11. Hukuk Dairesi 2010/4872 E. , 2012/4188 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2007/46-2009/209 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.03.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin …
**11. Hukuk Dairesi 2010/4872 E. , 2012/4188 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2007/46-2009/209 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.03.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, tarafların evli olduklarını, müvekkilinin yurt dışında çalışan yakınlarının gönderdikleri paralarla dava dışı limitet şirketi kurduklarını, davalının Romanya’ya iş ziyareti nedeniyle gidip geldiğini, bu süreçte iki ayrı kadından üç çocuk sahibi olduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin boşanma davası açtığını, anlaşarak boşanma davası mali projesi düzenlediklerini, anılan protokole göre davalının şirketteki %92,727 hissesinden vazgeçeceğinin, sadece %7,5 hisse alacağının, bunu da boşanma kesinleşince müvekkilinin kardeşine devredeceğinin, yine müvekkilinin de %92,727 pay sahibi olacağının kararlaştırıldığını, ayrıca temsil yetkisinin kaldırılarak 14.03.2003 tarihinden itibaren 10 yıllığına müvekkilinin müdür atandığını, kararların ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, davalının anılan kararların geçersizliği ile ilgili açtığı davasının reddi yönünde hüküm kurulmasına rağmen karar kesinleşinceye kadar ortaklar kurulu kararının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, müvekkilinin yetkisini kullanamadığını, davalının bu yetkiyi kullandığını, şirketin içini boşalttığını, sorumsuz yönettiğini, sahte faturalar tanzimi ile şirkete ceza kesildiğini, kaldırılamaz şekilde borçlandırdığını, müvekkili adına sahte imzalar attığını, temsil yetkisinin kaldırılması için haklı nedenlerin olduğunu ileri sürerek, davalının şirketi idare ve temsil görevinden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak, iddiaların yersiz olduğunu, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların dava dışı şirketin ortakları bulundukları, 13.03.2003 tarihinde boşanma mali protokolü düzenledikleri, buna göre, davalının paylarını davacının kardeşine devredeceği, davacının da şirketin %92,5 hissesine sahip olacağının kararlaştırıldığı, yeni duruma göre şirketin sermayesinde değişiklik yapılarak ticaret sicilinde ilan edildiği, ayrıca davacının 10 yıl boyunca şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, davalının, şirketin sermayesine ve temsiline ilişkin kararlarda tahrifat yapıldığı iddiasıyla geçersizliklerinin tespiti için dava açtığı, bu davada kararların uygulanmasının tedbir yoluyla ertelenmesine karar verildiği, davacının yetkisinin kaldırıldığı ve davalının şirketi temsil ve idare etmeye başladığı, geçersizliğin tespiti davasının esastan reddedildiği, tedbir kararının kararın kesinleşmesine kadar devamı yönünde hüküm kurulduğu, anılan kararın temyizi üzerine, 13.03.2003 tarihli boşanma protokolü ile 14.03.2003 tarihli ortaklar kurulu kararına icazet verilemeyeceği, değişikliğin HUMK’nun 298. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekçesiyle esastan bozulduğu, davanın halen derdest olduğu, ceza kararı ile davalının 25.04.2000 tarihli ortaklar kurulu kararında davacı yerine imza attığının belirlendiği, evrakta sahtecilik ve sahte bono tanzim etmek suçlarından davacı hakkında beraat kararları verildiği, dava dışı şirkete ait taşınmaz üzerinde ayrı alacaklıların takipleri sonucu hacizler konulduğu, ayrıca ipotek tesis ettirildiği, şirketin defter ve kayıtlarında sahtecilik yapıldığının tespit edildiği, vergi borcu nedeniyle davalı hakkında yurt dışına çıkma yasağı konulduğu, şirketin davalı tarafından basiretsiz şekilde yönetildiğinin ortaya çıktığı, TTK’nun 161 ve 162. maddeleri uyarınca haklı nedenin olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının şirketi temsil ve idare görevinden azline, idare ve temsil yetkisinin kayyım tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.