6. Ceza Dairesi 2009/859 E. , 2012/8471 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yağma bir kimsenin menkul bir malının cebir, şiddet veya tehdit kullanılarak alınmasıdır. 765 sayılı TCK'nun 495/1. maddesine göre “failin menkul bir malın zilyedine veya cürüm mahallinde bulunan bir b
**6. Ceza Dairesi 2009/859 E. , 2012/8471 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yağma bir kimsenin menkul bir malının cebir, şiddet veya tehdit kullanılarak alınmasıdır. 765 sayılı TCK'nun 495/1. maddesine göre “failin menkul bir malın zilyedine veya cürüm mahallinde bulunan bir başkasına karşı cebir kullanılarak veya tehdit ederek bir malı alması gerekmektedir.” Aynı kanunun 495/2. fıkrasında “bir malın yağmalanması esnasında veya akabinde fiili icra veya itmam etmek veya malı kaçırmak yahut kendisi veya şerikini cezadan kurtarmak için mal sahibine veya vaka mahalline gelen başkasına karşı cebir ve şiddet veya tehdit icra eden kimse hakkında da aynı ceza hükmolunur, denilmektedir.” Bu fıkrada tanımlanan suç, “yağmaya dönüşen hırsızlık”, “dolaylı yağma” vs. şekillerde isimlendirilmektedir. Hırsızlığı icra etmek veya tamamlamak veya malı kaçırmak ya da cezadan kurtarmak maksadıyla hırsızlık esnasında veya akabinde cebir veya tehdide başvuran failin eylemi yağmaya dönüşmekte ve kendisi de bir yağmacı gibi cezalandırılmaktadır. Yağmaya dönüşen hırsızlık bir başka suçun nitelikli veya özel şekli değildir. Suç üstü rastlanan “hırsızlık esnasında veya akabinde” yağmaya eşit ceza verme bakımından suçun özel koşulunu oluşturur. Bu suç kendine özgü bir yapı içerip yağmanın tipe uygun eylem unsurunu oluşturan cebir/tehdit ve alma, burada farklı bir zamansal sınırlama içerisinde birleşmektedir. Failin bir şeyi alacağı anda fark edilip, kaçmak istediği sırada yakalamaya çalışan mağdura zor kullanması da hırsızlık suçunu yağma suçuna dönüştürmektedir. Somut olaya gelince; Olay günü saat 10.30 sıralarında yakınanın kilitli olarak park halinde bulunan otomobilinin sol arka camını kırıp oto teybini çalan sanık ...'ün olay yerinden uzaklaşırken tanık ...'ün sanığı yakalamak amacıyla takibe başladığı ve adı geçen sanığın takipten kurtulmak için araçtan çaldığı oto teybini duvar dibine bıraktığı ve kendisini takip eden adı geçen tanığın yakalaması üzerine de cebinden çıkartığı bıçağı ...'e doğru sallayıp kaçmayı başarmasına karşın aynı gün adı geçen sanığın cadde üzerinde duran başka araçlarında kapılarını kontrol ederken kolluk tarafından görülüp şüphe üzerine suç aleti bıçak ile birlikte yakalanan sanığın her hangi bir kişiye yönelik olarak cebir şiddet uygulamadan kilitli otomobilin camını kırıp çaldığı teybi geri bırakan ve sonrasında kendisini yakalayanlara karşı kendini kurtarmak için bıçak ile yaralamaya kalkışma şeklinde gelişen eyleminde; 5237 sayılı TCK’da dolaylı yağma suçuna yer verilmediği, yağma suçunun oluşabilmesi için cebir ve tehditin malın alınması sırasında veya hırsızlık suçu tamamlanmadan malın götürülmesi sırasında malın geri alınmasını önlemek amacıyla kullanılması gerektiği, eylemin 765 sayılı TCK’nun 495/2. maddesi yollamasıyla aynı yasının 497/1. maddesinde belirtilen yağma suçunu oluşturduğu ancak yukarıda belirtildiği üzere 5237 sayılı TCK’nun da dolaylı yağma suçuna yer verilmemesi nedeniyle, sanığın eyleminin anılan Yasanın 142/1-b, 35/2, 151/1. maddelerindeki mala zarar verme, hırsızlığa kalkışma suçları ile aynı Yasanın 86/2, 86/3-e, 35 maddelerinde belirtilen silahla kasten yaralamaya kalkışma suçunu oluşturduğu, mala zarar verme suçuyla ilgili olarak uzlaşma koşulları da değerlendirilip lehe yasa karşılaştırmasının buna göre belirlenerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2 -Kabule göre, 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin (c) fıkrasındaki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 25.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.