T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1085 Esas KARAR NO:2026/81 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/333 Esas - 2023/162 Karar TARİH:14/03/2023 DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1085 Esas KARAR NO:2026/81 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/333 Esas - 2023/162 Karar TARİH:14/03/2023 DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı tarafça .... Şti. isimli ... vergi numaralı şirket kurulduğunu, ilgili şirkette taraflar eşit (%50) pay oranına sahip olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin müdürlüğü görevini de üstlendiğini, söz konusu şirket tarafların idaresiyle kapatıldığını ve şirkete ilişkin bazı amme alacakları gündeme geldiğini, müvekkilinin bu borçların bir kısmını ödediğini, bir kısmı da ödemeye devam ettiğini, Gaziosmanpaşa 6.İcra Müdürlüğü ... Sayılı dosyasında talep edilen alacakların müvekkilinin ödemiş olduğu şirket borçları olduğunu, davalı tarafın payına düşen %50'lik kısım için rücuen başlatılan bir icra takibi olduğunu, davalı tarafın söz konusu takibe itiraz ettiğini, dava şartı olması sebebiyle tarafımızca arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmelerinde de uzlaşmaya varılamadığından taraflarınca iş bu davayı açtıklarını, tüm bu nedenlerle davalarının kabulünü, itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının söz konusu taleplerinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının talep ettiği alacakların zaman aşımına uğradığını, .... Şti. Borçlarından yapılan ödemelerden dolayı şirket ortağı müvekkiline rücu edilemeyeceğini, söz konusu borçlardan dolayı şirketin kendi mal varlığı ile sorumlu olduğunu, borcun tahsili amacıyla doğrudan şirket ortağına karşı takip başlatmanın mümkün olmadığını, davacının talep etmiş olduğu alacaklara bakıldığında Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında borçlu tarafın tüzel kişilik olduğunun açık olduğunu, davacı ve müvekkili arasında bir adi ortaklık veya şahıs şirketi bulunmadığını, davacının davasını ancak ve ancak şirkete yöneltebileceğini, davacının burada bu ödemeleri yapmış ise de tamamen kendi tasarrufunda bulunarak yaptığını ve müvekkilinden yarısını talep etme hakkı bulunmadığını, öncelikle müvekkilinin sorumluluğunu hiçbir şekilde kabul etmemek kaydı ile davacı bu icra dosyalarına ilişkin ödemeleri yapmışsa da şirket müdürü sıfatı ile gerçekleştirdiğini, tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması sebebeyile müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/03/2023 tarih ve 2022/333 Esas - 2023/162 Karar sayılı kararında; "Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tarafların ortağı olduğu dava dışı ....Şti'nin bir kısım borçlarını ödeyene davacının ödediği borcu diğer şirket ortağı olan davalıdan talep edip edemeyeceği hususundadır.Davaya dayanak takip dosyası ile dava dışı şirkete ait ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına celp edilmiştir.Celp edilen Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 33.705,76 TL'nin ilamsız icra yolu ile tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.Limited şirketlerde ortağın asli borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemekten ibarettir. Sermaye borcu da ortaklık sözleşmesi ile ortaklığa karşı yüklenilen borcu ifade etmektedir. Kural olarak Türk Hukukunda ortaklar, Limited şirketin borçlarından sorumlu değildirler. Bu durum karşısında, şirket adına ödeme yapan davacı ortağın alacağını ancak şirket tüzel kişiliğinden talep edebileceği, davalı ortakların talep edilen alacak nedeniyle şahsi sorumlulukları bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD. 2015/10450 E., 2016/5193 K)Yapılan yargılama, toplanan deliller, ve tüm dosya kapsamına göre davacının dava dışı şirketin borcunu ödemesi sebebiyle şirketin diğer ortağı olan davalıya rücu edemeyeceği, alacağını ancak dava dışı şirkete karşı ileri sürebileceği nazara alınarak davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, '' Davacının davasının REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve davalı ...'in .... Şti.'nin %50 hisseli iki ortağı olduğunu, şirketin amme alacakları nedeniyle borçlu konumuna düştüğünü, cebri icra ve haciz tehdidi altında kaldığını, aleyhine açılan icra takiplerinde taşınmazlara haciz şerhi konulduğunu, müvekkilinin bu nedenle şirketin müdürü olarak söz konusu amme borçlarını ödediğini, müteselsil sorumlu %50 hissesi bulunan diğer ortak davalı ...'e karşı rücu amaçlı icra takibi başlatıldığını, icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini,Limited şirketlerde amme alacaklarından kaynaklanan sorumluluk müteselsil olup genel kuralın istisnası olan bu kuralın şartlarının dava konusu olayda gerçekleştiğini, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35'inci maddesinin, "Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar" kuralını düzenlediğini; bu hükmün; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 573'üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olan: "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. " kuralının istisnası olduğunu, görüldüğü üzere; şirketten tahsil edilemeyen veya şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları söz konusu ise, ortakların, sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya borçtan sorumlu olduklarını,Amme Alacağı kavramının tanımının 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 1'inci maddesinde; "Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur." şeklinde yapıldığını, görüldüğü üzere; devlete, il özel idarelerine ve belediyelere ait, vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ile akitten, haksız fiilden, haksız iktisaptan doğanlar hariç olmak üzere, amme hizmetlerinden doğan her türlü alacaklar ve bunların takip masraflarının amme alacağı olduğunu,Dava konusu şirkete karşı iki farklı icra dosyasından ... A.Ş tarafından elektrik borcundan dolayı icra takibi başlatıldığını; bir amme hizmeti olan elektrik dağıtımının amme alacağı olduğu konusunda bir şüphe bulunmadığını, Küçükçekmece 1. İcra Dairesi ... sayılı dosyasına müvekkilince ödenen miktarın 5.169,00 TL (ek-1 ödeme makbuzu); Küçükçekmece 3. İcra Dairesi ... sayılı dosyasına müvekkilince ödenen miktarın 10.840,00 TL (ek-1 ödeme makbuzu), müvekkilince toplam ödenen 16.009,00 TL'nin yarısı olan 8.004,50 TL için davalıya rücu edildiğini, Müvekkilinin, dava konusu şirketin vadesi geçmiş vergi borçlarını yapılandırdığını ve ödediğini; vergi borçlarının amme alacağı olduğunu, 29/01/2021 tarihli ödemenin 7.316,31 TL (ek-1 ödeme makbuzu), 31/03/2021 tarihli ödemenin 7.316,31 TL (ek-1 ödeme makbuzu), 01/11/2021 tarihli ödemenin 7.320,18 TL (ek-1 ödeme makbuzu), 30/11/2021 tarihli ödemenin 7.320,03 TL (ek-1 ödeme makbuzu) olduğunu, müvekkilince yapılan toplam 29.272,83 TL ödemenin yarısı olan 14.636,41 TL için davalıya rücu edildiğini,Müvekkilinin, dava konusu şirketin SGK borçlarını ödediğini; SGK prim ödemelerinin amme hizmeti amacıyla toplandığı göz önüne alındığında söz konusu bu borcun da amme alacağı olduğunu, 31/01/2020 tarihli ödemenin 20.346,51 TL (ek-1 ödeme makbuzu), 31/01/2020 tarihli ödemenin 1.784,05 TL (ek-1 ödeme makbuzu) olduğunu, müvekkilince yapılan 22.130,56 TL toplam ödemenin yarısı olan 11.065,28 TL için davalıya rücu edildiğini, Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğünde ... numarasıyla ... tarafından başlatılmış olan icra takibinde borçlu olarak .... Şti. ve müvekkili ...'in gösterildiğini; şirketin tasfiye edilmiş olması ve amme alacağını ödeme kabiliyeti bulunmadığının açık olması nedeniyle müvekkilinin ödeme yapmak zorunda kaldığını; ilgili icra dosyasının ilk derece mahkemesi dosyasında mevcut olduğunu; incelendiğinde işbu davadaki haklılıklarının görüleceğini, bahsi geçen icra dosyasının, amme alacağının söz konusu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasına emsal teşkil etmekte olduğunu; bu nedenle müvekkilince ödenmiş olan ve karşı tarafa rücu edilen tüm talepleri bakımından Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35'inci maddesinde aranan, tahsil edilememe şartının gerçekleşmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini; ilk derece mahkemesince kanuni şartın gerçekleşmiş olduğu hususu dikkate alınmadan karar verildiğini; bu bağlamda eksik inceleme sonucu verilen kararın ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, aksi kanaatte ise ilgili kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine iadesine, her türlü yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı limited şirket ortağının ödediğini ileri sürdüğü şirket borçlarının davalıdan payı oranında tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece limited şirketlerde şirket ortağının borcunun sermaye koyma borcu ile sınırlı olduğu, şirket adına ödeme yapan davacı ortağın alacağını ancak şirket tüzel kişiliğinden talep edebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine; Küçükçekmece 1. İcra Dairesi ... sayılı takip dosyasına, Küçükçekmece 3. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yapılan ödemeler ile şirket vergi borçları ile SGK borçları için yapılan ödemelere dayalı olarak, bu tutarların yarısının tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, takip dayanağı olarak ödeme belgelerinin eklendiği tespit olunmuştur. Dava dışı .... Şti.'nin sicil kayıtları kapsamında, şirketin 2016 yılında 10.000,00-TL esas sermaye ile iki ortaklı olarak kurulduğu, davacı ve davalının ortağı oldukları şirketteki pay oranlarının %50 olduğu, şirketin en son tescil işleminin 2017 yılında adres değişikliğine ilişkin olduğu, şirketin sicilden terkin edilmediği veya alınmış bir tasfiye kararının da tescil ve ilan edilmemiş olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Ticaret Odası internet sitesi üzerinde yapılan sorgulamada şirketin askı halinde göründüğü tespit edilmiştir.TTK'nın 602. maddesine göre şirket borçlarından dolayı şirket mal varlığı ile sorumludur. Limited şirketlerde şirket borçlarından şirket sorumlu olup, ortakların sorumluluğu taahhüt ettikleri esas sermaye payları ile var ise yan edim ve ek ödeme taahhütleri ile sınırlıdır. Kural olarak şirket borçlarını ödeyen ortağın bu ödemelerini şirketten talep edebilecektir. Ancak 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Diğer ifade ile limited şirkette ortağın sorumluluğunun sermaye koyma borcu ile sınırlı olması ve şirketin borçlarından şirketin sorumlu olması kuralının istisnasını tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları oluşturmaktadır.Bu durumda mahkemece, davalının zamanaşımı def'i de değerlendirilmek suretiyle, davacı ortağın takibe konu ettiği ödemelerin hangilerinin 6183 Sayılı Kanun kapsamında kamu alacağı teşkil ettiğinin değerlendirilmesi, yapıldığı belirtilen ödemelere ilişkin delil olarak sunulan ödeme belgelerinin ilgili SGK ve vergi dairelerinden celbi ile, dava dışı .... Şti.'nin ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle kurumlar vergisi beyannamelerinin celbi ile şirketin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde, ödemelerin şirket hesabından mı yapıldığının davacı tarafından mı yapıldığının, davacı tarafından yapılmış ise ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle bu tutarların şirketten kısmen veya tamamen tahsil imkanı olup olmadığının tespiti amacıyla mali bilirkişi incelemesi yaptırılarak, elde edilecek sonuca göre davacının davalıya takip tarihi itibariyle rücu edebileceği alacağın varlığı ve miktarı hususunda gerekçesi de açıklanarak bir karar verilmesi gerekmekte iken, eksik tahkikat ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2023 tarih ve 2022/333 Esas ve 2023/162 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi