Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/960 E. , 2024/3926 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2017/960 Karar No : 2024/3926 DAVACILAR : 1) ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. 2) ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVALI : ... İdaresi Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacıların ortak girişim olarak katıldıkları özelleştirme ihalesinde yatırmış oldukları ve irat kaydedilen geçici teminatın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/02/
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/960 E. , 2024/3926 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2017/960 Karar No : 2024/3926 DAVACILAR : 1) ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. 2) ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVALI : ... İdaresi Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacıların ortak girişim olarak katıldıkları özelleştirme ihalesinde yatırmış oldukları ve irat kaydedilen geçici teminatın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/02/2016 tarih ve E:2012/1693, K:2016/352 sayılı kararı uyarınca iade edilmesi üzerine iade edilen teminat bedeline ilişkin hesaplanacak faizin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı işleminin iptali ile iade edilen teminatın irat kaydedildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizinin ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Grup 6 Anamur, Bozyazı, Mut-Derinçay, Silifke ve Zeyne Hidroelektrik Santrallerinin özelleştirilmesi kapsamında gerçekleştirilen ihaleye katıldıkları ve en yüksek üçüncü teklif sahibi oldukları, sözleşme imzalanması için idarece 06/01/2012 tarihinde davet yazısı gönderildiği, sözleşme imzalanmaması üzerine geçici teminatlarının irat kaydedildiği, geçici teminatının irat kaydı ile teminatının iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/12/2016 tarih ve E:2012/1693, K:2016/352 sayılı kararıyla söz konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, kararın uygulanması için davalı idareye yapılan başvuru üzerine geçici teminatın karşılığı olan 1.807.150,00-TL'nin ödendiği, ancak faiz talebinin reddedildiği, 27/04/2012 tarihinde irat kaydedilen tutarın iadesinin gerektiği, teminatın nakde çevrildiği tarih ile ödemenin yapıldığı 01/03/2017 tarihi arasında geçen 5 yıllık sürede oluşan değer kaybı ve/veya bu süreçte söz konusu tutardan tasarruf edememesi nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerinin faiz işletilmek suretiyle giderilmesi gerektiği, faizin getiriliş amacının da anaparanın kullanılamamasına dayandığı, iptal kararının gereği gibi yerine getirilmediği, teminat tutarı talep edildiği tarihte ödenmiş olsa idi, bu tutar üzerinde tasarrufta bulunabilecek ve bankaya yatırmak suretiyle mevduat faizlerinden yararlanılarak mal varlığının artmasının mümkün olabilecek olduğu, dava konusu işlemle mülkiyet hakkının ihlal edildiği, İhale Şartnamesi'nde yer alan faiz, zarar, masraf vb. talep edilmeyeceği şeklindeki kuralın, ihale süresince geçerli olduğu, özelleştirme işlemlerinin ardından geçen uzun ve belirsizlik hali içeren süreçleri kapsamadığı ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle usule ilişkin olarak, ihaleden yahut diğer bir idari işlemden kaynaklanan herhangi bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığı, özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşmenin imzalanıp imzalanmaması dolayısıyla iddia olunan zararın tazmini talep edilen davanın adli yargıda görülmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise, davacıya yapılan ödemenin söz konusu Danıştay Onüçüncü Dairesi kararına dayanmakta olduğu, karara konu davada davacının faiz talebi bulunmadığı gibi, kararda da geçici teminatın faiziyle birlikte ödeneceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığı, faiz talebinin kabulünün İhale Şartnamesi'nde yer alan açık hükümler karşısında da mümkün olmadığı, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında bulunan davacıların okuyup, imzalayarak kabul ettiği ve bu çerçevede teklif verdiği İhale Şartnamesi'nin 7.3. maddesi kapsamında geçici teminatın iadesine ilişkin faiz ve sair ad altında bir talepte bulunulamayacağı, faiz talebinin ahde vefa prensibine aykırılık teşkil edeceği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava; EÜAŞ'a ait akarsu hidroelektrik santrallerinden Grup 6-Anamur, Bozyazı, Mut-Derinçay, Silifke ve Zeyne hidroelektrik santrallerinin işletme hakkının verilmesi yöntemi ile özelleştirilmesi için 10/05/2010 tarihinde yapılan ihaleye katılan davacı şirketlerin, verilen süre içerisinde işletme hakkının devir alınmasına ilişkin sözleşmeyi imzalamaması ve ihale şartnamesi hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle 500.000-Amerikan Dolar'lık teminatın idare lehine irat kaydedilmesine dair işlemin ve geçici teminatın iade edilmesi için yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı davalı idare işleminin, Danıştay Onüçüncü Dairesinin kesinleşmiş bulunan 17/02/2016 tarih ve E:2012/1693, K:2016/352 sayılı kararıyla; anılan ihale sürecinde, en yüksek teklifi veren ve Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında ilk sırada işletme hakkının devredilmesine karar verilen ... Girişim Grubu (... İnşaat Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.) tarafından, işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanması için ek süre verilmesi konusunda yapılan başvurunun reddine ve ihale aşamasında verilen teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 05/11/2015 tarih ve E:2011/1715, K:2015/3772 sayılı kararıyla söz konusu işlemin iptaline karar verildiği, idari işlemin iptali ile birlikte, idari işlem ve hukuksal sonuçları ortadan kalkacağı ve iptale konu karar hiç alınmamış sayılacağı, dava konusu ihale sürecinde, en yüksek teklif sahibinin sözleşme imzalamak için ek süre isteminin reddine ilişkin işlemin iptali ile birlikte, sürecin bu teklif sahibiyle ve bu aşamadan itibaren devam edeceği ve ikinci (ve diğer) teklif sahibine devir işlemlerine geçilemeyeceği, bu durumda, en yüksek teklif sahibi ile sözleşme imzalama süreci sonlanmadan diğer teklif sahipleri sözleşme imzalamaya davet edilemeyeceğinden, üçüncü teklif sahibi davacıların verilen süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle geçici teminatın irat kaydına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi üzerine davacıların yatırdığı 500.000 ABD Doları tutarındaki geçici teminatın karşılığı olan 1.807.150,00-TL'nin 01/03/2017 tarihinde davacılara ödenmesinden sonra davacıların, 2577 sayılı Yasanın 28. maddesi uyarınca, söz konusu teminatın irat kaydedildiği tarihten itibaren işletilecek faizinin de ödenmesi istemiyle 10/03/2017 tarihinde davalı idareye yapılan başvurusunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı davalı idare işleminin iptali ile yatırılan teminatın irat kaydedildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizinin davacılara ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. Faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığıdır. Bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması kural olarak gerekmemektedir. Bu durumda, hukuka aykırı bulunarak Danıştay Onüçüncü Dairesince iptal edilen, teminatın idare lehine irat kaydedilmesine dair işleme ve teminatın iade edilmemesine ilişkin işlemlere ve bu işlemlerin gerekçelerine dayanarak ödemelerin uzun süre yapılmayıp sonra iptal kararı üzerine gecikmeli olarak yapılmış bulunmasından dolayı kusurlu olduğu görülen davalı idarenin; söz konusu geçici teminatın geç iadesi nedeniyle mahrum kalınan sürelere dair davacıların zararının giderilmesi için, teminat mektubu bedeline; teminatın irat kaydedildiği tarihten, ödemenin yapıldığı 01/03/2017 tarihine kadar işletilecek yasal faizinin davacılara ödenmesi gerektiğinden aksi yöndeki dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline ve davacıların geçici teminatlarının geç iadesi nedeniyle uğradıkları zararın karşılığı olarak; yasal faize ilişkin mevzuat hükümlerine göre ve yukarıda belirtilen şekilde hesaplanarak bulunacak miktarın; ayrıca bu davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Dairemizin 21/11/2023 tarihli ara kararı cevaplarının geldiği görülerek gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla Anamur, Bozyazı, Mut-Derinçay, Silifke ve Zeyne Hidroelektrik Santrallerinin özelleştirme kapsamına alınarak hazırlık işlemine tabi tutulmasına, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ise anılan santrallerin özelleştirme programına alınmasına ve santrallerin işletme hakkı verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesine karar verilmiş; nihai pazarlık görüşmeleri 17/05/2010 tarihinde gerçekleştirilen ihale sonucunda ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla, 13.520.000-ABD Doları bedelle en yüksek teklifi veren ... Girişim Grubuna ihale şartnamesi çerçevesinde işletme hakkının devredilmesine, Grubun sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde teminatın idare lehine irat kaydedilmesine, aynı şart ve yükümlülüklerle sırasıyla 13.500.000 ABD Doları bedelle ikinci teklifi veren ... Elektrik Turizm Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'ye, 13.100.000-ABD Doları bedelle üçüncü teklifi veren davacılar ... Elektrik Üretimi Sanayi ve Ticaret A.Ş.-... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Ortak Girişim Grubuna işletme hakkının devredilmesine, Grubun sözleşme imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, teminatın idare lehine irat kaydedilmesine karar verilmiştir. Bu süreçte, ilk iki teklif sahibince sözleşme imzalanmamış ve davacı şirkete işletme hakkı devir sözleşmesi imzalaması için 06/03/2012 tarihine kadar süre verilmiştir. Akabinde bu süre 07/05/2012 tarihine kadar uzatılmış, ancak davacılar tarafından 24/04/2012 tarihli başvuru ile geçici teminatın iadesi istenmiş, davalı idarece ... tarih ve ... sayılı cevapla, verilen süre içinde yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle teminatın irat kaydedildiği belirtilmek suretiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacılar tarafından, Grup 6 özelleştirme sürecinde, geçici teminatın iadesi için yapılan başvurunun reddi yönündeki ... tarih ve ... sayılı işlem ile geçici teminatın irat kaydedilmesi yönündeki işlemin iptali istemiyle Dairemizin 2012/1693 sayılı esasına kayden dava açılmıştır. Söz konusu davada Dairemizin 17/02/2016 tarih ve E:2012/1693, K:2016/352 sayılı kararıyla, "(...) Anılan kararlar çerçevesinde son teklif verme tarihi 19/02/2010 olan ihale sürecinde nihai pazarlık görüşmeleri 17/05/2010 tarihinde yapılan ihale sonucunda, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 26/08/2010 tarih ve 2010/71 sayılı kararıyla 13.520.000 ABD Doları bedelle en yüksek teklifi veren ... Girişim Grubuna ihale şartnamesi çerçevesinde işletme hakkının devredilmesine, Grubun sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde teminatın idare lehine irat kaydedilmesine, aynı şart ve yükümlülüklerle sırasıyla 13.500.000 ABD Doları bedelle ikinci teklifi veren ... Elektrik Turizm Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'ye, 13.100.000 ABD Doları bedelle üçüncü teklifi veren davacılar ... Elektrik Üretimi Sanayi ve Ticaret A.Ş.-... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Ortak Girişim Grubuna işletme hakkının devredilmesine, Grubun sözleşme imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi hâlinde, teminatın idare lehine irat kaydedilmesine karar verilmiştir. (...) Öte yandan, anılan ihale sürecinde, en yüksek teklifi veren ve Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararında ilk sırada işletme hakkının devredilmesine karar verilen ... Girişim Grubu (... İnşaat Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.) tarafından, işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanması için ek süre verilmesi konusunda yapılan başvurunun reddine ve ihale aşamasında verilen teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 05/11/2015 tarih ve E:2011/1715, K:2015/3772 sayılı kararıyla söz konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. İdari işlemin iptali ile birlikte, idari işlem ve hukuksal sonuçları ortadan kalkacak ve iptale konu karar hiç alınmamış sayılacaktır. Dava konusu ihale sürecinde, en yüksek teklif sahibinin sözleşme imzalamak için ek süre isteminin reddine ilişkin işlemin iptali ile birlikte, sürecin bu teklif sahibiyle ve bu aşamadan itibaren devam edeceği ve ikinci (ve diğer) teklif sahibine devir işlemlerine geçilemeyeceği açıktır. Bu durumda, en yüksek teklif sahibi ile sözleşme imzalama süreci sonlanmadan diğer teklif sahipleri sözleşme imzalamaya davet edilemeyeceğinden, üçüncü teklif sahibi davacıların verilen süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle geçici teminatın irat kaydına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesiyle söz konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş, kararın davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/10/2016 tarih ve E:2016/2387, K:2016/2728 sayılı kararı ile söz konusu kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir. Söz konusu karar uyarınca 01/03/2017 tarihinde, 500.000-ABD Doları o günkü kurun dikkate alınması suretiyle toplam 1.807.150,00-TL olarak davacılara ödenmiştir. Davacılar tarafından davalı idareye yapılan 10/03/2017 tarihli başvuruyla, Dairemizin söz konusu kararının gereği yerine getirilerek 500.000-USD tutarındaki geçici teminatın irat kaydedildiği 27/04/2012 tarihinden ödemenin yapıldığı Mart 2017 tarihine kadar işletilecek faizinin iadesi talep edilmiş; davalı idarece başvuruya verilen ... tarih ve ... sayılı cevapla, söz konusu kararda geçici teminatın irat kaydına ilişkin işlemin iptal edilmesi, geçici teminatın faizinin ödenmesine yönelik bir hüküm bulunmaması ve geçici teminatın iade edilmesi karşısında, söz konusu karara uygun olmayan taleplerine istinaden başkaca bir ödemenin yapılmasının mümkün olmadığı davacılara bildirilmiştir. Bunun üzerine davacılar tarafından, ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı işleminin iptali ile iade edilen teminatın irat kaydedildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizinin ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, idari yargının görevsiz olduğu ileri sürülerek görev itirazında bulunulması üzerine Dairemizin 21/11/2023 tarihli görevlilik kararı ile davalı idarenin görev itirazının reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan itirazın incelenmesi sonucunda Dairemizin görevlilik kararının kaldırılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığından, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 10. ve 12. maddeleri uyarınca dosya uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve ... sayılı kararı ile, davanın görüm ve çözümünde 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna varılmış ve 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri gereğince olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına yer olmadığından, dosyanın gereği ve taraflara tebliği yapılmak üzere Danıştay Onüçüncü Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasında, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." kuralı yer almıştır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine Dair Kanun'un 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir."; 2. maddesinin birinci fıkrasında, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur." kurallarına yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 37. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, özelleştirme uygulamaları ile ilgili olarak, bu Kanun hükümleri gereğince yapılacak uygulamalar ile ihale usullerine ilişkin esasların İdarece çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği kurala bağlanmıştır. Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliği'nin 3. maddesinin (g) bendinde, "İhale Şartnamesi: İhale konusu işin genel ve özel şartlarına ilişkin belgeyi (...) ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır. Elektrik Üretim A.Ş.'ye Ait Anamur, Bozyazı, Mut-Derinçay, Silifke ve Zeyne Hidroelektrik Santrallerinin İşletme Hakkı Verilmesi Yöntemiyle Özelleştirilmesine İlişkin İhale Şartnamesi'nin 2. maddesinin altıncı fıkrasında, teklif sahibi/alıcının ihale ilanı ve işbu İhale Şartnamesindeki hükümleri aynen kabul etmiş sayılacağı; 6.3. maddesinin üçüncü fıkrasında, tekliflerin süresiz ve şartsız olacağı; 7. maddesinde, geçici teminat tutarının 500.000,00 ABD Doları olduğu; 7.3. maddesinin iki ve dördüncü fıkralarında, ihale sonuçlarının onayına ilişkin Kurul kararında yer alan teklif sahiplerinin geçici teminatlarının sözleşme imzalandığı tarihe kadar iade edilmeyeceği, teklif sahiplerinin geçici teminatlarının iadesi sırasında, gösterdikleri teminatlar nedeniyle faiz, kazanç kaybı, sebepsiz zenginleşme, masraf, zarar ve sair isim altında hiçbir talepte bulunmayacaklarını kabul ve taahhüt edecekleri belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari yargı yerlerince verilen idari işlemin iptali kararları, idari davaya konu edilen idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idari işlemden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Kamu idareleri, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun biçimde hareket etmek zorunda olup, hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorundadırlar. Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi hakların karşılanmasının zaman içinde gecikmesi ve bu gecikmeden doğan zararın karşılanması için kanuni faiz uygulanması gerekmektedir. İdarenin, kendi eylem ve/veya işlemlerinden doğan bir zararın bulunması halinde bu zararı tazmin etmesi hukuk devleti ilkesinin gereği olup, mahrum kalınan para nedeniyle kanuni faiz hesabının yapılması ve ortaya çıkan tutarın iade edilen tutarla karşılanmamış olması halinde bu miktarın tazminine karar verilmesi gerektiği açıktır. Davacılar tarafından, geçici teminatın idareye nakit olarak verilmediği, ihaleye geçici teminat mektubunun sunulduğu, söz konusu teminat mektubunda, teminat mektubunun tazmini halinde ABD Doları veya tazmin tarihindeki T.C. Merkez Bankası ABD Doları Döviz Satış Kuru üzerinden Türk Lirası olarak davalı idareye ödeneceğinin belirtildiği, davalı idarece yargı kararının yerine getirilmesini teminen, davacılar tarafından yapılan ödeme tutarını faiziyle ödemek yerine 500.000-ABD Dolarının ödeme tarihindeki (01/03/2017) Türk Lirası karşılığı olan 1.807.150,00-TL'nin davacılara iade edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, teminatın irat kaydedildiği 09/04/2012 tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ABD Doları döviz satış kuruna göre 898.650,00-TL üzerinden davacılara faiz ödenmesi gerektiği düşünülse dahi, bu miktarın teminatın irat kaydedildiği 09/04/2012 tarihinden iadenin yapıldığı 01/03/2017 tarihi arasında geçen süre için hesaplanan yasal faiz tutarının yaklaşık 395.97,00-TL olduğu, davalı idare tarafından ise davacı şirketlere 1.807.150,00-TL ödeme yapıldığı, başka bir anlatımla, davalı idarece davacı şirketlere iade edilen tutarın irat kaydedilen miktardan 908.500,00-TL daha fazla olduğu, bu miktarın hesaplanan yasal faizden daha yüksek olduğu, dolayısıyla irat kaydedilen 898.650,00-TL üzerinden faiz hesaplanması davacılar açısından daha aleyhe bir sonuç doğuracağından, bu kapsamda da davacı şirketlerin tazmini gereken bir zararının bulunmadığı görülmektedir. Bu itibarla, davacı şirketlerin tazmini gereken bir zararının bulunmadığı anlaşıldığından, iade edilen teminat bedeline ilişkin hesaplanacak faizin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve iade edilen teminatın irat kaydedildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizinin ödenmesine ilişkin talebin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine Dair Kanun'un "Kanuni faiz" başlıklı 1. maddesinde, "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir."; "Temerrüt faizi" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur."; "Yabancı para borcunda faiz" başlıklı 4/a maddesinde, "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kurallarına yer verilmiştir. İdari yargı yerlerince verilen idari işlemin iptali kararları, idari davaya konu edilen idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idarî işlemden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Kamu idareleri, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun biçimde hareket etmek zorunda olup, hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorundadırlar. Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi hakların karşılanmasının zaman içinde gecikmesi ve bu gecikmeden doğan zararın karşılanması için 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin faiz konusundaki kararlarına bakıldığında, konunun genel olarak mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirildiği görülmektedir. Genel olarak faiz, paranın belli bir sürede getirdiği pay tutarını ifade etmektedir. Faiz, paraya karşılık alınan kar anlamına gelmektedir. Kar ise bir faaliyetin gerçekleşmesi sonucunda elde edilen gelir ile faaliyet için yapılan giderler arasındaki farkı ifade etmektedir. Bu anlamda, sermayenin belli bir süre kullanımı sonucu ödenen bedele faiz denilmektedir. Başka bir ifadeyle faiz, vade sonunda iade edilmek üzere başkasına kredi olarak verilen anaparaya ilave olarak borçlu tarafından alacaklıya ödenen bedeldir. Bu durumda faiz, parayı muvakkat bir zaman için kullanmanın bedeli olmaktadır. "Faiz, paranın kirasıdır" şeklinde de ifade edilebilir. Aslında faiz, alacaklının alacak olarak istemeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre mahrum kalınması sebebiyle kendisine ödenen bir karşılıktır. Ekonomi bilimi açısından faiz, sermayenin geliri olarak tanımlanabilir. Hukuken faiz yan edim olup, hukuki niteliği itibarıyla asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle faiz borcunun varlığı ve devamı, her şeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlı bulunmaktadır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa faiz borcu da doğmaz. Faiz yan bir hak olmakla birlikte asıl alacağın bir parçası (unsuru) olmayıp, sadece ona bağlı bir yan hak ve edimdir. Doğmuş faiz alacağı hukuken asıl alacaktan bağımsız bir nitelik taşımaktadır. Talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgilinin, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olmakla birlikte, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması da kural olarak aranmaz. Dava dosyasının incelenmesinden, Grup-6 Anamur, Bozyazı, Mut-Derinçay, Silifke ve Zeyne Hidroelektrik Santrallerinin özelleştirilmesine ilişkin gerçekleştirilen ihale sonucunda ilk iki teklif sahibinin sözleşmeyi imzalamaması sonucunda üçüncü teklifi veren davacılar ... Elektrik Üretimi Sanayi ve Ticaret A.Ş.-... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Ortak Girişim Grubuna sözleşmeyi imzalaması için davet yazısı gönderildiği, ancak davacılar tarafından sözleşmenin imzalanmaması üzerine geçici teminatlarının irat kaydedilmesine karar verildiği, davacılar tarafından 24/04/2012 tarihli başvuru ile geçici teminatın iadesinin istenildiği, ancak davalı idarece ... tarih ve ... sayılı işlem ile, verilen süre içinde yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle teminatın irat kaydedildiği belirtilmek suretiyle başvurunun reddine karar verildiği, davacılar tarafından, ... tarih ve ... sayılı işlem ile geçici teminatın irat kaydedilmesi yönündeki işlemin iptali istemiyle açılan davada Dairemizin 17/02/2016 tarih ve E:2012/1693, K:2016/352 sayılı kararıyla söz konusu işlemlerin iptaline karar verildiği ve kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca onandığı ve söz konusu karar uyarınca 01/03/2017 tarihinde, 500.000,00-ABD Dolarının o günkü kurun dikkate alınması suretiyle toplam 1.807.150,00-TL olarak davacılara ödendiği, davacılar tarafından 10/03/2016 tarihli başvuruyla, Dairemizin söz konusu kararının gereği yerine getirilerek 500.000,00-USD tutarındaki geçici teminatının irat kaydedildiği tarihten ödemenin yapıldığı Mart 2017 tarihine kadar geçen süre için işletilecek faizinin ödenmesinin talep edildiği; davalı idarece ... tarih ve ... sayılı cevapla, söz konusu kararda geçici teminatın irat kaydına ilişkin işlemin iptal edilmesi, geçici teminatın faizinin ödenmesine yönelik bir hüküm bulunmaması ve geçici teminatın iade edilmesi karşısında söz konusu karara uygun olmayan talebine istinaden başkaca bir ödemenin yapılmasının mümkün olmadığının belirtilmesi üzerine davacılar tarafından, ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile iade edilen teminatın irat kaydedildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizinin ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacılar tarafından, geçici teminatın idareye nakit olarak verilmediği, ihaleye geçici teminat mektubunun sunulduğu, söz konusu teminat mektubunda, teminat mektubunun tazmini halinde ABD Doları veya tazmin tarihindeki T.C. Merkez Bankası ABD Doları Döviz Satış Kuru üzerinden Türk Lirası olarak davalı idareye ödeneceğinin belirtildiği, davalı idarece yargı kararının yerine getirilmesini teminen davacılar tarafından yapılan ödeme tutarını faiziyle ödemek yerine 500.000-ABD Dolarının ödeme tarihindeki (01/03/2017) Türk Lirası karşılığı olan 1.807.150,00-TL'nin davacılara iade edildiği anlaşılmıştır. Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve Uygulama Yönetmeliği'nin Teminat Olarak Kabul Edilebilecek Değerler" başlıklı 15. maddesinde ifade edildiği üzere, özelleştirme ihalelerinde teminat olarak kabul edilebilecek değerler arasında tedavüldeki Türk Lirası, idarece belirlenecek döviz cinsi, (mülga) Hazine Müsteşarlığınca ihale mevzuatı ile ilgili olarak belirlenen, bankaların veya yetkili finans kuruluşlarının vereceği idarece şartları belirlenecek teminat mektuplarının bulunduğu, teminat olarak kabul edilebilecek bu değerlerden hangisinin veya hangilerinin talep edileceğinin ihale şartnamesinde belirtileceği; bu doğrultuda uyuşmazlığa konu İhale Şartnamesi'nin teklif verebilmek için gereken geçici teminat tutarının 500.000-ABD Doları olduğu, teminat olarak kabul edilecek değerlerin ABD Doları ve geçici teminat mektubu olarak belirtildiği "Geçici Teminat" başlıklı 7. maddesi gereğince davacılar tarafından ihale kapsamında 500.000-ABD Doları tutarlı geçici teminat mektubu sunulduğu dikkate alındığında, bu (davacılar tarafından ödeme yapılan) miktara ayrıca faiz uygulanmaması, ekonomi bilimine ve sermayenin finansmanına, bankacılık sistemine açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Belirtmek gerekir ki faiz ödememenin doğru olabilmesi için; - Yabancı para cinsinden dövize bankalarca faiz verilmemesi gerekir. Bunun böyle olmadığı kuşkusuzdur. - Yine, altın sertifikası ile bankaların yaptığı işlemler dikkate alınırsa Daire kararının maddi gerçeğe de ne denli aykırı olduğu anlaşılacaktır. Nitekim bankaların uyguladığı altın tahvili/altına dayalı kira sertifikası işlemlerine bakıldığında altının değerini koruduğu tartışmasız olmasına karşın kira geliri adı altında faiz anlamına gelen gelir getirmesi durumunun açıklaması yapılamaz. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yabancı para ile olan alacağa faiz uygulanacağına ilişkin içtihadı bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/04/2013 tarih ve E:2012/12-1072, K:2013/496 sayılı kararında özetle, "Alacaklının takip talebinde asıl alacağı ve asıl alacağa işlemiş faizi yabancı para olarak gösterdiği ve toplam yabancı para alacağının faiziyle birlikte tahsilini istediği, bu hâliyle fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yapılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; alacaklı, yabancı para alacağı olan asıl alacak için 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talep edebilir. (...) Takip talebinde, alacaklının yabancı parayı Türk parasına çevirme zorunluluğu yanında yabancı para alacağı için temerrüt faizi talep etmek isterse vade tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş temerrüt faizini yine yabancı para olarak hesaplayıp (3095 sayılı Kanun m.4/a), takip tarihindeki kur üzerinden Türk parası olarak talep etmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulunun 18/12/2002 gün ve E:2002/12-1058, K:2002/1064 sayılı ilamı) (...) 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faiz isteyebilir. (...)" gerekçesine yer verilmiştir. Bu itibarla, idarenin, kendi eylem ve/veya işlemlerinden doğan zararı tazmin etmesi hukuk devleti ilkesinin gereği olup, davacı şirketin geçici teminatının irat kaydı işlemine ilişkin olarak açılan davada, Dairemizin 17/02/2016 tarih ve E:2012/1693, K:2016/352 sayılı kararıyla teminatın irat kaydı işleminin hukuka aykırı olduğuna karar verildiğinden, hukuka aykırı işlem nedeniyle 09/04/2012 tarihinde irat kaydedilen 500.000-ABD Doları tutarındaki geçici teminatın 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" başlıklı 4/a maddesindeki, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağına ilişkin kural uyarınca irat kaydedildiği 09/04/2012 tarihi ile davacılara ödeme yapıldığı 01/03/2017 tarihi arasındaki döviz cinsinden faizin, ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi ve ayrıca bu tutara da ödeme yapılacak tarihe kadar faiz uygulanması gerektiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki karara katılmıyorum.