İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 07/09/2017 tarihli taşıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusunun müvekkili şirkete ait kargoların davalı şirket…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/992 KARAR NO : 2025/2049 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/03/2021 NUMARASI : 2018/1007 Esas - 2021/225 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 07/09/2017 tarihli taşıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusunun müvekkili şirkete ait kargoların davalı şirket tarafından ve yine davalı şirket şubelerinin olduğu il ve ilçelere taşınması işi olduğu, davalı şirket yetkilileri ve çalışanlarının bir müddet sonra sözleşmeye aykırı şekilde hareket ettiğini, davalı şirketin haksız eylemlerinin olduğunu, taraflar arasında e fatura sistemine geçildikten sonra muhtelif şubelerden müvekkili şirkete kesilen faturaların iptal edildiği ancak yerine yeni fatura düzenlenip müvekkili şirkete gönderilmediğini, dolayısıyla iptal olan faturaların müvekkili şirketin muhasebesinde kayıt altına alınmadığını, bu durumun müvekkili şirkette KDV zararına, muhasebe ve maliye zararına yol açtığını, iş bu zararın tespiti ve tazminin gerektiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemelerin şirketin güncel borcundan düşürüldüğü, davalı şirket tarafından geçmişe dönük borçların kapatılmadığı, netice olarak müvekkili şirketin vadesi geçmiş borcunun sürekli açık tuttuğu ve faiz işletilerek müvekkili şirketin yüklü borç altına bırakıldığını, iş bu zararın tespiti ve tazmini gerektiği, davalı şirket yetkilileri ve çalışanlarının müvekkili şirketten ödeme talep ederken her seferinde kargo alımlarını durdururuz tehdidini ileri sürdüklerini, davalı şirketin ... Şubesinin 01/06/2018 tarihinde müvekkili şirkete haber vermeden kargo alımlarını durdurduğunu, müvekkili müşterilerini arayarak ödeme alamadığımız için alımları durdurduklarını söyleyerek müvekkilinin ticari itibarını zedelediklerini, bu davranış neticesinde müvekkili şirketin bir çok müşterisini kaybettiğini, iş bu zararların tespiti ve tazmini gerektiğini, davalı şirket ile yapılan sözleşmede iade kargoların 3 günlük bekleme süresi olmasına rağmen davalı davalı şirket şubelerinin 1 günde kargoları iade ederek müvekkili şirketi zor durumda bıraktığını, sözleşme gereği ve davalı şirketin satış müdürü tarafından sözleşmenin 2. ayından sonra iade edilecek kargolarda %50 indirimli fiyatlandırma olacaktır söylemlerine rağmen davalının bu sözünde de durmadığı ve müvekkili şirketin maddi zarara uğratıldığını, davalı ... şubesinin müvekkili firma müşterilerine kötü ifadelerde bulunarak müvekkili firmanın ticari itibarını zedelediklerini, tüm bu olumsuzlukların davalı şirket genel müdürlüğüne mail ve sözlü olarak iletildiğini, buna rağmen olumlu sonuç alınamadığını, bu nedenlerle müvekkilinin maddi taleplerinin ileride tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 15.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 16.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, ücreti vekaletin ve dava masraflarının davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacıya ait kargoların müvekkili şirket tarafından müvekkili şirket'in şubelerinin olduğu il ve ilçelere taşındığını, işbu sözleşme gereğince müvekkili şirketin ve davacının belli ifa yükümlülükleri olup her iki taraf da eksiksiz bir şekilde basiretli tacir gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan taşımaların karşılığında davacı taraf müvekkili şirkete taşıma bedellerini tam ve vadesinde ödemekle yükümlü iken davacı bu yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediğini, müvekkili şirket tarafından kargolar davacının belirttiği adrese taşınmasının ardından sözleşmenin 6. maddesi gereğince her cuma faturalar düzenlenmiş ve davacıya teslim edildiğini, ancak davacı taraf taşıma hizmet bedellerini fatura tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödeme yapması gerekirken ödemelerini her zaman geciktirdiği ve müvekkili şirketi zarara uğrattığını, bu hususta yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yasal her türlü haklarını saklı tuttuklarını, davacının huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmede hukuki yararı bulunmadığını, davanın HMK madde 107 uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının fatura ile sabit bir uyuşmazlığa konu davayı belirsiz olarak açması hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının ödemiş olduğu KDV miktarlarının da belli olduğunu, belirli bir alacağın belirsiz olarak gösterilemeyeceği ilgili mevzuat gereği aşikar olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacının davasını dayandırdığı olguları ispat etmesi gerektiğini ancak huzurdaki uyuşmazlıkta davacı iddialarını somutlaştırmadığını, her ne kadar davacının taraflar arasında e fatura sisteme geçildikten sonra müvekkili şirket tarafından davacıya kesilen faturaların iptal edildiğini ancak yerine yeni fatura gönderilmediğini ve bu sebepten dolayı zarara uğradığını iddia etmişse de davacının bu hususta beyanları gerçeği yansıtmadığını, davacının yapmış olduğu ödemelerin davacının güncel borcundan düşüldüğü ancak geçmişe dönük borçlarının kapatılmadığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, tüzel kişilerin insanlara özgü duyguları hissedebilmesi mümkün olmadığından manevi tazminat talep edemeyeceklerini, iş bu uyuşmazlık konusu teknik ve uzmanlık gerektiren hususlar içerdiğini, bu sebeple uzman bilirkişilerce incelenesi ve değerlendirilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından esasa ilişkin diğer itiraz ve beyanların göz önünde bulundurularak davanın esastan reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması yönünde karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Saptanan ve hukuksal durum karşısında; maddi zarar açısından ticari kayıtların teknik değerlendirmeleri de dikkate alındığında; deliller kapsamında davacının maddi zararının oluştuğuna dair kanaat oluşmamış, faturanın hukuki niteliği düşünüldüğünde davalı tarafın itirazları ile ayıplı ifa savunmasına dikkat edildiğinde davacının davasını ispatlayamadığına kanaat getirilmiştir. Dosyaya sunulu bilgi ve belge ile aksine dair kanaat getirilmemiştir. Davacının davasında maddi zararı açısından haklılığına kanaat getirilememiş bu nedenle varlığına kanaat getirilmeyen maddi zararın tazmini davasının reddi gerekmiştir. Dava konusu maddi zarar tazmini istenen değer ve belge ile ispat kuralı dikkate alınarak yazılı delil ve belgeyle ispata değer verilmiştir. Davasını davacı ispat edememiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde maddi zarar açısından kanunen, taktiren ve vicdanen karar vermek gerekmiştir. Manevi zararın ispatı noktasında da davacı manevi zararını ispat edememiştir. Tanık beyanları da manevi zararın varlığına kanaat getirmeye yetecek değerde bulunmamıştır. Şöyle ki maddi zararın ispatında davacı tarafından belirtilen davalı haksız fiillerine kanaat getirilmemekle ticari itibarın zedelendiği veya müşteri kaybı yaşandığına dair sonuç kanaat oluşmamıştır, aksine dair yani davacı tüzel kişiliğin manevi zararının varlığına dair de dosyada başkaca bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. İstenilen manevi tazminat para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır, çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinilmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir, aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır, bu nedenle bu tazminatın sınırı amacına göre belirlenmiş, manevi tazminat taktir edilmemiştir. Manevi tazminat, kusurlu tarafın fiili sonucu bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından Mahkememizce T.M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkı kullanılarak, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Maddi ve hukuki olgular; hukuk- hak- nesafet- hakkaniyet- ülkenin ekonomik koşulları- tarafların ekonomik sosyal durumları- paranın satın alma gücü- tarafların kusur durumları- olayın ağırlığı- olay tarihi- gelişen hukukta tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oran- cezadan çok mağduru tatmin edici- manevi tazminatın bölünmezliği ile birlikte değerlendirilmiştir. Davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine,, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök ve ek raporunda aynı incelemelerin yapıldığı ve bilirkişi kök raporuna yapmış olduğumuz itirazların ek raporda değerlendirilmediği anlaşılmakta olup, ticari defterler incelendiğinde davacının davalıya borçlu gözükmesinin sebebinin tarafların e fatura sistemine geçmesinden sonra muhtelif şubelerden davacı şirkete kesilen bir takım faturaların iptal edilmesine rağmen davalı tarafından yerine yeni faturalar düzenlenmesi ve fakat davacı şirkete gönderilmemesi olup bu nedenle iptal edilen faturalarla ilgili olarak tarafların ticari defterlerinde farklılıklar oluştuğunu, bu durumun davacı şirkette KDV, muhasebe ve maliye zararına neden olduğunu, bilirkişi raporunda tarafların ticari defterleri arasında ki farklılık da esasen iptal edilen faturalardan kaynaklandığını, dolayısıyla ticari defterler incelendiğinde tarafların defterleri arasında farklılık olmasının sebebinin iptal edilmeyen faturaların bulunmasından kaynaklanmakta olduğunu, dolayısıyla eksik inceleme içeren raporun hükme esas alınabilmesinin mümkün olmadığını, dosyada yeni bir bilirkişi raporu hazırlanması gerekmesine rağmen doğrudan davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi kök ve ek raporu ile her ne kadar davacı şirketin davalıya borçlu olduğu yönünde görüş bildirilmişse de davacının dönem dönem yapmış olduğu ödemeler davalı şirket tarafından geçmişe dönük olarak kapatılmamış ve netice olarak davacı şirketin vadesi geçmiş borcu sürekli açık tutulmuş ve faiz işletilmeye devam edilerek davacının esasen olmayan borcu katlanarak devam ettiğini kayıtların hatalı olduğunun zaten mahkemeye bildirildiği ve bu hatanın düzeltilmesinin talep edildiğini, bilirkişi heyet raporunda bahsi geçen borç mükerrer faturalardan kaynaklı bir borç olup faturaların usulüne uygun iptal edilmemesi nedeniyle aynı borç iki defa deftere işlenmek durumunda kalmış olup bu hususa ilişkin olarak davacı şirket yetkilisi ... tarafından 19.02.2018 tarihinde davalıya gönderilen mailde ''daha önce kendilerine ulaşılmaya çalışıldığı, fakat geri dönüş alamadığı, çift faturanın söz konusu olduğu ve bu nedenle cari hesapların uyuşmadığı" belirtilmiş ve bu durumun düzeltilmesi talep edilmiş ancak düzenleme yapılmamış olup, davalının, gerçek dışı beyanlar ile müvekkilinin itibarının zedelendiği ve davacının ticari kayba uğradığının tespiti talep edilmişse de bilirkişi raporunda bu hususa da yer verilmediğini, taşıma yapılmamasında davacının hiçbir kusuru olmamasına rağmen davacının işlerinde büyük ölçüde aksama yaşandığını, bu nedenle ticari defterler üzerinde davacının cirosuna ilişkin inceleme yapılması gerekli iken eksik inceleme ile hatalı sonuca gidildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının davalıya borcu olduğu düşünülse bile davalının davacıya ihtari nitelikte bir yazı göndermeksizin veyahut bu konuyu çözmeye çalışmaksızın doğrudan müşterilerin işini aksatması ve müşterilere, taşıma yapmayacağını söylemesi hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıdaki gerekçeler ile istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihlali nedeniyle davacının maddi ve manevi zararlarının olup olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktalarındadır.Taraflar arasında, 07.09.2017 tarihli Kargo Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 3 yükümlülükler maddesinde, ... kargonun ilgili şubelerinden alınması için ihbar notu bırakılır, 3 iş günü içinde teslim alınmayan kargo aynı gönderi bedeli ile faturalandırılarak göndericiye iade edilir, 5. ödeme şekli maddesinde, ... kargo şubelerinin düzenlediği faturalar her cuma günü fatura teslim tutanağı ile Firmanın ilgili şube ve/veya şubelerine teslim edilerek ödemesi nakit olarak tahsil edilecektir, Firma taşıma hizmeti bedelini fatura tarihinden itibaren 7 gün içinde ödemekle yükümlüdür ve ödemenin zamanında yapılmaması durumunda ... kargoya günlük 0,001 olarak vade farkı ödemekle mükellef olduğunu kabul ve taahhüt edeceği düzenlenmiştir.Davacı, e faturaya geçildikten sonra bazı şubelerden kesilen faturalar iptal edilerek yeni fatura düzenlendiğini ancak iptal edilen faturalar bildirilmediğinden defterlerinde kayıtlı kalarak KDV, muhasebe ve maliye zararımıza neden olduğunu, ödemelerini davalı kaydetmeyip borcuna faiz işlettiğini, sürekli borcu açık tutarak zararına neden olduğunu, ödeme talep ederken kargo alımlarını durdururuz diye tehdit ettiğini, ... şubesi tarafından 01.06.2018 tarihinde haber vermeden kargo alımlarını durdurduğunu, müşterilerini arayarak ödeme alamadığından durdurduk deyip ticari itibarını zedelediğini, iade kargoların 3 günlük bekleme süresi varken 1 günde iade ederek zor duruma düşürdüğünü, satış müdürü sözleşmesinin 2. ayından itibaren iade kargolara % 50 indirim yapacaklarını söylemelerine rağmen yapmadıklarını, davalının şubeleri ... şubeden onay alamayınca kralı gelse ben bu kargoyu göndermem tarzında söylemlerle itibarını zedelediğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece alınan ek raporda, davalının 2017 yılında düzenlediği faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, 31.12.2017 tarihinde davacının davalıya 21.375,07 TL borçlu olduğu, davalının davacıdan 19.505,56 TL alacaklı olduğu, taraf defterleri arasındaki 1.869,51 TL farkın davalı tarafından düzenlenmiş bazı fatura ve iade faturalarının davacının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, 31.12.2018 tarihinde, davalının davacıdan 29.068,83 TL alacaklı olduğu, davacının davalıya 56.875,95 TL borçlu olduğu, davacı tarafından yapılan toplam 28.582,03 TL'lik ödemenin davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu ödemelerin davacının defterine işlenmesi durumunda davacının 28.293,92 TL borçlu olduğu, 20.09.2018 tarihinden sonra davalı tarafından düzenlenen hiçbir faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu faturalardan dolayı sadece davacının hesabına 400,90 TL borç kaydedildiği, davacının yaptığı ödemelerin davalı şirket tarafından geçmişe dönük olarak kapatılmadığı iddiasının cari hesap işleyişine ters düştüğü, işlemler yani faturaların ve ödemelerin cari hesaba gününe işlendiği için yapılan ödemelerden eski borçların kapatılmamasının söz konusu olmayacağı, davacının davalının sözleşmeye aykırı şekilde hareketi, fiyat değişikliği ile artım yapılması, kargoların 3 gün bekleme süresinin uygulanmadan 1 günde iadesi, tehdit unsuru, ticari itibarının zedelenmesi hususların ispata muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamıştır. Somut olayda, taraflar arasında Kargo Taşıma Sözleşmesi imzalanmış olup, taraflar arasındaki mail yazışmalardan ve Mahkemece alınan bilirkişi raporundan, davacının ödemeleri vadesinde yapmadığı, bu nedenle taraflar arasında uyuşmazlık oluştuğu, davacının davalıya borçlu olduğu, davalının ödemelerin yapılmaması nedeniyle kargo alımlarını kısa süre durdurduğu dosya kapsamından sabittir. Davacı taraflar arasındaki sözleşmeye göre ödemeleri vadesinde yapmamış, sözleşmeye göre kendi edimlerini yerine getirmediğinden, kendi kusuru ile taşıma ücretlerinin ödememesi sonucunda, kargoların teslim almaması nedeniyle zarara uğradığına ilişkin talebi yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacı yaptığı ödemelerin davalı şirket tarafından geçmişe dönük olarak kapatılmadığını iddia etmişse de, bunun cari hesap işleyişine ters düştüğü, işlemler yani faturaların ve ödemelerin cari hesaba gününe işlendiği için yapılan ödemelerin eski borçların kapatılmamasının söz konusu olmayacağı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin, 3. maddesinde, ... kargonun ilgili şubelerinden alınması için ihbar notu bırakılacağı, 3 iş günü içinde teslim alınmayan kargonun aynı gönderi bedeli ile faturalandırılarak göndericiye iade edileceği düzenlenmiş olması karşısında, bunun aksini yani davalının sözleşmenin 2. ayından sonra iade edilen ürün kargolarında % 50 indirim yapılacağına ve kargoların 1. günde iade edildiğine ilişkin iddiasını ispata yönelik herhangi bir delil sunulmaması nedeniyle, davacının bu taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Manevi tazminat talebi yönünden ise; davacı davalı bankanın eylemlerinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve saygınlığının zedelendiğini iddia ederek manevi tazminat talep etmiş ise de; tüm dosya kapsamından davacının manevi değerlerine dahil ticari itibarını ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden haksız fiil niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik yoktur. Bu yönlere ilişkin davacının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025