T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2009 Esas KARAR NO: 2026/575 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/261 Esas - 2023/790 Karar TARİHİ: 13/07/2023 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2009 Esas KARAR NO: 2026/575 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/261 Esas - 2023/790 Karar TARİHİ: 13/07/2023 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait antrepoda 12/05/2011 tarihli ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamındaki eşya üzerinde yapılan tahlil neticesinde "..." olarak beyan edilen eşyanın "..." cinsi eşya olduğunun tespit edilmesi üzerine İstanbul Gümrük Kaçakçılık İstihbarat ve Narkotik Muhafaza Müdürlüğünce 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3/2 ve 3/18'inci maddeleri kapsamında eşyaya 23/06/2011 tarihinde el konulduğunu, yargılama neticesinde sanıkların müsnet suçlardan beraatlerine, eşya ile alakalı karar kesinleştiğinde teminatın iadesine hükmolunduğunu, suça konu edilen eşyanın teminat mukabilinde sahibine iadesine ilişkin karar gereğince eşyaların 01/06/2012 tarihinde firmaya teslim edildiğini, eşyaların teslim edildiği tarihe kadarki ardiye ücreti olarak yargılama aşamasında yapılacak hesaplamaya göre alacağın tamamı belli olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 100.000 TL'nın eşyanın antrepoya bırakıldığı tarihten itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte tespitine ve davalı idareden tahsili ile davacı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 03/01/2020 tarihli dilekçe ile, bilirkişi raporu doğrultusunda, davayı 662.378,60.TL ıslah ederek dava değerini 762.378,6.TL ‘ye yükselterek, reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş ve ıslah harcını da yatırdığı anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olay hakkında Destek Hizmetlerinin Genel Müdürlüğünün 15/01/2018 tarihli ve ...... sayılı yazısına ve mezkur yazıda bahsi geçen Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi ... tarafından düzenlenen 02.01.2018 tarihli ..... sayılı inceleme raporuna istinaden idare bünyesinde oluşturan heyet marifetiyle davacıya ardiye bedeli olarak 111.523,50 TL tutarındaki ardiye ücretinin ödenmesinin uygun olacağı tespit edildiği, davacıya tespit edilen tutar çerçevesinde ödeme yapıldığını, İdarece tesis edilen işlem hukuka ve hakkaniyete açıkça uygun olmasına rağmen yine de davacı tarafından huzurda görülen dava ikame edildiğini, davanın idari yargıya ait bir konuya ilişkin olması nedeniyle öncelikle ‘’görevden dolayı usulden reddini’’ şayet mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/07/2023 tarih ve 2022/261 Esas - 2023/790 Karar sayılı kararında; "........Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinde davalı idarenin dava konusu emtianın davacıya ait antrepodan çıkarılmasından (01.06.2012) sonra yürürlüğe giren ve davanın açıldığı tarihlerde yürürlükte olan mevzuat çerçevesinde antrepo ücretinin belirlenmesinin mümkün olup olmadığı meselesinden kaynaklandığı, dava aşamasında ve sonraki aşamalarda antrepo işletmeciliğinin kamusal yönün dikkate alınarak kaçak zannı ile el konulan emtianın beraat kararı neticesinde sahibine iade edilmesi durumunda Gümrük İdaresince özel antrepolara ödenmesi gereken ücretlere ilişkin tarifeler yayınlanmış olsa da bunların geriye yürütülmesinin mümkün olmadığı, davacının el koyma tarihine kadar oluştuğunu iddia ettiği alacağının söz konusu takiplerdeki tahsilat miktarları ile örtüşmemesi, davacı şirketin Gümrük Müdürlüğüne yapmış olduğu 07.02.2018 tarihli başvuru dilekçesindeki beyanları ve .... İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası ile.... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası içerikleri, tarafların konuya ilişkin diğer beyanları ve icra müdürlüğünün işlemleri dikkate alındığında, söz konusu iki dosyadan tahsil edilen (99.000 TL ve 185.232,29 TL olmak üzere) toplam 284.232,29 TL’nin dava konusu talep ile ilgili olduğu ve davacının alacağından mahsup edilmesinin yerinde olduğu; buna göre bilirkişi kök raporunda tespit edilen alacak miktarından mahsupla (762.378,60-284.232,29)= 478.146,31 TL davacının antrepo ücreti bakiyesi kadar alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile 478.146,31 TL alacağın 100.000,00 TL sine dava tarihi olan 20/03/2019 tarihinden; ıslahla arttırılan 378.146,31 TL sine ıslah tarihi olan 06/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dava konusu ürünün saklanmasının ayrıca yükümlülük gerektirdiği dikkate alınarak BK 52.maddesi gereğince indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulü ile 478.146,31 TL alacağın 100.000,00 TL sine dava tarihi olan 20/03/2019 tarihinden; ıslahla arttırılan 378.146,31 TLsine ıslah tarihi olan 06/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Dava konusu ürünün saklanmasının ayrıca yükümlülük gerektirdiği dikkate alınarak BK 52.maddesi gereğince indirim yapılmasına yer olmadığına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin gümrüklü antrepo işletmek üzere kurulmuş A Tipi Genel Antrepo olduğunu, ....... Gümrük Müdürlüğünce dava dışı ............ Şti. firması adına tescilli 12.05.2011 tarihli, ... sayılı beyanname muhteviyatı 15 konteyner, 1.200 kap, 198.000 kg., ...... GTİP’de, ... cinsi eşyanın 12.05.2011 tarihinde müvekkile ait antrepoya alındığını ve müvekkil şirket tarafından gümrük gözetimi ve denetimine hazır bir vaziyette muhafaza edildiğini, bu muhafazadan kaynaklı olarak TTK gereği "kar elde etmek" amacıyla kurulan gümrük antreposu işleticisi olan müvekkil şirketin emtianın muhafaza edilmesi sebebiyle ardiye ücretine hak kazandığını, Dosyada alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, icra dosyalarının konusunun ardiye ücreti olduğunu, toplam 284.232,29 TL ödemenin doğrudan işbu dava konusu edilen ardiye ücreti alacağından mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, bahse konu icra dosyasından alınan ödemelerin, müvekkil şirketin dava dışı ....... firmasından olan başka ticari ilişkisi sebebiyle alacaklı olduğu muhtelif tarihli ve muhtelif tutarlı çeklerle ilgili olduğu halde bu durumun bilirkişi raporunda gözardı edildiğini ve değerlendirme dışı bırakıldığını, bu icra takipleri dolayısıyla müvekkil şirketin uhdesine geçen tutarın 284.232,29 TL değil, 252.682,50 TL olduğunu, bu somut durumun da bilirkişi raporunda yanlış değerlendirildiğini, müvekkil şirket uhdesine geçen tutarın toplam 252.682,50 TL olması sebebiyle diğer harç ve alacak kalemlerinden müvekkil şirketin hakkaniyet gereği sorumlu tutulamayacağını ve ardiye ücretine mahsup edilemeyeceğini, bu sebeple reddiyat makbuzları da gözetilerek bu hususta yeniden ek rapor alınması gerektiğini, Davalı tarafın faiz türüne ilişkin taleplerinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarınca her ne kadar dava dilekçesinde sehven yasal faiz türü talep edilmiş ise de, söz konusu faiz türünin 03.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile ıslah edildiğini, dolayısıyla da faiz türünün ıslah dilekçesi ile değiştirilmesinin mümkün olduğunu, bu hususta herhangi bir yasal engelin bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; husumete konu alacağın temelinin 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Göre El konulan Eşya Ve Alıkonulan Taşıtlara İlişkin Uygulama Yönetmeliğine dayandığını, dolayısıyla ortada idarenin bir düzenleyici işleminin söz konusu olduğunu, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmenin mevcut olmadığını, uyuşmazlığın özünün genel düzenleyici işlem niteliğindeki düzenlemeler çerçevesinde talep edilmekte olduğunu, Özel hukuk alanına giren tüm uyuşmazlıkların adli yargıda; idarenin özel hukuka ilişkin olmayan, idare hukukuna dayalı eylem ve işlemlerine ilişkin uyuşmazlıkların da idari yargıda çözümleneceğini, davacı ile idare arasındaki söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak adli yargının değil, idari yargının görevli olduğundan kamu düzeninden olan görev itirazları nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, kaldı ki taraflar arasında istinafa konu ardiye ücret bedeline ilişkin bir sözleşme bulunmadığından karşılıklı olarak anlaştıkları bir ardiye bedeli de bulunmadığı açıkken mahkemece bu durum göz ardı edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafından talep edilen 23.06.2011 - 01.06.2012 tarihleri arası depolama ücreti olarak 873.902,10 TL'nin (1günlük ücret: 2.547,81 TL), aynı şirket tarafından idareye sunulan ........ barkod sayılı yazı ekinde yer alan aynı eşyanın yine aynı tarihler arasında 1 günlük bedeli olarak.... İcra Dairesinin ... E. sayılı (1.301,25 TL) ve .... İcra Dairesinin ... E. sayılı (1 günlük ücret: 1.813,17 TL) dosyaları kapsamında talep edilen ücretlere göre çok yüksek olduğunu, .... A.Ş. firmasının 12.05.2011 tarih ve ...sayılı antrepo beyannamesi muhteviyatı eşyalara ilişkin istemiş olduğu ve bilirkişi raporunda 873.902.10-TL olarak tespit edildiği belirtilen ardiye ücretinin 04.01.2009 tarihli 27131 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tasfiye İşletme Müdürlükleri hizmet tarifesinde belirtilen genel kargo tarifesine göre hesaplanan tutardan oldukça fazla olduğunu, ayrıca Ticaret Başmüfettişi ... tarafından hazılarlanan 02.01.2018 tarih ve ....... sayılı İnceleme Raporunda da bahsedildiği gibi 23.06.2011 - 01.06.2012 tarih aralığı için istenen ardiye ücretinin 873.902.10 TL'nin 1 günlük ardiye ücretin 2.547,81 TL'ye tekabül ettiği, ancak antreponun aynı tarihler için istediği ardiye ücretine ilişkin.... İcra Dairesinde oluşan ... Esas sayılı dosyada talep edilen 1 günlük ardiye ücretinin 1.301,25 TL, .... İcra Dairesinde oluşan ... Esas sayılı dosyada ise talep edilen 1 günlük ardiye ücretinin 1.813,17 TL olarak talep edildiği ve talep edilen ardiye ücretlerinin dava konusu ücrete göre fahiş olduğunun aşikar olduğunu, talep edilen bedellerin ödenmesinin davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, idare tarafından tespit edilen tutarın kamunun menfeati ile adı geçen şirketin hakları arasında denge oluşturacak ve haksız zenginleşmeye mahal verilmeyecek şekilde hesaplandığını, Yerel Mahkemece “Dava konusu ürünün saklanmasının ayrıca yükümlülük gerektirdiği dikkate alınarak BK 52. maddesi gereğince indirim yapılmasına yer olmadığına” hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, zira ödenmesine hükmedilen ardiye ücreti bedelinin fahiş bir değer olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 2011-2012 yıllarına ait ardiye bedelinin faiziyle birlikte yıllar geçtikten sonra ikame edilen dava ile talep edilmesi durumunda, idarece yapılacak ödemenin daha da fahiş bir bedel olmasına sebebiyet verdiğinin gözden kaçırıldığını, ayrıca gecikmeye sebebiyet verenin davacı olduğunun göz ardı edildiğini, dava dilekçesinde de kanuni faiz istemiş olmasına rağmen mahkemesince ıslah sonrasında talep edilen reeskont faizin kabul edildiğini, bu durumun dahi müvekkil idare aleyhine değerlendirildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte faize hükmedilecekse en azından hükmedilmesi gereken faiz oranının kanuni faiz oranı olması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye ardiye ücretinin tahsili talebiyle açılan alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece, dairemizin 02/03/2022 tarih ve 2019/185 esas- 2020/292 karar sayılı kararımız uyarınca tensip tutanağının 1 nolu ara kararı gereğince; Davacı vekiline antrepoya konulacak malın cinsi, kapladığı alan, kaldığı süre hususlarında beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili 04/04/2022 tarihli dilekçe ile beyanda bulunmuş, mahkemece emsal ücret araştırması için antrepolara müzekkere yazılmış, cevabi yazılayaptırılarak ücret tarifelerinin getirtilmesine, geldikten sonra dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararında da belirtildiği üzere, eldeki davadan önce davacı tarafça davalı aleyhine alacağın tahsili talepli olarak da İstanbul 10.İdare Mahkemesinde tam yargı davası ikame edilmiş; Mahkemece 13/11/2018 tarih ve 2018/2042 E. 2018/20123 K. sayılı karar ile, “davanın tamamen özel hukuk alanında kalan ardiye hizmet ilişkisinden doğan alacağın giderilmesine ilişkin bulunduğu ”, gerekçesiyle görev yönünden red kararı verildiği, karar taraflara tebliğ edilmiş ve süresi içinde istinaf edilmeyerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İstanbul 10.İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının gerekçesi ve eldeki davanın konusu da gözetildiğinde, talep antrepo hizmetinden kaynaklı ardiye alacağı olduğu ve adli yargının görev alanına girdiğinden davalı vekilinin idari yargının görevli olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/781 Esas- 2014/7862 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.) HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir, şeklinde yasal olarak düzenlenmiş olup, bilirkişi raporlarının hukuki değerlendirilmesi de mahkemeye aittir. İlk Derece Mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi ek rapor içeriğindeki tespitler gözetildiğinde, dava dışı emtia sahibinin rıza ve iradesi dışında bir yargısal makamın kararı ile dahi olsa, söz konusu ardiye hizmetinin ifası nedeniyle davacı TBK. 574 (eski BK 476. ) maddesine göre istemeye hakkı bulunduğu ardiye ücretinin Adalet Bakanlığınca çıkarılan Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mallara Uygulanacak Tarifenin değil, piyasa rayicine göre emsal tarife hükümleri doğrultusunda hesaplanacağının kabulü gerekir. Mahkemece, başka antrepolara ait ücret tarifelerini getirterek ek rapor alındığı, mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda; emsal antrepo ücretleri dikkate alınarak davacının alacak miktarının belirlendiği, davalı idarenin cevap dilekçesi eklerinde verilen emsal antrepo ücretleri ve hesaplamalarının dikkate alındığı ve yedi antrepo işletmesinin tarifesinin ortalamasına göre daha avantajlı görünmesinden dolayı davacının tarifesi esas alınmakla birlikte 60 günü aşan antrepo hizmeti kat sayısının (3.5) hesaplamaya katılmadığı ve bir önceki katsayı (2,5) üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilmiş, davacının davalı tarafça yapılan ödeme sonrası bakiye dava tarihi itibariyle 478.146,31 TL. Ardiye bedeli alacağı olduğu tespit edilmiş olup davacı taraf, dava dilekçesinde kanuni faiz talep etmiş isede harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile reeskont avans faizi talep etmiş, ıslah dilekçesi ile faizin cinsi değiştirilebilecektir. (Yargıtay 6 HD.nin 2022/1576 Esas - 2023/1677 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 17 HD.'nin 2015/11957 Esas -2018/9334 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.) Bu tesbitler ışığında kurulan hüküm gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davalı taraf harçtan muaf olduğundan istinaf harçları hususunda karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.