11. Hukuk Dairesi 2009/533 E. , 2010/10842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 23.09.2008 tarih ve 2007/132 - 2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tara
**11. Hukuk Dairesi 2009/533 E. , 2010/10842 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 23.09.2008 tarih ve 2007/132 - 2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının orijinal konişmentoyu veya garanti mektubunu vermeme- sinden dolayı geminin tahliye limanında 12 gün beklemek zorunda kaldığını, bu arada 3. kişiye ait yüklerin boşaltılamadığını, daha sonra ihtiyati tedbir kararı ile yükün gümrüklü depoya tahliye edildiğini ileri sürerek, şimdilik (53.000) USD zararın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemize ait 17.10.2006 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu yükü teslim alacak olan davalının teslimde gecikmesinin sözkonusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nun 1059/3. maddesine dayalı zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemize ait bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de bozma ilamında belirtilen konularda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Gerçekten de mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, konişmentonun emrine düzenlendiği BNP Paribas Bankası’nın davacının acentesi ... Shipping Ltd.Şti.’ne gönderdiği 07.08.2002 tarihli yazıya ve konişmentonun tüm nüshalarının gönderen ... Ltd.’in elinde olduğu varsayımına dayanılarak, davalı gönderilenin 07.08.2002 tarihinden sonra konişmento aslını ibraz etmeden ve kendi garanti mektubu karşılığında yükü tesellüme yetkili olduğu, davacının da bu tarihten itibaren yükü davalıya teslimden imtina edemeyeceği, ordinonun ise davacının acentesi tarafından anılan tarihten önce düzenlendiğinden davalıya tesellüm hakkı vermeyeceği, kaldı ki geminin limana 16.08.2002 tarihinde yanaştığı, davalı gönderilenden kaynaklanan bir sebep de bulunmadığından boşaltmanın bu tarihten önce başlayamayacağı bildirilmiştir. Ancak dava konusu konişmentonun alıcı (konsinye) BNP Paribas SA. emrine düzenlendiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda TTK’nun 1108/1. maddesinde yer alan düzenlemeye rağmen davalı gönderilenin konişmentonun bütün nüshalarını ibraz etmeden, nasıl BNP Paribas SA.’nın muvafakati ve kendi garantisi karşılığında yükü teslim alabileceği, diğer bir deyişle aynı maddenin 3. fıkrasında emre yazılı olmayan konişmentolar için tanınan bu haktan nasıl yararlanabileceği de açıklanmalıdır. Yine TTK’nun 1108/1. maddesindeki düzenlemeye rağmen davacı şirketin acentesi olduğu anlaşılan ... Shipping Ltd.Şti.’nin, konişmentonun tüm nüshaları kendisine ibraz edilmeden 05.08.2002 tarihli ordinoyu düzenleyip davalıya vermesinin (gümrük müdürlüğünün 22.04.2003 tarihli yazısından davalıya ordinonun aslının verildiği anlaşılmaktadır) davacıyı da bağlayıp bağlamayacağı, diğer bir deyişle davacının kendi acentesinin bu davranışına rağmen konişmentonun aslının kendisine ibrazını istemekte haklı olup olmadığı da tartışılmalıdır. Ayrıca bozma ilamında da belirtildiği üzere, yükün kırkambar esasıyla ve FIOS şartıyla taşınmasının da tüm bu hususları etkileyip etkilemeyeceği değerlendirilmeli ve olaylar çizelgesine göre yükün sonradan tahliyesinin kapladığı zaman da gözetilerek, en azından hazırlık mektubunun verildiği tarihten, konişmentonun aslının ibrazı ile gümrük beyannamesinin tescil ettirildiği 09.08.2002 tarihine kadar geçen sürede davacının iddia ettiği alacak kalemlerine hak kazanıp kazanmadığı da belirlenmelidir. Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ve Dairemizin 17.10.2006 tarihli bozma ilamında belirtilen şekilde incelenip değerlendirilmesi, davacı vekilinin bilirkişi raporlarına karşı yaptığı esaslı itirazlarının ayrı ayrı cevaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.