TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/04/2019 NUMARASI : 2015/349 Esas 2019/435 Karar DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 03/05/2001 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı ta…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1100 Esas 2025/989 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1100 KARAR NO : 2025/989 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/04/2019 NUMARASI : 2015/349 Esas 2019/435 Karar DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 03/05/2001 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında yolsuzluk iddialarının ortaya atılması üzerine meclis araştırma komisyonunca araştırma yapıldığını, yapılan araştırma sonucunda düzenlenen raporda ... A.Ş. Genel Müdürlüğü ve işletmelerinde 1994 ve 1995 yıllarında çeşitli mal ve hizmet alımları, fiilen yapılmadığı halde bu mal ve hizmet alımı yapılmış gibi gösterilerek mevcut veya hayali firmalarda naylon veya mahiyeti itibariyle yanıltıcı faturalar kullanılmak suretiyle, bir kısım görevlilerin ödenmiş gibi gösterilen bu paraları zimmetlerine geçirdikleri saptanarak suç duyurularında bulunulduğunu, hazırlanan rapora istinaden Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulunca vergi incelemesi yapıldığını, inceleme sonunda şirkete kesilen faturalar nedeniyle vergi aslı, kaçakçılık cezası ve gecikme faizinin müvekkili tarafından ödendiğini, zarar ve sorumluları tespit etmek amacıyla ... Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca tanzim edilen raporda ... Tur. ... İşletmesinde 1994 yılında kullanılan sahte ve mahiyeti itibarıyla yanıltıcı ... Madencilik, ..., ... Firmasının faturalarıyla vergi dairesine verilen kdv nedeniyle toplam 5.570,86 TL ödeme yaptığını, davalının yapılan ödeme ile oluşan şirket zararından sorumlu olduğunu belirterek 5.570,86 TL zararın 28/10/2000 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel müdür olarak görev ve yetkilerinin yönetmelikte sayıldığını, faturaların sahte olup olmadığının incelenmesine ilişkin müvekkilinin yetkisi ve sorumluluğu bulunmadığını, sahteliğin müvekkili tarafından tespit edilmesinin mümkün olmadığını, genel müdürlükte yapılan somut herhangi bir usulsüzlükten bahsedilmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, dava dışı yüklenici firmaların davalıya düzenlediği faturalarda yapılan işlerin çok abartılı gösterilerek şirketin zarara uğratıldığı yada gerçekte hiç iş yapılmadığı halde yapılmış gibi fatura düzenlendiği gerek Meclis Araştırma Komisyonu raporuna dayanak yapılan teknik bilirkişi raporu, Maliye Bakanlığı teftiş kurulu raporları gerek ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu, bu faturalar için ödenen vergi, gecikme faizi ile kaçakçılık cezasının bir kısmının davalıdan talep edildiği, alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Bolu Ağır Ceza mahkemesinde mahkumiyet kararı verilen sanıkların ... İstanbul Bölge Müdürü, ... ... İşletme Müdürü, ... Muhasebe Müdür Yardımcısı olduğu nazara alındığında davalı ...'in genel müdür olarak denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinden kusurlu olduğu, davalı kusur yada ihmali olmadığını ispat edemediğinden, davacı şirketin sebepsiz yere ödediği vergi, kaçakçılık cezası ve gecikme faizi ödemelerinden davalının yöneticisi sıfatıyla sorumlu olduğuna karar verilerek denetime elverişli alınan bilirkişi raporu ve dava dilekçesindeki miktarlar dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, 4489 sayılı yasal düzenleme ve 5335 sayılı Kanun ile yapılan yasal düzenleme ile reeskont faizi sözcüğünün yasal faizi ifade ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.570,86 TL'nin 28/01/2000 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faiz bakımından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, talepleri reeskont faizi olduğu halde yasal faize hükmedilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, yasal değişikliklerle 01/01/2000 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi oranı Merkez Bankasının kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı avans faizi olarak kabul edilmiş olup, davamızda da yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, ticari bir dava olan davamızda avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, somut olayda faiz başlangıç tarihi 28/01/2000 tarihi olup, değişikliğin yürürlük tarihi olan 01/01/2000 tarihinden sonra faiz işlemeye başladığı için bütün faizin avans faizi olarak belirlenmesi gerektiğini, avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi ile müvekkil şirketin ciddi bir faiz zararı oluştuğundan mahkeme ilamının faiz türüne ilişkin hüküm yönünden bozulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tamamen bilirkişilerin varsayımına dayalı hukuki dayanağı bulunmayan raporuna dayanılarak hüküm tesis edildiğini, her iki mahkemece yaptırılan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, mahkemece deliller ve bilirkişi raporu uyarınca davanın reddine karar verildiğini, taraflarınca her iki rapora itiraz edilerek, incelemenin eksik ve taraflı yapıldığını, her iki mahkemece alınan raporların birbiriyle çeliştiğini, başka bir heyetten rapor alınması talep edilmesine rağmen, bu taleplerinin yerinde görülmediğini, kararın raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği gerekçesiyle bozulması gerektiğini, Ankara 6. İş. Mahkemesi dosyanın Yargıtaya gönderildiğini, bu tarihten sonra mahkemece dosyanın akıbetinin sorulmadığını, bu dosyanın Yargıtay tarafından 2 kez bozulduğunu, bilirkişilerin mahkemeye sunduğu kök ve ek raporda Ank. 6. İş Mahkemesinin diğer davalılar yönünden devam etmekte olan dosyasından hiç bahsedilmeyerek, tamamen ağır ceza dosyasında savcı görüşü ve bir kısım tanık beyanlarına atıf yapılarak varsayımlara dayalı rapor düzenleme yoluna gidildiğini, Bolu ... İşletmesinde 1994 yılında kullanıldığı iddia edilen sahte ve mahiyeti itibariyle yanıltıcı ... Madencilik, ..., ... firmasının faturaları ile ilgili olarak ödenen fatura bedellerinin tahsiline yönelik Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan alacak davası, adı geçen Mahkemenin 2000/ 513 Esasına kayıtlı olup, Bolu Asliye Hukuk Mahkemesince, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/277 Esas sayılı dosyasının sonucunun kesinleşmesinin beklendiğini, bu dosyanında celp edilip, mahkemece incelemesinin yapılmadığını, iş bu dosya getirtilmiş olsaydı, Bolu Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden davanın konusu sahte ve yanıltıcı fatura bedellerinin tahsiline yönelik olup, görülen iş bu davada ise, aynı sahte faturaların kullanılması nedeniyle vergi dairesince tahakkuk ettirilen ve uzlaşma yolu ile ödenen vergi cezasının tahsiline yönelik olduğunun görüleceğini, bilirkişi raporunda sorumluluğa gerekçe yapılan Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2013 gün ve 2010/53 E..2013/213 K. Sayılı karari Yargıtay 5. C.D. nin 17.03.2016 gün ve 2016/ 956 E. 2016/2800 K. Sayılı hükmünün esasastan bozulduğunu, bozma sonrası dosya Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/ 135 esasına kaydedildiğini, bozma kararına uyulduğunu, bozma gerekçesi doğrultusunda dosya Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/ 277 E. Sayılı dosyası ile birleştirildiğini, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiğini, bilirkişi heyetinin gerekçe yaptıkları Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararının kesinleşip/ kesinleşmediği araştırılmadan denetim görevini gereği gibi yerine getirmediğinden zarardan sorumlu tutulmasının hukukun genel prensiplerine ve masumiyet karinesine aykırı olduğunu, her ne kadar bilirkişi heyet raporunda meclis araştırma raporundan alıntılar yapılmış bulunmaktaysa da, dava açılmasının dayanağı yapılan, Meclis Araştırma Komisyonuna sunulan raporun üsüle aykırı düzenlendiğini, tamamen siyasi bir çekişme sonucu taraflı ve varsayımlara dayalı hazırlandığını, davaya esas işlemlerde o dönemin ... milletvekili ... tarafından yapılmış olup, daha önce bu konu Meclis Araştırma Komisyonu tarafından komisyon raporu gibi sunulmak istendiğini, fakat komisyonun 9 üyesinden 5 üyesi söz konusu rapora muhalefet şerhi koyarak raporun içeriğine katılmadığını, birçok üst düzey yöneticiler ve müvekkili hakkında dava açılma yoluna gidildiğini, dayanak raporun usulüne uygun düzenlenmediğini, raporun hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı müvekkil ...'in genel müdür olarak görev ve yetkileri, ... Turizm A.Ş. yönetmeliğinde tek tek sıralanmış olup, görev ve yetkisine girmeyen bir husustan dolayı sorumlu olması mümkün bulunmadığını, yaptırılan iş karşılığında alınan faturaların sahte olup olmadığını bilmesine olanak bulunmadığını, iddia edildiği şekilde 1994 yılında hizmet alımı fiilen yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilerek mevcut veya hayali firmalardan, naylon ya da mahiyeti itibariyle yanıltıcı faturalar kullanıldığını, bu paralar çeşitli görevliler tarafından zimmetlerine geçirilmiş ise, bu olaylardan dolayı sorumluluğuna gidilebilecek kişiler ancak ve ancak bu fili işleyenler olduğunu, Kuruma bağlı birçok işletme olduğunu, bu işletmelerin kendi aralarında bölge müdürlüklerine bağlandığını, Bölge Müdürlükleri de Genel Müdürlüğe tabi kılındığını, davaya konu işlemlerin gerçekleştiği ... A.Ş ye ait işletmelerin Bölge Müdürlüklerine bağlı olarak faaliyetlerini sürdürdüklerini, bu yönü itibariyle şirket iç ilişkileri açısından bağlı işletmelerin yönetim ve temsilinin yer ve konu itibariyle taksim edilerek mülga TTK. 342. mad. anlamında müdürlere tevdii edildiğinin anlaşıldığını, İşletme ve Bölge Müdürlüğü bünyesinde yapılan eylemlerin ... Turizm A.Ş Alım Satım ve Yaptırma Yönetmeliği hükümleri karşısında İşletme ve Genel Müdürlük arasında illiyet bağı bulunmadığını, işletmede yapılan eylemlerden işletme personeli, genel müdürlükte yapılan eylemlerden genel müdürlük personelinin sorumlu olduğunu, işletme bünyesinde gerçekleştirilen işlemlerin genel müdürlükle birlikte ortaklaşa yapılacağını emreden bir hüküm bulunmadığını, işletme müdürlüklerinin genel müdürlükten ayrı kendi muhasebeleri olup tüm harcamalar aylık mizanlar halinde genel müdürlüğe gönderildiğini, Kuruluş Kanunu ve Yönetmelik gereği işletmeler kendi bünyeleri içerisinde yaptıracakları işler için karar alıp, bu kararlar İşletmeler Teknik Uygulama Başkanlığına sunularak bu makamın vereceği karar doğrultusunda söz konusu işleri yaptırabildiğini, olayın Bolu'da geçtiği dolayısıyla genel müdürün gerek Bolu ve gerekse ...” a bağlı diğer müesseselerde yapılan alım satımdan, onarımdan, bilumum işlerden bizzat haberinin olmasının mümkün olmadığını, ay sonunda gelen dekontların genel müdürlük muhasebesinde toplandığını, merkez muhasebesi tarafından da kayıt altına alındığını, genel müdürün bizzat aylık mizanları bizzat inceleme yetkisi bulunmadığı gibi, sorumluluğunun da bulunmadığını, hukuka aykırı işlem yapan çalışanlar varsa buna genel müdürün bir katkısı söz konusu olmadığını, Bolu ... Otelinin bağlı olduğu ... ve ... Turizm A.Ş. ayrı bir tüzel kişiliğe haiz bulunduğunu, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip ... ve ... Turizm A.Ş. nin yetkili organları mevcut olduğundan, TTK uyarınca müvekkile sorumluluk yüklemenin mümkün olmadığını, ... ... Otel İşletmesi bünyesinde yapılan yapım, bakım onarım işlerinde bir noksanlık ya da sahte veya yanıltıcı belgeler ile ödeme yapılmış ise bunun sorumluluğu hak ediş belgelerini düzenleyen, inceleyen ve onaylayan ve faturaları işleme koyan teknik elemanlar ile ... ve ... Turizm A.Ş. nin yetkili organlarına ve işletme müdürlerine ait olduğunu, işletmelerin harcamaları, gelirleri hesapları genel müdürlük hesaplarından bağımsız olduğundan sorumlulukta tabii olarak işletmenin yetkililerine ait olduğunu, ... Turizm A.Ş.'de alım satım ve yaptırma işlerinde yetkili ve sorumlu olanlar, genel müdürlük için yapılan alım satım ve yaptırma işlerinde Merkez Alım Satım ve Yaptırma Komisyonu, işletmeler için yapılanlarda ise İşletme Alım Satım ve Yaptırma Komisyonu olduğunu, herhangi bir işin yapılmasına işletmelerce karar verildi ise bunun sadece “Olur” yazısının genel müdürlük makamından istenildiğini, dosyadaki bilgi ve belgelerin de bunu tüm açıklığıyla ortaya koyduğunu, müvekkilinin bilgisi dâhilinde veya müvekkilce organize edildiğini gösterir dosyada tek bir delil bulunmadığının görüleceğini, gerçekte bir usulsüzlük varsa bu usulsüzlüklerin ... ve ... A.Ş ye bağlı işletmede yapıldığını, işletmenin yaptığı işler ile ilgili sorumlu olanlar ise A.Ş.'nin yetkilileri ile işletme personeli olduğunu, bu duruma göre, dava konusu taleple ilgili olarak ... Turizm. A.Ş Genel Müdürü olan müvekkiline sorumluluk yüklenilmek istenilmesinin de yasaya aykırı bulunduğunu, 16.03.2005 tarihinde hazırlanan raporda, ... Turizm A.Ş.'nin işleyişi özetlenerek, netice olarak “... ... Otel İşletmesinde gerçekleştirilen eylemlere şirket Genel Müdürü olarak ...'in iştirakinin bulunmadığı” sonuç ve kanaatine varıldığını, ...'in atılı suçlamalar ile herhangi bir bağlantısın olmadığı yolunda görüş bildirdiğini, davacı tarafça dava açılırken faturalara konu hizmetlerin yapılıp yapılmadığına dair fiili bir araştırma ve tespit yapılmadığını, davacı şirket tarafından vergi denetmenlerinin şirketin hayali olduğu yolundaki tespitin esas alınarak hareket edildiğini, dosyadaki zararla ilgili olarak zararın doğduğu tarih vergi cezasının ödendiği 2000 yılı olup, davalının 1992-1995 yılları arasında genel müdür olarak görev yaptığını, zararın doğduğu tarih itibari ile, davalı arasında hukuken illiyet bağı kurmanın mümkün bulunmadığını, kaldı ki cezanın tahakkuk edildiği tarihte yönetim, uzlaşma yoluna gitmeyip de vergi mahkemesine itiraz etmiş olsaydı, muhtemelen bu zararın da doğmamış olacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; anonim şirket genel müdürü ve yönetim kurulu başkanının sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 6. İş Mahkemesinin 2001/412 Esas 2010/915 Karar sayılı dosya sureti, anılan dosyada hukukçu, bankacı, hukukçu bilirkişiden alınan 05/04/2010 tarihli kök, 26/11/2010 tarihli ek rapor suretleri, Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/53 Esas (birinci bozma öncesi 1997/98 Esas 2008/60 Karar, ikinci bozma öncesi 2008/218 Esas 2019/141 Karar) sayılı dosya sureti, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bozma ilamları, davacı kurumun 22/09/2016 tarihli yönetim kurulu kararı, davalı vekilinin 07/09/2015 tarihli yazılı beyanı, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu 13/12/1999 tarihli vergi inceleme raporu, yargılama aşamasında mali müşavir, sayıştay uzman denetçisi ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 29/09/2017 tarihli bilirkişi raporu, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının 12/03/1995 tarihli yazısı, TBMM tutanakları, ... Tur. A.Ş'nin anasözleşmesi ile ... ve ... Tur. A.Ş. anasözleşmesi dosya içerisinde yer almaktadır. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda, Dairemizin 10/02/2022 tarih 2019/1823 Esas 2022/121 Karar sayılı karar ile, ilk derece mahkemesince kararın temyiz kanun yolu açık olmak üzere verildiği, taraf vekillerinin temyiz dilekçeleri üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3779 Esas 2019/5815 Karar sayılı kararıyla, kararın Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verildiği gerekçesiyle kanun yolu değerlendirilmesi yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iade edildiği, ilk derece mahkemesince bu kez verilen 22/10/2019 tarihli ek karar ile dosyanın istinaf incelemesi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, davanın Ankara 6. İş Mahkemesinde açıldığı, anılan mahkemece 2001/412 Esas 2010/915 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilinin temyiz kanun yoluna başvurması üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02/12/2013 tarih 2011/32342 Esas 2013/31628 Karar sayılı kararıyla davalı ... hakkındaki davaya ticaret mahkemesinde bakılması gerekirken görev hususu düşünülmeden işin esasının incelenmesinin hatalı olduğu, anılan davalı hakkında davanın tefrik edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği, anılan karardan sonra davalı ... hakkındaki davanın Ankara 6. İş Mahkemesinin 2014/403 Esas sırasına kaydedilerek 07/07/2014 tarihinde verilen 2014/775 Karar ile davalı ... hakkındaki davaya bakma görevinin ticaret mahkemesinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği, davacı vekilinin süresinde gönderme talep etmesi üzerine de dosyanın Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek 2015/349 Esas sırasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonunda da davanın kabulüne karar verildiği, HMK'nun geçici 3. maddesi karşısında her ne kadar karar Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, Ankara 6. İş Mahkemesinin 2001/412 Esas 2010/915 Karar sayılı davanın reddine dair kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02/12/2013 tarih 2011/32342 Esas 2013/31628 Karar sayılı kararıyla davalı ... hakkındaki davaya ticaret mahkemesinde bakılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği, bu nedenle Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3779 Esas 2019/5815 Karar sayılı kararının önceki emsal kararları ile uyuşmadığı ve kararda da dosya safahatının açıklanmadığı gözetildiğinde maddi hata niteliğinde olup olmadığının Yargıtay 11. Hukuk Dairesince değerlendirilmesi gerektiği, davalının kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu yönündeki savunması ve dava tutarına göre istinaf kanun yolunda kesinleşme sınırında bulunduğu ve bu suretle davalının varsa temyiz haklarının ihlaline neden olabileceği gözetildiğinde temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay'a gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiği, Dairemiz kararı üzerine ilk derece mahkemesince dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/04/2022 tarih 2022/1831 Esas 2022/2962 Karar sayılı kararıyla, "Dairemiz tarafından verilen önceki karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bozma kararının davanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesine ilişkin olması, bu bozma ilamından sonra dosyanın tefrik edilerek yargılamanın yapılması nedenleriyle yerinde olup, herhangi bir maddi hata içermemektedir. Bu nedenle şu aşamada, temyiz kanun yoluna tabi olmayan dava dosyasının, kanun yolu değerlendirmesi yapılmak üzere tekrar mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği, anılan karar üzerine dosyanın istinaf incelemesi yapmak üzere yeniden Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından işbu dava diğer davalılarla birlikte davalı ... hakkında Ankara 6. İş Mahkemesinin 2001/412 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup, anılan mahkemece davalı ... hakkındaki davanın tefrik edilmesine karar verildiği, tefrik edilen davanın anılan mahkemenin 2014/403 Esas sırasına kaydedildiği, davalı ... hakkında iş mahkemesinde açılan sorumluluk davasında Ankara 6. İş Mahkemesinin 2014/403 Esas 2014/715 Karar sayılı kararı ile görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği görülmüştür. Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 1997/98 Esas 20008/60 Karar sayılı kararından, davacının katılan, davacı şirkete bağlı işletmelerde görev yapan ve iş mahkemesi dosyasında davalı sıfatı bulunan sanıklar hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış olup, davalı ...'in sanık sıfatı bulunmaktadır. Davalı sanığın suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verilmiş, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2008/10607 Esas 2008/8310 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, dosyanın anılan mahkemenin 2008/218 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Yapılan yargılama sonunda 2019/141 Karar sayılı karar ile sanık ...'in suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine, diğer sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2009/12992 Esas 2010/1034 Karar sayılı karar ile sanık ... hakkındaki beraat kararının onanmasına, diğer sanıklar yönünden kararın bozulmasına hükmedilmiştir. Davacı şirketin 22/09/2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile, davalı hakkında işbu dava konusu kurum zararının tahsili için sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş olup, yargılama aşamasında anonim şirket genel müdürü ve yönetim kurulu başkanı hakkında dava açılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı bulunmasına dair dava şartı eksikliği giderilmiştir. Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabından, ... Turizm A.Ş'nin 07/02/2003 tarihinde ... Holding A.Ş. ile birleşmesine karar verildiği, birleşme işleminin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ... Turizm A.Ş'nin sicil kaydının 23/12/2004 tarihinde re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. Davacı yan yönetim kurulu başkanı ve şirketin genel müdürü olan davalının sorumluluklarını ve denetim görevini yerine getirmediği, kurumun vergi cezası ödemek suretiyle uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davalının davacı şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde davacının meclis araştırma raporu ve Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı teftiş raporu kapsamında 5.570,86 TL vergi cezası, gecikme faizi ödediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının ödediği vergi cezası ve gecikme faizi nedeniyle uğradığı zarardan genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olması sebebiyle davalının sorumlu olup olmadığı, davacının ödediği bedel nedeniyle uğradığı zararı davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; davacı tarafından kurum zararı olduğu belirtilen vergi cezası, davacı şirkete bağlı işletme müdürlüklerinin gerçek mal alım satımını göstermeyen sahte faturalar ile işlem yapması nedeniyle düzenlenmiştir. Davacının iddiası davalı genel müdürün, genel müdürlüğe bağlı işletmelerde sahte faturalar ile işlem yapılıp yapılmadığını denetleme görevi bulunduğu, bu görevin yerine getirilmemesi sonucu zararın oluştuğuna yöneliktir. Yukarıda açıklandığı üzere, somut uyuşmazlığa ilişkin sahte faturalar sonucu zimmetine para geçiren davacı şirkete bağlı işletmelerdeki çalışanlar hakkında ceza davası açılmıştır. Açılan ceza davasında davalı sanık olarak yer almakta olup, yapılan ceza yargılaması sonunda davalı sanığın beraatine karar verilmiş, anılan beraat kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/53Esas 2013/213Karar sayılı kararı ile bu karara esas alınan teknik bilirkişi heyeti raporu, 21.06.2013 tarihli emekli sayıştay denetçilerinden oluşan bilirkişi heyeti raporundan ... tarafından 17,71 TL tutarında iş yapıldığı tespit edildiği halde 1.557,44 TL tutarında fatura düzenlendiği, buna göre 1.539,73 TL fazla ödeme yapıldığı, yönetim kurulu tarafından ... ... Otelinin bakım ve onarım işlerinin kendi olanakları dahilinde karşılanmasına karar verildiği halde, bakım ve onarım işlerinin ...'na ihale edilerek, sözleşme yapıldığı, kesin hesap cetveli imzalanmasına rağmen yapılmayan işler bahsi ile 1995 yılında Maya şirketine ihale edilip, her iki şirkete ayrı ayrı ödeme yapıldığı, teknik heyet raporunda 718,06 TL tutarında iş yapıldığı tespit edildiği halde 5.876,61 TL ödeme yapılmış gibi gösterildiği, buna göre 5.158,55 TL fazla ödeme yapıldığı, ... ... Otelinin çatı bakım, onarım fasarit boya ve badana gibi muhtelif işlerinin yapılması maksadıyla ... Mak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile sözleşme yapıldığı, 1.127.000.000 TL bedelin genel müdürlük bilgisi dahilinde ödendiği, teknik heyet raporunda işin yapılmadığının tespit edildiğinin anlaşıldığı, buna göre bir kısım çalışanların usulsüz işlemleri sonucu kurum zararının 7.825,28 TL olduğunun anlaşıldığı, davacı talebinin ise 5.570,86 TL bulunduğu, davalının genel müdür olarak denetim ve gözetim görevini gereği gibi yerine getirmediği, bu nedenle zarardan sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının işbu davada vergi ve gecikme cezasını ödediğini belirttiği 3 adet faturanın ... Otel işletmesinde ... Tur. A.Ş. tarafından kullanılan ... Madencilik San. Tic. Ltd. Şti tarafından ... A.Ş.'ye kesilen kasım 1994 dönemine ait toplam 980.000.000 TL, 147.000.000 TL kdv olmak üzere sahte fatura tanzim edildiği, .../... tarafından ... A.Ş'ye düzenlenen aralık 1994 dönemine ait toplam 1.354.300.000 TL ve 203.145.000 TL tutarındaki faturaların gerçeği yansıtmadığı, ... tarafından ... A.Ş.'ye düzenlenen ağustos 1994 döneminde toplam 953.300.000 TL ve 143.115.000 TL kdv, eylül 1994'de toplam 826.000.000 TL ve 124.035.000 TL kdv, ekim 1994 döneminde toplam 588.600.000 TL ve 88.290.000 TL kdv, kasım 1994 döneminde toplam 356.400.000 TL ve 53.460.000 TL kdv, aralık 1994 döneminde toplam 859.850.000 TL ve 128.997.000 TL kdv olmak üzere toplam kdv hariç 3.584.150.000 TL gerçek hak ediş karşılığı olmayan faturaların düzenlendiği ileri sürülmüştür. Emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere, davalının usulsüz işlemlerin yapıldığı dönemle ilgili olmak üzere genel müdürlüğe bağlı temsil ve imza yetkilerinin bölge müdürlüklerine devretmiş, işbu dava konusu usulsüz işlemlerde bölge müdürlüklerinde meydana gelmiş, taşra teşkilatının müstakil muhasebesi bulunmakta olup, satın almalara ilişkin belgeler genel müdürlüğe gelmediği gibi, genel merkez muhasebe denetimi şeklinde sadece aylık mizanların temin edilerek incelendiği anlaşılmıştır. Davalının konumu itibariyle faturaların geçerliliği ve malların teslimi işleminin yapılmasını fiilen tespit gibi bir görevi bulunmadığından, anonim şirket yönetim kurulunun idare, temsil ve sorumluluk hükümlerine göre davalının dava konusu edilen zarar nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı Dairemizce değerlendirilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece davalının usulsüz işlemlerin yapıldığı dönemle ilgili olmak üzere genel müdürlüğe bağlı temsil ve imza yetkilerini bölge müdürlüklerine devrettiği, yapılan usulsüz işlemlerin tümüyle işletme müdürlüğünde meydana geldiği, davalının konumu itibariyle faturaların geçerliliği ve malların teslimi işleminin yapılmasını fiilen tespit gibi bir görevinin bulunmadığı, anonim şirket yönetim kurulunun idare, temsil ve sorumluluk hükümlerine göre davalının dava konusu edilen zarar nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 95,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 520,26 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2019 tarih ve 2015/349 Esas 2019/435 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin yatırılan 14,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 601,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzeride bırakılmasına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 5.570,86 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-HMK'nun 333. maddesi gereğince artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davalıdan alınan 95,14 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 218,50 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 79,20 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2025 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...