T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/405 Esas KARAR NO : 2025/1753 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/69 Esas - 2022/1279 Karar TARİH: 22/09/2022 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/405 Esas KARAR NO : 2025/1753 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/69 Esas - 2022/1279 Karar TARİH: 22/09/2022 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan...'nun müvekkili şirkette 10 yıla yakın süre çeşitli görevlerde çalıştığını ve en son Teknik Müdür sıfatıyla çalışırken 28/02/2014 tarihinde kendi isteği ve şahsi gerekçelerle istifa ettiğini bildirerek işten ayrıldığını, davalı...'nun müvekkili firmanın üretim, üretim planlama, teknik bilgi, know-how, teknik çizim ve metotlar, proses ve ürün işleme şartları, patentli olmasa dahi şirkete ait buluşlar, ürün imal formülleri, reçeteler, araştırma ve geliştirme yöntemleri, özel fikir ve teknikler ve çalıştığı sürece şirketin ana faaliyet konusu ve üretimine dair ticari sır ve gizli bilgilerini haiz bir görev ve pozisyonda çalıştığını, davalı şirketin eski çalışanı olan...'nun en son müvekkili şirket ile aynı faaliyet kolunda üretim yapmak aynı bölgede fabrika kurmak üzere yatırım yapan ... ... ve Tekstil Paz. San. Dış Tic. Ltd. Şti. unvanlı bir firmada işe başladığını, işin yürütülmesi ile ilgili gerekli ekibin kurulması için kendisine yetki ve sorumluluk verildiğini, davalı...'nun ... firmasında işe başlar başlamaz haksız rekabet oluşturan dürüstlük kaidelerine ve hukuka aykırı fiil ve davranışlarda bulunarak, müvekkili firmaya rakip durumunda olan yeni işvereni firmada istihdam etmek üzere müvekkili firmanın anahtar pozisyonda bulunan bazı çalışanlarına, müvekkili firmanın istihdam politikası ve çalışanların aldıkları ücretleri de iyi bildiğinden, piyasada bulunan ücret rakamlarının üzerinde maaş ve yan haklarla iş tekliflerinde bulunduğu, müvekkili personellerinin iş akitlerini derhal istifa ederek feshetmeleri yönünde telkinlerde bsulunduğu, müvekkili şirket personellerinden bazılarını ayartmaya çalıştığı duyumlarının alındığını, müvekkili firmanın çalışanlarından rakip ... firmasında son 1 yıl içerisinde işe başlayanlar arasında üretim planlama uzmanı..., ... operatörü ..., Kalite Yönetimi müdürü ..., kalite kontrol laboratuvarı elemanı ..., kalite kontrol laboratuvar elemanı ..., fitil çekme ve ambalajlama elemanı ..., mamül depo elamanı ..., makine operatörü İsmet İnce, hurda kırma elemanı ..., laboratuvar teknisyeni ... adlı kişilerin tespit edilebildiğini, bu kişilerin hem sayı olarak hem de görev ve pozisyonları dikkate alındığında, davalı...'nun hukuka aykırı ve ticari rekabeti ihlal eden davranışı adı geçen kişilerin ... firmasında hangi hak, ücret ve yan ödemeler ile işe girdikleri ... firmasından istenecek iş akitleri, maaş bordroları ve sair bselgeler ile tespit edildiğinde müvekkili firmaya ait gizli ve ticari sır niteliğindeki bilgilerin kullanıldığı, müvekkili firma çalışanlarının ek yarar ve menfaat teklif edilerek ayartılmış olduğu iddialarının ispat edilmiş olacağını, davalı...'nun müvekkili firma ile imzalamış olduğu hizmet sözleşmesinde ''İşçi Ayartma'' yasağına dair bir düzenleme de mevcut olduğunu, davalı...'ın 26/07/2006- 20/03/2015 tarihleri arasında uzun süre müvekkili şirkette çalıştığını, en son olarak müvekkili firmada üretim planlama uzmanı olarak görev yaptığını, davalı... tarafından ayartılan işçilerden birisi olduğunu, 20/03/2015 tarihinde görevinden istifa ederek işini bıraktığını ve derhal ... firmasında işe başladığını, davalı...'ın müvekkili firmadaki görevinden ayrılmadan ve istifa beyanını şirkete sunmadan hemen önce, henüz müvekkili firmada çalışmakta iken müvekkili şirkete ait önemli teknik ve ticari bilgi, belge ve kayıtları, standart formları, müvekkili firmada kullandığı şirket bilgisayarından, kendisine ait özel e-mail adresine gönderdiğinin tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin alacak, tazminat, daha sonra ortaya çıkacak ve hesap edilecek zararları ve sair hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, haksız rekabetin tespitine ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava Çorlu 2. İş Mahkemesinin 2015/146 sırasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonunda Çorlu 2. İş Mahkemesinin 2015/146 esas, 2016/26 karar sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili mahkeme Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, verilen kararın davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 31/05/2016 tarih, 2016/14008 esas, 2016/12878 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği ve dosyanın Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/439 sırasına kaydedildiği, yapılan yargılama sonunda Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/439 esas, 2017/201 karar sayılı kararı ile dosyanın Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/152 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu, davacı tarfaından mükevvili aleyhine ayrıca Çorlu 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/152 esas sayılı dosyası ile ayrıca haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası açıldığını, bu dosyanın eldeki cezai şart davası bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini, iş sözleşmesinde yer alan adam ayartmama yükümlülüğüne ilişkin hükmün sekiz yıllık çalışma sonrası baskı ile kendisine imzalatıldığını ve geçersiz olduğunu, aksi kabul edilse dahi haksız rekabete ilişkin sözleşmede yer alan 12 aylık sürenin dolduğunu ve yükümlülüğün de ortadan kalktığını, davalının işten 28/02/2014 tarihinde ayrıldığını, ... ... Şirketi'nde ise 2015 yılı Şubat ayında işe başladığını, dava dilekçesinde ayartıldığı ileri sürülen işçilerden bir kısmının davalıdan önce dava dışı ... Şirketi'nde çalışmaya başladıklarını, kendi rızaları ile iş başvurusunda bulunduklarını, davalının bir ayartmasının söz konusu olamayacağını, Çorlu'da ... işinde çalışılabilecek işyerlerinin davacı şirket ve dava dışı ... Şirketi'nden ibaret olduğunu, davacını dilekçesinde bildirdiği işçilerin de kendi rızaları ile Çorlu'da yeni fabrika açan ... Şirketi'nde çalışmak istemelerinin doğal olduğunu, dava dilekçesinde adı geçen ...'ın 31/05/2013 tarihinde emekli olup, sekiz ay hiçbiryerde çalışmadığını, akabinde dört ay kadar başka bir işyerinde çalışıp daha sonra ...'de çalışmaya başladığını, ...'ın işten ayrıldığı tarihte dava dışı ...'in Çorlu'da fabrikasının bile bulunmadığını, Deniz Tataroğlu ve ...'ün ise davacı tarafından işten çıkarıldıklarını, hiçbir işçiyi davalının ayartmadığını, davalının dava dışı işçileri ayartmakta bir menfaatinin de olmayacağını, bu kişilerin kendi istekleri ile daha iyi koşullarda çalışmak için ...'e başvurduklarını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/09/2022 tarih ve 2022/69 Esas - 2022/1279 Karar sayılı kararında; " Davacı tanığı ...beyanında; "ben davacı şirketin ortaklarındanım, davalı ... ... iş yerinde teknik müdür olarak çalışmaktaydı, iş yerimiz ... hammadde üzerine bir iş yeridir, formüllerimiz, buluşlarımız, metodlarımız bize özeldir, ... bölümümüz üretim için önem taşımaktadır, piyasada birinci sınıf olarak nitelendiriliriz, davalı şirket ise bizden daha düşük kalitede üretim yapar, davalı ... ... bizim işimiz ile ilgili her konuya hakim idi, herşeyi bizim firmamızda öğrendi, üretim, müşteri, formüller gibi önemli konularda bilgi sahibidir, 2015 Ocak ayında davalı ... ...'ın bizim çalışanlarımız ile görüşüp diğer davalı ... şirketine transfer etmeye çalıştığını duyduk, davalı ... bundan 1 sene önce istifa edip davalı şirkette işe başlamıştı, yaklaşık 10-15 çalışanımız, işten ayrılıp davalı şirkette işe başladı, davalı ...'ın görüşüp işten ayrılmalarını sağladığı kişiler üretim için önemli kişilerdi, davalı ... çalışanların maaşlarını bildiği için iki katı fiyat teklif etti, bu da bizim çalışanlarımız arasında huzursuzluğa sebep oldu, ayrıca müşterilerimizi de tanıdığı için davalı şirket çalışanı olarak müşterilerimiz ile görüştü dedi, davalıların yaptığını etik bulmuyorum, ben bir şirket ortağı olarak işe başlayan teknik müdürüm, böyle bir olaya sebebiyet vermesine izin vermedim, bizim gibi ... üzerine çalışan 4-5 tane daha firma vardır, davalı ... şirketi tek alternatif değildir, ... daha önceden bizim yaptığımız şekilde bir üretim yapmıyordu, bizim formüllerimiz kendimize hastır ve müşterinin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde formül geliştirerek üretim yapıyoruz, her buluşumuzun patenti yoktur" dediği görülmüştür.Davacı tanığı ... beyanında; "ben davacı iş yerinde ... yöneticisi olarak çalışıyorum, davalı ... ... iş yerinden ayrılmadan önce benim yöneticimdi, fabrika müdürü idi, şirket ile ilgili her konuda bilgi sahibi idi, üretim , müşteriler, formüller, çalışanların maaşları, ... bölümü ile ilgili yetkili bir çalışandı, işten kendi isteği ile ayrıldıktan sonra bizim çalışanlarımızı transfer etmeye çalıştı, benim çalıştığım ... bölümü için kritik öneme sahip ... isimli çalışanı transfer ettiğini duydum, ... bana başka bir firmada şoför olacak çalışacağını söylemişti, bu çalışan ... bölümünde çalıştığı için hammadde, proses şartları ve reçeteler konusunda tecrübe sahibiydi, ayrıca diğer çalışan ... ile de transfer etmek için görüştü, biz davalı şirket ile aynı sektörde çalışıyoruz, aynı mamülleri üretiyoruz, ancak biz piyasada daha kaliteli iş yapmamız ile tanınırız, davalı şirket ise ikinci kalite üretim yapıyordu, davalı ... ... 'ın orada çalışmaya başlamasından itibaren bizimle aynı kalitede mamül üretmeye çalışıyorlar, lokasyon değiştirdiler, davalı ... ... davalı şirkete transfer edilen çalışanların teknik amiri konumunda olduğu için çalışanları tanımaktadır, kalifiye olup olmadıklarını bilmektedir" dediği görülmüştür.Davacı tanığı ... beyanında; "ben halen davacı iş yerinde ... operatörü olarak çalışıyorum, davalı ... ... işten ayrıldıktan sonra biz görüşmeye devam ettik, 2015 Ocak ya da Şubat ayında öylesine buluştuk, görüşmemizde bizim iki çalışanımızı ... isimli şirkete çağırdığını ancak onların gelmediğini söyledi, bu kişiler ...ve ...'dir, davalı ... bana çalıştığı ... şirketine geçmem için teklifte bulunmadı, benim olaya ilişkin görgü bilgim bundan ibarettir, davalı... davacı ...'den ayrıldıktan sonra aynı alanda çalışan başka bir firmada çalıştı, 1 sene çalışmış olabilir" dediği görülmüştür.Davalı tanığı ... beyanında "ben davalı ... adlı şirkette labaratuar sorumlusu olarak çalışıyorum, 2006 Eylül ayından 2010 Haziran ayına kadar davacı ... şirketinde yine labaratuar çalışanı olarak çalıştım, ordan ayrıldıktan sonra Levis fabrikasında çalıştım, fabrika kapanınca 2014 de davalı ... şirketinde çalışmaya başladım, ben çalışmaya başladığımda davalı ... orada çalışıyordu, davacı şirketten eleman transfer ettiğine dair bilgim yoktur, şuanda davalı ... şirketinde daha önce ...'de çalışmış insanlar vardır, ancak sayıları 10'u bulmaz" dediği görülmüştür. Davalı tanığı ... beyanında; "ben davalı ... şirketinde Yönetim Sistemleri müdürü olarak çalışmaktayım, 2005 yılından 2013 yılına kadar davacı ... şirketinde kalite yönetim müdürü olarak çalıştım, buradan ayrıldıktan sonra 11 ay çalışmadım, 2014 Eylül -2015 Mart tarihleri arasında Antik ... adlı iş yerinde çalıştım, daha sonra ... sektöründe çalışmaya karar verip tanıdığım kişileri aradım, davalı ... beyi de aradım, kendisi bana Çorlu'da bir şirkete ortak olduğunu, beni de işe alabileceğini söyledi, böylece ... 'de işe başladım, ...'de daha önce ... de çalıştığı için tanıdığım 5-6 kişi çalışmaktadır, bunlardan bir kısmı ..., İsmet İnce, ..., ...'dir, bu kişiler 2012 ile 2014 yılları arasında ...'den ayrıldılar, neden ayrıldıklarını bilmiyorum, ben davacı ... şirketinden emeklilik yasasından faydalanarak ayrıldım" dediği görülmüştür.Davalı tanığı ... beyanında; "ben davalı iş yerinde kalite kontrol labaratuarında eleman olarak çalışıyorum, daha önce davacı iş yerinde 2014 Kasım'da işe başladım, aynı işi yapıyordum 31/03/2015 de işten çıkarıldım, 1 hafta sonra da davalı iş yerinde işe başladım, şuanda daha önce ... de çalışmış olup halen ... de çalışan 3-4 kişi vardır, bunlar ..., ..., ...'dur, ben bu çalışanlardan daha önce işe başladım, Ben davacı ... şirketinden...'in talimatı üzerine işten çıkarıldığımı duydum, gerekçe iş sırasında internete girmem idi, ancak ben sınav sonucuma bakıyordum" dediği görülmüştür.Davalı tanığı ... beyanında; "ben davalı iş yerinde operatör olarak çalışıyorum, 2015 yılının Mart ayında işe başladım, daha önce ise davacı ... şirketinde hurda kırma işçisi olarak çalıştım, 2008 'den 2013 yılına kadar burada çalıştım, beni işten çıkardılar, ... den ayrıldıktan sonra başka bir iş yerinde çalıştım, iş ararken davalı...'nu aradım, bir müddet işsiz kaldım, daha sonra ... Beyle görüştükten sonra işe başladım" dediği görülmüştür.Davacı tanığı ...beyanında; "ben davacı şirkette labaratuar teknisyeni olarak çalışıyorum, davalı...'nu birlikte çalıştığımız için tanırım, ... Bey teknik müdür olarak çalışıyordu, yetkili bir konumdaydı, kendisi ile arkadaş olarak da görüşürdük, davalı işten ayrıldıktan sonra ... diye bir iş yerinde çalışıyordu, birgün beni aradı, buluştuk, ben halen Ravagoda çalıştığını düşünüyordum ancak bana ... diye bir fabrika kurduklarını, kendisinin de bu fabrikanın ortağı olduğunu söyledi, bana iş teklifinde bulundu,şartlarımın daha iyi olacağını söyledi, ücretimi sordu, ben düşünmek için süre istedim, bana daha tenha bir yerde görüşelim yanlış anlaşılma olmasın dedi, ben daha sonra kabul etmediğimi söyledim, davalının bizim iş yerinde çalışan ... ile de görüştüğünü, iş teklifinde bulunduğunu Oktay'dan öğrendim, ... ile yaşanan bu durumdan sonra iş yerinde bir huzursuzluk ortamı oluştu, bizim fabrikada çalışıp yakınları Politemde çalışan kişiler vardı, Politemde çalışanlar bizim fabrikada olup bitenden haberdar oluyorlardı, bu durum beni tedirgin ediyordu, kamera ile izleniyormuşuz havası oluyordu" dediği görülmüştür.Davacı tanığı ... beyanında; "ben davacı ... şirketinde elektrik bakım sorumlusu olarak çalışıyorum, davalı ... davacı iş yerinde teknik müdür olarak çalışıyordu, yetkili bir konumdadır, davalı ...'ın İstanbul'da bir şirkette çalıştığını biliyordum, birgün beni aradı, görüşmek istediğini söyledi, buluştuğumuzda ... diye bir fabrika kurduklarını, kendisinin ortağı olduğunu söyledi ve bana iş teklif etti, ücreti konuştuk, tazminatlarımı ödeyeceklerini söyledi, ...'den bir kişi ile daha görüşeceğini söyledi, ben daha sonra kararımın olumsuz olduğunu kendisine bildirdim, benim duyduğum kadarıyla o dönem ...'den ayrılıp Politemde işe başlayanlar olmuş, bu kişilerin ... bey ile görüşüp görüşmediğini bilmiyorum, ben yaklaşık 10 yıldır bu işle ilgileniyorum, ...'de de 5 yıldır çalışmaktayım, işim de yetkiliyimdir" dediği görülmüştür.Davalı tanığı ... beyanında; "ben ...'de satış müdürü olarak çalışırım, ... bey'in iş teklifinde bulunduğu ... de çalışmakta olan bir kişi ile bende telefonda görüştüm, sonuç olmusuz oldu, ben ... de çalışmadan önce İnterplast isimli bir iş yerinde çalıştım, ben ...'de çalışmak üzere burada çalışan kişilere iş teklifinde bulunmadım, biz fabrikayı kurarken haksız rekabete ilişkin hukukçulardan görüş aldık, bu konuda bilgilendirildik" dediği görülmüştür.Davalı tanığı ... beyanında; ben halen davalı ... şirketinde ... operatörü olarak çalışmaktayım, daha önce 2010-2015 yılları arasında davacı ... şirketinde çalıştım, zammı beğenmediğim için istifa ettim, kariyer nette davalı şirketin ilanını görünce oraya başvurdum ve işe kabul edildim, benim işe başlamamda davalı ... bey aracı olmamıştır, davacı şirkette işçi olarak işe başladım, daha sonra ... bölümünde çalışmaya başladım, ben Politemde işe başvurduğumda davalı ...'ın orada çalıştığını bilmiyordum, ben istifa ettiğimde ... den ayrılıp ... de işe başlayan kimse yok diye hatırlıyorum, ben ... de 3 hafta ... bölümünde tecrübe kazandıktan sonra tek başıma vardiyanın başına geçtim, bizim ... bölümünde tecrübe her işte olduğu kadar önemlidir, bir özellik arz etmez" dediği görülmüştür.Davalı tanığı İsmet İnce beyanında; "ben 2014 yılından beri davalı ... de üretim bölümünde vardiya amiri olarak çalışırım, 2012 yılına kadar yaklaşık 8 sene ... firmasında aynı konumda çalıştım,ben ...'de işe başladığımda ... Bey orada çalışmıyordu, ben ... de işten çıkarıldığım için ayrılmak zorunda kaldım" dediği görülmüştür.Tanık ... talimatla alınan beyanında "ben davalılardan... 'nu ve...'ı tanırım. ... ... ... firmasında çalışırken tanıdım. ...'nu ise ... firmasında çalışırken 1,5 - 2 ay üser ile birlikte çalıştığımız için tanımaktayım. Daha sonra ben ayrılarak ... firmasına geçtim ben 2014 yılının Nisan ayında ayrılmıştım, ...'da tam tarihini hatırlamamakla birlikte 2014 yılının son aylarına doğru ... firmasına geçti. ... ..'da ondan çok kısa bir süre sonra ... firmasına geçti. ...'ın herhangi bir ikna çabası olup olmadığını bilmiyorum. Ben ... firmasında üretim müdürü olarak çalışmakta iken benim altımda çalışan kişiler ... den teklif aldıklarını belirterek bana durumu anlatıyorlardı. Yaklaşık 10 tane elemanım bu şekilde teklif aldıklarını söyleyerek benimle konuşmuştur. Benimle konuşanlar Politeme geçmediler fakat ... firmasından ayrılarak Politeme geçenler oldu. Bizim ...'la ... firmasında birlikte çalıştığımız 1,5-2 ay dönem içinde ... teknik müdür olarak çalışmakta idi. ... .'ı tanıdığım zaman ise planlama müdürünün asistanı idi. ... ten ayrılarak Politeme geçenler ... Sakaloğlu ile birlikte aynı dönem çalışmış insanlardı, zaten ... geçen kişilerin ... hangi alanlarda uzmanlık konuları olduğunu ve maaşlarının durumlarını da bilmekte idi, ben ... firmasından haklı fesih nedeniyle çıkartıldım, gerekli olan haklarımı tazmin aldım, benimle konuşmaya gelen ve teklif aldığını söyleyen kişiler..., diğerlerini hatırlayamamaktayım, ... o sırada paketleme uzmanıydı, paketleme teknik bir iştir, daha sonradan asgari ücret tarfiesindeki değişiklik ile iyişleşme olmuştur bizim o şahsa özgü yaptığımız iyileştirme değildir, ben ... te çalışırken ...nun ... ile iş görüşmeleri yaptığını tespit ettik kendisiyle konuştuk kendisi bunu inkar etti, işten çıkıp aşçılık yapacağını belirtti fakat bizden ayrıldıktan yaklaşık 2 gün sonra Politemde işe girdi o da paketleme uzmanı idi" dediği görülmüştür.Yapılan yargılama sırasında aldırılan 25/09/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunun sonuç kısmının; "...Asıl dava bakımından; davalıların davacıya karşı, TTK.md.54/2 ya da TTK.md.55 uyarınca haksız rekabette bulunmadıkları, bu nedenle de davacının asıl davadaki taleplerinin yerinde olmadığı; birleşen dava bakımından; kanaatimize göre, davacının bu davadaki iddiasının ispata muhtaç olduğu; bizim kanaatimiz yukarıdaki gibi olmakla birlikte; Mahkemece, tanık ifadelerinden ve dava dosyasında yer alan diğer delillerden, davalı/...'nun tam olarak 28.02.2014 - 28.02.2015 tarihleri arasındaki 12 aylık dönem içinde davacı şirket çalışanlarını davalı şirkette çalışmaya teşvik ettiği veya ayarttığı hususunda bir kanaate ulaşılırsa, davalı/...'nun davalı/... Şirketi'ne, bu şirkette çalışırken son olarak aldığı net maaş tutarını 24 aylık tutarını davacı şirkete cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğu sonucuna varılabileceği; ayrıca bu durumda Mahkemece TBK.md.183/f.2 uyarınca işbu cezai şartın fahiş olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinin de uygun olacağı..." şeklinde olduğu görülmüştür. Yapılan yargılama sırasında aldırılan 01/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmının; ...davacı itirazları ve tanık beyanları doğrultusunda yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; asıl dava bakımından; davalıların davacıya karşı, TTK.md.54/2 ya da TTK.md.55 uyarınca haksız rekabette bulundukları yönünde bir kanaate ulaşılamadığı; birleşen dava bakımından; Davalı/Hakan'ın 28.02.2014 - 28.02.2015 tarihleri arasındaki 12 aylık dönem içinde davacı şirket çalışanını veya çalışanlarını davalı şirkette çalışmaya teşfik ettiği, bu nedenle de, Borçlar Hukuku hükümlerine göre değerlendirme yapıldığında; davacı/...'ın Hizmet Sözleşmesi'nin 9 nolu maddesinde kendisine yüklenmiş olan borcu (ayartmama borcunu) ihlal ettiği ve dolayısıyla davacı şirkete ilgili cezai şartı ödeme yükümlülüğü altına girdiği, sözleşmenin 9 nolu maddesi yorum kuralları ışığında yorumlandığında, davalı/...'ın davacı şirketten ayrıldığı tarih olan 28.02.2014 tarihinden önceki 1 yıl içinde almış olduğu ücretin (yani yıllık ücretin) 2 katı tutarını davacı şirkete ödemekle yükümlü olacağı; fakat işbu cezai şart tutarının TBK.md.282/f.2 hükmü uyarınca tenkis edilmesinin (indirilmesinin) uygun olacağı, söz konusu cezai şart hükmü, işçi ile işveren arasında akdedilmiş olan bir Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinde yer aldığından işçiye cezai şart yükleyen bu hükmün geçerli olup olmadığı ve eğer geçerli ise cezai şart tutarının ne oranda tenkis edilmesi gerektiği hususlarının değerlendirilmesi için, işbu birleşen davanın tefrik edilerek İş Mahkemesine gönderilmesi ya da İş Hukuku uzmanı bir bilirkişinin görüsünün alınması hususlarının Mahkemenin takdirinde olduğu..." şeklinde olduğu görülmüştür.Dava, davacı ile davalı arasında belirsiz süreli iş sözleşmesine aykırı davranış sebebiyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.Dosya kapsamında SGK'dan gelen cevabi yazılar da incelendiğinde; davalı...'nun 15/05/2004-28/02/2014 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığı, taraflar arasında imzalanan belirsiz iş sözleşmesinin 22/02/2013 tarihinde imzalandığı, belirsiz süreli iş sözleşmesinin "ayartma" başlıklı kısmında "İş sözleşmesinin sona erme durumunda ve bu sona eriş tarihini takip eden 12 aylık dönem boyunca doğrudan ve dolaylı olarak, şirketin veya bağlı şirketlerin çalışanların, doğrudan veya dolaylı bir ilişkisi bulunduğu herhangi başka işte çalışma amacıyla şirket veya bağlı şirketlerde olan iş sözleşmesini feshetmesi yönünde teşvik etmeyeceğini veya bu işte çalışması konusunda ayartmayacağını taahhüt eder. Bu hükme aykırılık halini oluşturan bir davranış halinde şirkete, söz konusu işçinin yıllık toplam ücretinin iki katı tutarında ceza ödemeyi kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde konu istem gözetilerek davacı şirketten dava dışı ... ... ve Tekstil Paz.San.Dış.Tic.Ltd.Şti'ye geçen personellerin SGK kayıtları incelendiğinde;Dava dışı ...'ın 03/03/2015 tarihinde, dava dışı ...'ın 16/03/2015 tarihinde, dava dışı ...'in 24/03/2015 tarihinde, dava dışı ...'in 04/2015 tarihinde, dava dışı ...'ün 07/04/2015 tarihinde, dava dışı ...'in 03/06/2015 tarihinde, dava dışı ...'nun 19/06/2015 tarihinde, dava dışı ...'nin 03/12/2014 tarihinde dava dışı ... ... ve Tekstil Paz.San.Dış.Tic.Ltd.Şti'de işe başladığı anlaşılmıştır.Ayrıca iş sözleşmesinde cezai şart düzenlenen maddeye göre iş sözleşmesinin sona erdiği tarihi takip eden 12 ay boyunca şeklinde süre belirlendiğinden dava dışı şirkete geçen kişilerin kayıtları incelendiğinde söz konusu süre içerisinde dava dışı şirkette işe başlayan kişinin yalnızca dava dışı İsmet İnce olduğu, ...e'nin de 28/01/2014 tarihinde davacı şirketten ayrıldığı anlaşılmaktadır.Davacı tanıkları olarak dinlenen ...ve ...'nin beyanlarında cezai şarttın tabi olduğu (ocak- şubat 2015) 12 aylık süre içerisinde davalının dava dışı şirkette çalışmaya teşvikinin olduğunu belirttikleri, fakat tam net bir tarih veremedikleri, diğer dinlenen tanıkların ise tarih olarak açıkça bir beyanda bulunmadığı görülmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı ... .'nun davacı şirket ile imzalandığı belirsiz süreli iş sözleşmesinin 9.maddesinde belirtilen 12 aylık süre içesinde davacı şirket çalışanlarını dava dışı ... ... ve Tekstil Paz.San.Dış.Tic.Ltd.Şti'ne çalışmaya ayarttığı veya teşvik ettiğine dair dosya kapsamında ispata yarar delilin bulunmadığı, tanıkların beyanlarının mahkememizce ispat için yeterli olamadığı kanaati ile, SGK kayıtları incelendiğinde de davanın ispatlamadığı anlaşılmakla, ispat yükü iddia eden ve kendi lehine hak çıkaran davacı üzerinde olduğu anlaşılmakla, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine dair aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafından açılan davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şahsında içerisinde bulunduğu bir grup davalı aleyhine ilk davanın açılma tarihinin 25.06.2015 olduğunu; 5 Farklı Mahkeme Hakimliğinde 25’e yakın duruşma gerçekleştirildiğini; 2015- 2022 yılları arasında 7 yıl süre ile devam eden yargılama neticesinde dosyayı en son olarak 8 ay süre ile incelemeye alan Mahkeme Hakimliği, “ müvekkil firmada işten ayrılarak dava dışı firmada işe başlayan şahısların işe başladıkları tarih itibariyle davacı aleyhine cezai şart alacağı doğuran sözleşme maddesinde ki işçi ayartma yükümlülüğünün sona erdiği, her ne kadar kimi müvekkil firma tanıklarının davalı şahsın dava dışı firmada işe başlanması konusunda kendileri ile görüştüğünü beyan etmişseler de tanıkların tam net tarih veremediği, bu halde davanın ispatlanamamış olduğu açıklaması” ile davanın reddine karar verdiğini, Mahkeme Hakimliğinin gerekçeli kararına dayanak yaptığı tüm tanıkların 2016-2017 yılları arasında dinlendiğini; mahkemenin gerekçeli kararının ise tanıkların dinlenmesinden tam olarak 6 sene sonra oluştuğunu, Bu geçen sürede dava dosyanın ve dosya içerisinde yer alan taleplerin incelemede bulunan her bir hakim tarafından derinlemesine incelenmediğini düşünmekte olduklarını; Adil Yargılanma, Makul sürede Yargılanma hakkının ihlal edildiği düşünülmekte olup, bu hak ihlallerine ilişkin tüm talep haklarının bu aşamada saklı kalarak öncelikle sürecin, değerlendirmede bulunan hakimler tarafından iyi anlaşılamamış olması, yüzeysel şekilde yaptırılan bilirkişi incelemelerine itibar edilerek oluşturulan karar içeriklerine belirtilen gerekçe ile itiraz ettiklerini, Yerel Mahkeme kararının bu sebeple Bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, Taraflar arasında ki uyuşmazlığın temel noktasının, davalı şahsın müvekkil firmada ki işinden istifa ederek ayrılmasından bir süre sonra, müvekkil firmada kilit pozisyonda çalışan kimi çalışanlara ulaşarak ve çalışanların müvekkil firmada ki çalışma prensip ve özlük durumlarına ilişkin bilgileri de kullanarak, çalışanlara kendisinin müdür olacağı yeni kurulacak firmada iş teklif etmesinden kaynaklanmakta olduğunu, Süreç içerisinde müvekkili firmanın yaklaşık 15 kadar çalışanı çeşitli tarihlerde davalı şahsın yürüttüğü operasyon ve teklifleri ile diğer firmada işe başladığını; bu durumun sgk kayıtları ile ortada oluduğunu; müvekkili firmada çalışmakta olan kişilerin yaklaşık olarak aynı dönemlerde müvekkili firmada ki işlerinden ayrılarak dava dışı, davalı şahsın çalışmakta olduğu firmada işe başladıkları ile ilgili olarak bir uyuşmazlık bulunmamakta olduğunu; yine bu şahısların, davalı şahıs ile görüştükleri noktasında da bir uyuşmazlık bulunmamakta olduğunu; bu durumun davalı tanığı ... isimli şahsın ifadesinde açıkça belirtildiğini; davalı şahısın, müvekkili firmada ki pozisyonu gereğince çalışanların özlük durumlarını da bilmesi ile yeni kurulacak olan firmaya müvekkili firmadan işçi ayartmakta bir bahis görmediğini, nerede ise müvekkili firmanın her çalışma kademesinde ki yetişmiş personele iş teklifinde bulunduğunu, Davalı şahıs ile müvekkil firma arasında imzalı sözleşme uyarınca “ davalı şahsın iş sözleşmesinin sona erdiği tarihi takip eden 12 ay boyunca , davalı şahsın şirket çalışanlarını başka bir şirkette çalışmaya teşvik etmeyeceği, ayartmayacağı, yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ise net 24 aylık maaşı tutarında cezai şart bedelini ödeyeceği”, düzenleme altına alındığını, Davalı şahsın sergilediği davranışın, etik, ahlaki, iyiniyet kural ve kaidelerine aykırı olması bir tarafa, taraflar arasında ki sözleşmeye aykırı hüküm taşıması sebebi ile dava açılarak sözleşme ile belirlenen cezai şart bedelinin müvekkili firmaya ödenmesinin talep edildiğini; davalı şahsın hiçbir çekince görmeden müvekkili firma çalışanlarına iş teklif ederek, yeni işe başlayacağı firmada kendisine bir çalışma grubu oluşturmuş olması karşısında, hukuk düzenlemelerinin bu haksız, hukuka ve sözleşme düzenlemelerine aykırı hususa müsaade etmeyeceğini düşünmekte olduklarını; eksik inceleme ve yetersiz değerlendirme ile oluşturulan Yerel Mahkeme karar içeriğine itiraz ettiklerini, Yerel Mahkeme gerekçeli kararında ifadesine yer verilen tanık ...'ın mahkeme huzurunda vermiş olduğu ifadesinde; "ben halen davacı iş yerinde ... operatörü olarak çalışıyorum, davalı ... ... işten ayrıldıktan sonra biz görüşmeye devam ettik, 2015 Ocak ya da Şubat ayında öylesine buluştuk, görüşmemizde bizim iki çalışanımızı ... isimli şirkete çağırdığını ancak onların gelmediğini söyledi, bu kişiler ...ve ...'dir” şeklinde ifadesini sunduğunu; bu ifade de bahsedilen ...ve ... ise ifadelerinde; ...14.03.2017 tarihli duruşmada vermiş olduğu ifadesinde “ Davalı şahıs ile arkadaş olarak da görüşürdük, davalı işten ayrıldıktan sonra ... diye bir iş yerinde çalışıyordu, bir gün beni aradı, buluştuk, ben halen ...’da çalıştığını düşünüyordum ancak bana ... diye bir fabrika kurduklarını, kendisinin de bu fabrikanın ortağı olduğunu söyledi, bana iş teklifinde bulundu, şartlarımın daha iyi olacağını söyledi, ücretimi sordu, ben düşünmek için süre istedim, bana daha tenha bir yerde görüşelim yanlış anlaşılma olmasın dedi, ben daha sonra kabul etmediğimi söyledim” şeklinde,... “ davacı ... şirketinde elektrik bakım sorumlusu olarak çalışıyorum, davalı ... davacı iş yerinde teknik müdür olarak çalışıyordu, yetkili bir konumdadır , davalı ...'ın İstanbul'da bir şirkette çalıştığını biliyordum, bir gün beni aradı, görüşmek istediğini söyledi, buluştuğumuzda ... diye bir fabrika kurduklarını, kendisinin ortağı olduğunu söyledi ve bana iş teklif etti, ücreti konuştuk, tazminatlarımı ödeyeceklerini söyledi, ...'den bir kişi ile daha görüşeceğini söyledi, ben daha sonra kararımın olumsuz olduğunu kendisine bildirdim,” Yine Talimat mahkemesi kanalı ile dinlenen müvekkil firma tanığı ... ise, 27.12.2016 tarihli ifadesinde, “ müvekkil firmada çalışırken 10 kadar çalışanının davalı firmadan teklif aldıklarını kendisine söylediğini, kendisi ile konuşanların teklifleri kabul etmedikleri ancak bir kısım başka çalışanların teklifleri kabul ederek, ... ayrılarak, davalı firmaya geçtiğini, bu gidenlerin davalı şahıs ile birlikte çalışan kişiler olduğu ve davalı şahsın bu sebeple kişilerin uzmanlık alanları ile maaşlarını bildiği,” şeklinde ifade verdiklerini, Dinlenen tanıkların ifadelerinden davalı şahsın müvekkili firmada ki işyerinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı ... unvanlı firmada çalışma döneminde yeni açacaklarını belirttikleri fabrika için görüşme ve temaslarda bulunduğunun açıkça belirtildiğini; davalı şahsın teklifleri ile müvekkili firma iş yerinden ayrılarak yeni kurulan dava dışı firmada işe başlanmasına ilişkin sürecin 1 gün içerisinde olmadığını; bu hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi süreç içerisinde yavaş yavaş şekillenerek ve çalışanlara iş teklif edilerek davalının davranışlarını gerçekleştirdiği bunun da davalı şahsın müvekkili firmada ki işinden ayrıldıktan sonra 12 aylık dönem içerisinde meydana geldiğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, Diğer yandan kabulü mümkün olmamakla birlikte Mahkeme Hakimliği konu ile ilgili olarak bir eksiklik görüyor ise ki tanıklar zaman aralığı hakkında bilgi verdiklerini ama yine anlaşılmayan bir durum var ise tanıklara, olayın zamanı ile ilgili olarak soru yöneltmenin de Hakimin görevi olduğunu; uyuşmazlığın çözümü için eksik bir kısım gören hakimin dinlenen tanıklara bu durumu sorması icap edeceğini; konu ile ilgili bir araştırma ve tüm tanık ifadeleri hayatın olağan akışı ile ilgili değerlendirme yapmaksızın, ispat külfetinin müvekkili firmada olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş olmasının kabul edilemez nitelikte olup, bölge adliyesi tarafından yapılacak olan inceleme ile Yerel Mahkeme kararının Bozularak ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, Yapılan yargılama içerisinde, davalı tanıklarından ... isimli şahıs vermiş olduğu ifadesinde “...'de satış müdürü olarak çalışırım, ... bey'in iş teklifinde bulunduğu ... de çalışmakta olan bir kişi ile bende telefonda görüştüm, sonuç olumsuz oldu, fabrikayı kurarken haksız rekabete ilişkin hukukçulardan görüş aldık” şeklinde beyanda bulunarak, müvekkili firma işyerinde çalışanlara açıkça iş teklifinde bulunduğunu, ayrıca bunun hukukçulara danışılarak planlı bir şekilde yapıldığını ifade ettiğini; davalı şahsın sergilediği davranışların kabulüne ilişkin davalı taraf tanığının ifadelerine rağmen, davanın reddine karar verilmiş olmasının abest olduğunu, Tanıkların bu ifadelerinden anlaşılan ve davanın çeşitli aşamalarında ifade edildiği gibi, davalı şahıs, müvekkili firma çalışanlarının ücretleri ve özlük hakları hakkında bilgi sahibi olarak ve bu bilgiyi de kullanarak, daha fazla ücret teklifi ve tazminatların ödenmesi yönünde ki güvence ile çalışanları davalı şahsın görev aldığı firmada çalışmaya ikna etmek için çaba sarfettiğini ve 15 kadar çalışanın işten ayrılarak diğer bir firmada işe başlamalarına sebep olduğunu; özetlenen hususlar çerçevesinde, davalı şahsın sergilediği davranışlarında ki rahatlığı, müvekkili firmada çalıştığı dönem içerinde edildiği bilgileri kullanarak müvekkili firma çalışanlarını ayartması ve ikna etmesinin hakkaniyete açıkça aykırı olduğunun görüleceğini; eksik inceleme ile oluşturulduğunu düşündükleri Yerel Mahkeme kararına itiraz ettiklerini, kararın Bozulmasına karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz edilen gerekçelerle ve Yüksek Mahkeme tarafından re’sen gözetilecek sair sebeplerle eksik yetersiz inceleme ve araştırma ile oluşturulduğunu düşündüğümüz Yerel Mahkemenin hukuka, yasalara, usule ve hakkaniyete aykırı yukarıda numaraları yazılı kararının istinaf incelemesi sonunda bozulmasına, davanın kabulüne karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 9 uncu maddesinde yer alan ayartma yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Eldeki davanın önce Çorlu 2 İş Mahkemesi'nin 2015/146 esasında ikame edildiği, mahkemenin 2015/146 esas, 2016/26 karar sayılı ve 11/02/2016 tarihli kararı ile, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli mahkeye gönderilmesine karar verildiği, davalı tarafça yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 9 Hukuk Dairesi'nin 2016/14008 esas, 2016/12787 karar sayılı ilamı ile reddedilerek hükmün onandığı, kesinleşen kararın talep üzerine Çorlu 2 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/439 esasına kaydedildiği, mahkemenin 2016/439 esas, 2017/201 karar sayılı ilamı ile davanın Çorlu 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/152 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, bu karara karşı dava tarafından yapılan temyiz başvurusu hakkında, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 21/12/2017 tarihli ilamı ile incelemenin istinaf mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesi ile dosyanın mahkemesine iadesine karar verdiği, davalının temyiz başvurusu istinaf başvurusu kabul edilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18 Hukuk Dairesi'ne tevzii edildiği, Daire'nin 2018/450 esas, 2018/721 karar sayılı 18/04/2018 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun HMK'nun 352 maddesi uyarınca usulden reddine karar verildiği ve davanın Çorlu 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam eden iş bu dosya davacısı tarafından, davalılar ... Tekstil, ... ve...'a karşı açılmış haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talepli 2015/152 esas sayılı dosya ile birleştiği, bu dosyada mahkemenin 2015/152 esas, 2018/152 karar sayılı ve 26/06/2018 tarihli ilamı ile mahkemenin fikri sınai haklar hukuk mahkemsi sıfatı kalktığından, dosyanın görevli Çorlu 3 Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, bu karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16 Hukuk Dairesi'nin 2018/3756 esas, 2018/2754 karar sayılı ve 28/12/2018 tarihli ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın Çorlu 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/3 esasına kaydedildiği, Çorlu 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/3 esas, 2021/436 karar sayılı ve 19/11/2021 tarihli ilamı ile asıl ve birleşen davaların mutlak ticari dava oldukları ve Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin kurulduğundan bahisle mahkemenin görevsizliği ile dosyanın Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1152 esasına kaydedilen dosyada 22/12/2021 tarihli tensip ara kararı ile, davacının davalı...'na karşı ikame ettiği cezai şart alacağına ilişkin birleşen davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verildiği, tefrik edilen dosyanın Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/69 esasına kaydedildiği ve mahkeme yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair istinafa konu kararın verildiği dosya kapsamından tespit olunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, tüm tanıklar dinlenilmiş, davalı ve dava dışı işçilerin SGK kayıtları celbedilmiş, uyuşmazlık konusunda bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınarak tahkikat bitirilmiş ve istinafa konu karar verilmiştir. Dosya içeriği belgelere göre; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin dokuzuncu maddesinde; "iş sözleşmesinin sona erme durumunda ve bu sona eriş tarihini takip eden 12 aylık dönem boyunca doğrudan ve dolaylı olarak, şirketin veya bağlı şirketlerin çalışanların, doğrudan veya dolaylı bir ilişkisi bulunduğu herhangi başka işte çalışma amacıyla şirket veya bağlı şirketlerde olan iş sözleşmesini feshetmesi yönünde teşvik etmeyeceğini veya bu işte çalışması konusunda ayartmayacağını taahhüt eder. Bu hükme aykırılık halini oluşturan bir davranış halinde şirkete, söz konusu işçinin yıllık toplam ücretinin iki katı tutarında ceza ödemeyi kabul ve taahhüt eder." düzenlemesinin yer aldığı, davalının davacı şirketten 28/02/2014 tarihinde ayrıldığı, sözleşmede yer alan 12 aylık dönemin de 25/02/2015 tarihinde son bulacağı, mahkemece dinlenen davacı tanıklarından...'in davacı şirket ortağı, ..., ...ve ...'nin ise davacı şirket çalışanları oldukları, ... ve ...dışındaki davacı tanıklarının beyanlarında davalının on iki aylık dönem içerisinde davacı işçilerini ayartmaya yönelik eylemde bulunduğuna dair net zaman içeren bilgiye sahip olmadıkları, dosya arasına alınan SGK iş giriş bildirgeleri kapsamından davacının davalı tarafından ayartıldığı iddia ettiği işçilerin dava dışı şirkette işe giriş tarihlerinin de on iki aylık dönemin bitiminden sonraki döneme denk geldiği, davalı tanıklarının anlatımları, SGK kayıtları ile davacı tanıklarından ...ve ...'ın davalının davacı işçilerini ayarttığına dair doğrudan görgüye dayalı bilgilerinin olmayıp, üçüncü kişilerden aldıkları duyumlara dayalı beyanları birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece bu tanıkların beyanlarına itibar edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, 12 aylık dönem içerisinde 03/12/2014 tarihinde dava dışı şirkette işe başlayan ismet İnce'nin ise davacı tarafından işten çıkartılmış olduğu, sözleşmenin dokuzuncu maddesinde yer alan ceza koşullarının oluştuğunu ispat yükü davacı üzerinde olup, mahkemece tüm deliller değerlendirilerek gerekçesi de açıklanmak suretiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.