7. Hukuk Dairesi 2023/4557 E. , 2023/6023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/357 E., 2023/114 K. KARAR : Asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne Taraflar arasında görülen 28.10.2013 tarihinde verilen dilekçe ile ecrimisil, 29.07.2019 tarihinde verilen dilekçe ile de ecrimisil kaynaklı itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma
**7. Hukuk Dairesi 2023/4557 E. , 2023/6023 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/357 E., 2023/114 K. KARAR : Asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne Taraflar arasında görülen 28.10.2013 tarihinde verilen dilekçe ile ecrimisil, 29.07.2019 tarihinde verilen dilekçe ile de ecrimisil kaynaklı itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ... ile birlikte kayden paydaş oldukları 2135 ada, 11 sayılı parseldeki çekişme konusu 3 adet dairenin anılan davalı tarafından kiraya verilmek suretiyle gelir elde edildiği halde payına karşılık hiçbir bedel ödenmediğini ileri sürerek 2004 yılından itibaren hesaplanacak ecrimisil bedelinin, yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş; birleştirilen davada ise takip eden dönemler için davalı aleyhine başlatılan, ecrimisil kaynaklı icra takiplerine davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu dairelerin vergilerini ödediğini, faydalı ve zorunlu masraflar yaptığını, ayrıca dava konusu dairelerin zaman zaman da boş kaldığını belirterek savunma yolu ile takas ve mahsup talebinde bulunmuştur. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, 33.935,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince; “....öncelikle davacının dava konusu taşınmazdaki payının belirlenmesi, davalının yaptığı zorunlu ve faydalı masraflar, ödediğini iddia ettiği vergiler ile dava konusu dairelerin ecrimisil istenen dönemde boş kaldığı zamanların olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması, takas mahsup def’inin gözetilmesi ve belirlenen ilk dönem ecrimisile ÜFE oranında arttırım yapılmak suretiyle diğer dönemlerin kira bedellerinin tespit edilmesi ile hasıl olacak sonuca göre usûlüne uygun tespit edilecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesinin isabetsiz olduğu; kabule göre de davacının 2013 yılı Eylül ayında dava konusu edilen taşınmaz yönünden hesabına bir miktar bedel yatırıldığını belirtmiş olması karşısında anılan bedelin hesaplanacak ecrimisilden mahsup edilmemiş olmasının da doğru olmadığı.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile 30.275,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “…davacı dava dilekçesinde, ecrimisile ilişkin işlemiş faiz talebini açıkça belirttiğine göre her dönem için tahakkuk eden ecrimisile dönem sonundan itibaren işleyecek faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, bozma ilamında belirtildiği halde tarafların murisine ait veraset belgesi ya da nüfus aile akit tablosu dosyaya kazandırılmadan davacının miras payının 1/2 olduğunun kabulü ile hüküm kurulmasının da doğru olmadığı, bozma ilamında ecrimisil hesabının nasıl yapılması gerektiği izah edildiği halde hükme esas alınan 11.01.2018 tarihli bilirkişiler Abdullah Acarlı ve Tarkan Abacı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın 2004 döneminde serbest şartlarda getirebileceği kira parasının belirlenmediği, bozma öncesinde alınan 17.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda yer alan oranlar, rakamlar yer değiştirilmek suretiyle aynen tekrarlandığı, taşınmazların ilk talep tarihi olan 2004 ve 2006 dönemlerinde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenip sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesi gerektiği; ayrıca davalı takas - mahsup savunmasında bulunmuş ise de faydalı ve zorunlu imalatların mahallinde keşfen saptanmadığı, mahallinde yapılacak keşifte davalı tarafından belirtilen masrafların yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise değerleri tespit edilerek sonucuna göre ecrimisil bedelinden mahsup edilmesi gerekirken dosya içerisinde yer alan adi yazılı belgelere itibar edilip, sadece tanık beyanlarına değer verilerek ecrimisil mahsup edilmiş olmasının doğru olmadığı gibi davacı asil tarafından dosyaya ibraz edilen 24.10.2013 tarihli dilekçede, banka hesabına davalı tarafından Eylül ayı için 348,75 TL, Ekim ayı için 295,75 TL kira bedelinin gönderildiğinin beyan edilmiş olması karşısında anılan banka hesabına gönderilen ve talep konusu ecrimisil dönemi içerisinde kalan ödemelerin hükmedilen ecrimisil bedelinden mahsup edilmediği, bozma ilamına uygun inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bundan zuhul ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının isabetsiz olduğu…” gerekçeleriyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 07.03.2023 tarihli ve 2021/357 Esas, 2023/114 Karar sayılı kararıyla; davaya konu 2135 ada 11 parsel sayılı, kargir 2 katlı ev vasıflı taşınmazın, dosya arasına alınan nüfus kayıt örneğine göre davacı ve davalının anne ve babasının vefatı ile mirasçı olarak iki kardeş olan davacı ve davalıya kaldığı, tarafların 1/2 hisseli olarak malik oldukları, davacının asıl dava yönünden talep ettiği ecrimisil dönemleri için tazminatın toplam 35.720,29 TL olarak hesap edildiği, tespit edilen zorunlu ve faydalı masrafların davacının payı oranında belirlendiği, davacının belirttiği ödemelerin mahsup edildiği; birleştirilen dava yönünden tespit edilen ecrimisil miktarının, yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra talep edilen ecrimisil miktarından fazla olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi gerektiğini, kira bedellerinin çoğu zaman tahsil edilemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; faiz başlangıcı ve faize ilişkin kısmın düzelterek onanması gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğun, dava tarihinden ecrimisile hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafından sunulan delillerin ve tanık beyanlarının değerlendirmeye tabi tutulmaması gerektiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleştirilen davalar, paydaşlar arası ecrimisil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere ecrimisil; malikin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır. 2. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. 3. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. 4. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. 5. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı) 6. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Fazla yatırılan onama harcının davacıya iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.