Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2424 E. , 2024/1074 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2424 Karar No:2024/1074 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Nakliyat Akaryakıt Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Hazinesi VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/2424 E. , 2024/1074 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2424 Karar No:2024/1074 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Nakliyat Akaryakıt Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Hazinesi VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Madeni yağ lisansı sahibi davacı şirkete ait fabrikanın ve tankların 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca... tarih ve A-... sayılı tutanakla mühürlenmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) tarafından tesis edilen işlemden kaynaklanan 3.000.000,00-TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından, fabrikasının mühürlenmesine ilişkin işlemden kaynaklanan 3.000.000,00-TL maddi zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde tazminat davası açıldığı, verilen kararın istinaf aşamasında usulden bozulması üzerine Ağır Ceza Mahkemesi'nce görevsizlik kararı verildiği, bu kararın kesinleşmesini müteakip dava dosyasının İdare Mahkemesi'ne gönderildiği, dosyanın Mahkeme esasına kaydedildiği, adli yargıda açılan bir davanın görev yönünden reddi halinde davacı tarafından görevli mahkemede dava açılması gerektiği, dosyanın görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesi'nce İdare Mahkemesi'ne gönderildiği, fakat davacı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca İdare Mahkemesi'ne verilmiş bir dilekçenin ve açılmış bir davanın bulunmadığı anlaşıldığından, dosyanın esas kaydının kapatılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dosya esas kaydının kapatılmasına, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E.... sayılı dava dosyasının kararın kesinleşmesini müteakip Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu, dolayısıyla mahkemelerin bu hususta açıkça yol göstermesi gerektiği, İdare Mahkemesi'nce istenilen harcın ve masrafın yatırılmasının davanın takip edildiğini ve görevli mahkemece yargılamaya devam edilmesinin talep edildiğini gösterdiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Maliye Hazinesi tarafından, davacının görevli mahkemede süresinde dava açmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve...soruşturma sayılı tahkikatı kapsamında davacı şirkete ait fabrikada ... tarihinde yapılan aramada... plakalı tankerden anılan fabrikaya boşaltılan 25.740 kilogram içeriği belli olmayan akaryakıta el konulmuş, davacı şirketin yetkilisi... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca akaryakıt kaçakçılığı suçundan adli soruşturma açılmış, akaryakıttan alınan numunelerin TÜBİTAK tarafından yapılan analizi sonucunda "akaryakıt tanımına uymadığı ve teknik düzenlemelere uygun akaryakıt olmadığı" Kurum'a bildirilmiş, Kurum tarafından 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca kaçakçılık fiilinin işlendiği tesisin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar faaliyetin geçici olarak durdurulması ilişkin alınan karar uyarınca ... tarih ve ... sayılı tutanakla davacı şirkete ait fabrika ve tanklar mühürlenmiştir. Davacı şirket yetkilisi N.K. hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan yürütülen kovuşturma sonucunda, üzerine atılı akaryakıt kaçakçılığı suçunu işlediği sabit olmadığından ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraatine karar verilmiş, anılan karar Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 16/11/2017 tarih ve E:2017/10884, K:2017/9335 sayılı kararıyla onanmıştır. Bunun üzerine haksız el koyma nedeniyle tazminat istemli 23/01/2018 tarihli dilekçeyle ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasına kayden dava açılmış,...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., ... sayılı kararıyla maddi tazminat talebinin husumet ve esas yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ...Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla mühürleme işleminin Kurum'un tasarrufuyla yapılıp yapılmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla mühürleme işleminin Kurum tasarrufuyla yapıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve dosyanın görevli ve yetkili ... Nöbetçi İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, bu karar 10/09/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın gönderilmesi kararı üzerine ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı yetki yönünden ret kararıyla dava dosyası zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili Kurum'un bulunduğu yer idare mahkemesi olan ... İdare Mahkemesine gönderilmiş, dosyanın gönderildiği ... İdare Mahkemesi'nce dosyanın işleme konulabilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrası uyarınca başvuru harcı, nispi harç ve posta ücreti eksikliğinin tamamlatılması hususu tebliğ edilmiş, eksiklikler ilgili yazı uyarınca tamamlatılmış, daha sonra dosyanın esas kaydının kapatılmasına ilişkin İdare Mahkemesi'nce karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükümleri yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." denilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinde, idari davaların Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, "Görevli olmayan yerlere başvurma başlıklı" 9. maddesinde, çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği hâlde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi hâlinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin, Danıştay'da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği, "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde, 14. madde uyarınca dilekçenin 3. ve 5. maddelere uygun olmadığı durumda otuz gün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca, çözümlenmesi idari yargı organlarının görevine girdiği hâlde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi hâlinde, bu husustaki kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği düzenlenmiştir. Ancak adli yargı mercilerince verilen görevsizlik kararı üzerine davacının yazılı herhangi bir talebi olmaksızın dava dosyasının doğrudan idari yargı organlarına gönderilmesi hâlinde ne şekilde bir usul izleneceği düzenlenmemiştir. Dosyanın incelenmesinden, adli yargı mercinin görevsizlik kararı ile birlikte dosyayı idari mercine doğrudan gönderdiği, İdare Mahkemesi tarafından davacıya harçlar tamamlattırıldıktan sonra 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca İdare Mahkemesi'ne verilmiş bir dilekçenin ve açılmış bir davanın bulunmadığı gerekçesiyle dosyanın esas kaydının kapatılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinde görevli mahkemede dava açılabilme ifadesi yer almaktaysa da, idari davaların açılma şeklini düzenleyen 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmayan bir dilekçe ile dava açılması durumunda dilekçenin reddine karar verilebileceği de açıktır. Bu noktada, adli yargı mercilerine verilmiş dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında uygunluğunun denetlenerek dilekçenin reddine karar verilip verilemeyeceği hususu davacının iddiaları ile mahkemeye erişim hakkına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları göz önünde bulundurularak incelenmelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşme'nin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları gerektiği, ayrıca 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinin koyuluş amacının idare mahkemelerine erişimi kolaylaştırmak olduğu, hangi yöntem aracılığı ile olursa olsun istenilen amacın davanın görevli bir mahkemede görülmesi olduğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru usulü kapsamında vermiş olduğu kararlarda, mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiği ifade edilmiştir. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerektiği vurgulanmıştır. (Özkan Şen Başvurusu, B.No:2012/791; Kamil Koç Başvurusu, B.No:2012/660) Somut olayda, davacının adli yargı merciinin dosyayı İdare Mahkemesi'ne göndermesi üzerine davanın İdare Mahkemesi önünde görülmesi iradesi gösterir bir şekilde eksik olduğu kendisine tebliğ edilen harçları tamamladığı hususu ve mahkemeye erişim hakkına ilişkin yargısal içtihatlar göz önünde bulundurulduğunda, adli yargı mercine verilmiş dava dilekçesinin reddine karar verilmesi yerine dosyanın esas kaydı kapatılarak dosyanın adli yargı mercine iade edilmesine ilişkin Mahkeme kararının İdare Mahkemesi'nde dava açma iradesini ortaya koyan davacının hak kaybına yol açmasına neden olabilecek şekilde usul kurallarının aşırı katı ve şekilci uygulanması niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, usul hükümlerin aşırı katı ve şekilci yorumlanmasına sebep olunmaksızın dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken dosya esas kaydının kapatılması yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, her ne kadar, İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarında davacı olarak davacı şirket yetkilisi N.K.'nın yer aldığı görülmekte ise de, dava konusu mühürleme işleminin davacı şirkete yöneldiği, Ağır Ceza Mahkemesi'ne verilen dava dilekçesinde davacı şirketin uğradığı maddi zararın tazmininin istenildiği ve temyiz dilekçesinde davacı olarak şirketin yer aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde bozma kararı üzerine yapılacak değerlendirmede davacının niteliğine ilişkin bu hususun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dosyanın esas kaydının kapatılmasına ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 01/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.