11. Hukuk Dairesi 2024/2270 E. , 2024/4970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/3 Esas, 2022/454 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/402 E. SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2017/339 E. SAYILI DOSYASI HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddi Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekil
**11. Hukuk Dairesi 2024/2270 E. , 2024/4970 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/3 Esas, 2022/454 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/402 E. SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2017/339 E. SAYILI DOSYASI HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddi Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilleri ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı ... vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl davada; müvekkillerinin muris ...’nin mirasçıları olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk'ün 05.09.1938 tarihli vasiyetnamesi ile maliki olduğu tüm nakitlerini, hisse senetlerini, menkul ve gayrimenkullerini gelecekte oluşacak nemalarla değerlendirilerek ve vasiyetnamede yazılı şartlarla davalı ... Partisine bıraktığını, maliki olduğu ve davalı ...Ş. hesaplarında bulundurduğu tüm nakit ve hisse senetlerinin de yine aynı davalı nezdinde kalmasını ve aynı davalı tarafından nemalandırılmasını, elde edilecek nemalardan o zamanın şartlarında ayda 200 Lira olmak üzere müvekkillerinin annesi ...'ye pay verilmesini vasiyet ettiğini, ...'nin 01.08.2012 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu alacak kalemlerinden birinin müvekkillerinin murisine sağlığında ödenmesi gerekirken eksik ödenegelen nema payı alacağı olduğunu, davalılara ihtarname gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığını, murise ödenen nema payının 01.08.2006 tarihinde aylık 5.500,00 TL'ye çıkarıldığını, daha sonra kademeli artırılarak önce aylık 10.000,00 TL, 2012 yılında ise aylık 15.000,00 TL nema ödemesi yapıldığını, Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetnamesi gereği nemalandırmanın davalı bankanın yıllar itibarıyla büyüme oranına göre artırılması gerektiğini, davalıların nemalandırmayı gereği gibi yapmamaları nedeniyle de müvekkillerinin zarara uğradığını, vasiyetname yorumlanırken Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçek iradesinin "favor testamenti" ilkesi kapsamında nazara alınması gerektiğini ileri sürerek müvekkillerinin murisi ...'nin anılan vasiyetname gereği ödenmesi gereken nema payı alacaklarına ilişkin olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 40.000,00 TL'nin terekeye mirasçı sıfatı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen ve doğduğu tarihten itibaren faizi ile tahsiline, müvekkillerine miras payı oranında ödenmesine, davalıların nemalandırma hak ve görevini gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle müvekkillerinin murisinin uğradığı maddi zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL'nin terekeye mirasçı sıfatı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen ve doğduğu tarihten itibaren faiziyle tahsiline, müvekkillerine miras payları oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, davacı ... vekili yargılama sırasında sunduğu dilekçeler ile ...'nin nema payını eksiksiz almış olsaydı bunları değişik alanlarda değerlendireceğini ileri sürerek munzam zarar taleplerini açıklamış, davacı ... vekili 27.01.2022 tarihli dilekçe ile 2019/3 E. sayılı dosya ile birleştirilen 2018/402 E. sayılı dosya yönünden taleplerini 7.500,00 TL'den 21.497.302,20 TL'ye artırdığını, 2019/3 E. sayılı dosya (nema payı alacağı ve munzam zarar) yönünden taleplerini 25.000,00 TL'den 3.762.799.375,00 TL'ye artırdığını bildirmiştir. 2.Birleşen 2018/402 E. sayılı davada davacı ... vekili; asıl davada açıklanan hususlar tekrar edilerek muris ...'ye kaydı hayat ile irat sözleşmesi hükümleri uyarınca vasiyet edilen alacağın müvekkiline ödenmeye devam edilmesi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 607 nci maddesinde ömür boyu gelir sözleşmesinin düzenlendiğini, maddenin üçüncü fıkrasında sözleşme konusu alacağın gelir alacaklısının mirasçılarına geçeceğinin belirtildiğini, anılan Kanun'un 608 inci maddesinde de sözleşmenin geçerliliğinin yazılı şekil şartına bağlandığını, dava konusu vasiyetnamenin noter huzurunda resmi şekilde yapıldığını ve ömür boyu gelir sözleşmesi niteliğinde olduğunu, ömür boyu gelir sözleşmesinde iradı doğuranın, kök hak olduğunu, bu kök hakkın ise geniş anlamda alacağın tamamı ve kaynağı olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyet alacaklısı olarak ...'ye bıraktığı dönemsel (aylık) edimin tamamı ve kaynağının kök hakkı oluşturacağını, vasiyetnamedeki "...Her seneki nemadan bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça..." ifadesi ile Mustafa Kemal Atatürk'ün bankadaki payı, anaparası var oldukça, gelir elde edildiği sürece bu hakkın devam edeceğinin anlaşıldığını, davalı banka tarafından ...'ye vefatından önce son olarak 15.000,00 TL ödendiğini, Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyet ettiği nakit ve hisse senedinin kuru mülkiyetinin Cumhuriyet Halk Partisinin uhdesinde bulunmaya devam ettiğini, davalı Banka tarafından da nemalandırıldığını, irat alacaklısı ...'ye ödenen iradın onun ölümünden sonra vasiyetnamede ayrıca şart olarak borçlunun yaşamına da bağlandığından mirasçılara geçmesi gerektiğini ileri sürerek 6098 sayılı Kanun'un 76 ncı maddesi uyarınca davalılar tarafından müvekkiline geçici ödeme yapılması, müvekkilinin, ...'nin sahip olduğu irat hakkına sahip olduğunun tespiti ile kendisine ...'nin vefatı sonrası doğan alacakların fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine ve bundan sonra ödenmeye devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili; asıl ve birleşen diğer davadaki iddialara benzer iddialar ile müvekkilinin, ...'nin sahip olduğu irat vasiyetinin devamı niteliğindeki hakka sahip olduğunun tespiti ile ...'nin vefatından sonra ödenmesi gereken; ancak hiç ödenmeyen tutarın faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, bundan sonra tespit edilecek aylık veya yıllık artırım oranı üzerinden her ay davalılarca ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili asıl ve birleşen davalarda; davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, zamanaşımının gerçekleştiğini, dava konusu vasiyetname içeriği nazara alındığında davacıların taleplerinin haksız olduğunu, vasiyetnamede muris ...'ye ölümüne kadar aylık ödemeler öngörülmemesine rağmen lehdarın talebi yönünde güncelleştirilmek suretiyle ödendiğini, müvekkili ile vasiyet lehdarı ... arasında lehtar ölünceye kadar bir sorun yaşanmadığını, ölümünden önce herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, irat vasiyetin alacaklının ölümü ile son bulduğunu, dava konusu vasiyetnamenin ömür boyu aylık gelir sözleşmesi olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. 2. Davalı ...Ş. vekili asıl ve birleşen davalarda; davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın davacının murisi ...'ye vasiyetname gereği yapılacak ödemelerden sorumlu olmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davalı Partinin mansup mirasçı ve vasiyetname alacaklılarına yapılacak ödemeler bakımından görevli olduğunu, müvekkili bankanın ise sadece terekeye dahil olan nakit para ve hisse senetlerine isabet eden temettü gelirlerini nemalandırmakla görevli sınırlı vasiyeti tenfiz memuru olduğunu, vasiyetname alacaklılarına ödeme yapma konusunda bir görevi bulunmadığını, vasiyet alacağı sabit bir meblağı içerdiğinden ve bu nedenle yapılacak ödemenin nemalandırma ile ilgisi bulunmadığından eksik nemalandırma yapıldığı yönündeki iddianın da yerinde olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 600 üncü maddesi gereğince vasiyet alacaklısının, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal ve atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olduğu, davalılar, vasiyeti yerine getirme görevlisi olduklarından husumetin kendilerine yöneltilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davalıların pasif husumet itirazlarına itibar edilmediği, 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı ve devamı maddeleri gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işleyeceği, ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımının, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlayacağı, aynı Kanun'un zamanaşımının kesilmesini düzenleyen 154 üncü maddesi gereğince borçlu tarafından kısmen ifada bulunulmuşsa zamanaşımının kesileceğinin belirtildiği, kesilen zamanaşımında işleyecek yeni sürenin her zaman 10 yıl olduğunun devam eden maddelerde düzenlendiği, davalılar tarafından vasiyet alacaklısı ...'ye vasiyet tarihi olan 01.12.1938 tarihinden, 01.08.2012 tarihine kadar ödemeler yapıldığı, bu hususta davalılar arasında yazışmalar olduğunun tespit edildiği, vasiyet düzenleyen Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatı ile vasiyetnameye dayalı belirli mal vasiyetine ilişkin alacaklar muaccel hale gelmiş olmakla birlikte; vasiyet alacaklısı ...'nin sağlığında kendisine yapılan ödemeler nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi gereğince zamanaşımının kesildiğinin tespit edildiği, bununla birlikte her ne kadar vasiyete dayalı alacak hakkı vasiyet edenin vefatı ile birlikte doğmuş ise de davacılar, vasiyet alacaklısının mirasçıları olup murisin alacağı olan hakkın mirasçılık sıfatları kapsamında kendilerine ödenmesini talep ettiklerinden ve davacıların murisleri de 01.08.2012 tarihinde vefat ettiğinden davacıların; ancak bu tarih itibarıyla hak talep edebilme sıfatına sahip oldukları, gerek davalılar tarafından yapılan ödemeler gerekse davacıların hak sahibi olarak talepte bulunabilme tarihleri nazara alındığında dava tarihi itibarıyla genel zamanaşımı sürelerinin dolmadığı tespit edildiğinden zamanaşımı savunmalarının yerinde olmadığı, Mustafa Kemal Atatürk'ün, Latin alfabesini dilimize kazandırdığı, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunu kurduğu, Türkçeye olan ilgisi ve Türk diline olan hakimiyeti dolayısıyla dil bilgisi kurallarını ve Türk dilini çok iyi bilmekte ve ne anlatmak istiyorsa şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ifade edebilecek güçte bir yazı üslubuna sahip bulunduğu, düzenlemiş olduğu vasiyetnameye bakıldığında aynen (.......'ye ayda 1000, ....'e 800, .....'e 600, .....'ye 200 lira ve ... ile ...'ye şimdiki 100 er lira verilecektir.) şeklinde yazıldığı, vasiyetnameye göre yıllık gelirden lehine belirli mal vasiyeti bırakılan kimselere (davacıların murisi dahil olmak üzere) aylıkların ödenmesi, geriye kalanın ise Kurumlara verileceğinin kararlaştırıldığı, belirli mal vasiyet edilenlerden ölenlerin ve öleceklerin sadece sağlıklarında kendilerine aylık ödenmesi kararlaştırıldığı, ölümlerinden sonra ise vasiyetnamenin başında Cumhuriyet Halk Partisinin atanmış mirasçı olarak belirlenmiş olmasından dolayı davalı Partiye geçmesi gerektiğinin belirtildiği, Mustafa Kemal Atatürk tarafından bunun aksi öngörülseydi, diğer bir ifade ile atanmış mirasçıların mirasçılarına da vasiyetin sirayet etmesi istenseydi bu durumun Mustafa kemal Atatürk tarafından açıkça belirtileceği, bu sebeplerle düzenlenen belirli mal vasiyetinin, irat vasiyeti olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla belirli mal vasiyetinde kök içinde halefiyet ilkesinin uygulanmasının mümkün olmayacağı kanaatine varıldığından davacıların annelerine yapılan belirli mal vasiyetinden hak talep etmeleri mümkün olmadığından ana dava ve birleşen davaların ayrı ayrı aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili, asıl ve birleşen 2018/402 E. sayılı davada davacı ... vekilleri, asıl ve birleşen davalarda davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Yargıtay Kararı Dairenin 09.11.2023 tarihli ve 2023/1605 E. 2023/6583 K. sayılı kararıyla, mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili; adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, onama kararının gerekçesiz olduğunu, asıl ve birleşen dava yönünden aktif husumet yokluğundan davanın reddinin hatalı olduğunu, dava konusu vasiyetin irat vasiyeti olduğunu, gelir borçlusunun Cumhuriyet Halk Partisi, gelir alacaklısının ... olduğunu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin atanmış mirasçı olmadığını, ödemelerin nemaların ömrüne yani vasiyetname kapsamında yorumlandığında Türkiye İş Bankası A.Ş.'nin ömrüne bağlandığını, vasiyetnamede aksinin kararlaştırılmadığını, nema payı ödemelerinin mirasçılara geçemeyeceğinin belirtilmediğini, vasiyetname yorumlanırken “favor testemanti ilkesi”, tarihi kayıtlar ve Mustafa Kemal Atatürk ile ... arasındaki bağın göz önünde bulundurulması gerektiğini, ödemelerin dayanağı ve artırım yönteminin vasiyetnamede belirtildiğini ileri sürerek temyiz dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiş ve resen nazara alınacak diğer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların aktif husumet ehliyetinin, davalı Bankanın pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı, zamanaşımı söz konusu olup olmadığı, vasiyetnamenin niteliği ve diğer hususlara ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü ve 115 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE, Alınmadığı anlaşılan 1.783,00 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 5.010,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.