İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen ticari ilişki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/918 KARAR NO : 2025/1800 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2022 NUMARASI : 2021/4 Esas - 2022/83 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında davalı tarafa mal ve hizmet sunduğunu, üzerine düşen edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, malları davalıya teslim ettiğini, buna karşılık 26.370,64 TL tutarlı fatura kestiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye binaen üzerine düşen tüm edimi eksiksiz yerine getiren müvekkiline karşı davalının borcunu ödemediğini, faturaya konu ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu bildirdiğinden bahisle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkiline ihtarname gönderilmediğini, ihtarname gönderilmeden yapılan icra takibinde alacak likit hale gelmediğinden davacının böyle bir alacağının olmadığını, dava dilekçesinin ekinde sunulan ihtarname tarihinin 03/12/2020 olduğunu, takibin 2020 yılının kasım ayında yapıldığını, takipten sonra gönderilen ihtarnamenin hukuki bir geçerliliğinin olmadığını, müvekkile tebliğ edilen bir ihtarın da bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkili ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, buna istinaden müvekkiline mal ve hizmet teslim ettiğini, akabinde düzenlenen faturada mevcut borcun müvekkili tarafından ödenmediğini iddia ettiğini, bahsi geçen alacağın tahsili amacı ile davacı taraf İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatmışsa da taraflarınca haksız takibe itiraz edildiğini, ardından davacı tarafça huzurdaki dava açılmak sureti ile itirazın iptali ile takibin devamı yönünde karar verilmesi talep edildiğini, Mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğunu, Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, istinaf incelemesi neticesinde bozulması gerektiğini, davacı tarafından yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin tam ve zamanında yerine getirilmediğini, huzurdaki davanın ispat külfetinin bizzat davacı tarafta olduğunu, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olarak tanzim edildiğini, davacı tarafça, müvekkili şirkete ihtarname gönderilmemiş olduğundan dolayı borcun muaccel olduğundan bahsedilemeyeceğini, alacak likit olmayıp, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne, İstanbul Anadolu 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/4 E., 2021/83 K. Sayılı dosyası ile verilen davanın kabulü yönündeki kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile "29.08.2020 vade tarihli 26.370,64 TL bedelli fatura 26.370,64 TL" nedeniyle 26.370,64 TL asıl alacak, 735,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.105,77 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup davacı yararına oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, takibe dayanak faturanın davacı tarafın ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan 26.370,62 TL alacaklı olduğu, davalının davacıya 26.370,64 TL borçlu olduğu, tarafların ticari defterlerinde cari hesap farklılığının bulunmadığı, tarafların BA ve BS formlarında da takip konusu faturanın vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davalı, söz konusu faturayı herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiğinden artık fatura konusu malları teslim almadığını ispatlaması gerekmekte olup davalı tarafından buna dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilirkişi raporu ile de davacını takip tarihi itibarıyla alacağı 26.370,64 TL olarak belirlenmiş olmakla, Mahkmece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, kendi ticari defterlerine kaydettiği faturaya dayılı borç likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 450,35 TL harcın, alınması gerekli olan 1.801,38 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.351,03 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025