11. Hukuk Dairesi 2009/9369 E. , 2011/2456 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.02.2009 tarih ve 2005/340-2009/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm …
**11. Hukuk Dairesi 2009/9369 E. , 2011/2456 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.02.2009 tarih ve 2005/340-2009/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalı tarafından taşındığı sırada hasar gördüğünü, müvekkilinin tespit edilen hasar miktarını sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, 1.852,30 EURO'nun fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sigortalı emtiadaki hasarın müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, hasarın CMR Konvansiyonu hükümlerine uygun olarak tespit edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ihtilafa CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, sigortalı emtianın alıcıya, alıcının antreposunda teslim edildiği ve emtianın hasarlı olması nedeniyle tutanak düzenlendiği, hasarın, emtianın davalı taşıyıcının fiili hakimiyeti altında iken ambalajların ezilmeleri ve kırılmaları nedeni ile meydana geldiği, CMR Konvansiyonu'nun 17/IV-b maddesinde, yetersiz ambalaj sebebi ile meydana gelen zararlardan taşıyıcının sorumlu olmadığının düzenlendiği, somut olayda da sigorta konusu emtianın ambalaj eksikliği nedeni ile zarara uğradığı, bu durumda davalı taşıyıcının zarardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece de kabul edildiği üzere, uyuşmazlığa uygulanması gereken CMR Konvansiyonu’nun 17/1. maddesi uyarınca kural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu ise de, aynı konvansiyonun 17/4-b bendinde malların hatalı ambalajlanmış olması, c bendinde ise malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınması, yüklenmesi, istif edilmesi veya boşaltılması hallerinde oluşan hasarlardan taşıyıcının sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Ancak Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, taşınacak emtianın araca yüklenmesi ve istiflenmesi gönderene ait olsa dahi, yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için taşıyıcının yükleme ve istiflemeyi basiretli bir taşıyıcı gibi gözetmesi, hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken tedbirleri alması gerektiği kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça emtianın Monaco’dan İstanbul’a, oradan da Çerkezköy’e taşındığı ve bu taşımaların farklı araçlarla yapıldığı, yüklemenin göndericiye, boşaltmanın ise alıcıya ait olduğu savunulmuştur. Mahkemece bu hususlar yeterince araştırılmamış olup, emtianın ambalaj eksikliği nedeniyle zarar gördüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. O halde mahkemece, taraflardan bu husustaki delilleri de sorulmak suretiyle özellikle ikinci yüklemenin ve boşaltmanın kime ait olduğu belirlenmeli, taşıyıcıya ait olmadığının tespiti halinde, taşıyıcının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.