TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2025 NUMARASI : 2024/698 Esas 2025/112 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 07/10/2024 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2025 Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna ba…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/614 Esas 2025/756 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/614 KARAR NO : 2025/756 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2025 NUMARASI : 2024/698 Esas 2025/112 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 07/10/2024 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2025 Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Uluslararası Ağır Nakliye Tic. Ltd. Şti. aleyhine açtığı tazminat davasında verilen kararın icra takibine konulduğunu, takip sırasında şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını, dosyada işlemlere devam edilemediğini, Bala İcra Müdürlüğü dosyasının devamı ve Hazine alacağının tahsili amacıyla diğer işlemlerin yapılabilmesi için şirketle ilgili ihya ve temsilci atanması için dava açılması gerektiğini belirterek ... Uluslararası Ağır Nakliye Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; terkine ilişkin ihtarın usulüne uygun olarak yapıldığını, dava konusu şirketin geçici 7. maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun şekilde kapatıldığını, ek tasfiye kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin tebliğ hükümlerini uygulamakla yükümlü bulunduğunu, tebliğin uygulanması sebebiyle müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, müvekkilinin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu, yapılacak yargılama sonucu zorunlu hasım olması ve davanın açılmasında kusurunun bulunmaması nedeniyle müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, TTK'nun geçici 7. maddesi metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, bu maddede belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, bu nedenle tadadi nitelikteki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacağı, maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağının açık olduğu, Kanunun istisnai tasfiye usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamayacağı, ticaret sicili müdürlüklerince 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğunun açıkça yazılması gerektiği, ticaret sicili müdürlüğünün bu gerekliliği yerine getirmediği, şirketin tüzel kişiliğinin Bala İcra Dairesi'nin 2024/210 (2015/29 Eski) sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tescili ile tasfiye memuru atanması gerektiği, davalı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, geçici 7. maddeye 7511 Sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz" düzenlemesinin TTK'nun geçici 7. maddede belirlenen usule uygun olarak kaydı silinen şirketler hakkında açılan davalar açısından uygulanabileceği, kanunun lafzi yorumunun aksinin kabulünün mümkün olmadığı, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde ... Uluslararası Ağır Nakliye Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin Bala İcra Dairesi'nin 2024/210 (2015/29 Eski) sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından şirket son ortağı ve yetkilisi olan ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, tasfiye memuruna ücret tayinine takdiren yer olmadığına, bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, karar kesinleştiğinde bir örneğinin tescil ve ilan için Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sicil kayıtları silinen şirket borçlarının, şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağını, ticaret sicilinden kaydı silinen limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumluluklarının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam ettiğini, geçici 7. maddenin 12. fıkrası dikkate alındığında davacının alacağı sebebiyle işbu ihya davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, dava şartı yokluğundan HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu şirket geçici 7. maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, HMK'nun 331. maddesi uyarınca davanın açılmasından sonra davacının hukuki yararı veya dava konusu ortadan kalkarsa davanın konusuz kalacağı düzenlenmiş olup, somut olayda TTK geçici 7. maddenin 15. fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra hazineye intikal edeceği ve Hazine'nin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağının düzenlendiğini, şirketin 03.02.2015 tarihinde terkin edildiği göz önünde bulundurulduğunda anılan 10 yıllık sürenin dolması sebebiyle şirketin malvarlığının Hazine'ye intikal ettirilmesi ve bu doğrultuda Hazine'nin de şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağı düzenlemesine bağlı olarak davanın konusu ortadan kalkmış olup, huzurdaki davada bu yönde karar verilmesinin hukuka uygun olacağını, ihtarın usulüne uygun yapıldığını, şirketin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, tebligatın bu sebeple iade olduğunu, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, şirketin son adresine tebligat yapıldığından, tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilan Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarın hukuka uygun olduğunu, buna ilişkin Yargıtay kararının da bulunduğunu, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı takdirde münfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirket, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 06/02/2015 tarih ve 8753 sayılı TTSG’de yapılan ilan ile sicilden re’sen terkin edildiğini, müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, ticaret sicili müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, terkine ilişkin ihtar ve tebligat suretleri, Bala Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/244 Esas 2006/196 Karar sayılı karar sureti, Bala İcra Müdürlüğü'nün 2024/210 (eski 2015/29) sayılı takip dosyası sureti dosya içerisinde yer almaktadır. Bala İcra Müdürlüğü'nün 2024/210 (eski 2015/29) sayılı dosyasının incelenmesi ile, davacı alacaklı tarafından, borçlu ... Uluslararası Ağır Nakliye Tic. Ltd. Şti. aleyhine toplam 12.654.674,05 TL (12/03/2015 tarihi itibarıyla) alacağın tahsili talebiyle ilama dayalı olarak icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Anılan icra takip dosyasına dayanak Bala Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/244 Esas 2006/196 Karar sayılı kararından davacı Maliye Hazinesi tarafından davalı ... Uluslararası Ağır Nakliye Tic. Ltd. Şti. aleyhine tazminat talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda 08/06/2006 tarihli karar ile davanın kabulüne, 2.585.000,00 TL alacağın 01/10/1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İhyası talep olunan şirketin terkin sebebinin sermayesinin 6102 sayılı TTK'da belirlenen asgari tutarlara yükseltmeme olduğu, şirketin 19/08/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, şirkete çıkarılan tebligatın cadde sokak yok açıklamasıyla bila tebliğ olduğu, şirket yetkilisine ise ihtarın tebliğe çıkarılmadığı dosya içeriğiyle sabittir. Davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; ihyası talep olunan ... Uluslararası Ağır Nakliye Tic. Ltd. Şti.'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 19/08/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak 14/02/2014 tarihine kadar şirketin sermayesini 10.000,00 TL'ye çıkarmaması olarak yer aldığı, anılan ihtarnamenin davalı şirkete cadde sokak yok notuyla bila tebliğ olduğu, şirket yetkilisine tebligat çıkarılmadığı, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11. bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Ticaret sicili müdürlüklerince; 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılmalıdır. 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 7/15. maddesi uyarınca sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir. Şirketin son yetkililerini gösterir Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti dosya içerisinde yer almaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşen şirketin ek tasfiyesine karar verilebileceği, TTK'nun 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için de şirketin son yetkililerinden birinin şirkete tasfiye memuru atanması, tasfiyeyle sınırlı ihya kararı kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanı gerektiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan ticaret sicili müdürlüklerince; 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılmalıdır. Davalı temsilcisinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde ise; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. TTK'nun geçici 7. maddesine 7511 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." hükmü düzenlenmiş ise de, anılan hükümden açıkça anlaşılacağı üzere davalı sicilin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması ancak TTK'nun Geçici 7. maddesinde öngörülen usule uygun olarak ihyası talep edilen şirketin kaydının silinmesi halinde mümkün olabilecektir. Somut olayda ise, yukarıda açıklandığı üzere TTK'nun Geçici 7. maddesinde öngörülen usule uygun bir terkin işlemi söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı ilamı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.