11. Hukuk Dairesi 2008/14122 E. , 2010/10249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.07.2008 tarih ve 2007/158 - 2008/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıkt
**11. Hukuk Dairesi 2008/14122 E. , 2010/10249 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.07.2008 tarih ve 2007/158 - 2008/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1987 yılında "Bizim Kebap" ibareli markasını 29.sınıfta yatık kebap (döner) emtiası için tescil ettirip tanınır hale getirdiğini, davalının ise 29, 30 ve 32b sınıflarda kullanılmak üzere "Bizim Gurme" markasını adına tescil ettirdiğini, her iki markadaki esas unsurun "Bizim" ibaresi olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın 29. sınıfın 01 alt grubunda yer alan et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri ve 30. sınıfta yer alan pide, pizza ve lahmacun emtiaları için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin "BİZİM" ibaresini esas unsur ve hatta tek unsur olarak ihtiva eden pek çok ticaret markasının sahibi olduğunu ve müvekkili tarafından 29 ve 30. sınıflara giren gıda maddelerinde yoğun biçimde kullanılarak ayırt edici bir nitelik kazandığını, markaların benzer olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, davalının sunduğu marka tescil listesinden ilkinin 08.07.1994 tarihli olup "ÜLKERDEN BİZİM" ibarelerinden oluşan 29. sınıf için tescilli çok sayıda markaları olduğu, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla davalının "BİZİM" ibaresi üzerindeki öncelik hakkının davalıya ait olduğu ve markanın gıda sahibinin de tanınmış olduğunun kabul edildiği, davalının gıda sektöründe "BİZİM" ibareli markayı yoğun ve kapsamlı olarak kullandığından davacının tescili daha eski olmakla beraber davalının markasını tescilden önce de tanıtmış olduğu ve tüketicinin markaların orjinini karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece, davalı adına önceki tarihlerde tescil edilen “BİZİM” ibareli markalar bulunduğu ve “BİZİM” ibaresinin davalı tarafından tanınmış marka haline getirildiğinden dava konusu 2002/11138 sayılı “Bizim Gurme” markasının da ayırt edicilik vasfına sahip olduğu ve gıda sektöründe davacıya ait 1987 97731 sayılı “BİZİM KEBAP” markasıyla iltibasa yol açmayacağı gerekçesiyle hükümsüzlük davasının reddine karar verilmiştir. Oysa salt “BİZİM” ibaresinin davalı tarafından tanınmış marka haline getirilmiş olması davacının tescilli markasına rağmen sonraki tarihte tescil olunan dava konusu markanın da bu tanınmışlıktan istifade etmesi ve ayırt edicilik vasfına sahip olması sonucunu doğurmaz. Bu bakımdan mahkemenin açıklanan gerekçesi yerinde değildir.Ancak,dava dosyasındaki örneklerden de anlaşıldığı üzere davalı şirketin “BİZİM” esas unsurlu davaya konu markası dışında yine 29/1 ve 30/4.alt gruplarındaki ürünleri de kapsayan tescilli 09.11.2001 tarihli “BİZİM MUTFAK” ve 24.09.2001 tarihli “BİZİM İKİZ” ibareli markaları da bulunmaktadır. O halde davalı şirketin de dava konusu markadan önceki tarihleri kapsayan söz konusu marka tescilleri vasıtasıyla “BİZİM” ibaresi üzerinde 29/1 ve 30/4.alt gruptaki ürünler bakımından korunması gereken marka hakkı mevcuttur. Öte yandan davacı adına 29/1.alt grubundaki yatık döner emtiası için tescilli “BİZİM KEBAP” markasının varlığı karşısında davacı ve davalı şirket adlarına “BİZİM” asıl unsurlu mükerrer marka tescillerinin bulunduğu ve işbu dava tarihine kadar da söz konusu markalardan dolayı taraflar arasında bir çekişme olmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda ,davalı şirketin 29/1 ve 30/4.alt gruplarında adına tescil ettirdiği davaya konu “BİZİM GURME” markasını seri marka amacıylamı,yoksa davacı adına tescilli “BİZİM KEBAP” markasına yakınlaştırarak (benzeştirerek)haksız yararlanma amacıyla mı tescil ettirdiğinin tartışılması gerekir. Bir işletme tarafından kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı imaj korunmak suretiyle önceki markanın kapsadığı mal veya hizmeti yada bir çeşidini tüketiciye yenilenmiş bir marka imajıyla sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği mal veya hizmetlerin işletmesel köken olarak öncekiyle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markalarda yer alan asli unsurların yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır.İşletmenin önceki markasındaki ortak asli unsurları taşımakla birlikte esasen seri markalarında her biri diğerinden bağımsız nitelikte birer ticaret ve hizmet markalarıdır. Davalı şirketin dava konusu markadan daha önceki tarihlerde tescil ettirdiği 29/1 ve 30/4. alt gruplardaki ürünleri kapsayan markaları “BİZİM MUTFAK” ve “BİZİM İKİZ” ibarelerinden ibarettir. Dava konusu markada “BİZİM GURME” kelimelerinden oluşmaktadır. Gerek davacı ve gerekse davalı adına tescilli markaların asli unsurlarının “BİZİM” ibaresi olduğu sabittir. Bu durumda, davalı ve davacı şirketin dava konusu marka dışında da aynı asli unsurlara sahip önceki tarihli mükerrer tescilli markalarının bulunması ve her birisinin markası hükümsüz kılınmadığı müddetçe tescilli markalarını kullanmaktan birbirlerini men edemeyecek olmaları da göz önüne alındığında sonraki tarihli dava konusu markanın haksız yararlanma amacıyla değil de seri marka yaratmak amacıyla tescil ettirildiğinin anlaşılması halinde, dava konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 7/1(b), 8/1(b) ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınması önceki tescilli markalardan doğan kazanılmış haklar ilkesine uygun düşmeyeceği gibi menfaatler dengesini de zedeler. Aksi düşünüldüğünde, başlangıçta karşı çıkılmaması nedeniyle farklı kişiler adına tescil edilmiş mükerrer markaların varlığı halinde, işaretler arasında benzeştirme, yakınlaştırma ve bu yolla haksız yararlanma amacını taşımayan sonraki tarihli seri markaların tescili mükerrer marka sahiplerinin hiç biri için mümkün olamayacaktır. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde de, 29/1 ve 30/4. alt gruptaki ürünler için davalı şirket adına dava konusu markadan daha önceki tarihlerde tescilli markaların asli unsurunu oluşturan “BİZİM” ibaresinin davaya konu 2002/11138 sayılı markada da aynı şekilde muhafaza edildiği, davacı markasını oluşturan işaretin “BİZİM KEBAP” ve davalı markasını oluşturan işaretin ise “BİZİM GURME” kelimelerinden oluşması karşısında, dava konusu markanın davacı markasından haksız yararlanma amacıyla değil de seri marka yaratmak amacıyla teşkil ettirildiği anlaşıldığından açıklanan nu gerekçe itibarıyla sonucu itibarıyla doğru olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca değişik gerekçe ile ONANMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.