T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1660 - 2025/1838 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1660 KARAR NO : 2025/1838 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2022 NUMARASI : 2021/269 E. - 2022/303 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1660 - 2025/1838 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1660 KARAR NO : 2025/1838 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2022 NUMARASI : 2021/269 E. - 2022/303 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2022 tarih ve 2021/269 E. - 2022/303 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, 1972 yılından beri irmik ve makarna sektöründe faaliyette olup "..." ve "..." ibareli markaların sahibi olan müvekkilinin, davalının 2019/94179 sayılı “... ibareli markanın 20 ve 30. sınıflarda tescili isteğine yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu markanın esaslı unsuru olan "..." ibaresinin müvekkilinin markalarının esaslı unsurunu oluşturan "..." ve "..." ibareleri ile benzerlik oluşturduğunu, markada yer alan diğer unsurların ayırt edicilik sağlamadığını, markanın tescilinin talep edildiği sınıfta müvekkilinin markalarının tescilli olduğunu, bu haliyle markaların ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ve davalı şirketin müvekkilinin markası ile benzer bir markayı aynı nitelikteki mallar için tescil ettirmek istemesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-4055 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, davacının İtalyanca "zengin" anlamına gelen "..." kelimesini neredeyse bütünüyle kendisine mal etmek istediğini, müvekkilinin markasının okunuş ve görsellik olarak "..." kelimesiyle karıştırılmasının mümkün olmadığını, taraf markaları arasında "..." şeklinde üç hecenin ortak olduğunu "..." ibaresinin davacı ile ilgisinin bulunmadığını, markanın bu şekilde bölünerek davacının markası ile benzer olduğunun ileri sürülemeyeceğini, markadaki ibare yanında kullanılan renk, figür, yazım tarzı ve anlam itibariyle de ayrıştıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının 2013/97862 ve 2019/27980 numaralı “... / ...” olarak telaffuz edilen markaları ile aynı/aynı tür mallarda tescilli “..." markasının kulakta bıraktığı tını bakımından bu markalar ile işitsel benzerlik ihtiva ettiği, markaların kapsamında bulunan mallardaki ayniyet düzeyindeki benzerliğin iltibası artıran bir unsur olduğu, davalı markadaki "..." ibaresinin işletmesel bağlantı şüphesini ortadan kaldırmaya yetmeyeceği, anlamsal benzerlik bulunmasa da ortalama tüketicinin zihninde markanın tınısının yer edineceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu itibarla davalı markası ile davacının 2013/97862 ve 2019/27980 sayılı "..." markaları arasında SMK m. 6/1 koşullarının oluştuğu, buna karşılık dosya kapsamında davacının mesnet markasının tanınmışlığının ispat edilemediği ve davacının dava konusu “...” ibaresini davalıdan daha önce ve tescile bağlı olarak kullandığına ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, gerekçeleriyle davanın kabulü ile YİDK'in 2021-M-4055 sayılı kararın iptaline ve 2019/94179 sayılı "...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafından 98/009566, 2010/76256, 2014/09919, 2016/83020 ve 2019/27980 sayılı beş adet markaya dayalı olarak talepte bulunulmuş olmasına rağmen bilirkişi heyet raporunda dava dilekçesinde yer almayan 2013/97862 sayılı marka da dahil ederek 6 adet marka üzerinden kıyaslama ve değerlendirme yapıldığını, müvekkilinin "..." markasının asli unsurunun "..." ve "..." ibaresinin de tali nitelikli olduğunu, markalar arasında ilişkilendirilme, karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının "..." markasının tanınmış olmadığını, davacının itiraza konu markalarını, dayanak gösterdiği mal ve hizmetler bakımından ciddi şekilde kullandığına ilişkin delil sunması ve bu hususu ispat etmesinin gerektiğini, İtalyanca zengin anlamına gelen tanımlayıcı "..." ibaresinin davacıya bırakılamayacağını, müvekkilinin markasındaki "..." unsurunun markaya ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin "..." markası ile zeytinyağı üretimi ve satışı yapmakta iken davacının "..." markası kapsamında zeytinyağı üretimine ilişkin bir faaliyetinin bulunmadığını, davacının itiraza mesnet olarak "..." ibareli 4 adet markayı göstermesine karşılık mahkemece yalnızca iki adet markanın benzer görülmüş olması nedeniyle müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin paylaştırılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadığını, başvuru markasının Türkçe'de ... şeklinde okunmaktayken, davacı markalarının ... şeklinde okunduğunu, dolayısıyla markaların görsel ve işitsel olarak farklı olduklarını, başvuru markasında belirgin bir şekil unsuru bulunmadığını ve taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılmayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira kulakta bıraktığı tını itibariyle davaya konu markanın mesnet marka ile işitsel olarak yüksek düzeydeki benzerliğinin yanı sıra markadaki ortak harflerin sayısı ve dizilimi itibariyle markaların görsel olarak da birbirine yaklaştıkları, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davaya konu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.