T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1284 Esas KARAR NO: 2026/402 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/426 Esas- 2022/984 Karar TARİH: 29/12/2022 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1284 Esas KARAR NO: 2026/402 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/426 Esas- 2022/984 Karar TARİH: 29/12/2022 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin lüks marka ...ve ... ürünlerinin toptan dağıtım ve satıcılığını yapan bir firma olduğunu, 11/02/2020 tarihinde dava dışı alıcı .... Şti.'ye verilmek üzere davalı firmaya 30 koli kargonun teslim edildiğini, ancak dava dışı adı geçen alıcı şirkete 24 adet kargo kolisinin teslim edildiğini, 6 adet kolinin teslim edilemediğini, taraflar arasında 6 adet kolinin teslimatının yapılmadığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, teslimatı yapılmayan kargoların; ............... numaralı koliler olduğunu, bu durumun davalı şirket çalışanı tarafından da tutanak altına alındığını, gönderinin zarar görmesi nedeniyle teslim alınmadığını bildiren ve zararın ivedilikle tazmin edilmesi istemine ilişkin dilekçenin, müvekkili şirket tarafından davalı şirketin genel müdürlüğüne gönderildiğini, ancak müvekkili şirketin tüm başvurularının karşılıksız kaldığı gibi kendisine olumlu ya da olumsuz hiçbir dönüş yapılmadığını, müvekkili şirketin, tazmin sürecinin devam ettiği, konunun iç denetimde olduğu, sigorta sürecinin başladığı, yönetim kurulunun onayında olduğu gerekçeleri ile müvekkili şirketin oyalandığını, gerek TTK'nın 1178/2.maddesinde gerekse de taraflar arasında yapılan Kargo Sözleşmesinin 3.maddesi ile düzenlenen Kargo Firmasının Yükümlülükleri bölümünde davalının sorumluluklarının açıkça gösterildiğini, davalı kargo şirketinin, ürünlerin kaybolmasından ve zamanında teslim edilmemesinden doğan zararlardan sorumlu olduğunu, arabuluculuk faaliyetlerinden bir sonuç alınamadığını iddia ve beyan ederek davanın kabulüne, 223.317,07 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, sektöründe öncü bir firma olduğunu, mezkur taşımada kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, mezkur taşımada müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, müvekkili şirketin, üstlendiği taşıma işini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkili şirketin, sorumluluğu olan kargo taşıma işini tamamladığını ve alıcısına kargoyu eksiksiz bir biçimde teslim ettiğini, söz konusu kargonun, göndericinin talebi doğrultusunda alıcısına teslim edildiğini, olayda, tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, TTK 886 uyarınca tam tazminata hükmedilmesi için zararın meydana gelmesinde taşıyıcının kast ve pervasız davranış kusuru varlığının da ispat edilmesi gerektiğini, talep edilen tazmin talebinin fahiş olduğunu, TTK hükümleri uyarınca taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibinin benimsendiğini, uyuşmazlık konusunun, teknik ve uzmanlık gerektiren hususlar içerdiğini, bu sebeple kara taşıma hukuku konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiğini iddia ve beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, taşıma sözleşmesi kaynaklı eşyanın zayi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında 08/01/2010 tarihli taşıma sözleşmesi bulunduğu, 11/02/2020 tarihinde davacının davalı şirketin .......şubesinden ........ şubesine taşınmak üzere teslim ettiği 30 adet koliden 6 adet kolinin varış şubesine teslim edilmediği, bu kapsamda İstanbul CBS'nin 2021/62092 soruşturma sayılı dosyasındaki 15/04/2021 tarihli yakalama, rızaen teslim ve muhafaza altına alma tutanağı ile teslim edilmeyen kolilerdeki bir takım gözlüklerin bulunduğu, soruşturma dosyası içeriği ve ifade tutanakları da dikkate alındığında bu haliyle emtianın davalının kusuru ile kaybolduğunun, TTK'nın 879. maddesi de dikkate alınarak emtianın davalı taşıyıcı elindeyken tam zayi olduğunun kabulünün gerektiği, TTK'nın 875. ve devamı maddeleri uyarınca davalının sorumluluğunun belirleneceği, TTK'nın 875/1. maddesinde taşıyıcının eşyanın teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçen sürede eşyanın ziyaından, hasarından ve telimdeki gecikmelerden doğan zararlardan sorumlu olduğu düzenlemesinin yer aldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi ile dosya kapsamına sunulan fatura, BA-BS kayıtları, iade fatura içeriği ile kaybolan kolilere ilişkin emtia kayıtları ve ticari defterlerdeki kayıtlar itibariyle davada TTK'nın 882/1 fıkrası uyarınca sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulanmasını gerektirir durum bulunmamakta olduğundan emtianın fatura bedeli üzerinden itibar edilen bilirkişi heyeti raporu ile de tespit edilerek yapılan hesaplamaya göre davacının zayi olan emtia bedeli olarak 223.317,07 TL talep edebileceği, TBK'nın 117. maddesi uyarınca ihtarname tebliği ile temerrüdün de gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İlk derece mahkemesince hatalı bilirkişi raporu dayanak yapılarak hüküm kurulduğu, kurulan kararın hukuka aykırı olduğu, davacının kayıp olduğunu iddia ettiği kargoların dava dışı .........Şti. tarafından kaşe vurulmak suretiyle teslim alındığı, bu nedenle davacının bahse konu kargoların teslim edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, teslimden sonra meydana gelebilecek olan zarardan davalının sorumlu olamayacağı, gönderici kargonun içeriği ve değerini taşıyıcıya tam ve eksiksiz olarak bildirmekle mükellef olup yapılan eksik bildirimler dolayısıyla davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, TTK'nın 684. maddesi uyarınca sorumluluğun davacıya ait olduğu, davacının TTK'nın 889. maddesine uygun şekilde bildirimde bulunmadığı, hasar açık ise en geç teslim anında değilse yedi gün içinde hasar bildirimin yapılması gerektiği ancak böyle bir bildirimin yapılmadığı, olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektirir bir durum olmadığı, davalının zararın meydana gelmesinde kastının veya pervasızca davranışının bulunduğunu davacının ispat etmesi gerektiği, davalının sorumluluğunun özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu ve bu sebeplerle verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında alıcısına teslim edilmediği/zayi edildiği iddia edilen emtia bedellerinin taşıyıcıdan tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayan taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Taşıyıcının zarardan sorumlu olduğunun kabulü halinde ise; TTK'nın 882. maddesine göre, 880. ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun bulunduğu şeklinde ise de, TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Somut olayda; davacı tarafından davalıya taşınmak üzere toplam 30 adet kargonun teslim edildiği noktasında ihtilaf olmadığı, davalı taraf tüm kargoların alıcı .... Şti.'ye teslim edildiğini savunmuş ise de, sunulan teslim belgelerinde alıcı şirket yetkilisinin eksik kargo teslim edildiğine dair imzalı beyanının olduğu, ayrıca Mahkemece de karar yerinde açıklandığı üzere, teslim edilmeyen emtiaların savcılık soruşturması kapsamında ele geçirildiği ve tutanak altına alındığı, dolayısıyla davalının tüm kargoların teslim edildiğine dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı, her ne kadar davalı taraf davacının TTK'nın 889. maddesinde düzenlenen süre içerisinde bildirimde bulunmadığına dair bir istinaf sebebi ileri sürmüş ise de, İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada sırasında bu yönde bir itirazda bulunulmadığı ve bu husus kamu düzeninden olmadığından HMK'nın 357. maddesi gereğince Dairemizce incelenmesinin mümkün olmadığı ve taşıma konusu kargolar davalı taşıyıcının hakimiyetinde iken zayi olduğundan TTK'nın 875. maddesi gereği davalının sorumluluğunun doğduğu açıktır. Davalı tarafın istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü TTK'nın 864. maddesinde yer alan düzenleme, göndericinin taşıyıcıya karşı olan kusursuz sorumluluğuna, yani kargo içeriğinin bildirilmemesi nedeniyle taşıyıcının uğradığı zararın gönderici tarafından karşılanmasına ilişkin bir düzenlemedir. Taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme değildir. Taşıyıcının sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluk ise de, TTK'nın 886. maddesinde yer alan şartların gerçekleşmesi halinde sorumluluk sınırı kaldırılmakta olup, davalı tarafından kargolar alıcısına hiç teslim edilmemiş, savcılık soruşturmasında şüphelilerin evlerinde ele geçirilmiş olduğundan ve ayrıca taraflar arasındaki kargo sözleşmesi ile, taşınmak üzere davalıya teslim edilen emtianın kaybolmasında davalının kusurunun tespiti halinde tazminin emtianın fatura bedeli üzerinden gerçekleştirileceği kabul edildiğinden Mahkemece, zarara davalının kusurunun neden olduğu kabul edilerek davacının gerçek zararının hüküm altına alınması ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.254,79 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.814,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.439,89 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.