdinde müvekkilinin seri markaları olarak algılanması ihtimalini doğurduğunu ve bu eylemleri nedeniyle davalıların haksız kazanç elde ettiklerini ileri sürerek 2021/141782 sayılı ... ve 2021/141780 sayılı ... markalarının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalıların markasal kullanımının durdurulmasına, tecavüzün kaldırılmasına ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili tarafından 1998 yılında kurulan aile şirketinin 2016 yılında mobilya ,beyaz eşya ve elektronik sektöründe faaliyete başladığını, Dünyaca ünlü markalarının bayiligini yapan şirketin başta Ankara olmak üzere Türkiye'nin her yerine satışlarının bulunduğunu, teknolojik ürünler satması nedeniyle 17/02/2022 tarihinde 2021/141780 tescil numaralı "..." ve 2021/141782 tescil numaralı "..." markalarının tescilini yaptırdığını, teknolojinin şahı anlamına gelen "..." markası ile global satış yapılması hedeflenen şirket için, Türkçe karakter barındıran "..." isminin sorun olabileceğinin öngörülmesi üzerine bu sorunu ortadan kaldırmak amacıyla "..." markasının da tescil ettirildiğini, markalar arasında kavramsal, görsel, fonetik ve biçimsel olarak hiçbir benzerliği bulunmadığını, mavi zeminde "..." yazısı ve altında "..." ibaresi kullanılarak oluşturulan markanın davacının markası ile bariz şekilde farklılaştığını, ortalama tüketiciler tarafından hemen ayırt edilebilir nitelikte olmaları sebebiyle davacı şirketin kötüniyet iddiasının gerçeğe uygun olmadığını ve davacıya ait markanın koruma süresinin 05/11/2013 tarihinde sona erdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiş, ancak yargılamada diğer davalı ile birlikte aynı vekil tarafından temsil edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu markaların kapsamlarında yer alan 09. sınıftaki malların davacının markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu markanın sonunda yer alan “h” hafinin bu keyfiyeti değiştirmeyeceği, zira tüketicilerin dava konusu markaları davacının bilinirliği yüksek “...” ibareli markasının serisi olarak algılayabileceği, ayrıca “h” harfinin” markaların sonunda yer alması nedeniyle uzun ibare sayılabilecek dava konusu markaların işitsel, görsel ve kavramsal olarak ayırt edici niteliğini arttırıcı bir etkisinin bulunmadığı, dolayısı ile markalar arasındaki işitsel ve görsel benzerliğin karıştırılmaya yol açacak düzeyde olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, davacının söz konusu markaları ve davalının markalarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu markaları gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunların davacının "..." esas unsurlu markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, markaları aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, dosya kapsamında davalıya ait olduğu iddia edilen "www.....com" uzantılı internet sitesine bilirkişi raporun düzenlendiği 06.08.2023 tarihi itibariyle erişilemediği, davacı tarafından sunulan ve davalıya ait olduğu iddia edilen internet sitesinden alınan ve delil olarak sunulan görsellerden davalının “...” ibareli işareti 09. sınıfta yer alan bazı malların (televizyon, cep telefonu) internet üzerinden satışı hizmetlerinde markasal olarak kullandığı, davalının kullanımına davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davaya konu 2021/141780 sayılı marka ile 2021/141782 nolu markaların tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, davacı vekilinin 6/10/2023 tarihli dilekçesi üzerine tecavüzün kaldırılması ve tecavüz eylemlerinin önlenmesi hakkında bir hüküm kurulmadığından 6100 sayılı HMK'nın 305 A maddesi uyarınca düzeltme isteğinin kabulü ile davalıların markasal kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün kaldırılmasına ve tecavüz eylemlerinin önlenmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının SMK 67. maddesinde düzenlenen süreye uymadığını, "..." markasının turuncu font renginin üzerinde beyaz renkli "..." yazısı ve kalan "..." ekinin de mavi bir dairenin içinde olduğu logo şeklinde tasarlandığını, müvekkilinin "..." markasında ise mavi font renginin kullanıldığını, iki logo arasında benzerlik taşıyan tek hususun kelime unsurunun dikdörtgen bir kutunun içerisinde yer almasından ibaret olduğunu, bu hususun birçok markanın logosunda kullanılan oldukça popüler bir tasarım olduğunu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının gündelik eşya satımı daha fazla iken, müvekkil firmanın ekonomik düzeyi daha yüksek olan ürünlerin satışına önem verdiğini, bu durumda malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi açısından ve markayı taşıyan malın değeri ve alıcının almaya ayırdığı zaman açısından "..." markalı ürünlerin dikkat düzeyi daha yüksek alıcılara hitap ettiğini, bu tüketicilerin markaları ayırt edebileceğini, öte yandan müvekkilin markasında yer alan "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik sağladığını, "..." firmasının satmış olduğu ürünlerin hatalı olmasıyla ilgili olarak internet üzerinden yapılan şikayetlerin hiç birinin davacının "..." markasına yöneltilmemiş olmasının markaların tüketiciler nezdinde ayırt ediciliğini gösterdiğini, "...-..." firması teknoloji alanında yaptığı satışlarda ismini hızlı bir şekilde duyurduğunu, teknolojinin şahı anlamına gelen ... ve ... kelimelerinin birleşiminden bu markanın ortaya çıktığını ve "..." ibaresinin markanın devir alındığı ..., eşi ... ve oğlu ...'ın baş harflerinden oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka Hükümsüzlüğü ile Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu markaların sahibi davalı ...'ın hükmü istinaf etmediği, davalı şirket tarafından kullanıldığı kabul edilen "..." ve "..." ibareli markaların bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının "..." markasına görsel ve işitsel olarak çok yakın düzeyde olup işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, davacı markası ve davaya konu markaları aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki tüketicilerin ayırdıkları satın alma süresi içinde, dava konusu markaları gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının “...” esas unsurlu markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, davaya konu markaların kapsamında bulunan 9. sınıftaki emtiaların davacının tescilli markasının kapsamında bulunduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortaya koyan işaret ve emtia benzerliğinin aynı zamanda davacının markasına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.