T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1426 Esas KARAR NO : 2025/1336 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO 2025/240 D.İş Esas - 2025/240 D.İş Karar TARİHİ: 27/05/2025 (Ek Karar Tarihi ) TALEP : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 11/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1426 Esas KARAR NO : 2025/1336 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO 2025/240 D.İş Esas - 2025/240 D.İş Karar TARİHİ: 27/05/2025 (Ek Karar Tarihi ) TALEP : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 11/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Borçlu tarafından müvekkiline 04/04/2005 düzenleme tarihli, 14.04.2025 vade tarihli 120.000 Dolar bedelli bono verildiğini, ancak borçlunun 01.02.2020 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçıları kaldığını, mirasçılarla yapmış oldukları müzakerelerde mirasçıların ödeme yapmaktan kaçındıklarını, söz konusu bono borcunu ödememek için işyerlerini devir etmeye hazırlandıklarını, gayrimenkul mallarını devir etmeye çalıştıklarını öğrendiklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 650.000,00 TL'lik alacakları için uygun görülecek teminat karşılığı, borçluların, borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının uygun bir teminat karşılığı ihtiyaten haczine karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 06/05/2025 TARİH VE 2025/240 D.İŞ ESAS - 2025/240 D.İŞ KARAR SAYILI KARARI İLE;'' Yukarıda hüviyeti yazılı alacaklının borçlulardan alacağı olan 650.000,00 TL alınmasının temini bakımından vaki isteği İcra İflas Kanununun 257. Maddesinin 1.fıkrasına uygun bulunmuş, alacak rehinle temin edilmemiş ve diğer taraflarla üçüncü şahısların muhtemel zarar ve ziyanlarına karşı kafi teminat da alınmış bulunduğundan adı geçen borçluların; Malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının; İcra ve İflas Kanununda muayyen tahditler dairesinde, İHTİYATEN HACZİNE, ''karar verilmiş ve karara karşı borçlular vekili tarafından itiraz edilmiştir.İhtiyati haciz kararına itiraz edenler vekili tarafından sunulan 08/05/2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkilleri hakkında mahkememizce ihtiyati haciz kararı verildiğini, ...'ın senedi düzenlediği iddia edilen ...'nün üvey oğlu olduğunu, ... ile ...'ın Annesi ...'nün 09.06.2010 tarihinde evlendiklerini, senedin düzenlendiği iddia edilen 2005 yılında tarafların tanışmadıklarını, tarafların o tarihte tacir olmadığı gibi, 2005 yılında ya da sonrasında taraflar arasında bono düzenlenmesini gerektirecek ticari ya da hukuki hiçbir ilişki bulunmadığını, belgenin kambiyo senedi vasfını taşınmadığını, murisin 2010 yılından önce ... ile hiçbir tanışıklıkları bulunmamakta olduğunu, murisin, üvey oğlu ile aralarında hiçbir zaman bir borç - alacak ilişkisi olmadığını, alacaklının bu hususun aksini herhangi bir belge ile ispat edebilmesinin de mümkün olmadığını, ...'ın sigortalı olarak çalışmakta olduğunu, ... de 1980li yılların sonunda emekli olduğunu, senedin tanzim tarihinde de o tarihten sonra da herhangi bir işle yahut ticari faaliyetle iştigal etmediğini, senedin düzenlendiği 04.04.2005 tarihinde taraflar arasında bir ticaret olabilmesinin mümkün olmadığını, ...'ın daha Önce ...'nün düzenlendiğini iddia ettiği iki adet bonoyu takibe koyduğunu, itiraz neticesinde İcra Hukuk Mahkemesince, ...'nün bono tanzim tarihi olan 07.12.2017 tarihi itibariyle fiili ehliyetinin bulunmadığı Adli Tıp Raporuyla tespit edilmiş olduğundan takibin iptaline karar verildiğini, Adli Tıp Raporunda, murisin 2009 yılında başlayan demans kayıtları olduğundan ötürü, başlatılacak takibin iptal edilememesi maksadıyla bono tanzim tarihi olarak 04.04.2005 tarihi yazıldığını, 2005 yılında 61 yaşında olan bir kimsenin 20 yıl sonrası vadeli bir bono düzenlemesinin hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğu olduğunu, taraflarınca yakın zamanda ...'ın annesi ...'ye karşı ortaklığın giderilmesi süreci başlatıldığını, müvekkillerine geri adım attırabilmek maksadıyla gerçek dışı ve kötüniyetli bir biçimde düzenlenmiş bonoya ilişkin ihtiyati haczin kaldırılması gerekmekte olduğunu, ... tarafından takibe konulan bonolar ile bu dosyadaki bonoda bulunan imzalar birbirinden farklı olduğunu, tarafımızca imzaya itiraz edileceğini ve ayrıca sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ötürü şikayette bulunulacaklarını, davanın görevsiz ve yetkisiz Mahkemede İkame Edildiğini, ...'ın mirasçılarla görüşülmesine rağmen ödemeden imtina ettiklerini, müvekkillerinin iş yerlerini ve taşınmazlarını devretmeye hazırladığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, belirlenen teminat miktarının müvekkilleri açısından oldukça Yetersiz olduğunu, ...'ın kötüniyetle ve haksız ihtiyati tedbir talebinde bulunduğundan karşı vekalet ücretinin dışında müvekkillerin ödemiş olduğu akdi vekalet ücretinin ...'a yükletilmesini ve disiplin para cezasına hükmedilmesini, mahkememizin 2025/240 D.İş 2025/240 K. ve 06.05.2025 tarihli kararına karşı yaptıkları itirazın kabulüne, ihiyati haciz kararının kaldırılmasına, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde teminatın artırılmasına ve eksik yatırılan teminatın tamamlattırılmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 101.500,00 TL akdi vekalet ücretinin kötüniyetli ...'dan alınarak müvekkillere ödenmesine, ... hakkında disiplin cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/05/2025 tarih ve 2025/240 D.İş Esas - 2025/240 D.İş Karar sayılı ek kararında;"......Bononun düzenleyeni İsmail hakkın ünlü nün mirasçılarının açtığı Gaziosmanpaşa 5. Asliye hukuk mahkemesi 2020/390E., 2023/48K. Sayılı davanın kararında murisin hastalığı nedeniyle ayırt etme gücünün ve dolayısıyla fiil ehliyetinin olup olmadığı konusunda ATK'dan rapor alınmasına karar verilmiş ve ATK 28/02/2022 tarihli raporunda murisin işlem tarihi olan 24/05/8/2016 tarihi itibariyle fiil ehliyetinin olmadığına dair bir rapor alınmış ancak talep dayanağı bononun düzenleme tarihi dikkate alınarak bononun düzenleme tarihi itibariyle fiil ehliyetinin olmadığına dair bir rapor ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığı görülmekle bononun bu aşamada geçerli olması, kesinleşmiş bir takip bulunmaması ve muaccel bir alacağın yaklaşık olarak ispat edilmesi nedeniyle talep edenin ihtiyati haciz talep etmekte hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş olup yapılan itirazın yerinde olmadığına kanaat getirilerek itirazın reddine karar verilmiştir. (Sakarya BAM 7. H.D. DOSYA NO: 2024/1413 ,KARAR NO: 2024/1179 sayılı ilamı)" gerekçesi ile, ''1-İtirazın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedin sahte olduğunun senet metninden açıkça anlaşıldığını, ...'ın murisin üvey oğlu olduğunu, tarafların 2010 yılında tanıştıklarını, senedin üzerinde Türk Lirası simgesi bulunduğundan senedin 2012 yılından önce düzenlenmiş olamayacağını, dolayısıyla senedin 2005 yılında düzenlenmediğinin sabit olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, Bono görüntüsü incelendiğinde görüleceği üzere solda ikinci sırada ve senet metninin içerisinde ₺ sembolü bulunduğunu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından, Türk lirasının itibarının perçinlenmesi ve dünyada bilinirliğinin artırılması amacıyla 08.09.2011 tarihinde TL Simgesi Yarışması düzenlendiğini, yarışma sonucunda ₺ Türk lirası simgesi olarak belirlenerek 01.03.2012 tarihinde duyurulduğunu, senedin düzenleme tarihinin ise 04.04.2005 tarihi olduğunu, ₺'nin sembol olarak belirlenme tarihinden 7 yıl öncesi olduğunu, bu hususun dahi tek başına senedin sahte olduğunu ve sonradan düzenlendiğini açıkça gösterdiğini,Senetlerin alacaklısı durumunda bulunan ...'ın müvekkillerin murisi olan ...'nün üvey oğlu olduğunu, ...'nün, ...'ın annesi ... ile 09.06.2010 tarihinde evlendiğini, ...'nün ilk eşi ...'nün vefat ettiği 21.07.2009 tarihine dek ... ile evli kaldığını, ikinci evliliğini yaptığı ...'yle de üvey oğlu ... ile de ilk eşinin vefatından sonra 2010 yılı içerisinde tanıştığını, murisin bu tarihten önce ... ile hiçbir tanışıklıkları bulunmadığını, murisin üvey oğlu ile aralarında hiçbir zaman bir borç - alacak ilişkisi olmadığını, Tarafların senedin düzenlendiği tarihte tacir olmadığını, 2005 yılında ya da sonrasında taraflar arasında bono düzenlenmesini gerektirecek ticari ya da hukuki hiçbir ilişki bulunmadığından belgenin kambiyo senedi vasfı olmadığını, ...'ın kendisine karşı başlatılan bir icra takibinden görüldüğü kadarıyla bir iş yerinde sigortalı olarak çalıştığını, ...'nün de 1980li yılların sonunda emekli olduğunu, senedin tanzim tarihinde de o tarihten sonra da herhangi bir işle yahut ticari faaliyetle iştigal etmediğini, dolayısıyla senedin düzenlendiği 04.04.2005 tarihinde taraflar arasında bir ticaret olabilmesinin mümkün olmadığını, tacir sıfatını haiz olmayan üvey baba - oğul arasında düzenlenen senedin kambiyo vasfının olamayacağını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmaksızın düzenlenen senedin yine kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi içermeyeceğini, bu haliyle ihtiyati haciz talebinin reddinin gerektiğini, nitekim taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı ve senedin kayıtsız ve şartsız bedel ödeme vaadini içermediği durumlarda senedin kambiyo vasfının bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, hal böyleyken ihtiyati haciz kararı ve itirazın reddine ilişkin ek kararın hukuka aykırı olduğunu, ...'ın daha önce ...'nün düzenlendiğini iddia ettiği iki adet bonoyu takibe koyduğunu, yapılan itirazları neticesinde İcra Hukuk Mahkemesince murisin fiili ehliyetinin bulunmadığının adli tıp raporuyla tespit edildiğini ve takibin iptaline karar verildiğini, adli tıp raporunda murisin 2009 yılında başlayan demans kayıtları olduğundan ötürü, başlatılacak takibin iptal edilememesi maksadıyla bono tanzim tarihi olarak 04.04.2005 tarihinin yazıldığını,... tarafından Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Numaralı dosyası ile müvekkillerin murisi ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takip başlatıldığını, 200.000 TL bedelli, 07.12.2017 tanzim tarihli, 17.01.2018 vade tarihli iki adet senedin takibe konulduğunu, ...'nün senetlerin imzalandığı dönemde fiil ehliyeti bulunmadığından, senetlerde yer alan imzalar murise ait olmadığından ve murisin böyle bir borcu bulunmadığından 26.10.2020 tarihinde müvekkiller adına takibe, ödeme emrine, imzaya, borca ve tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibin öncelikle iptali, aksi halde durdurulması ve müvekkillerin borcu olmadığını tespitinin talep edildiğini, yapılan yargılama neticesinde, Gaziosmanpaşa 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/480 E. 2022/537 K. Numaralı ve 02.06.2022 tarihli kararı ile; "Mahkememizce, keşideci murisin bononun tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetine engel bir akıl hastalığının olup olmadığı araştırılması amacıyla tüm sağlık raporları da temin edilerek, bu kapsamda tarafların delilleri toplanarak dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na tevdi edilmiş, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu’nun 28.02.2022 tarihli raporu ile muris ...’nün bononun tanzim tarihi olan 17.12.2017 tarihi itibariyle fiil ehliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davanın kabulüne" denilerek davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ilgili dosyada murisin fiil ehliyetinin olmadığı ortaya çıkmış olduğundan imzaya itiraz ve diğer iddiları hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığını, Senedin düzenlendiği tarihte murisin 61 yaşında emekli bir kimse olduğunu, ticaretle de iştigal etmeyen bir kişinin 22 yaşındaki tanımadığı bir kimseye 20 sene sonra vadeli ve 120.000 dolar bedelli bir senet düzenlemiş olmasının akıl ve mantık kaidelerine hiçbir biçimde uygun düşmeyeceğini, 22 yaşındaki bir gencin ne sebeple 120.000 dolarlık alacak hakkına kavuştuğunun tamamıyla bir muamma olduğunu, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten mücerretse de ...'ın 22 yaşında ne maksatla bu bonoyu aldığı ve ...'nün hangi hukuki ilişkiye istinaden kendisine 120.000 dolar borçlandığını tek bir cümleyle dahi açıklayamadığını, ...'ın, murisin 07.12.2017 tarihinde 17.01.2018 vadeli iki senet düzenlediğini iddia ettiğini, 2005 tarihinde 120.000 dolarlık bir senedi 2025 vade tarihine düzenleyen bir kişinin 2017 tarihinde neden bir ay sonrasına ilişkin iki senet daha verdiğinin ve 12 sene sonra tekrar senet düzenleyen tarafların vadeyi neden bu sefer uzatmadan bir ay sonrasını belirlediklerinin anlaşılamadığını, halihazırda bir borç varken o borca ilişkin neden bir adım atmadıklarının anlaşılamadığını, taraflar bu kadar fazla hukuki ilişki içerisine girdiyse neden taraflar arasında herhangi bir sözleşme, yazılı bir metin ya da başkaca bir hukuki münasebet bulunmadığının anlaşılamadığını, esasında muris tarafından söz konusu senetlerin düzenlenmediğini, taraflarınca müvekkiller adına 24.08.2020 tarihinde ...'ın annesi ... aleyhine muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası ikame edildiğini, o davanın ... ve ... tarafından öğrenilmesinin ardından birdenbire iki adet senet peydah olunduğunu ve davanın açılmasından 15 gün sonra 10/09/2020 tarihinde söz konusu icra takibinin başlatıldığını, ilgili davada Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/390 E. 2023/48 K. Numaralı ve 10.02.2023 tarihli kararı ile tapunun iptaline ve miras payları oranında Müvekkiller adına tesciline karar verildiğini, ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2023/1644 E. 2025/247 K. Numaralı ve 05.02.2025 tarihli kararıyla reddedildiğini ve tapu iptali kararının 05.02.2025 tarihinde kesinleştiğini, bu kararın kesinleşmesinin ardından 21.03.2025 tarihinde taraflarınca vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin takibe konulduğunu, ...'ın annesi ... aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Numaralı icra takibi başlatıldığını ve ...'nün taşınmazına haciz konulduğunu, icra takibinin ardından 27.03.2025 tarihinde, ...'ın annesi ... aleyhine "Taşınır ve Taşınmazların Paylaştırılması ve Ortaklığın Giderilmesi Dava Şartı Arabuluculuk" yoluna başvurulduğunu, yıllarca duran senedin müvekkiller adına yapılan hukuki başvuruların ardından ortaya çıktığını, tüm bu hususların gerçekte böyle bir senedin var olmadığını ve yalnızca müvekkilleri geri adım attırabilmek maksadıyla gerçek dışı senetlerin oluşturulduğunu, ihtiyati haciz yoluna başvurulduğunu ve takibe konulduğunu gösterdiğini, Bu noktada senet üzerine neden murisin vefatına yakın tarihlerin değil de 20 yıl öncesinin yani 05.05.2005 tarihinin yazılmış olduğu sorusunun da cevaplanması gerektiğini, Gaziosmanpaşa 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/480 E. Numaralı dosyada alınan Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02.03.2022 tarihli raporda; Sosyal Güvelik Kurumunun kayıtlarında murise senet tarihinden yaklaşık 8 yıl önce 13/08/2009 tarihli kaydında "demans" tanısı konduğu, takip ve tedavisinin başlandığı ve ölünceye kadar devam ettiği, senet tarihinden 40 gün sonra İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 17/01/2018 tarihli 545247771 nolu nöropsikolojik test raporunda "SMMT'ye göre; oryantasyon 6/10, hızlı bellek 3/3, dikkat ve hesaplama 2/5, hatırlama 0/3, dil 7/9, toplam 18/30." şeklinde belirtildiği dikkate alındığında murisin fiili ehliyetinin müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (Demans) denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında sorulan işlem tarihinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığını, bu duruma göre ...'nün 07/12/2017 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığının kabulünün uygun olduğunu, Adli Tıp Raporundan da anlaşılacağı üzere ... tarafından senedin üzerine murisle tanıştıkları 2010 yılından sonraki bir tarihin yazılması halinde 13.08.2009 tarihinde murise demans tanısı konulduğu için icra takibinin yine fiil ehliyeti yokluğundan iptal edileceğinin düşünüldüğünü, bu sebeple, bononun üzerine demans tanısı konulan 2009 yılından 4 yıl öncesinın yazıldığını, tüm bu hususların senedin gerçek dışı olduğunu, ...'ın tamamıyla kötüyniyetle hareket ettiğini ve bu haliyle ihtiyati haczin ve ek kararın kaldırılması gerektiğini gösterdiğini, Diğer dosyada yine ... tarafından takibe konulan bonolar ile bu dosyadaki bonoda bulunan imzaların birbirinden açıkça farklı olduğunu, her üç senetteki imzaların murisin tapu resmi senedinde yer alan imzasından da farklı olduğunu, senetlerdeki imzanın detayları ile incelendiğini, ilk takibe konulan senetlerle işbu ihtiyati hacze konu senetteki imza ve yazıların birbirinden farklı olduğunun görüldüğünü, ayrıca senetler ve müvekkillerin ellerindeki belgelerde bulunan yazı ve imzaların da karşılaştırıldığını, sonuç olarak senetlerde bulunan yazı ve imzaların müvekkillerin murisi ...'ye ait olmadığını, murisin 07.12.2017'de düzenlediği iddia edilen senetlerdeki imzaların üstte, ihtiyati hacze konu senetteki imzaların ise altta solda olduğunu, müvekkile ait olduğu kesin olan 24.05.2016 tarihli tapu resmi senedindeki imzanın ise altta sağda olduğunu, yalnızca bu görüntünün dahi imzaların birbiriyle hiçbir alakasının olmadığını, her yönüyle farklı olduklarını, müvekkilin gerçek imzasının senetlerde yer alan imza olmadığını gösterdiğini, taraflarınca imzaya itiraz edildiğini ve ... aleyhine sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ötürü gerekli şikayetlerde bulunulduğunu, ilgili süreçlerin de devam ettiğini, imzaların sahte olduğu açıkça anlaşıldığından ihtiyati haczin ve ek kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile 27/05/2025 tarihli ek kararın ve 06/05/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını ve ... hakkında disiplin cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, bonodan kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi 06/05/2025 tarihli kararı ile; İhtiyati haciz talebinin kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı karşı taraf vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulmuştur. İtiraz üzerine İlk Derece Mahkemesi 27/05/2025 tarihli ek karar ile; İİK 265 kapsamında olmayan itirazın reddine, karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden karşı taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda ihtiyati hacze konu bono incelendiğinde; 04/04/2005 düzenleme tarihli, 14.04.2025 vade tarihli 120.000 USD bedelli bononun ... tarafından ... lehine nakden ibareli olarak düzenlendiği, keşide yerininBayrampaşa/İstanbul olduğu görülmüştür.İhtiyati hacze itiraz İİK’nun 265. maddesinde düzenlenmiş olup, borçlu ya da ihtiyati hacizden etkilenen 3. şahsın itiraz haklarının şekli ve tahdidi olarak sayıldığı, itiraz eden borçlunun ancak ihtiyati haczin sebebine, teminata ve yetkiye itiraz edebileceği, bunun dışında menfi tespit davası veya istirdat davasında ileri sürülebilecek hususların, ihtiyati haciz kararına itiraz olarak ileri sürülemeyecektir. Somut olayda muterizler vekili, ihtiyati hacze dayanak yapılan bononun alacaklısı bulunan lehtar ...'ın müvekkillerin murisi olan keşideci ...'nün üvey oğlu olduğunu, ...'nün, ...'ın annesi ... ile 09.06.2010 tarihinde evlendiğini, ...'nün ilk eşi ...'nün vefat ettiği 21.07.2009 tarihine dek ... ile evli kaldığını, ikinci evliliğini yaptığı ...'yle de üvey oğlu ... ile de ilk eşinin vefatından sonra 2010 yılı içerisinde tanıştığını, murisin bu tarihten önce ... ile hiçbir tanışıklıkları bulunmadığını, murisin üvey oğlu ile aralarında hiçbir zaman bir borç - alacak ilişkisi olmadığını, murisin 2009 yılında başlayan demans kayıtları olduğundan ötürü, başlatılacak takibin iptal edilememesi maksadıyla bono tanzim tarihi olarak 04.04.2005 tarihi yazıldığını, 2005 yılında 61 yaşında olan bir kimsenin 20 yıl sonrası vadeli bir bono düzenlemesinin hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğu olduğunu, tarafların senedin düzenlendiği tarihte tacir olmadığını, 2005 yılında ya da sonrasında taraflar arasında bono düzenlenmesini gerektirecek ticari ya da hukuki hiçbir ilişki bulunmadığını, keşideci imzasının murise ait olmadığından belgenin kambiyo senedi vasfı olmadığını belirtip ihtiyati haciz kararına itiraz edilmiş isede, bononun düzenleme tarihi itibariyle keşideci murisin fiil ehliyetinin olmadığına dair bir rapor ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığından, İtiraz edenler tarafından ileri sürülen keşidecinin keşide tarihi itibariyle fiil ehliyetine haiz olmadığı, keşideci imzasının muterizlerin murisine ait olup olmadığı, ihtiyati haciz talep eden lehdar ile keşideci arasında bir ticari ilişki olmadığı, bononun bedelsiz olduğu yönündeki itirazlar yargılamayı gerektirip açılacak bir menfi tespit davasında ileri sürülebileceğinden İİK 265. maddesindeki itirazlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, muterizlerin ihtiyati haciz kararına yönelik tüm itiraz sebepleri İİK 265/1 maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden olmadığı ve somut olayda ihtiyati haczin koşullarının bulunduğu tespit edilmiş olup muterizler vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi ek kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, muterizler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz edenlerin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muterizler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden muterizler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden muterizler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.