T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/400 KARAR NO : 2026/589 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2022/192 E. - 2023/335 K. DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sın…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/400 KARAR NO : 2026/589 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2023 NUMARASI : 2022/192 E. - 2023/335 K. DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2023 tarih ve 2022/192 E. - 2023/335 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, doku üretimi ve allugreft alanında faaliyet gösteren müvekkilinin 2015/24716 sayılı "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, hal böyle iken davalı tarafından 2019/79640 sayılı "..." ibareli markanın tescilinin sağlandığını, müvekkilinin markası 10 ve 35. sınıflarda tescilli iken, davaya konu marka kapsamında 05 ve 10. sınıf malların bulunduğunu, markaların kapsamındaki "cerrahi, tıbbi malzemeler" başlığı altındaki 10. sınıf mal ve hizmetlerin ortak olduğunu, markalar arasındaki tek harften kaynaklanan bir farkın mevcut olup bu harf dışında markaların nerede ise aynı olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olup davalının bu tanınmışlık düzeyinden haksız menfaat elde etmek amacıyla hareket ettiğini, davaya konu markanın müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarını zedeleme ihtimalinin bulunduğunu ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız menfaat elde etmeye yönelik kötü niyetli bir davranış olduğunu ileri sürerek, 2019/79640 sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 2010 yılında kurulmuş doku sektörü alanında faaliyet gösteren ... A.Ş. unvanlı şirketin tek ortağı olduğunu, davaya konu markanın da bu şirketin unvanında yer alan "..." ibaresindeki "..." ve İngilizce'de doku anlamına gelen "..." kelimesinin kıslatması olan "..." ibaresinin birleştirilmesi ile oluşturulduğunu, "..." kısaltmasının ...'den geldiğinin sektörde bilinen bir durum olduğunu, dolayısı ile markalar arasında herhangi bir benzerlikten söz edilmeyeceğini, davacıya ait markanın ülke içinde tanınmışlığının bulunmadığını, sektörde "..." markasına sahip bir ürün bulunmadığını, davacı tarafından 10. sınıftaki mallar yönünden ortaklık bulunduğu iddia edilmiş olmasına rağmen davacının 10. sınıfta herhangi bir kullanımının olmadığını ve esasen kullanılmaması nedeniyle davacı markasının iptalinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının iddiasının dayanağını oluşturan 2015/24716 sayılı markanın 23/1272015 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi itibariyle tescil tarihi üzerinden 5 yıldan uzun bir süre geçtiği ve davalı tarafından kullanmama defini ileri sürüldüğünden davacının bu markanın kullanımını ispat külfeti altında bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafından dosyaya sunulan belge ve bilgilerin bilgilendirme ve ambalaj görsellerinden oluştuğu, davacının 10. sınıftaki emtilalar için "..." markasını doğrudan kullandığını gösterir fatura vs sunmadığı, ambalaj görsellerinde tarihin yer almadığı, doku merkezinde üretimi gerçekleştirilen ürünler için "..." markasının kullanım talebinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygun bulunduğu 21/4/2022 tarihi ile davanın açıldığı 30/5/2022 tarihi arasında iki aydan az bir sürenin bulunduğu, dolayısı ile 21/4/2022 tarihinden önce satışı yapılan ürünlerin "..." markalı olduğunun söylenemeyeceği, iki aylık sürenin ise pazar payı oluşturacak şekilde yoğun ve ciddi kullanım için yeterli olmadığı, bu itibarla markanın kullanıldığının ispatlanmadığı, davacının markasının SMK'nın 6/5 kapsamında tanınmışlığını ispat edemediği, davacı ile dava dışı ... arasında husumet bulunuyor ise de, davalının dava dışı bu şirketin yetkilisi olması kötü niyetin varlığı için yeterli olmadığından davalının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğinden söz edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, doku üretimi ve allugreft alanında faaliyet gösteren müvekkilinin 10 ve 35. sınıflarda tescilli ... markasının ülke içinde kullanıldığını, hal böyle iken aralarında yalnızca tek harften kaynaklanan bir fark bulunan taraf markalarının tüketiciler tarafından karıştırılacağını, davalının kendisinden önce piyasaya giren ve belli bir bilinirliğe ulaşan müvekkilinin markasına benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin faturalarında ... ibaresi yer almadığından kullanımın ispatlanmadığı kanaatine varılmış ise de, ticari hayatta hiç bir şirketin marka adına yer vermediğini, müvekkilinin ürünleri ilaç niteliğinde bulunmadığından ambalaj üzerinde tarihe yer verilmesinin zorunlu olmadığını ve ambalajlarda marka adının yer almasının yeterli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükmün esasına ilişkin bir itirazlarının bulunmadığını, ancak dava reddi üzerine müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taraf markaları arasında bir kısım mal ve hizmet yönünden emtia ve işaret benzerliği benzerliği bulunmakla birlikte, davacının hükümsüzlüğe dayanak markasının tescil tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi olduğu, davalının kullanım ispatı talebi üzerine davacıya ait defter ve faturalar üzerinde yapılan incelemede markanın kullanımını destekleyecek belge ve bilgilere ulaşılamadığı, ambalaj görselleri üzerinde markasal kullanım söz konusu ise de, ambalajlar üzerinde herhangi bir tarih yer almadığı ve bu görselleri destekleyecek başka bir somut delilin de ibraz edilmediği nazara alındığında markasal kullanımın ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelince, mahkemece ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiş olup bu durumda yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/06/2023 gün ve 2022/192 E. - 2023/335 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 3- Davanın reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 651,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9- Davacıdan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60-TL’nin düşümü ile kalan 304,40-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 10-Davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...