TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/01/2022 NUMARASI : 2021/397 Esas 2022/20 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2021 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı dava…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/698 Esas 2025/1418 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/698 KARAR NO : 2025/1418 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/01/2022 NUMARASI : 2021/397 Esas 2022/20 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2021 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine yönelik itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bankanın fiilen sona ermiş eski sözleşmenin kefiline yeni borç için müracaat etmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin yeni kredi sözleşmesi kapsamında borcu bulunmadığını, müvekkilinin eşinin kefalet sırasında muvafakatinin alınmadığını davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının davacı bankayla arasındaki kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi ve bu sözleşmeler kapsamında belirlenen faiz oranları ve davacı bankanın fiilen uygulamış olduğu faiz oranına göre belirlenen temerrüt faizi gereğince denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporuyla takip tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarının tespit edildiği, kefil olunan şirket hissesi devredilmiş olsa dahi kefaletin limitle sınırlı olarak devam edeceği, davalı sözleşme tarihinde asıl borçlu şirket yetkilisi ve ortağı olmakla eş rızasının aranmayacağı, davalının itirazlarının haksız olduğu, haksız itiraza göre icra inkar tazminatından da sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasında 119.648,52 TL asıl alacak, 5.070,72 TL işlemiş faiz, 253,52 TL BSMV, 307,48 TL noter masrafı, 491,67 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 125.771,91 TL üzerinden itirazının iptaline, bu miktar yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 119.648,52 TL asıl alacağın 110.166,52 TL'lik kısmına %32,60, 7.452,00 TL'lik kısmına %21,90, 2.030.00 TL'lik kısmına %24,96 oranında takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 25.154,38 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 31.03.2020 tarihinde yapılan 749,36 TL, 17.07.2020 tarihinde yapılan 2.476,42 TL, 19.03.2021 tarihinde yapılan 1.600,00 TL ve 19.03.2021 tarihinde yapılan 1.600,00 TL'nin icra müdürlüğünce dosyanın infazında değerlendirilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece tespit edilen faiz oranlarının hatalı olduğunu, temerrüt faiz oranı belirlenirken genel kredi sözleşmesi gereği kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği faiz oranından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek faiz oranının esas alınması gerektiğini, ticari kredi için temerrüt faiz oranı belirlenirken taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği banka tarafından aynı tür kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının değil kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği faiz oranından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranının dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi raporunun 9. sayfasında bankaca dosyaya sunulmuş olan 03.01.2019 tarihli Merkez Bankası bildirim listesinde en yüksek ticari kredi faiz oranının %36 olarak bildirildiğinin tespit edildiğini, fakat karara esas bilirkişi raporunda kredilere fiilen uygulanan en yüksek faiz oranlarının bankaca temin edilemediğine ilişkin 8. ve 9. sayfalarda tespitte bulunduğunu, bu iki tespitin birbiri ile çeliştiğini, müvekkilinin talep edilen faiz oranının uygunluğuna ilişkin Merkez Bankası bildirim formunu sunduğunu, muacceliyet tarihi itibariyle müvekkilinin TCMB'ye bildirdiği en yüksek faiz oranı yıllık %36 olup, sözleşmedeki düzenleme gereği faiz oranının %30 arttırılmış halinin (%36 + %10,8) %46,8 temerrüt faiz oranına tekabül ettiğini, ticari kredi hesabı, spot kredi ve 1 adet çek yaprağından kaynaklanan alacaklardan borca uygulanması talep edilen %46,8 faiz oranı kanuna ve sözleşmeye uygun olduğunu, mahkemenin kat tarihi itibariyle tespit ettiği asıl alacak tutarlarının hatalı bulunduğunu, mahkemenin tespit ettiği temerrüt faizi başlangıcı tarihinin hatalı olduğunu, 12.08.2018 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinin 11. maddesinin (b) bendinde temerrüt faizi hükmünün düzenlendiğini, müşterinin temerrüt halinde belli vadeli borçlarda bu vade tarihinden, hesap kapatma (hesap kesme/kat etme) ihbarı ile muaccel hale gelen hesaplarda hesap kapatma tarihinden, bu sözleşmedeki özel hükümler gereği ihbarsız (kendiliğinden) muaccel hale gelen borçlarda ise bu borcun kendiliğinden muaccel hale geldiği tarihten itibaren, bunları bankaya bu sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, ... temerrüt faizi tatbik edileceğini ve bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisini ayrıca bir ihtar ve merasime hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, temerrüt faizinin muacceliyet tarihinden itibaren işletilmesinin hukuka uygun olup temerrüt için 10.12.2019 tarihinin esas alınması gerektiğini, temerrüte düşme tarihinin takip tarihi olan 09.01.2020 tarihi olduğunun kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2020/528 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 25/11/2021 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2020/528 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 136.141,87 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 17/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalının 20/02/2020 tarihinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 30/06/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. şirket arasında 17/11/2017 tarihli 400.000,00 TL limitli, 12/02/2018 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalının anılan sözleşmelerde aynı limitler ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalının dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, kefaletin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir. Davacı tarafından davalıya gönderilen ve toplam 130.018,47 TL nakit borcun 24 saat içinde ödenmesi ihtarını içerir 12/12/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlunun sözleşmedeki adresine bila tebliğ olduğu, davalıya da bila tebliğ edildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, davacı tarafından dava dışı asıl borçluya açılan taksitli ticari krediye fiili olarak yıllık %25,08 akdi faiz uygulandığı, davacıdan taksitli kredilerinde müşterilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı talep edilmiş ise de, bu oranların davacı bankadan temin edilemediği, %25,08 oranının gks uyarınca %30 fazlası olan yıllık %32,60 temerrüt faiz oranının uygulanacağı, spot kredi için asıl borçluya fiilen uygulanan oranın ise yıllık %16,85 akdi faiz olduğu, davacıdan spot kredide müşterilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı talep edilmiş ise de, bu oranların davacı bankadan temin edilemediği, %16,85 oranının gks uyarınca %30 fazlası olan yıllık %21,90 temerrüt faiz oranının bu kalem krediye uygulanacağı, çek sorumluluk tutarında asıl borçluya fiilen uyguladığı yıllık faiz oranının %19,20 olduğu, davacıdan çek sorumluluk kredilerinde müşterilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı talep edilmiş ise de, bu oranların davacı bankadan temin edilemediği, %19,20 oranının gks uyarınca %30 fazlası olan yıllık %24,96 temerrüt faiz oranının uygulanacağı, davalının 09/01/2020 tarihinde temerrüte düştüğü, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 119.648,52 TL asıl alacak, 5.070,72 TL işlemiş faiz, 253,52 TL BSMV, 307,48 TL noter masrafı, 491,67 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 125.771,91 TL alacaklı olduğu, 119.648,52 TL asıl alacağın 110.166,52 TL'lik kısmına %32,60, 7.452,00 TL'lik kısmına %21,90, 2.030.00 TL'lik kısmına %24,96 oranında takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ve %5 BSMV işletileceği tespit edilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıyla dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %46,8 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise, hüküm altına alınan 119.648,52 TL asıl alacağın 110.166,52 TL'lik kısmına %32,60, 7.452,00 TL'lik kısmına %21,90, 2.030.00 TL'lik kısmına %24,96 oranında takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin temerrüt faizi başlıklı 11.b maddesinde, müşterinin temerrütü halinde bankanın alacağının tamamen ödeneceği tarihe kadar geçecek günlerde bankanın mevzuat gereğince tespit ettiği kredi faiz oranlarından işlem tarihinde yürürlükte olan ve TCMB'ye bildirilen en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda banka kayıtları üzerine yerinde yapılan incelemede, temerrüt tarihi itibarıyla davacı bankanın aynı türdeki kredilere ilişkin fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranları bilirkişi tarafından bankadan talep edilmesine rağmen bilirkişinin bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarını bankadan temin edemediği, işbu dava konusu kredi ilişkisinde davacının uyguladığı akdi faiz oranı esas alınarak gks hükümleri uyarınca bu oranın %30 ilavesi ile bulunan oranlar temerrüt faiz oranı olarak tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmamıştır. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %30 ilavesiyle kredi alacağı yönünden taksitli kredilerde yıllık %32,60, spot kredilerde yıllık %21,90, çek sorumluluk kredilerinde yıllık %24,96 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece, davacı yanın temerrüt tarihinde benzer kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının daha yüksek olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede bilirkişinin bankadan fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarını temin edemediği gözetildiğinde davacının istinaf istemi reddedilmiş, davacı bankanın işbu akdi ilişkide fiilen uyguladığı tespit edilen akdi faiz oranı esas alınarak bu oran üzerinden sözleşme hükümleri gözetilerek temerrüt faiz oranının tespit edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması temerrüt tarihinde bankaca fiilen uygulanan faiz oranı baz alınmadığından hukuka aykırı ise de davalı istinafa gelmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Öte yandan, davacı tarafından dava dışı asıl borçlu şirket ve davalı kefile gönderilen ihtarname ile 24 saat atıfet süresi tanınmış olup, anılan ihtarname davalı kefile bila tebliğ edilmiştir. Davalıya gönderilen ihtarname takip tarihinden önce tebliğ edilerek verilen atıfet süresi takip tarihinden önce sona ermediğinden davalı takip tarihinde temerrüte düşmüş olup, mahkemece takip tarihinin davalının temerrüt tarihi olarak esas almasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Bilirkişi banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile kat tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği asıl alacak miktarını tespit ettiği gibi, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği toplam alacak miktarını da tespit etmiştir. Bu durumda, mahkemece bankacı bilirkişinin banka kayıtları üzerinde yaptığı inceleme sonucu hesap kat tarihinde davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarı tespit ettiği, alınan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava dilekçesinde davacı yan takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda takip tarihi itibarıyla bilirkişi tarafından tespit edilen alacak miktarına yönelik davalının itirazının iptaliyle bu miktar yönünden takibin devamına karar verildikten sonra, dava tarihinden önce, takip tarihinden sonra yapılan ödeme kalemleri tarihleri de gösterilmek suretiyle yapılan ödemelerin infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yazılı kabul şekli istinafa gelen davacı lehine bulunduğundan kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyen bu husus re'sen gözetilmemiş, eleştirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -