11. Hukuk Dairesi 2010/1318 E. , 2010/2489 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 205.12.2006 tarih ve 2004/544-2006/335 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v
**11. Hukuk Dairesi 2010/1318 E. , 2010/2489 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 205.12.2006 tarih ve 2004/544-2006/335 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete sağlık sigortalı ...’ın 12.07.2004 tarihinde durumun aciliyeti nedeniyle karaciğer nakli operasyonu geçirdiğini, müvekkilince bu nedenle hastaneye (109.351.038,126) TL ödendiğini, ...’ın aynı zamanda davalı ...-Kur üyesi olduğundan tüm tedavi giderlerinin davalı kurumca karşılanması gerektiğini ileri sürerek, anılan meblağın 14.10.2004 ihtar tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirket sigortalısı...’nın kardeşinden karaciğer nakli için 16.07.2004 tarihinde kliniğe yattığı, aynı gece beyin ölümü gerçekleşen bir vericiden 17.07.2004 tarihinde nakil yapıldığı, davacının talep edebileceği tazminat miktarının (10.350.521.515) TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın 14.10.2004 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, hastalık (sağlık) sigortası sözleşmesinden kaynaklanan maddi zararın, zarar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Hastalık sigortaları can- hayat sigortalarının bir türü olup, TTK.’nun 1338. maddesi gereğince sigortacısından sigorta bedelini tahsil eden sigortalının da zarar sorumlularına başvurma hakkı bulunduğundan, sigortacının aynı şekilde zarar sorumlularına rücu etmesi mümkün değildir. Ancak hastalık sigortalarında, meblağ sigortası kavramına girmeyen tedavi giderleri açısından mal sigortası hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Zira tedavi giderleri önceden belirlenmesi mümkün olan giderlerden değildir. Bu yüzden de can-hayat sigortası (bu arada hastalık sigortası) nedeniyle sigortalısına tedavi gideri ödeyen sigortacının, bu giderler için mal sigortası hükümleri uyarınca zarar sorumlularına rücu hakkının olduğunun da kabulü gerekmektedir. Dairemiz’in emsal uygulamaları da bu yöndedir (Yargıtay 11. HD. 02.07.2001 tarih ve 2001/3702 E.-5993 K., ..., Uygulamalı Can Sigortası Hukuku, 2. Bası, s:234 vd.). Nitekim somut uyuşmazlıkta davacı sigorta şirketi vekili de mal sigortalarında TTK.’nun 1301. maddesinde yer alan hükme dayanarak talepte bulunmuştur. Bu hükme göre sigorta şirketi ödediği tedavi giderleri dolayısıyla ödediği tutar kadar sigortalının yerine geçer ve sigortalının tazminat isteme hakkını halefiyet yoluyla zarar sorumlusuna karşı kullanabilir. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere, davacı sigorta şirketinin halefiyet hakkını sadece “zarar sorumlularına” karşı kullanabilmesi mümkün olup, davalı ...-Kur Genel Müdürlüğü’nün bu zarar sorumlularından olduğu söylenemez. O halde mahkemece, davacı sigorta şirketinin ödediği tedavi giderlerini anılan kurumdan rücuen talepte bulunma hakkının olmadığı kabul edilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 122,85 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.