11. Hukuk Dairesi 2012/10268 E. , 2013/16104 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ MÜDDEABİHİ DEVREDEN MÜDDEABİHİ DEVRALAN Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2012 tarih ve 2010/101-2012/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası i…
**11. Hukuk Dairesi 2012/10268 E. , 2013/16104 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ MÜDDEABİHİ DEVREDEN MÜDDEABİHİ DEVRALAN Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2012 tarih ve 2010/101-2012/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket tarafından tescil başvurusu yapılan 2007/60527 sayılı “nuν” ibareli marka başvurusunun 12.05.2008 tarihinde Resmi Marka Bülteninde yayınlanması üzerine yayına itiraz ettiklerini, ancak TPE Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından; itiraza dayanak gösterilen müvekkiline ait "Nu" ibareli seri markaların tescili talep edilen marka ile benzer olmadığı; 2001/01964 sayılı “Nu” ibareli markasının ise “benzer olmasına rağmen farklı mal ve hizmetleri içerdiği” gerekçesiyle müvekkili itirazlarının red edildiğini; bu karara karşı YİDK nezdinde yaptıkları itirazlarının da nihai olarak reddedildiğini; oysa, müvekkili şirketin, yarattığı “nu” ibareli markaların tanınmış marka haline geldiğini, 2001 yılından itibaren çok büyük emek ve sermaye harcayarak yirmiyi aşkın markayı TPE nezdinde tescil ettirdiğini ve bu markaları maruf ve meşru hale getirdiğini, bu durumun diğer şirketler tarafından da bilindiğini, müvekkil itirazlarının reddine ilişkin Enstitü kararının hatalı olduğunu, davalı markasının müvekkili markası ile birebir aynı yazılışa, fonetiğe ve görüntüye sahip olduğunu, bu yönüyle müvekkili markasıyla bağlantılı bir marka olduğunun düşünülmesine ve ayırt edicilik gücünün azalmasına sebebiyet vereceğini ileri sürerek, TPE YİDK'nun 05.03.2010 tarihli 2010-M-562 sayılı kararının iptaline, davalı şirket markasının tescil işlemlerinin durdurulmasına ve davalı şirket markası tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, dava konusu “nuν+şekil” ibareli markanın, bütününde bıraktığı izlenim itibariyle davacının “nu” ibareli markalarından farklı olduğunu, ayrıca davacının muhtelif markalarında “nu” ibaresine eklenen “studios, club, bar, apartments, skoll, radio, plaza, loft, hotel” şeklindeki tamamlayıcı unsurlar ile farklı şekil ve logo unsurlarının da markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak diğer faktörler olduğunu, “NU” ibaresinin davalının ticaret ünvanının çekirdek unsurunu oluşturduğunu ve davalının bu ünvanı ile uzun yıllardır giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili adına TPE nezdinde 2001/28183 ve 2007/57522 sayılar ile tescilli bulunan “NU” ibareli markalar bulunduğunu ve bu markaların tescil kapsamında 18., 25. ve 35. sınıflara ait mal ve hizmetlerin olduğunu; dava konusu marka başvurusunun da önceki markaların reprodüksiyonu olduğunu 18. sınıftaki “işlenmiş ve işlenmemiş deriler ve postallar, yapay deriler, derilerden yapılmış taşıma araçları, çantalar” gibi müvekkilinin 2001 yılından beri adına tescilli bulunan "NU" ibareli markaları kapsamında kalan ürünlerle benzer nitelikteki emtialar olduğunu ve bu emtialar bakımından müvekkilin önceye dayalı üstün hakkı bulunduğunu, ayrıca dava konusu başvurunun davacının tescilli markalarından hiç birisi ile benzer olmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığı gibi, müvekkili marka başvurusu ile davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamasının söz konusu olmadığını, davacının zarar görmesinin veya markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi olasılıklarının da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında iltibas bulunduğu; çekişmeli mallar ve başvuru bakımından davalının müktesep hakkı olmadığı; başvurunun kapsadığı çekişmeli mallardan "İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar (Çantalar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtarlıklar dahil)” malları için TPE YİDK kararının iptal koşullarının oluştuğu diğer mallar yönünden ise bir isabetsizlik olmadığı ve davanın kısmen kabulü ile, TPE YİDK’nun 2010-M-562 sayılı kararının davacının itirazının reddine dair bölümü yönünden 18.sınıftaki “işlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar (çantalar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtarlıklar dahil)” malları yönünden kısmen iptaline, 2007/60527 sayılı marka başvurusunun hükümden sonra düştüğü ve tescilin gerçekleşmediği anlaşıldığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen kabul kapsamı dışında kalan mallar yönünden fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı, davacı vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilleri ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilleri ve davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.