İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.03.2017 tarihinde sürücü ... sevk ve idarcsindeki ... plakalı aracı…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/1216 KARAR NO : 2025/1967 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/02/2022 NUMARASI : 2018/723 Esas - 2022/57 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.03.2017 tarihinde sürücü ... sevk ve idarcsindeki ... plakalı aracın, ... plakalı araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen kazada yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu oluşan zararı karşılamakla yükümlü olduğunu beyanla trafik kazasında müvekkilin uğradığı bedensel zarar nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere (HMK md 107) belirlenecek maddi tazminatın (bakıcı gideri, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı) temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacının muayene işlemlerinin yapılarak ATK ön rapor kapsamındaki eksikliklerin giderilmesi hususunda müteaddit defalar süre verildiği, son kez 28/09/2021 tarihli celse 2 nolu ara karar ile kesin süre verildiği, söz konusu duruşma zaptının davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen ara karar gereği olarak davacı vekili tarafından ATK ön rapor eksikliklerinin giderilmediği" şeklindeki gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; mahkemece 28/09/2021 tarihli duruşma oturumunda müvekkilinden Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nce bildirilen eksik tetkiklerin tamamlanması ve dosyaya sunulması için müvekkiline 3 ay süre verildiği, ancak müvekkilinin gerekli tetkikleri yaptıracak maddi imkanı bulunmadığından verilen süre içerisinde rapor alamadığı, daha sonra müvekkilinin ailesinden borç alarak karar duruşmasından önce hastaneye giderek gerekli tetkikleri yaptırdığı, ancak dosyaya duruşmadan 15 gün sonra fakat gerekçeli karar yazılmadan önce dosyaya sunulduğu halde mahkemece davanın reddine karar verildiği, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir.Öte yandan 6100 sayılı Kanunun 94’ücü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; 28/09/2021 tarihli celsede verilen kesin süreye ilişkin; "Davacı vekiline davacının tazminat talebine dayanak trafik kazası sebebiyle yaralanmasına ilişkin olarak hastane başvuru, tanı, tedavi, rapor, grafi gibi tüm tıbbi evraklarının sunulması ve ATK ön raporundaki eksiklik kapsamında davacının üniversite veya eğitim araştırma hastanesinde muayene edilerek ön rapor doğrultusundaki eksikliğin ikmali hususunda davacı vekiline son kez 3 aylık kesin süre verilmesine, verilen 3 aylık kesin süre içerisinde davacının muayenesinin tamamlanarak ön rapor kapsamındaki tüm tıbbi evrakların, grafilerin dava dosyasına sunulmaması halinde maluliyet tespitine ilişkin bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş sayılacağı hususun işbu duruşma zaptının davacı vekiline tebliği ile ihtar edilmiş sayılmasına" şeklindeki ara kararda, 3 aylık kesin sürenin başlangıç tarihinin net bir şekilde gösterilmemesi nedeniyle usule aykırıdır (-bkz..Yargıtay 17.HD'nın 2015/17950 esas, 2016/4323 karar sayılı ve 06/04/2016 tarihli ilamı-)Bu durumda, mahkemenin kesin süre ihtaratını içeren ara kararının usul ve yasaya uygun olduğundan söz edilemeyeceği gibi mahkemece belirlenen kesin sürenin, yasanın bağladığı sonuçları doğurmasına yasal olanak da bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1.a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2022 tarih ve 2018/723 Esas 2022/57 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2025