11. Hukuk Dairesi 2011/12190 E. , 2012/21597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/04/2011 tarih ve 2007/31-2011/128 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, la
**11. Hukuk Dairesi 2011/12190 E. , 2012/21597 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/04/2011 tarih ve 2007/31-2011/128 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1988'de kurulduğunu, uzun süreden beri kullandığı “UYUM” ibaresini 2004 tarihinde marka olarak tescil ettirdiğini, davalı tarafın “UYUM” ibaresini kullandığının tespit edilmesi üzerine, Ankara 10. Noterliği kanalıyla 14129 yevmiye numarası ile 30.06.2006 tarihinde davalı tarafa ihtarname çekildiğini, davalı tarafın bu ihtarnameye cevap vermediği gibi, müvekkil i şirketin markası ve ticaret unvanına olan tecavüz hallerine devam ettiğini, müvekkiline ait markanın başkaları tarafından kullanılmasının bu markanın sulandırılmasına yol açacağı ve bu markayla iltibas yaratılarak tüketicilerin tuzağa düşürüleceğini, müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, davalı yanın müvekkiline ait markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullandığı hususunun, işyerinde yapılan delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bu durumda davalı yanın Markaların Korunması Hakkında KHK'nin 61. maddesi ve TTK'daki haksız rekabet hükümlerini ihlal ederek marka hakkına tecavüz fiilini gerçekleştirdiğini ileri sürerek, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve men edilmesine, müvekkilinin markasına benzer işaretleri taşıyan ürünlerin ve verilen hizmete ilişkin evrakın toplatılmasına, bu markanın tanıtıcı işaret olarak kullanıldığı web sayfasından çıkartılmasına, müvekkilinin markasına benzer bir işaretin davalı yanca kullanılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunun tespitine, haksız rekabetin menine, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün tirajı yüksek bir gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacı tarafından çekilen 30.06.2006 tarihli noter ihtarı sayesinde davacı markasından haberdar olduğunu, müvekkilinin davacı markasından haberdar olmaksızın, bu markaya benzeyen bir ticaret unvanını yıllarca iyi niyetli bir şekilde kullandığını, davacının ihtarı üzerine davacıdan şifahen süre istendiğini ve bu süre sonunda müvekkilinin marka hakkına ve kanuni haklara saygı anlamında ticaret unvanını değiştirdiğini, ancak yine de kendisine verilen süre dolmadan bu davanın açıldığını, bu yüzden davacının tazminat taleplerinin haksız kazanç sağlamaya yönelik kötü niyet taşıyan bir talep olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin Gaziantep ilinde neredeyse kamu hizmeti vasfında ancak ücretli olarak rehabilitasyon hizmeti veren kendi halinde bir kuruluş olduğunu, davacı markasından yararlanmasının söz konusu bile olmadığını, Gaziantep'te yaşayan özürlü bir çocuğun Ankara'ya gidip rehabilitasyon hizmeti alamayacağını, her iki ildeki tüketici kesiminin tamamen farklı olduğunu, davacı markasının tanınmış bir marka olmadığını ve bu markanın prestijinden yararlanmanın da söz konusu olamayacağını, müvekkilinin fiilinin davacı açısından hiçbir zarar husule getirmediğini bu yüzden tazminat talebinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacıya ait ticaret unvanının davalı ticaret unvanından önce tescil edilip fiilen kullanıldığı ve davacının davalıyı bu hususta uyarmasına karşın unvanı kullanmaya devam ettiği, davalının davacıdan şifahen süre istediğini ve davacının bu süreye uymadan dava açtığı şeklindeki iddiasını ispatlayamadığı, markanın davacı adına tescilinin 12/09/2007 tarihinde tamamlanmış olduğu dikkate alındığında dava açıldığı tarihte davacı adına tescil edilmiş bir marka olmasa bile, marka başvurusunun yapıldığının marka bülteninde ilan edildiği, söz konusu markanın dava açıldıktan hemen sonra 12/09/2007 tarihinde tescil edildiği, davacının bu davayı açma hakkının bulunduğu ve markanın haksız kullanımından dolayı tazminat isteme koşullarının doğduğu, bilirkişi heyeti raporunda davalının ihtardan sonra markayı kullanmaktan vazgeçtiği ve bu nedenle davacının geleceğe dönük maddi tazminat isteyemeyeceği görüşü bildirilmiş ise de, hukukun genel prensipleri gereği her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre görüleceği, davalının ihtar tarihinden yaklaşık bir yıl sonra yapılan tespitte markayı kullandığının belirlendiği ve tespitin akabinde konulan ihtiyati tedbir ile marka kullanımının durdurulduğu, bu durumda dava tarihinde davalının markayı kullanmadığından ve dolayısıyla kusurlu olmadığından söz edilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki davacının talebinin dava tarihinden sonraki değil, dava tarihine kadar oluşan zarara ilişkin olduğu, ihtarname tarihi olan 30.06.2006 tarihi ile dava tarihi olan 02/08/2007 tarihleri arasında davalının markayı kullanma nedeniyle elde ettiği kârın, dolayısıyla davacının uğradığı zararın 3.087,32 TL olduğunun belirlendiği ve bu miktarın uygun görüldüğü, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edildiği, davacının bundan doğan manevi zararını davalıdan tahsil edebilme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının davaya konu eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ile “UYUM” markasının internet alan adı dahil her türlü kullanımının önlenmesine, 3.087,32 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 13.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, 556 sayılı KHK'nin 72 ve TTK'nun 61. maddeleri gereğince karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak, hüküm özetinin tirajı 100.000'in üzerinde olan Türkiye genelinde yayınlanan ulusal bir gazetede bir kez ilanına, Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/86 D.İş sayılı dosyasında verilen 25.07.2007 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 462,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.