11. Hukuk Dairesi 2011/1937 E. , 2012/11605 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2009/281-2010/522 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanak…
**11. Hukuk Dairesi 2011/1937 E. , 2012/11605 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2009/281-2010/522 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı Marmaris Yat Marina Turizm San. Tic. A.Ş.’nin 27/10/2007 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında mevcut hazurun cetveline göre toplam hissenin %97sine denk gelen 3.395.000 adet hissenin davacı şirkete ait olduğunu, bu hisselerin tamamının şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin imzasını taşımayan ve bu haliyle yoklukla malul bulunan bir anonim şirket hisse devir sözleşmesiyle davalı ...’e verildiğini, davalı ...’in ise bu hisselerin 3.000.000 adedini daha sonra davalı ...’e devrettiğini oysaki davacı şirkete ait hisselerin devrinin davacı şirketi söz konusu işlemde temsil yetkisine sahip olmayan ... ve ... tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürerek, geçersiz hisse devir işleminin butlanının tespitine, iptaline ve pay defterinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, husumetin ... ve Ticaret Sicil Memurluğu'na da yöneltilmesinin gerektiğini, davalı Marmaris Yat Marina A.Ş.’nin husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı şirketin 2006 yılında alınan ortaklar kurulu kararları gereğince ... ve ...’ın devir işlemi yapmaya yetkili olduklarını, nitekim hisse devrinin davacılar tarafından da benimsendiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu devir sözleşmesini davacı şirket adına imzalayanlardan birinin şirket müdürü ... olup bu kişinin aynı zamanda davacı şirketin ticaret temsilcisi olarak atandığı, diğer ticari temsilci olarak atanan kişinin ... olduğu, Borçlar Kanunu’nun 450/1. maddesi gereğince ticari mümessilin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı işletmesinin gayesine dahil her türlü tasarrufu işletme adına yapmaya yetkili olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında ticari mümessilin özel yetki almadan yapacağı işlerin gösterildiği, mümessillik yetkisinin ancak bir işletmenin varlığı halinde söz konusu olduğu ancak ticari mümessilin işletmenin ortadan kalkmasına, tasfiye olunmasına yol açacak işlemleri yapma yetkisinin bulunmadığı, ticari işletmeyi devredemeyeceği, tacirin iflasını isteyemeyeceği ve bunun gibi bir takım işlemleri yapma yetkisinin bulunmadığı, bu kapsamda değerlendirildiğinde ticari mümessilin, toplam sermayesi 25.000.000 TL olan şirketin başka bir şirketteki 16.975.000 TL tutarındaki hisselerini devretme yetkisine sahip olduğunun düşünülemeyeceği nitekim şirketin mal varlığının çok büyük bir kısmının bu şekilde devredildiği, diğer taraftan devir sözleşmesinde ortaklardan ...’ın imzasının da bulunduğu ancak bu kişinin hisseleri devralan kişi olduğu, bu sebeple yetkili müdür ...’ın yanında en azından diğer ortağın imzasının da bulunmasının gerektiği, ancak TTK’nun 552'nci maddesi gereğince limitet şirketlerde de uygulanması gereken 443/2 maddesi gereğince aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararının gerekli olduğu, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarının da bu yönde olduğu ancak her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere Özkaynak ve Aydın ailelerinin sahibi olduğu Halikarnas Şirketler Grubuna dahil 11 adet şirket ve malvarlıklarının, ortakların almış oldukları kararla paylaşıldığı, bu kapsamda şirketlerdeki hisselerin karşılıklı olarak devredildiği, aynı şekilde taşınmazlar ve araçların da devre konu edildiği, buna rağmen hazırlanan Halikarnas şirketler grubu ortaklığının tasfiyesi ve hisse devir sözleşmesinin grubun hakim ortaklarından ... tarafından imzalamaktan kaçınıldığı, bu sözleşme gereğince ... tarafından yapılması gereken ödemelerden kaçınıldığı ve hataya düşürüldüğünden bahisle tapu kayıtlarının iptali, mümkün olmadığında bu taşınmazların bedelinin tahsilinin istendiği, bu amaçla Marmaris ve Kadıköy’de davalar açıldığı, dolayısıyla davaya konu devir işleminin de davacı şirket ve ortakları tarafından benimsendiği, ...’ın davacı firmanın hisselerini ...’tan bu tasfiye kapsamında devraldığı ve devir tarihinden sonra da şirket yönetimine katılmaya başladığı ancak davalı şirketin toplantı ve yönetimine katılmadığı, bu sebeple davaya konu edilen hisse devrinin geçerli olmadığı ancak aradan geçen uzun süreden sonra geçersizliğin ileri sürülmesinin Medeni Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile bağdaşmayacağı, davacının ancak tasfiyeden doğan farkı talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirketteki davacı şirket paylarının devrine ilişkin sözleşmenin iptaline ilişkin olarak açılmış olup, dosya içeriğinde bulunan sözleşme içeriğinden de anlaşılacağı üzere taraf şirketlerde ve başka şirketlerde birlikte pay sahibi olan kişilerin şirketlerdeki paylarını devretmek amacıyla işlemlere giriştikleri, bu meyanda karşılıklı olarak pay devirlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı limited şirketin davalı şirketteki paylarını devreden kişiler şirketi temsile yetkili olan şahıslar olup, pay devrinin arkasında yatan neden de nazara alındığında bu işlemin ortaklar kurulu kararını gerektirir fevkalade bir işlem olduğu sonucuna varılamaz. Bu itibarla mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değilse de gerek yukarıda yapılan açıklamalar ve gerekse de süreç içerisinde diğer pay devirlerinin gerçekleşmesi karşısında ileri sürülen nedenler itibari ile devir sözleşmesinin iptalinin istenmesinin iyiniyet kaidelerine aykırı bulunması nedeniyle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ilave bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.