T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/309 KARAR NO:2026/402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/68 KARAR NO:2026/38 DAVA TARİHİ:18/08/2023 KARAR TARİHİ:15/01/2026 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜL…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/309 KARAR NO:2026/402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/68 KARAR NO:2026/38 DAVA TARİHİ:18/08/2023 KARAR TARİHİ:15/01/2026 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş. tarafından ... Poliçesi ile sigortalı bulunan .... Şti.'nin işyeri, demirbaş ve emtialarının davalılarca yapılan ıslah çalışması sırasında istinat duvarının yıkılması ve 10/07/2022 tarihinde aşırı yağan aşırı yağışlar sonucu derenin taşmasına bağlı olarak bahçe duvarını aşan suların, sigortalı işyerinin bahçesine dolması sebebiyle hasara uğradığını, işbu bu olay sebebiyle müvekkili şirketin eksper marifetiyle hasar tespiti yaptırarak sigorta tazminatı ödediğini, davalı kurumların kendilerine ait tesisleri kullanıma uygun bulundurma, bakım, onarım, üçüncü şahıslara zarar verilmemesi için her türlü önlemi alma konusunda sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmemiş olması sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını, dava açılmadan önce davalılar aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalılarca işbu takibe itiraz edildiğini beyan ederek, fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, 1.244.186,04 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 15/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Eldeki dava; İstanbul ..., ... ve ...Müdürlüğü'ne karşı açılmıştır. CEVAP:Davalı... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; yargı yolu yönünden davanın idari mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça hasarın ıslah çalışması sırasında istinat duvarının yıkılması sebebiyle aşırı yağış sonucu meydana geldiğinin beyan edildiğini, dere üstü yapılaşmaya ilişkin müvekkili idarenin uygun görüşü bulunmadığını, ilgili belediyeden izin alınmadan yapılan yapılardan kaynaklı oluşan hasarlardan müvekkil idarenin sorumluluğu bulunmadığını, 5216 sayılı Kanun'la ... belediyesi sınırları içindeki alt yapı ve kanalizasyon hizmetleri ile yağmur sularının uzaklaştırılması hizmetini yürütme görevinin ... belediyesi, ilgili ilçe belediyesi ve..'nin görevleri arasında sayıldığını, bu sebeple müvekkil idarenin bu konuda kanunen tanınmış herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, ilçe belediyesinin sorumluluğunda bulunan cadde ve sokaklarda yağmursuyu çalışmalarının ilçe belediyesinin yetkisinde, meydan, bulvar, cadde ve ana yollarda yağmursuyu çalışmalarının ...Belediyesinin yetkisinde olduğunu, idare mahkemelerinin istikrar arz eden kararlarına göre mevzuat uyarınca alınması gereken izin ve ruhsatların alınmamış olması, ilgili yapının fen ve teknik kaidelere uygun yapılmaması, projeye aykırı inşaat veya kullanımın bulunması hallerinde zararla idare arasındaki illiyet bağının kesildiğini, mercilerden izin alınmadan inşa edilen depo, konut, işyeri ve ikamet edilen yerlerdeki zararın hizmet kusurundan kaynaklandığı kabul edilse bile idare hukuku ilkelerine göre tazmin edilebilecek ortada meşru bir zarar olmadığından ve davalı idarenin hizmet kusuru ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı kesildiğinden müvekkili idareye kusur atfının hukuka aykırı olduğunu, bu itibarla tek taraflı hazırlanan ekspertiz raporunun sıhhati tartışmalı ve ihtilaflı olup hukuki delil niteliğinin olmadığını, davacı sigortacının zararını ve bu zararın müvekkili idareden kaynaklandığını ispat edemediğini, davacının zarar iddiasını ve sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmesi gerektiğini, ..., ilçe belediyesi ve idare arasındaki hasarın meydana geldiği adres ile ilgili olarak dere ıslah, bakım ve onarımı için bir protokol bulunmadığını, müvekkili idarenin söz konusu sorumlu olmadığı dere hattı dolayısıyla üçüncü şahısların uğrayacağı zararlardan dolayı da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin 18/10/2023 tarihli kararı; tüm davalılar yönünden yargı yolu caiz olmadığından ve davanın HMK m.114/f.1-bend (b) hükmü gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2-Dairemizin 18/12/2024 tarihli kararı; davalı... yönünden adli yargının görevli olduğu nazara alındığında diğer davalılar hakkında dosya tefrik edilerek karar verilmesi gerekirken, mahkemenin tacir sıfatını haiz davalı... yönünden de yargı yolu bakımından davanın usulden reddine dair verdiği karar dosya kapsamına uygun olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 3-Mahkemenin 15/01/2026 tarihli kararı; "...Mahkememiz 18/10/2023 tarih 2023/550 Esas 2023/765 karar sayılı kararı ile yargı yolu caiz olmadığından idari yargı görevli olduğundan dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararını vermiştir. Bu karara karşı İstanbul BAM 45. HUKUK Dairesi 18/12/2024 tarih 2024/1031 Esas 2024/1663 Karar sayılı zararı ile davalılardan... yönünden adli yargının görevli olduğun gerekçesiyle ilk karar kısmen kaldırılmış yeniden yapılan yargılamada sadece davalı... yönünden davaya yeni esas üzerinden devam olunmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın dere ıslahı sırasında istinat duvarının yıkılmasına bağlı olarak yağmur sularının etkisi ile meydan geldiği iddia edilen olayda davalı...'nin celbedilecek kayıtlara göre ve somutlaştırılan deliller çerçevesinde kusurlu veya kusursuzluğuna yol açabilecek durumun söz konusu olup olmadığı, olayın olduğu gün itibariyle aşırı yağışın olup olmadığı, hangi tutarda yağışın olduğu, bu durumun kusura etkisinin bulunup bulunmadığı, dere ıslah çalışması ile ilgili ihale, denetim, gözetim, görev ve sorumluluğunun davalı ...de olup olmadığı, meydana gelen sel baskını nedeniyle oluşan iş yeri hasarında sel baskınında davalıya atfedilen kusurun olup olmadığı, var ise kusurun oranın ne olduğu, meydana gelen olay sonucunda zararın oluşup oluşmadığı, var ise sigortacılık tekniği ve Yargıtayın benimsediği yöntem çerçevesinde zarar miktarının ne olduğu, kusur ve zarar arasındaki nedensellik bağı olup olmadığı, buna göre yapılacak hesaplamalar sonucunda davacının takip tarihi itibariyle davalı... den talep edebilecek bir alacağının olup olmadığı, takip tarihi itibariyle itirazın iptali ve takibin devamının hangi rakam üzerinde olması gerektiği noktalarında toplandığı, Dava ve cevap dilekçe içerikleri dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlıkta iddia edilen olayın meydana geldiği, ödemenin davacı tarafından dava dışı sigortalıya yapıldığı, ödeme yapılmaması durumunda itirazın iptali davası açıldığı, süresi içinde ise mahkememizde dava açıldığı, bu hususların tartışmasız olduğu,Davanın konusu taşan derenin zarar verdiği sigortalıya ödeme yapan sigortacının kusura dayanarak açtığı rücuen tazminat davasıdır.Davacı 3 ayrı kuruma dava açmış isede davalılardan iki belediye başkanlığına açılan davada verilen red kararı BAM tarafından da onandığından kesinleştiğinden bu iki davalı yönünden yeniden karar verilmemiştir.Davalı... yönünden yeniden yapılan yargılamada tarafların delilleri toplanmıştır.Davalı...'nin zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları mevcuttur. TBK 73.maddesine göre rücu isteminde zamanaşımı tazimatın ödendiği ve sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalükarda 10 yıl içinde zamanaşımı dolar. Tazimatın kaynağı haksız fiil sorumluluğudur. Olay 10/07/2022 tarihinde meydana gelmiş olup, sigorta ödemesi 15/09/2023 olup dava tarihi 08/08/2023 olduğundan iki yıl ve on yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından ve zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir. İtirazın iptali davaları bir yıllık hak düşürücü sürede açılmalıdır. Bu sürenin başlaması için itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmesi gerekir. Aksi takdirde 1 yıllık süre başlamaz. İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası incelendiğinde davalı...'nin itiraz dilekçesini sunduğu tarihin 13/03/2023 tarihi olup dava bir yıllık hak düşürücü sürede 18/08/2023 tarihinde açılmıştır. ...'nin bir diğer itirazı da yargı yolu itirazı olup bu konuda BAM kararı ile davalı... yönünden mahkememizin görevli olduğu açıktır. ...'nin bir diğer itirazı ise husumet itirazıdır. Her ne kadar 5216 sayılı ... Belediyeleri Kanunun 7-I-r maddesinde "su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, derelerin ıslahını yapmak"şeklinde görevleri var ise de 2560 sayılı... Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 2-b maddesi gereğince "kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sularda..." ...'nin yetki ve sorumluluğundadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017-4/2604 Esas 2021/96 Karar sayılı benzer bir davada...'nin derenin taşması halinde sorumlu olacağına hükmedilmiştir. Dolayısıyla... 'nin yaptığı husumet itirazı yerinde değildir. Dosyada ... Başkanlığının 26 Mart 2025 tarihli yazısına ek dava konusu yere ilişkin dere ıslah projesine ilişkin sözleşme ve ekleri dosyaya konulmuştur. Yine belediyelerden gerekli belgeler celbedilmiş mahallinde naip hakim ile keşif yapılmış, bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişiler 02/12/2025 tarihli raporlarında davacının İstanbul 21. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 15/09/2022 ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizi 80.906,65-TL olarak hesaplamış iseler de takip talebinde davacı taraf 49.456,40-TL talep ettiğinden taleple bağlılık ilkesi gereğince takip talebi ile bağlı kalınmıştır. Bilirkişiler raporlarında hem ... Belediyesinin hem de...'nin müşterek sorumlu olduklarını rapor etmişlerdir. Bu rapor yukarıda yazdığımız değerlendirmeler ile uyumlu olup davalı...'nin olayda kusuru ve sorumluluğu vardır. ... Belediyesine idari yargıda dava açılması halinde mükerrer tahsilatın önüne geçmek için hüküm kısmında mükerrer tahsilat yapılmaması kaydıyla cümlesi eklenmiştir. Yine bilirkişi heyeti zarar gören eşyaların keşif sırasında yerinde olmadığını beyan etmiş iseler de dosyada bulunan diğer delillerden zarar gören demirbaş ve emtiaların değerlerinin Hasar Ekspertiz raporundaki değerlerin toplam tutarının kadri maruf olduğunu beyan etmişlerdir. Heyet içerisinde bulunan her bir bilirkişi kendi uzmanlık alanında rapora katkı sağlamış olup, inşaat mühendisliği, mali emtia ve dekorasyon ve diğer yönlerden ayrıntılı değerlendirmeler yapılmıştır. Buna göre davacı sigortacının sigortalıya ödediği sigorta bedelini davalı...'den rücuen tazmin şartları oluşmuştur. Davacı her ne kadar ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de itirazın iptali davalarında takip öncesi için zaten takipte işlemiş faiz talep edildiğinden takip tarihinden itibaren faiz talep edilebilir. Davacı ve davalı taraflar tacir olup avans faizi talep etme hakkı var ise de dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiğinden taleple bağlılık ilkesi gereğince takip sonrası için yasal faize hükmedilmiştir. Sigorta poliçesi incelendiğinde yapılan ödemenin poliçe kapsamında kaldığı, 1.244.186,04-TL'nin ... Bankası aracılığıyla sigortalıya 15/09/2022 tarihinde ödendiği sigortalının 09/09/2022 tarihinde ibraname verdiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacı sigortalısına yaptığı 1.244.186,04-TL'yi davalıya rücu edilebilir. Bu nedenle başlatılan ilamsız icra takibi haklı olup itiraz haksızdır. İtirazın iptaline karar vermek gerekir. Her ne kadar sigortalanan yerler dere yatağına yakın iseler de sigortalanan binaların ruhsatları bulunduğundan sigortacının dere yatağına yakın yerlerde sigorta yaptığı dolayısıyla müterafik kusurlu olduğu kabul edilemez. Yani müterafik kusur yoktur ve bu konuda indirim yapılmamıştır. Yine yağan yağışa ilişkin 02/12/2025 tarihli raporda 19.sayfada değerlendirime yapılmış ve ölçü sınırları verilmiştir. Buna göre 12 saatlik periyotta 100 mm üzeri yağış aşırı yağış sayılır. Dava konusu yerde 14 saatte 122,9 mm yağdığından aşırı yağış kapsamına girsede sınır seviyesinde olduğundan olağanüstü aşırı yağış seviyesinde değildir. Sonuç olarak sigortacının müterafik kusuru olmayıp... kusurludur. Davacı taraf İİK 67-2 maddesi gereğince %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı isteme hakkı var iken bunu talep etmediğinden taleple bağlılık ilkesi gereğince bu konuda davacı lehine karar verilmemiştir. Bu konuda ıslah dilekçesi de sunulmamıştır..." gerekçesiyle; "1-Mahkememizin davalılar... ve ... Başkanlığı hakkında verdiği önceki kararımızın (dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi) İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi tarafından kaldırılmadığından bu iki davalı yönünden tekrar hüküm kurmaya yer olmadığına, bu iki davalı yönünden önceki kararın kesinleştirilmesine, 2-Davacının davalı... Genel Müdürlüğüne karşı açtığı itirazı iptali davasının KABULÜ ile tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla davalı... Genel Müdürlüğünün İstanbul 21. İcra Dairesinin ... sayılı dosyaya yaptığı itirazın 1.244.186,04-TL asıl alacak 49.456,40-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.293.642,44-TL için iptali ile 1.244.186,04-TL için takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte TAKİBİN DEVAMINA, 3-Davacı taraf talep etmediğinden icra inkar tazminatına yer olmadığına" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, bazı kısımlarda davalının sorumlu olmadığı tespitlerine yer verildiğini, sigortalının işyeri ruhsatının olmadığını, olay nedeniyle...'nin sorumluluğunun bulunmadığını yağmur suları yönünden sorumluluğun belediyeye ait olduğunu, davaya konu olayın doğal afet olduğunu, eldeki istatistiki verilerle birlikte değerlendirildiğinde yağan yağışın şiddeti, süresi, yoğunluğu, etki alanı ve sebebiyet verdiği zararın hacmi itibarıyla bu çaptaki bir afetin öngörülmesinin ve önlenmesinin İdarenin gücü dahilinde olmadığını bu nedenle mücbir sebebin bulunduğunun kabulü gerektiğini, yasal zorunluluğu yerine getirmeyerek işyeri ruhsatı almaksızın faaliyet gösteren işyerinde meydana gelen zarardan davalı idarelerin sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunduğunu, gerek kuruluş kanunu gerekse olayla ilgili taşkın mevzuatı kapsamında derelerin ıslahı konusunda görevlendirilmemiş olan ayrıca mücbir sebep teşkil eden olay öncesinde kendisine yüklenen hiçbir görevi ihmal etmeyen, olayın vuku bulmasından sonra da derhal harekete geçerek gereken önlemleri alan böylece davaya konu hasarın oluşmasında hizmet kusuru ve ihlali bulunmayan idareye kusur atfında hukuka uyarlık bulunmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEİstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357.maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalıya ait işyeri için 16/03/2022-2023 tarihlerinde geçerli olmak üzere "... Poliçesi" düzenlenmiştir. Poliçede selyap teminatı bulunmaktadır. Poliçedeki Sel / Selyap Teminatı Muafiyet Klozu; "Selyap hasarlarında; a)Bina, sabit tesisat ve dekorasyon, b)Emtia, c)Makine, teçhizat, demirbaş ve diğer tesisat gruplarının her biri için ayrı ayrı sigorta bedeli üzerinden %2 tenzili muafiyet uygulanacak olup toplam muafiyet azami 50000 EUR karşılığı TL ile sınırlı olacaktır." şeklindedir. Dava konusu hasar 10/07/2022 tarihinde meydana gelmiş ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 15/09/2022 tarihinde 1.244.186,04 TL hasar ödemesi yapılmıştır. Sigorta poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Yangın Sigortası Genel Şartlarında, Klozlar başlığı altında Sel veya Su Baskını Klozu (Yangın Sigortası ile Birlikte Verildiği Takdirde Yangın Poliçesine Eklenecek Kloz); "Yangın Sigortası Genel Şartları Hükümleri Saklı Kalmak Kaydıyla; 1-Sigorta konusu şeyler civarındaki nehir, çay, dere ve kanalların taşmasının, 2-Denizlerin gelgit olayları ve deniz depremi (tsunami) dışında kabarmasının, 3-Yağışlar nedeniyle meydana gelen sel veya su baskınının, 4-Pis suların kanalizasyon ve fosseptik çukurlarından yağışlar nedeniyle geri tepmesinin, 5-Her ne sebeple olursa olsun yeraltı sularının, riziko konusu kıymetlerde doğrudan sebep olacağı zararlar teminata ilave edilmiştir." şeklindedir. Ekspertiz raporunda; "a) Hasarın Oluş Şekli Ve Nedeni : Sigortalı firma yetkilisi ile yapılan görüşmede, Kurban Bayramının 2.günü İstanbul genelinde yağan aşırı yağış sonrasında depoyu su bastığı ve emtia ile demirbaş kıymetinde hasar oluştuğu bilgisi alınmıştır. Deponun bulunduğu binanın yanından geçen dere yatağında Belediye'nin ıslah çalışmaları yaptığı, ıslah çalışmaları sebebiyle genişletme yapmak için dereyi çevreleyen bir kısım istinat duvarını yıktıkları, olay günü ise aşırı yağış sebebiyle derenin taştığı, bahçe duvarını aşarak bahçeye dolduğu beyan edilmiştir.b) Ekspertiz Bulguları : Depoda yapılan incelemede, duvar üzerindeki çamurlu su izlerine göre suyun 1-1,5 m seviyelerine yükselmiş olduğu, depoda hem palet üzerinde hem de raf üzerinde demonte paketli halde mobilya parçaları bulunduğu, 2 alt sıranın komple su altında kaldığı, suyun tahliye edildiği ancak depoda yoğun çamur birikintisi bulunduğu görülmüştür. İletilen fotoğraf ve video kayıtlarında depo önü bahçe zemini ile depo içerisinin yaklaşık 1 m yüksekliğinde su ile kaplı olduğu, su tahliyesinin yapıldığı ve video kayıtlarında derenin taştığı görülmüştür. Hasarın yakın nedeni Sel Su baskını olup, poliçe de teminat olduğu görülmüştür." tespitlerine yer verilmiş, emtia hasarı 2.584.888,16 TL, demirbaş hasarı 64.337,31 TL, dekorasyon hasarı 76.716,16 TL olmak üzere toplam 2.725.941,63 TL hasar hesap edilmiştir. Eksik sigorta, sovtaj ve muafiyet tenzili neticesinde nihai tazminat tutarı 1.244.186,04 TL hesap edilmiştir. Mahkemece iç mimar-endüstri tasarımcı, inşaat mühendisi, meteoroloji yüksek mühendisi, sigorta uzmanı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden, mahallinde keşfen inceleme yapılarak alınan raporda özetle; Sigortalı yerin yapı iskan belgesi olup olmadığı belirlendikten sonra dava dışı sigortalanan yerin sorumluluğu yönünden bir değerlendirme yapılabileceği, dere yatağının yeterince ıslah edilmemesinin olayda etkili olması nedeni ile davalı... Genel Müdürlüğünün 2560 sayılı Kanunun 1., 2. maddesinin (b) ve (d) bendi ile 25. maddesindeki yükümlülüklerine göre sorumluluğunun olduğu, yağış verilerine bakıldığında en şiddetli yağışın olayın olduğu yerde bir önceki günün gece saatlerinde başladığı ve ertesi günü sabah saatlerine kadar devam ettiği, olay yerinde aşırı yağış meydana geldiği ve bu miktarda yağışın derede taşkın yapabileceği, olay ve ekspertiz rapor tarihi itibariyle hasar ekspertiz raporunda yer alan 2.725,941,063 TL olan (sigorta mevzuatından kaynaklı kesintilerden önceki) Toplam tazminat tutarının kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı, başka bir söylemle kadri maruf olduğu hususlarında kanaat bildirilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Davalı vekili istinaf dilekçesinde bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu ileri sürmüş ise de bilirkişi raporunda "...Bu kapsamda dava konusu olay değerlendirildiğinde; meydana gelen zarar ile davalıya ait su borularının bakım eksikliği sebebiyle taşması, patlaması arasında illiyet bağının bulunmadığı değerlendirilmektedir. Zararın meydana gelişinde davalının kusur veya kusursuz sorumluluğunun bulunmayacağı değerlendirilmiştir..." şeklinde tespitlerin somut dosyayla ilgisi olmadığı muhtemelen sehven raporda kaldığı anlaşılmıştır. Zira bilirkişi raporunda yukarıda da özetlendiği gibi...'nin sorumlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", c bendinde "Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 17.maddesinde "Kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanması zorunludur. Bu bağlantılar, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle... tarafından yapılır veya projesine uygun olarak yaptırılır.", 18.maddesinde "Yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişiler, daha önce...'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorundadır. ... o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi verir. Yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanır. İmar planlarının hazırlık safhasında altyapı tesisleriyle uyum yönünden...'nin de görüşünü almak şarttır.", 25.maddesinde ise "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla... tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." hükümleri yer almaktadır. 5216 sayılı ... Belediyesi Kanunu'nun 7.maddesinin "r" bendinde "su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derede ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak" ... belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmış, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15.maddesinin "e" bendinde ise; "müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek" belediyenin yetki ve imtiyazları arasında yer verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 E. 2016/163 K. sayılı ilamında illiyet bağının varlığı ve kesilmesi "...İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır. Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37). İlliyet bağını kesen hallerden birinin varlığı veya zarara yapım bozukluğu veya bakım eksikliği dışında ve bunların bir katkısı olmaksızın mücbir sebepten üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanan başka bir kazanın sebep olduğu kanıtlanmadığı takdirde ispat yükü yerine getirilmiş sayılır..." şeklinde açıklanmıştır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/02/2017 tarihli 2014/17103 E. 2017/1422 K. sayılı kararında; "...Somut olayda sigortalı işyerinde çatıdan giren sular nedeni ile hasar oluşmuş ve alınan 10.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda hasarın aşırı yağıştan oluştuğundan bahsedilmiş ise de olay tarihinde il genelinde valilik oluru ile "Genel Hayata Etkili" kabul edilen yağışlar nedeniyle Bakanlar Kurulunca alınan bir afet kararı olmamasına ve bu yağışların mücbir sebep sayılmamasına göre yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca bina maliki davalının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir durum olmadığı..." yönünde karar verilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2015 tarihli 2015/8575 E. 2015/11794 K. sayılı kararında; "...Somut olarak üzerinde durulması gereken husus, yapı sahibinin ek kusurunun bulunup bulunmadığıdır. Zira bu halde, uygun illiyet bağı kesilse bile malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. İşyerindeki zarar, yoğun yağışlarda yetersiz kalan kanalizasyon şebekesinden işyeri giderinin geri tepmesi neticesinde meydana gelmiştir. Yargısal uygulamalara göre işyerinin bulunduğu binanın ruhsatının olmaması, uygun illiyet bağını kesmez. Diğer yandan idarenin izni olmadan şebeke bağlantısı yapılması halinde dahi uygun illiyet bağının kesildiğini kabul edemeyiz. Zira yoğun yağış halinde meydana gelen zararlandırıcı olayda, şebekenin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır.Biran için uygun illiyet bağının kesildiği düşünülse bile ... Belediye Yasası, ... (...) Kuruluş Yasası ve ilgili yönetmeliklere göre idarenin denetim görevini yerine getirmediği gibi, her şartta (yoğun yağış) tahliyeyi sağlayan bir şebeke ağının hizmete sunulamadığı görülmektedir. O halde davalı idarenin, tesisin kötü yapılmasından, muhafazasından, somut olayda olduğu gibi tahliyeyi yeterli yapamamasından kaynaklanan zarardan 818 sayılı B.K.'nın 58. maddesi hükmüne göre sorumlu olmasına göre davanın reddine karar verilmesi isabetli olmayıp bozma nedeni ise de kararın onandığı yeniden yapılan incelemede anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle ile Daire'mizin 16.12.2014 gün ve 2013/12579 2014/18786 sayılı ilamındaki onama kararının kaldırılarak kararın bozulması gerekmiştir..."Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2023 tarihli 2021/16647 E. 2023/13957 K sayılı kararında; "... İlk Derece Mahkemesince; sigorta ettirenin kullandığı deponun yapıya ait projede "sığınak" olarak görünen yerin, sigortalı ettirene depo olarak kiralanmak suretiyle projeye aykırı kullanımı nedeniyle, zararın meydana gelmesinde bina malikinin %50 oranında; davalı ...'nin ise sorumluluğundaki atık su tesisinin bakım sorumluluğunu yeterince yerine getirmemiş olması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu şeklinde görüş bildirilen bilirkişi raporu hükme esas alınıp, %50 oranında davalı kusuruna denk gelen tazminata karar verilmiş; taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı ...'nin TBK'nın 69 uncu maddesi kapsamında isale hattı yapan olduğundan yapı malikinin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde sorumluluğu tam olduğu, davalının savunmasının aksine kiracı olduğu anlaşılan sigorta ettiren dava dışı ...'ın işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmamasının müterafik kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile kusur indirimi yapılmadan tam tazminata karar verilmiştir. Dava dışı bina malikine ve davalı ...'ye kusur atfı yapılan bilirkişi raporu uygun görülmekle birlikte, zarar doğurucu olayın oluşumunda, sigorta ettirenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiş olup, anılan kabul yerindedir..."Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E.2022/1665 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; "...Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir. Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkânına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır..." Somut olayda, olay günü meydana gelen yağışın aşırı yağış olduğu tespit edilmiş ise de mücbir sebep sayılmadığı ve illiyet bağını kesmediği, hasarın aşırı yağış sebebiyle dere yatağının taşması sonucu suların bahçeden girerek sigortalı tarafından depo olarak kullanılan işyerini su basması şeklinde meydana geldiği, davalı tarafından... ve ilçe belediyesinin kusurlu olduğu ileri sürülmüş ise de 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinin b bendi ve 25.maddesi uyarınca yağmur sularının toplanması ve uzaklaştırılması...'nin görevleri arasında sayıldığından TBK'nın 69.maddesi çerçevesinde...'nin yapı maliki olarak kusursuz sorumlu olduğu, İBB ve ilçe belediyesi ile... arasındaki ilişkinin sigortalıya karşı ileri sürülemeyeceği, sigortalının hasara konu yerde kiracı olduğu, bu nedenle binanın ruhsatının olup olmamasının bina maliki olmadığından sigortalı açısından kusur değerlendirilmesinde etkili olmadığı yine sigortalı işyerinin ruhsatı olmadığı ileri sürülmüş ise de yukarıda yer verilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2023 tarihli 2021/16647 E. 2023/13957 K. sayılı kararı da nazara alındığında işyerinin ruhsatının olup olmamasının müterafik kusur kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davalının illiyet bağı bulunmadığı ve idarenin kusurlu olmadığına yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.Somut olayda tarafların kusur ve sorumlulukları, davaya konu hasarın miktarı yargılama aşamasında tespit edileceğinden alacak likit değildir. Bu nedenle Mahkemenin icra inkar tazminatı yönünden gerekçesi hatalıdır. Ancak netice itibariyle icra inkar tazminatına hükmedilmediğinden bu husus eleştiri konusu yapılmıştır. Açıklanan nedenlerle mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı kanaatine varıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 21.247,60 TL'den mahsubu ile arta kalan 20.515,60 TL'nin karar kesinleştiğinde istemi halinde davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/03/2026