11. Hukuk Dairesi 2013/1258 E. , 2013/3397 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27...2012 tarih ve 2012/189 Esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindek
**11. Hukuk Dairesi 2013/1258 E. , 2013/3397 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27...2012 tarih ve 2012/189 Esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkili adına “Mahalle” markasının 43. sınıf olan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tescilli olduğunu, davalıların Nişantaşı'nda bulunan City's Alışveriş Merkezi'nin 5. katında “Mahalle” adı altında çeşitli yemek ve içki hizmet veren işyerlerinin bulunduğu bir konsept kurduğunu, alışveriş merkezinin heryerinde “Mahalle” tabelasının asıldığını, bu şekilde müvekkilinin markasına tecavüz edildiğini ileri sürerek, davalıların Nişantaşı City's Alışveriş Merkezindeki işyerinde “Mahalle” markası taşıyan tabelaların ve sair ürünlerin indirilerek tamamına el konulması ve müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulması için ihtiyati tedbir verilmesini talep etmiştir. Davalı Hayat Gayrimenkul A.Ş. vekili, davacının hiçbir şekilde marka olarak tescili mümkün olmayan sözcüğü tescil ettirdiğini, hükümsüz bir tescil olup iptal ve terkini gerektiğini, bu konuda dava açıldığını savunarak, talebin reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece taraf vekillerinin katıldığı celsede verilen ara karar ile, davacının marka tescilinin kapsamı ve dosyadaki fotoğraflara göre kullanımın niteliği gözetilerek HMK'nın 390/... maddesi karşısında bu aşamada yargılamayı gerektiren ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati tedbir isteyen vekili temyiz etmiştir. 1- Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile ihtiyati tedbir talep edilmiş, mahkemece duruşmada verilen ara kararı ile tedbirin reddine karar verilmiş, ancak ayrı bir karar yazılmamıştır. HMK’nın 391/... maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK’nın 391/... maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası’nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen ara karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK'nın 391/... maddesine uygun olarak karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Bir dava içerisinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulması halinde, bu istemin reddine dair kararlar “ara kararı” niteliğinde olup bu nitelikteki ara kararlarının infazı söz konusu olmadığından gerekçeli karar formatında yazılmasına gerek yoktur. HMK’nın 391/.... maddesi ihtiyati tedbir talebinin kabulü haline, bir diğer söyleyişle ihtiyati tedbir kararına ilişkin olup ancak bu nitelikteki kararlarda bulunması zorunlu unsurlara işaret eden bir yasa maddesi niteliğindedir. Bu nedenle, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararları bakımından da söz konusu yasa hükmünün geçerli olduğu kabul edilemeyeceği gibi HMK’nın 297. maddesindeki “hüküm” niteliğindeki kararlarda yer alması gereken unsurların bulunması gerektiğinden de söz edilemez. Keza, HMK’nın Uygulama Yönetmeliği’nde de, bu nitelikteki kararlar bakımından, Daire çoğunluğunun aradığı nitelikte bir format öngörülmemiştir. Elbette ki, Anayasa’nın 141/.... maddesi uyarınca mahkemelerin verdiği her türlü kararın ve bu arada ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararlarının da gerekçe taşıması gerekir. Yargıtay’ın müstakilen temyiz yolu açık bulunan ara kararı niteliğindeki ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlar üzerindeki temyiz incelemesinin de söz konusu ara kararında da yer alması gereken işbu “gerekçe” üzerinden gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir. Öte yandan, somut dava bakımından, temyize konu edilen söz konusu ara kararı taraf vekillerinin yüzüne karşı tefhim ve tevdi edilmiş bulunmakla, Tebligat Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca tebliğ işleminin de gerçekleştirilmiş olduğu ortadadır. Tüm bu yasal, gerektirici ve mantiki nedenler karşısında, mahkemenin ihtiyati tedbir kararının reddine dair gösterdiği gerekçelerin yerinde olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun bozma yolundaki görüşüne katılmayı olanaklı görmüyorum.