T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/744 KARAR NO : 2025/1473 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1001 KARAR NO: 2025/216 KARAR TARİHİ: 06/03/2025 DAVA TARİHİ: 10/12/2024 DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/744 KARAR NO : 2025/1473 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1001 KARAR NO: 2025/216 KARAR TARİHİ: 06/03/2025 DAVA TARİHİ: 10/12/2024 DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında, 12 adet 5577-10676 sözleşme numaralı 16.000.000 TL bedelli proje sözleşmesi imzalandığını, davacının üzerine düşen tüm edimler ifa edilmesine karşın davalıca proje teslimat bedeli ödenmediğini, bu nedenle davacının haklı alacağını tahsil adına Küçükçekmece İcra Dairesi ... E. sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, borçlu tarafından işbu icra takibine süresi içerisinde itiraz edilmemesi nedeniyle mezkur takibin kesinleştiğini ancak davalının üzerine kayıtlı taşınmaz olmadığı gibi yaklaşık 50 bankaya haciz müzekkeresi gönderilmesine rağmen davalının haczi kabil banka hesabı olmadığını, davalı adına 1 adet araç bulunduğunu ve işbu araç üzerinde de muhtelif hacizler bulunduğunu, davalının merkez adresine fiili hacze gidilmişse de davalının borca yeter menkul mal varlığının da bulunamadığını, son çare olarak şirket yetkilileri ve müdürlerine 89/1 ihbarnamesi gönderilmişse de 3. kişiler tarafından işbu ihbarnamelere itiraz edildiğini, müvekkilinin cebri icra yolu ile alacağını tahsil edemediğini, akabinde iflas takibine geçilmeden önce taraflar arasında icra dosyasının tahsiline yönelik sulh/anlaşma protokolü imzalandığını, ancak davalı işbu protokole de uymadığından cebri icra işlemlerine devam edildiğini, davalı tarafından yapılan bir kısım ödemelerin icra dosyasına bildirildiğini, her ne kadar icra takibinde ilişkin borç davalının ikrarında ise de müvekkilinin tüm anlaşma yollarını denemesine rağmen davalının süresi içerisinde edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini ve müvekkilinin haklı alacağını ödemediğini, bakiye borç yönünden İİK md. 43/2 uyarınca takip yolunun iflas takip yolu olarak değiştirildiğini, ödeme emrinin düzenlenerek borçlu yana tebliğ edildiğini, ne var ki icra takibine itiraz etmeyen ve sulh/anlaşma protokolünde borcu ikrar eden davalının iflas ödeme emrine haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ve imzaya ilişkin bir itirazda bulunulmadığını, itiraz dilekçesinde "İlgili sözleşmeler, tarafımızca kanuna uygun olarak feshedilmiş, bu konudaki ihtarlar alacaklıya tebliğ edilmiştir." ifadesinde bulunarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmüş olsa da davalı tarafından usulüne uygun bir fesih olmadığından taraflar arasındaki sözleşmelerin geçerli olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi ile de haklılık durumlarının sübuta ereceğini beyan ederek, anılan sebeplerle öncelikle resen tensiple yasa gereği teminatsız olarak, davalı şirketin iflas sonuna kadar engel olacak kapsamda İstanbul Ticaret Sicilindeki kaydının terkini yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, tedbir kararının davalı şirkete, İstanbul Ticaret Siciline ve İstanbul İl Ticaret Müdürlüğüne yazılarak infazına, dava tarihindeki Küçükçekmece İcra Dairesi ... E. takip dosyası kapak hesabı olan 6.592.279,26 TL üzerinden durumun gereği, teminatsız aksi halde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalı şirketin taşınır/taşınmaz tüm mallarına, banka hesaplarına, trafikte kayıtlı araçlarına uygulanarak infazına, davalının itirazının kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının halihazırda davaya konu icra takibinde talep etmiş olduğu finansman tutarları için sektörel rasyolar ve mevzuata uygunluk açısından finansman tutarının en az %40'ı ödenmeden finansman ödemesine yapılmayacağı hususuna aykırı olarak toplamda davaya konu projeler için şirkete 4.369.840,00 TL ödeme yapmış olmasına karşın 25.000.000,00 TL finansman talep ettiğini, davacının mevzuata ve sektörel rasyolara aykırı olarak finansman talep ettiğini, davacının asıl amacının "tüketici" sıfatını kullanmak ve sistemden yararlanmak suretiyle müvekkili şirketten alabildiği kadar para almak ve dolaylı olarak da ihtiyaç sahibi insanların ödemelerinden oluşan havuzdan haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının gerekli ödemelerini yapmadığını, teminatını göstermediği projelerdeki bu tutarları talep etmesinin Türk Medeni Kanunu 2 ve 3. Maddelerde düzenlenen dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yine diğer bir Yargıtay uygulamasında "Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İİK'nun 43.maddesinde gösterilen usulle takip yolunun değiştirilmesi, takibin aynı olmasına bağlı olduğu, somut olayda; davacı yanın talebi üzerine gönderilen iflas ödeme emrinde takip tutarı değiştirildiği gibi, takip dayanağı olarak kesinleşen mahkeme ilamındaki icra inkar tazminatı, vekalet ücreti, yargılama giderinden oluşan alacak kalemlerinin eklendiği, yeni bir takip konusu olabilecek alacakların eklenmesi ile oluşturulan ödeme emrinin gönderilmesi suretiyle takip yolunun değiştirilmesi mümkün olmadığı, usul ve yasaya uygun geçerli bir iflas takibinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.06.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi." (Yargıtay 23.HD 2015/4231E. 2016/3937K.sayılı kararı) şeklinde açıklamış olduğu nedenlerle bu uygulamasını aynen devam ettirmiştir.Hal böyle olunca somut olayda icra emrine konu olan miktarların, takibin iflas yoluyla takipte ödeme emrine konu edilmekle birlikte farklı kalem ve miktarın eklendiği, bu durumda takip yolu değiştirilmiş olsa dahi miktarın değiştirilmemesi gerektiği, takip yolu değiştirilirken miktarın değiştirilmemesi uygulamasına dikkat edilmesi gerektiği, bu şartlarda iflas takibinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı, anlaşıldığından davanın,usulüne uygun icra takibine ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; alacak kalemi ve dayanağın değiştirilmediği, icra takibi başlatıldıktan sonra davalı tarafça 10.100.000,00 TL ödeme yapıldığı, iş bu nedenle daha düşük miktarda ödeme emri gönderildiği, faiz oranlarındaki artıştan dolayı %24 oranında faiz istenildiği belirtilerek mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir . DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 154 vd maddelerinde düzenlenmiş olan, İİK 43/2 maddesi gereğince değiştirilen iflas yoluyla takipten kaynaklanan iflas davasıdır.2004 Sayılı İİK nun 154 vd maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir. Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı, iflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir. Maddedeki iflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir. Bu açıklamalar sonrasında somut olay değerlendirildiğinde, dava, davalı borçlunun sicil adresinin (Başakşehir/İstanbul) yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.Dosya kapsamında yer alan takip talepleri incelendiğinde, Davacı tarafından davalı şirketten (örnek no 1) taraflar arasında imzalanan 12 adet 5577-10676 sözleşme numaralı 16.000.000 TL bedelli proje kapsamında bakiye proje teslimat alacağı dayanak kılınarak 14.584.000,00 TL asıl alacak yıllık %9 yasal değişen oranlarda faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiği, 12/11/2024 tarihli davalı yönünden iflas yolu ile adi takipte ödeme emrinde ise, İİK m.43 hükmü uyarınca takibin iflas yolu ile takibe çevrildiği ve taraflar arasında imzalanan 12 adet 5577-10676 sözleşme numaralı 16.000.000 TL bedelli proje kapsamında bakiye proje teslimat alacağı dayanak kılınarak 4.922.718,68.-TL bakiye asıl alacak ve 527.607,55-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.450.326,23 TL'nin yıllık %24 faiz ile birlikte tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu somut olayda mahkemece, yapılan yargılama sonucunda icra emrine konu olan miktarların, takibin iflas yoluyla takipte ödeme emrine konu edilmekle birlikte farklı kalem ve miktarın eklendiği belirtilerek uygun bir iflas takibi bulunmaması nedeniyle , davanın usulden reddine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, İİK’nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir. İİK'nin 43. maddesi uyarınca takip yolunun, iflas yolu ile takiple değiştirmesi halinde, takip yolunu değiştirmek isteyen alacaklının başvurusu üzerine icra müdürünün önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun bir ödeme emri düzenleyip borçluya göndermesi gerekmektedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2013 tarih 2013/1941 E. 2013/2626 K. sayılı ilamı; "İİK’nin 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir. Somut olayda davacı, takip yolunu değiştirmişse de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki ödeme emrindeki borç miktarı ile iflas ödeme emrindeki borç miktarı aynı değildir. Bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindedir.- Davalı şirketin icra takibinden sonra ödeme yapması nedeniyle aynı alacağa ilişkin ancak daha az bir tutarın iflas ödeme emrinde gösterilmesi ve alacak miktarının da arttırılmaması nedeniyle davalı tarafa gönderilen ödeme emirleri arasında fark bulunmadığı yönündeki itirazın incelenmesi: Somut davada, yukarıda açıklandığı üzere ilk düzenlenen takip talebinde 12 adet 5577-10676 sözleşme numaralı 16.000.000 TL bedelli proje kapsamında bakiye proje teslimat alacağı dayanak kılınarak 14.584.000,00 TL asıl alacak talep edilmiş ve İİK m.43 hükmü uyarınca takibin iflas yolu ile takibe çevrilmesi sonucunda taraflar arasında imzalanan 12 adet 5577-10676 sözleşme numaralı 16.000.000 TL bedelli proje kapsamında toplam 5.450.326,23 TL'nin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, farklı kalem ve miktarlar eklenerek takip yolunun değiştirildiği yönünde tespitte bulunulmuş ise de, takip dayanağının değiştirilmediği anlaşılmaktadır. İstinaf başvuru dilekçesinde bir kısım borcun ödendiği belirtilerek daha düşük miktarda alacak miktarı yönünden yeni ödeme emri düzenlendiği belirtilmiştir. Takip dayanağı aynı olan daha az bir tutarın iflas ödeme emrinde gösterilmesi yani alacak miktarının arttırılmaması halinde iflas ödeme emrinin usulüne uygun olduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmeli ve varılacak sonuç dairsinde karar verilmelidir. İş bu nedenle, TBK 100 maddesi dikkate alınarak kısmi ödeme nedeniyle hesaplama yaptırılmalıdır. Kısmi ödeme nazara alınarak yapılan hesaplama sonrası her iki ödeme emrine konu miktar ( anapara, işlemiş faiz ) aynı veya yukarıda açıklandığı üzere ilk ödeme emrindekinden daha az bir tutar iflas ödeme emrine konu edilmiş ise, depo kararı verilerek yargılamaya devam olunmalı aksi taktirde davanın reddine dair karar verilmesi gerekmektedir. -Yıllık faiz oranı artışının takibe etkisi: Mahkeme tarafından ilk takipte istenilen faizin yıllık %9 iken ikinci takipte istenilen faizin %24 olduğu böylelikle asıl alacağa fazla faiz istenilerek toplam alacak miktarının arttırıldığı belirtilmiştir. Yapılan bu tespit yerinde ise de, faiz oranındaki artışın alacak miktarını değiştirip/değiştirmediği konusu üzerinde durulması gerekmektedir.Bilindiği üzere, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin kanun ile 19.12.1984 tarihinden itibaren yıllık %12 olarak kabul edilen kanuni faiz oranı , Bakanlar Kurulu'nun 19.12.2005 tarih ve 2005/9831 sayılı kararı ile 01.01.2006 tarihinden itibaren %9 olarak uygulanmıştır.21 Mayıs 2024 tarihli ve 32552 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 8485 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt faizine ilişkin kanun'un 1. Maddesinde düzenlenen kanuni faiz oranı 01.06.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yıllık %24 olarak değiştirilmiştir.Somut davada, 01/02/2024 tarihli ödeme emrinde yıllık %9, 12/11/2024 tarihli takipte yıllık %24 oranında faiz talep edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında, Cumhurbaşkanlığı kararı ile ilk takip talebinden sonra, yasal faiz oranının %24 olarak belirlenmesi karşısında, davacının 12/11/2024 tarihli takipte bu oran uyarınca faiz talep etmesi yerinde olup, bu durum iflas ödeme emrinin yasaya aykırı olması gibi bir sonucu doğurmasına neden olmayacaktır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın esasına ilişkin inceleme yapılarak varılacak sonuç dairesinde hüküm tesis etmesi gerektiğinden davacı vekilinin yukarıda açıklanan gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1001 E. 2025/216 K. Sayılı 06/03/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/12/2025