4. Ceza Dairesi 2022/16455 E. , 2025/10953 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/328 E., 2022/1551 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir d…
**4. Ceza Dairesi 2022/16455 E. , 2025/10953 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/328 E., 2022/1551 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik Bölge adliye mahkemesi ceza dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, fotoğraf ve inceleme tutanağında tespit edilen kişinin sanık olduğuna dair somut bir delil bulunmadığına, aksi düşünülse dahi davaya konu sloganın atıldığı hususunun sabit olmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına ve hükme esas alınan sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına yöneliktir. III. GEREKÇE Davaya konu sözlerin anlamı ve söylenme amacı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sözlerin eleştiri boyutunu aştığı ve muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte bulunduğu anlaşılmış, 29.11.2021 tarihli CD inceleme tutanağı, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda sanığın atılı suçu işlediğine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmeyerek temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir. Sanığa yükletilen Cumhurbaşkanına hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Kula Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; 1.Sanığın hakaret sayılan sözleri söyleyip söylemediği, sloganları atıp atmadığı, 2. Sanığın söylediği kabul edilen sözlerin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı noktalarındadır. 1 no'lu uyuşmazlık yönünden; Olay günü sanığın içinde bulunduğu topluluk basın açıklaması yaparken ''Hırsız ...'' şeklinde slogan atıldığı, sanığın da slogana eşlik ettiği iddiasıyla kamu davası açıldığı, Sanık tüm aşamalarda olay günü basın açıklamasına katıldığını ancak yargılama konusu yapılan sözleri söylemediğini, slogan atmadığını beyan etmiştir. Sanığın bu savunmasına itibar edilmeden kurulan mahkumiyet hükmü Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından bozma konusu yapılmış, bozma üzerine kolluğa yeniden kamera görüntüleri incelemesi yaptırılmış, grubun attığı slogana sanığın iştirak edip etmediği konusunda kesin bir tespit yapılamadığı, teknik olarak ayırt edilmesinin mümkün olmadığı ancak grupla hakaret ettiği değerlendirilmesine yer verilmiştir. Sanık bu değerlendirmeye de itiraz ederek düzenlenen kolluk raporundaki kişinin kendisi olmadığını, grubun kenarında yürüyen kişi olduğunu belirtmiş, bu savunma üzerine yeniden kolluğa rapor hazırlatılmış, bu kez değerlendirilme konusu 11 no'lu kişinin sanığa benzediğinin değerlendirildiği belirtilmiştir. Kolluğun kamera görüntüleri üzerinde yaptığı inceleme sonucunda ulaşılan değerlendirmeler teknik olarak kuşkuya yer vermeyecek bir değerlendirme olmayıp sanığın sloganı atıp atmadığı şüphede kalmıştır. Şüpheden sanık yararlanır temel ilkesi gözetilmeden, kuşku yenilmeden şüphe sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanığın mahkumiyetine dair her tür şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil elde edilemediğinden sanık hakkında beraat kararı verilmesi zorunluluğu gözetilerek, mahkumiyet kararının bozulması yerine mahkumiyet hükmünün onanması hukuka uygun değildir. 2 no'lu uyuşmazlık yönünden; Sanığın, basın açıklaması sırasında kalabalık grup ile birlikte attığı slogan Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturacak nitelikte değildir. Somut olgu isnadı içermeyen değer yargısı niteliğindeki kalıplaşmış sözlerin slogan olarak tekrarının atılı suçu oluşturmadığı birçok AİHM kararında da vurgulanmıştır. Değer yargısı niteliğindeki sloganın suç olarak kabul edilmesi ifade özgürlüğü ile de örtüşmemektedir. Ayrıca sanığın cezalandırılmasını gerektiren demokratik toplumda acil bir toplumsal ihtiyacın varlığından söz edilemez. Yine söylenen söz karşılığı karşılığı verilen hapis cezasının orantılı olduğu da söylenemez. Mahkemece sanığa hapis cezası verilmesini gerektiren acil toplumsal gereksinimin ne olduğunun gerekçelendirilemediği, ifade özgürlüğü ile korunmak istenen meşru amaç arasında bir değerlendirilme yapılması, mahkemece takdir hakkının ifade özgürlüğünün aleyhine kullanılmasının gerekçeleri de açıklanamamıştır. Yukarıda belirtilen iki gerekçeyle, mahkumiyet hükmünün bozulması yerine onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne karşıyız.