10. Ceza Dairesi 2023/13403 E. , 2024/23100 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 14.07.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 52…
**10. Ceza Dairesi 2023/13403 E. , 2024/23100 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 14.07.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/20679 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59097 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59097 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanık hakkında 03.04.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu nedeniyle Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.09.2013 tarihli ve 2013/726 Esas, 2013/1099 Karar sayılı kararı ile tedavi denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesini müteakip, Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2015 tarihli ve 2013/150 Esas, 2013/168 Karar sayılı ek kararı ile sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyması nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği; Bilahare, 22.09.2017 ve 20.12.2017 tarihlerinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu nedeniyle yapılan yargılama neticesinde Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2018 tarihli ve 2017/954 Esas, 2018/636 Karar sayılı kararı ile; sanığın 03.04.2013 tarihinde işlediği aynı neviden suç nedeniyle açılan davada Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2015 tarihli ve 2013/150 Esas, 2013/168 Karar sayılı ek kararı ile davanın düşmesine karar verilmiş olması nedeniyle sanığın daha önce 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanunun 191. maddesi hükümlerinden yararlandırılmadığından bahisle davanın durmasına karar verildiği; Diğer taraftan, inceleme konusu 15.01.2021, 12.11.2020, 28.01.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında yapılan soruşturma sonucunda ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 09.02.2021 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda da Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/321 Esas, 2021/1710 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeden kesinleştiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği, Somut olayda, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi gereğince dava açılmış olmasına rağmen dayanak alınan davada sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığından bahisle durma kararı verilmiş olması karşısında; anılan kanun maddesi gereği kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 15.01.2021 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.2021 tarihli ve 2021/1248 Soruşturma, 2021/888 Esas, 2021/745 sayılı iddianamesi ile Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce şüpheli hakkında 01.01.2018 tarihinde Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesine 2018/61 Esas sayılı davanın açıldığı, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan dava açılması gerektiği hususunun belirtildiği, B. Yine şüpheli hakkında 12.11.2020 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2021 tarihli iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasının ve 28.01.2021 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2021 tarihli iddianamesi ile doğrudan ve birleştirme talepli açılan kamu davasının aynı mahkemenin 2021/321 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, C. Yapılan yargılama sonucunda, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.07.2021 tarihli ve 2021/321 Esas, 2021/1710 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Sanık hakkında 03.04.2013 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2013 tarihli ve 2013/4601 Soruşturma, 2013/3049 Esas, 2013/1322 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında, Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.09.2013 tarihli ve 2013/726 Esas, 2013/1099 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesi ve kararın 08.10.2013 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğunun bildirilmesi üzerine, Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2015 tarihli ve 2013/150 Esas, 2013/168 sayılı ek kararı ile, "davanın düşmesine" karar verildiği, E. Yine, sanık hakkında, 22.09.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2017 tarihli ve 2017/21053 Soruşturma, 2017/6945 Esas, 2017/5057 sayılı iddianamesi ile açılan ve 20.12.2017 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 01.01.2018 tarihli ve 2017/29935 Soruşturma, 2018/11 Esas, 2018/11 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davalarının birleştirilmesinden sonra, Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2018 tarihli ve 2017/954 Esas, 2018/636 sayılı kararı ile 22.09.2017 ve 20.12.2017 tarihli eylemler nedeniyle açılan kamu davasının durmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. F. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden getirilen yeni düzenlemeler kapsamında, 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, KDAE kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, KDAE kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, KDAE kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir KDAE kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası KDAE kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; Dava tarihinde, sanık hakkında verilmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığı, sanığın adli sicil kaydından, Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2018 tarihli ve 2017/954 Esas, 2018/636 Karar sayılı kamu davasının durmasına ilişkin kararını takiben Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 27.12.2021 tarihli ve 2021/28541 Soruşturma, 2021/1223 sayılı kararı ile KDAE kararı verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda inceleme konusu 12.11.2020, 15.01.2021 ve 28.01.2021 tarihli eylemlerin KDAE kararından önce işlenmiş hale geleceği ve Dairemiz uygulamalarına göre KDAE kararının kesinleşmesine kadar işlenen aynı nitelikteki tüm eylemlerin tek suç olarak ve temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmesi gerekeceği, Yine, adli sicil kaydının incelenmesinde, sanık hakkında 18.12.2021 tarihli aynı nitelikteki suç nedeniyle açılan kamu davasında, Aydın 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/434 Esas, 2022/780 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, 18.12.2021 tarihli eylemin de KDAE kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş olması halinde ayrı bir suç olarak kabul edilemeyeceği, anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı henüz gerçekleşmediğinden 5271 CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi, Aydın 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/434 Esas, 2022/780 sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulması, kararın kanun yararına bozulması halinde sanık hakkındaki her iki kamu davasının birleştirilmesine karar verilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/321 Esas, 2021/1710 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE30.09.2024 tarihinde karar verildi.