T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/948 - Karar No:2025/1079 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/948 KARAR NO : 2025/1079 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2019/357 E-2023/520 K DAVALARIN KONUSU : İtirazın İptali - Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/948 - Karar No:2025/1079 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/948 KARAR NO : 2025/1079 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2019/357 E-2023/520 K DAVALARIN KONUSU : İtirazın İptali - Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2025 Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli asıl dava ile tazminat talepli karşı davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı - karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında akdedilen 06.09.2016 tarihli sözleşme ile DHMİ Sinop Havaalanı Zayıf Akım Sistemleri temin ve yapım (montaj-uygulama) işinin müvekkilince üstlenildiği, sözleşme kapsamındaki malzeme ve ekipmanların tedarik ve teslimi ve sahada montaj ve uygulaması yapılırken ilave benzeri ekipman ve işlerin tedariki ve montajının gündeme geldiğini, bunların da tam ve eksiksiz olarak çalışır vaziyette davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirketin bedellerini ödemediği malzeme ve ekipmanların değerinin yaklaşık 500.000,00 TL civarında olup, müvekkili şirketçe sadece 246.652,00 TL'lık kısım için davalı şirket hakkında Ankara 18.İcra Müdürlüğü'nün 2018/8284 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk başvurusundan da bir sonuç alınamadığını, takibe konu edilen alacağın irsaliyeli faturalara ve ticari defterlere dayalı olup, tam ve sağlam bir şekilde malzeme ve ekipmanların tesliminden kaynaklandığını belirtilerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı şirketten 246.652,00 TL alacağın hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Taraflar arasındaki 06.09.2016 tarihli sözleşmenin 4. maddesinin en geç 15.01.2017 tarihine kadar tüm sistemlerin devreye alınacağı hükmünü içermekte olup, davacının bu taahhüdünü yerine getirmediğini, tüm sistemleri devreye alıp idareye teslim etmediğini, buna rağmen 25.12.2017 tarihli ve 120.692,74 TL tutarlı faturayı müvekkili şirkete gönderdiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından keşide edilen 02.01.2018 tarihli ve 00057 yevmiye numaralı ihtarname ile faturanın iade edildiğini, ayrıca davacı şirketin sözleşmede kararlaştırılan sürenin üzerinden 1 yıl geçmiş olmasına rağmen halen edimini yerine getirmediği kaydedilerek cezai şart uygulandığını belirtilerek fazla haklar saklı tutulmak kaydıyla 250.000,00 TL cezai şart tazminatının ödenmesi hususunun ihtar edildiğini, ancak davacı tarafından cezai şart ödenmediği gibi 09.02.2018 ve 10.02.2018 tarihli 10.693,18 TL ve 32.038,97 TL tutarlı iki adet faturanın daha müvekkili şirkete gönderildiğini, bu faturaların da ihtarname ile davacıya iade edildiğini, ancak davacı tarafça bu ihtarnameler ve sözleşme hükümleri dikkate alınmaksızın icra takibi başlatıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin, 8.1. maddesinde sözleşmenin feshi ve cezai şart hususunun düzenlendiğini, davacı edimini süresinde yerine getirmeyip şantiyeyi terk ettiğinden müvekkili ile dava dışı idare arasında sorun yaşandığını, kesin kabulün yapılamadığını, eksik işlerin müvekkili şirket nam ve hesabına yaptırıldığını ve ayrıca müvekkili şirkete cezai şart uygulandığını, bu hususun dava dışı DHMİ tarafından müvekkiline gönderilen 01.04.2019 ve diğer birçok yazıyla da sabit olduğunu, ayrıca idare tarafından müvekkili şirket aleyhine Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/72 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespitinin önemli bir kısmının davacının yüklenimindeki işler olduğunu, idare tarafından açılacak davanın hukuki sonuçlarından da davacı taşeronun sorumlu olduğunu belirterek asıl davanın reddine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilecek olunması halinde ise, hüküm altına alınacak olan miktarın davacı şirketin müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğu cezai şart ve tazminattan takas mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmiş; karşı davasında ise taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesine göre davacı şirketin en geç 15.01.2017 tarihine kadar tüm sistemleri devreye alarak teslim etmek zorunda olmasına rağmen bu edimini yerine getirmediğinden eksik kalan işlerin nam ve hesaba ya da doğrudan tamamlanmak durumunda kalındığını, bu nedenle müvekkili şirketin maddi zararının söz konusu olduğunu, ayrıca sözleşmenin 8. maddesine göre müvekkili şirket tarafından cezai şart hükümleri uygulanmış olup bu durumun 02.01.2018 tarih ve 00057 yevmiye sayılı ihtarname ile davacı şirkete bildirilmesine ve 23.02.2018 tarih ve 02968 yevmiye sayılı ihtarname ile ikazda bulunulmasına rağmen fazlaya dair haklar saklı tutularak talep edilen 250.000,00 TL cezai şartın davacı şirketçe ödenmediğini, sözleşmenin 8.1. maddesinde, davacı/karşı davalı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini belirlenen sürede yerine getirmemesi halinde müvekkili şirketin her türlü kaybının yanı sıra geciken her gün için sözleşme bedelinin 1/250'si oranında cezai şart ödeyeceğinin, 8.2. maddesinde ise davacı/karşı davalı şirketin sözleşme şartlarını yerine getirmemesi durumunda KDV hariç sözleşme bedelinin %25'ini tazminat olarak ödeyeceğinin düzenlediğini, dolayısıyla cezai şart ve eksik işin başka bir firmaya yaptırılmasından kaynaklı zarar nedeniyle tazminat koşullarının doğduğunu, arabuluculuk başvurusunun anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek asıl davanın reddine, yüklenimindeki işleri yarım bırakıp şantiyeyi terk etmesine karşın kötü niyetli olarak icra takibinde bulunan davacı şirket aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın kabulüne karar verilecek olması halinde ise hüküm altına alınacak miktarın karşı taraf şirketin ödemekle yükümlü olduğu cezai şart ve tazminattan takas mahsup edilmesine, karşı davanın kabulü ile fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL cezai şart ve tazminatın 05.01.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte karşı davalı şirketten alınarak tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davacı vekili 27.06.2022 tarihli açıklama dilekçesinde 50.000,00TL'lık talebin 49.500,00TL'sının cezai şart, 500,00TL'sının tazminat alacağı olduğunu belirtmiştir. Karşı davalı vekili:Usulüne uygun yer teslimi yapılmadığını, iş bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle cezai şart istenemeyeceğini, sözleşmenin 8.maddesinde fesih ve cezai şartın düzenlendiğini, iş bitim süresi 15.01.2017 olup karşı tarafın fesih hakkını süresinde kullanmadığını, bu nedenle cezai şart hükümlerinden yararlanamayacağını, karşı tarafın yeri montaja uygun tamamlamadığını, yapılan iş kalemlerinin karşı davacının ticari defterlerine kaydedilmiş olduğunu, 15.01.2017 tarihinden sonra karşı tarafın idareden süre uzatım alıp almadığının tespiti gerektiğini, dava konusu iş kalemlerinin sözleşme dışı iş kalemleri olduğunu belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olduğu, yapılan yargılama sonucunda, dava dilekçesi, cevap-karşı dava dilekçesi, bilirkişi raporları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan dava konusu dayanak 06/09/2016 sözleşme ile davacı, DHMİ Sinop Havaalanı Zayıf Akım Sistemleri temin ve yapım (montaj-uygulama) işini anahtar teslim götürü bedelli KDV hariç 345,000,00 ABD Doları ve nakliye ve 30.000 m UTP Cat6 kablo dahil ilave olarak entegre IP CCTV sistemlerinin yapılması için de 148.643,00 ABD Dolara 15.01.2017 tarihinde tamamlayarak teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, davalının da işin karşılığı olarak sözleşme bedellerini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 8.maddesinde ise, "8.1. SATICI iş bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yine işbu sözleşmede belirtilen tarihlerde yerine getirmediği takdirde MÜŞTERÎ süre vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir. Bu halde MÜŞTERİ her türlü kaybının tazminini SATICI’dan talep edebilir. SATICI malzeme temininde ya da işi süresinde tamamlayamaması halinde geciken her gün için MÜŞTERİYE sözleşme bedelinin 1/250'i oranında cezai şart ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder." 8.2.maddesinde " SATICI, Sözleşme şartlarını ALICI’nın kusuru dışında veya mücbir sebepler (Doğal afetler vb.gibi) haricinde yerine getirmemesi durumunda KDV Hariç, sözleşme bedelinin (O ana kadar ki teslim ettiği malzeme bedeli düşüldükten sonra kalan bedelin) %25 ini tazminat olarak ödemeyi taahhüt eder." hükmünün yer aldığı, asıl dava yönünden; davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacı şirket tarafından davalıya 20 adet toplam 1.797.920,83TL tutarında fatura düzenlendiği, ilgili faturaların ticari defterlerine kayıt yapılarak bağlı olduğu Vergi Dairesine BS formları ile beyan edildiği, davacı şirketin davalıdan toplam 1.387.843,17TL tutarında tahsilat / ödeme aldığı, buna göre davacının, 10/07/2018 takip tarihi itibari ile (1.797.920,83 – 1.387.843,17)= 410.077,66TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen 17 adet toplam 1.634.495,94.-TL tutarında ki faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak, 25.12.2017 tarihli 151441 sıra numaralı 120.692,74TL, 09.02.2017 tarihli 5502 sıra numaralı 10.693,18TL ve 10.02.2018 tarihli 5504 sıra numaralı 32.038.97TL tutarındaki 3 adet toplam (120.692,74+10.693,18+32.038,97)= 163.424,89TL tutarındaki faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, davalı şirket tarafından davacıya toplam 1.387.843,17TL tutarında ödeme yaptığı görülmüş olup, taraflar arasında ödeme/tahsilat hususunda uyuşmazlık olmadığı, davalının kayıtlarına göre, davalının 10/07/2018 takip tarihi itibari ile (1.634.495,94 - 1.387.843,17)= 246.652,77TL tutarında davacı şirkete borçlu olduğu olduğunun tespit edildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 246.652,77TL tutarında alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde, davacının işi geç teslim etmesi nedeniyle davacıdan cezai şart tazminatının bulunduğu ileri sürülerek mahsup talebinde bulunulduğu, cezai şart tazminatı yönünden yapılan incelemede; davacı taşeronun taahhüt ettiği imalatları davalı yükleniciye 15/01/2017 tarihinde teslim etmesi gerekirken "Tutanak" ile 17.04.2019 tarihinde eksik imalatlarla birlikte teslim edebildiği, dosyada davalının davalıya süre uzatımı verdiğine ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, bu durumda davacı taşeron (15/01/2017- 07.07.2017=) 174 gün geç teslim yaptığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre işin bedeli; 345,000,00 ABD Doları ve nakliye ve 30.000 m UTP Cat6 kablo dahil ilave olarak entegre IP CCTV sistemlerinin yapılması için de 148.643,00 ABD Dolar olmak üzere toplam 493.643 USD olduğu, sözleşme tarihi 06.09.2016 olup T.C Merkez Bankası verilerine göre bu tarih itibariyle dolar kuru 2.9678 TL olduğuna göre, işin bedeli TL cinsinden (493.643x2.9678=)1.465.033,69 olduğunu, sözleşmenin 8.1 maddesine göre geciken her gün için sözleşme bedelinin 1/250' si oranında cezai şart öngörüldüğü, sözleşme bedelinin 1/250' si (1.465.033,69/250=) 5.860,13 TL olup 174 gün gecikme olduğuna göre ceza şart alacağının (5.860,13 x174=) 1.019.663,44 TL hesap edildiği, bu haliyle davalının, davacıdan 1.019.663,44 TL cezai şart alacağı olduğu anlaşılmakla mahsup talebi yerinde görülerek asıl davanın reddine karar vermek gerektiği, davalı tarafça her ne kadar kötüniyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verildiği, karşı dava yönünden ise; davalı/karşı davacı vekiline talebini açıklamak üzere süre verildiği, 27/06/2022 tarihli dilekçe ile 500,00 TL tazminat, 49.500,00 TL'si cezai şart alacağı olarak talep edildiği, davalı/karşı davacı vekiline ıslah dilekçesi sunmak üzere süre verildiği, davanın ıslah edilmeyeceğinin bildirildiği, cezai şart tazminat alacağı yönünden yapılan incelemede, yukarıda da belirtildiği üzere; davacı/karşı davalı taşeron işin teslimini 174 gün geciktirmiş olduğundan taraflar arasında imzalanan 06.09.2016 tarihli sözleşmenin 8.1 maddesine göre, davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıdan karşı dava tarihi itibariyle 1.019.663,44 TL cezai şart alacağının hesaplandığı görülmekle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 49.500,00 TL cezai şart alacağının karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, her ne kadar davalı/karşı davacı eksik işlerin karşı yanın nam ve hesabına 3.kişiye yaptırdığını ve bunun bedelini de şimdilik 500,00 TL olarak talep etmiş ise de, buna ilişkin 3.kişi ile yapmış olduğu sözleşme, fatura ve ödeme dekontları v.b belge dosya kapsamında bulunmadığından buna yönelik talebin reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine, karşı dava yönünden 500,00 TL tazminat davasının reddine, 49.500,00 TL cezai şart alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Karara esas alınan cezai şart hesaplamasının tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu, bu hesaplamada sözleşme bedelinin 493.643 USD olarak gösterildiğini, oysa cezai şart hükümlerinin geçerli olabileceği sözleşme bedelinin 345.000 USD olduğunu, ayrıca, hesaplamaya esas 2.9678 kurun 06.09.2016 sözleşme tarihi itibarıyla doğru olmadığını, gerçek sözleşme bedelinin doğru kura göre 1.013.610,00 TL olduğunu, günlük gecikme bedelinin buna göre 4.054,44 TL olabileceğini, hükümde esas alınan 5.860,13 TL günlük gecikme bedelinin de doğru olmadığını, iş teslimine dair bir tutanak olmadığından 174 günlük bir gecikme belirlemesinin de hatalı olduğunu, dolayısıyla hükümde esas alınan ceza tazminatının tüm hesaplama kriterlerinin doğru olmadığını ve temelsiz olduğunu, öncelikle, dava konusu olan ürün ve işlerin taraflar arasında akdolunan 06.09.2016 tarihli sözleşmeye ilavaten/sözleşme dışı yapılan ürün ve işler olduğunu, kararda bu hususun yeterli bir biçimde incelenip değerlendirilmediğini, eksik ve tamamlanmamış olan işlerin, büyük ölçüde sözleşme kapsamındaki işler olmadığını, ilave işler olduğunu, sırf bu nedenle dahi karşı tarafın cezai şart hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığını, kaldı ki, kök raporda belirtildiği üzere, müvekkili şirketin, karşı taraftan alacaklı olduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen bir tarafın, karşısından edimini yerine getirmesini bekleyemeyeceği gibi, bunun bir sonucu olarak edimin yerine getirilmemesine dayalı cezai şart hükümlerinden yararlanamayacağını, bu bakımdan da kararda cezai şart belirlemesinin usul ve yasaya, yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, ayrıca, bir an için teslim edilmediği ileri sürülen işlerin mevcut olduğunun kabulünde dahi, karşı tarafca usulüne uygun bir yer teslimi yapmadığından işlerdeki gecikme nedeniyle cezai şart talep etmesinin de mümkün bulunmadığını, hükme esas alınan raporda müvekkili şirketin sözleşmeye göre 15.01.2017 tarihinde işi teslim etmesi gerekirken, 174 gün geç teslim ettiğinin yazıldığını, müvekkili şirkete usulüne uygun bir yer teslimi yapılmadığı için karşı tarafın, iş mahallini müvekkil şirketin çalışmasına hangi tarihte hazır ettiği, işin fiilen ne zaman başladığının dosya kapsamında belirsiz olduğunu, dolayısıyla, müvekkili şirketin bir an için sözleşme kapsamında işleri geciktirdiğinin kabulünde dahi, iş başlangıcı belli olmadığından, kaç gün geciktirdiğinin de belli olmadığını, kararda dayanak yapılan bilirkişi raporundaki 174 gün geç teslime dair belirlemenin maddi ve hukuki bir dayanağı bulunmadığını ve söz konusu raporda, sözleşmenin iş bedelinin sözleşme tarihindeki USD kuruna göre 1.465.033,69 TL olduğu belirtilerek, sözleşmenin 8.1 maddesine göre 1/250 gün hesabından cezai şartın 1.019,663,44 TL. olarak hesaplandığını, gerçekte ilk sözleşmeye göre iş bedelinin 1.013,610 TL olduğunu, yani, bu mantığa göre iş bedelinin karara göre neredeyse % 75'i, doğru hesaba göre ise % 100'ünden fazlasının ceza tazminatı olarak müvekkilinin geri ödemekle yükümlü kılındığını, böyle bir durumun kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda karşı tarafın müvekkili şirkete toplamda 1.387.843,17 TL ödeme yaptığının tespit edildiğini, bu tespite göre de, sözleşme bedelinin ilave iş ile birlikte sözleşme tarihi itibarıyla 1.465.033,69 TL olduğu da nazara alındığında, karşı tarafın müvekkili şirkete sözleşme bedelinin tamamını ödemediğinin açık olduğunu, sözleşmedeki eksik ve ayıplara ilişkin bir tespitin de bulunmadığını, bu bakımdan da, karşı tarafın cezai şart hükümlerinden yararlanamayacağını, yine, sözleşmenin 8.2 maddesinde cezai şart bedelinin o ana kadar teslim ettiği malzemenin bedeli düşüldükten sonra kalan bedelin % 25'sinin tazminat olarak ödeneceği hususunun belirtildiğini, dolayısıyla, müvekkili şirkete yüklenebilecek ceza tazminatının, ancak teslim edilmemiş iş bedelinin % 25'i olduğunu, sadece sözleşmenin 8.1 hükmünden yola çıkılarak yapılan ceza tazminatı hesaplamasının bu yönüyle de akdi hükümlere aykırı olduğunu, sözleşmenin 8.maddesinde fesih ve cezai şart hali düzenlenmiş olup, sözleşmenin karşı tarafça feshedilmediğini, iş bitim süresinin 15.01.2017 olup fesih hakkını süresinde kullanmayan karşı tarafın, müvekkiline ödeme yapmama tehdidi altında iş yapmaya zorlamasının hukuken korunamayacağını, fesih hakkını makul bir sürede kullanmayan karşı tarafın, cezai şartın hüküm ve sonuçlarından da yararlanamayacağını, bir gecikme olduğunun kabulünde dahi, bu durumun; karşı tarafın idarenin iş programına uygun olarak ve/veya sözleşmeye uygun olarak inşaatı süresinde tamamlamamasından, inşaatı sözleşme kapsamındaki ya da buna ilaveten ürünlerin montajına hazır hale getirmemesinden kaynaklı olduğunu, nitekim, karşı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunduğu idarenin tutanak ve yazıları ile tespit raporunun olsa olsa buna dayanak olabileceğini, kaldı ki, işbu davada dava konusu yapılan iş kalemlerinin karşı tarafa teslim edilerek ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olup bunların teslim edilmediğini ispat yükünün karşı tarafta olduğunu, sözleşmenin 4.maddesinde; "...Saha elemanlarının montajı (yangın dedektörleri, hoparlörler v.b.) ALICI'nın anlaşmalı elektrik taşeronu tarafından yapılacaktır..." denildiğini, oysa, sözleşme uygulamasında montaj işlerinin de karşı tarafın inşaattaki gecikmesi üzerine müvekkilince üstlenildiğini, karşı tarafın, yanıltıcı biçimde müvekkilince yapılmayan işlerin nam ve hesabına yaptırıldığını ileri sürmekte olup, bu beyanın idarenin tutanak ve yazıları ile tespit raporundaki eksikliklerden müvekkiline sorumluluk atfedileceği beyanı ile çeliştiğini, müvekkilinin, tedarik ve montajını üstlendiği tüm iş kalemlerinde, yeter ki iş tamamlansın mantığı ile hareket ettiğini, karşı tarafın, zamanında tamamlamadığı işlerden ötürü teslimdeki sözde gecikmeyi artniyetli bir biçimde ödeme yapmamak için adeta bir koz olarak kullanma gayretinde olduğunu, ayrıca karşı tarafın sözleşme bitim süresi olan 15.01.2017 tarihinden sonrası için idareden süre uzatımı alıp almadığının, almış ise süre uzatımı için hangi gerekçeleri ileri sürdüğünün, inşaat işine gerçekte ne zaman başladığının ilgili idareden sorulmasının talep edildiğini, bu husus tamamlanmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesinin kabul edilemeyeceğini, karşı tarafın, dilekçesinde faturaların iade edildiğini beyan ettiğini, faturaların iade edilmesinin faturada adı geçen ürünlerin montajı yapılarak teslim edilmediğine dayanak olmayacağını, bunun yanı sıra, dava konu edilen iş kalemleri ile faturası iade edilen ürünler arasında bir ilişki de bulunmadığını, dava konusu edilen iş kalemlerinin sözleşme dışı işlerden olduğunu, cevap dilekçesindeki savunmalarını gözardı eden raporla sonuca gidilmesinin mümkün olmadığını, idare tarafından karşı tarafa 09.01.2017 tarihli yazı ile 34 gün ilave süre verildiğini, devamı hakediş ve kesin hakedişlerde de elektronik tesisat işleri için toplam sadece 59 gün (17 gün + 23 gün + 19 gün) gecikme cezası kesildiğinin görüldüğünü, bu şekilde taahhüt gerçekleşme oranının %100 olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede malzeme temini unsurunun işin ağırlığı olup, tesisat işinin karşı tarafın yükleniminde olduğunu, bir an için tesisatın bütününün dahi müvekkiline ait olduğunun kabulünde dahi, idare kayıtlarına göre karşı tarafın geciktiği sürenin 174 gün değil 59 gün olduğunu, bu durumda, müvekkilinin gerçek alacağının 410.077,66 TL olduğunu, en fazla gecikme günü cezasının 59 gün olduğu varsayıldığında dahi (59 x 4054,44 TL. - gerçek sözleşme bedeli doğru kura göre 1.013.610 TL. günlük gecikme bedeli buna göre 4054,44 TL.olabileceğinden hareketle) = 239.211,96 TL sonucunun doğacağını, müvekkili alacağından bu tutar mahsup edildiğinde; müvekkilinin her durumda en az 170.865,70 TL civarında alacaklı olduğunun görüleceğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına asıl davanın kabulüne, karşı tarafın cezai şart talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve karşı dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı- karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taşeron tarafından açılan asıl dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında bakiye 246.652,00 TL hakediş alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı istemine ilişkindir. Yüklenici tarafından açılan karşı dava ise, taşeronun işi eksik yaptığı, eksik işlerin 3.kişiye tamamlatıldığı iddiasıyla 500,00 TL tazminat ve gecikme nedeniyle 49.500,00 TL cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuyla davacı taşeronun bakiye 246.652,77 TL hakediş alacağının bulunduğu, ancak taşeron tarafından işin 15.01.2017 tarihinde teslimi gerekirken 174 gün geciktiği gerekçesiyle 1.019.663,44 TL cezai şart alacağının doğduğu kabul edilerek bu miktar cezai şart alacağı alacaktan mahsup edildiğinde asıl davanın reddine, karşı davada cezai şart alacağına ilişkin taleple bağlı kalınarak 49.500,00 TL cezai şart talebi yönünden karşı davanın kabulüne, eksik işlerin taşeronun nam ve hesabına 3.kişiye yaptırıldığına ilişkin 500,00 TL'lik talep yönünden ispatlanamadığından reddine karar verilmiş, karara karşı davacı-karşı davalı taşeron vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Asıl ve karşı dava talep kalemleri ve talep edilen miktarlar belirtilmek suretiyle harçları da ödenerek açılmış müstakil davalardır. Bu nedenle mahkemesince her bir davada talep edilen kabul ve reddedilen miktarlar belirlenmek suretiyle ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken mahsup yapılmak suretiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de, mahkemesince yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibariyle davacı taşeronun davaya konu sözleşme kapsamında 246.652,77 TL bakiye alacağının bulunduğu, sözleşmeye konu işin takip ve dava tarihlerinden önce dava dışı iş sahibine teslim edildiği, Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere Türk Borçlar Kanunu'nun 97.maddesi gereğince karşılıklı edimleri içeren sözleşmede kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini yerine getirmesini talep edemeyeceği(Yargıtay 6.HD.2023/3291E- 2024/4906K. 17.12.2024), taşeronun bakiye hakedişini ödemede temerrüde düşen davalı-karşı davacı yüklenici ödeme edimi yerine getirmediğinden eksik işler ve bu işlerin 3.kişilere gidertildiğine ilişkin bedeli talep edemeyeceği gibi, gecikme nedeniyle cezai şart talep hakkı da bulunmamaktadır. Kaldı ki karşı davada talep edilen cezai şart ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup teslim anında yüklenici tarafından cezai şarta ilişkin ihtirazı kayıt hakkını kullandığı hususu da iddia ve ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle , davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının HMK'nın 353/1.b.2 madde gereğince kaldırılmasına, asıl dava dilekçesindeki talep de dikkate alınarak asıl davanın kabulüne, 246.652,00 TL alacağa ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, karşı davanın reddine dair yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-) Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-) Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2023 tarih ve 2019/357 E-2023/520 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-) Asıl davanın kabulüne, 4-) Davalının Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8284 sayılı takip dosyasında 246.652,00 TL alacağa ilişkin itirazının iptaline, icra takibinin bu miktar üzerinden ve takip talebindeki koşullarla devamına, 5-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 16.848,80 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 2.978,94 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 13.869,86 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 6-) 6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 7-) Davanın açılışı sırasında yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 2.978,94 TL peşin harç toplamı 3.023,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-) Davacı tarafından yapılan tebligat ve posta gideri 158,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 39.464,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak vekille temsil olunan davacıya verilmesine, 10-) HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Karşı Davada: 11-) Karşı davanın reddine, 12-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 854 TL harçtan mahsubu ile artan 238,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 13-) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine, 14-) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 15-) HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, İstinaf İncelemesi Yönünden: 16-) Asıl davada davacı-karşı davada davalı tarafça asıl ve karşı dava için yatırılan 269,85 TL ve 846,00 TL istinaf peşin harçlarının talep halinde kendisine iadesine, 17-) İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davacı- karşı davada davalı tarafından yatırılan 738,00 TL ve 738,00 TL olmak üzere toplam 1.476,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 260,00 TL tebligat ve dosya posta gideri olmak üzere toplam 1.736,00 TL istinaf yargılama giderinin asıl davada davalı- karşı davada davacıdan alınarak asıl davada davacı-karşı davada davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 16.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır