11. Hukuk Dairesi 2023/2457 E. , 2024/4876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/605 Esas, 2023/168 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1 E., 2019/1227 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi ve tasfiyesi, ortaklıktan çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilm
**11. Hukuk Dairesi 2023/2457 E. , 2024/4876 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/605 Esas, 2023/168 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1 E., 2019/1227 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi ve tasfiyesi, ortaklıktan çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin % 10 payla davalı şirketin ortağı olduğunu, tarafların 14.05.2016 tarihinde imzaladıkları taahhütname uyarınca Deniz Kuvvetlerine ait ihaleden kazanılacak bedelin davalı şirket hesabına yatırılmasından sonra beş gün içinde müvekkiline 25.000,00 TL ödeneceğini ve müvekkilinin hissesini davalı şirkete devredeceğini, ancak söz konusu iş bedeli 03.08.2016 tarihinde davalı şirketin hesabına geçtiği halde müvekkiline ödeme yapılmadığını ve hissesinin devralınmadığını, müvekkilinin 09.08.2016 tarihinde davalıya ihtarname gönderdiğini, davalının 19.08.2016 tarihinde keşide ettiği cevabi ihtarnamede 25.000,00 TL'nin ödeneceğinin kabul edildiğini ve hisse devri işlemleri için müvekkilini notere davet ettiğini, ancak bildirdiği yere gelmediğini, müvekkilinin davalının gelmediği hususunda 29.08.2016 tarihinde noterlikte tutanak düzenlettiğini, müvekkilinin 25.000,00 TL'nin tahsili için başlattığı icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu, davalı şirket yetkilisi ... ve diğer ortak ile kavga boyutuna varan tartışmalara girildiğini, müvekkilinin küfürlü hakarete uğradığını, şirketten bilgi alma hakkının engellendiğini, güven ilişkisinin zedelendiğini, ortaklığa devam etme imkânının kalmadığını ileri sürerek davalı şirketin feshine, aksi kanaatte olunması halinde müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına, % 10 oranındaki payına karşılık anlaşılan 25.000,00 TL'nin 03.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 14.05.2016 tarihli protokol ile davacının %10 oranındaki hissesine karşılık 25.000,00 TL'nin ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak bunun dışında aynı tarihte imzalanan bir başka ile protokol ile de proje yönetim hizmet bedeli olarak 35.000,00 TL'nin de ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki ihtilâfın ikinci protokol ile başladığını, davacıya ödeme yapılacağı konusunda anlaşılmış olmasına rağmen davacının 2. protokolden dolayı icra takibine girişmesinin iyi niyet ile bağdaşmadığını, davacının üçüncü kişilere ulaşarak şirketi karaladığını, şirketin itibarını düşürdüğünü, bu nedenle şirketin müşteri kaybına uğradığını ve zor duruma düştüğünü savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı şirketin kuruluşundaki 50.000.00TL'lik sermayesinin tamamının ...'a ait olduğu, 26.11.2015 tarihindeki tescil ile tek pay ortaklığından çıkışına karar verildiği, davacının da pay devri almak suretiyle %10 oranında ortak olduğu, davacının ilk talebinin şirketin feshi, olmazsa ortaklıktan çıkarılması olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahiplerinin, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, mahkemenin fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceği, davacının, davalı şirkette %10 oranından fazla hissesi bulunduğundan, haklı sebebin olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, ancak davacının, davalı şirketin feshi için haklı sebeplerin varlığını ispatlayamadığı, davacının diğer talebinin ortaklıktan çıkma anlamına geldiği, ancak 6102 sayılı Kanun'da anonim şirketlerde doğrudan ortaklıktan çıkma şeklinde bir yöntem bulunmadığı, bu nedenle davacının bu talebinin karşılanmasının mümkün olmadığı, davacı vekilinin müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması talebini, "feshin uygun görülmemesine" bağladığı, fesih şartları oluşmuşsa çıkma konusunun gündeme gelebileceği, ancak fesih şartlarının oluşmadığı, davacının diğer bir talebinin %10 payına karşılık 25.000 TL'nin tahsiline ilişkin olduğu, davacı ile davalı şirket arasında 14.05.2016 tarihinde imzalanan taahhütnamenin hisse devri ve karşılığında borç ödenmesi hususunda hazırlandığı, davalı şirketin Deniz Kuvvetleri'ne yaptığı işin bedelini tahsil ettikten sonra beş gün içinde, davacıya %10 oranındaki hissesinin karşılığında 25.000,00 TL ödeme yapılacağının belirtildiği, 6102 sayılı Kanun'un 379 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Bir şirket kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edemez", ikinci fıkrasında "Payların birinci fıkra hükmüne göre iktisap veya rehin olarak kabul edilebilmesi için, genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şarttır. En çok beş yıl için geçerli olacak bu yetkide, iktisap veya rehin olarak kabul edilecek payların itibarî değer sayıları belirtilerek toplam itibarî değerleriyle söz konusu edilecek paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırı gösterilir. Her izin talebinde yönetim kurulu kanuni şartların gerçekleştiğini belirtir", üçüncü fıkrasında; "Birinci ve ikinci fıkralardaki şartlara ek olarak, iktisap edilecek payların bedelleri düşüldükten sonra, kalan şirket net aktifi, en az esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve esas sözleşme uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olmalıdır." düzenlemelerine yer verildiği, bir şirketin kendi paylarının en fazla %10 oranındaki kısmını iktisap edebilmesi için yukarıda yazılı şartların varlığının öngörüldüğü, 14.05.2016 tarihli taahhütname imzalanırken genel kurul tarafından yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmediği, paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırı gösterilmediği, payların bedelleri düşüldükten sonra kalan şirket net aktifinin ilgili mevzuata göre yeterli olup olmadığının hesaplanamadığı, bu nedenle yasal şartları taşımayan 14.05.2016 tarihli taahhütnamenin geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık ve ortak karar verememe sorunu olduğunu, fikir ve menfaat birliği oluşturulamadığını, dosya içerisinde yer alan mesajlaşma örneklerinden görüleceği üzere müvekkilinin davalı şirket yetkilisi ... ve diğer ortak ile kavga boyutuna gelecek tartışmalara girdiğini, küfür, hareket, tehdit içeren mesajlar yollandığını, aynı zamanda şirket mail adresinin şifresinin değiştirilerek şirket hakkında bilgi alma hakkının engellendiğini, ayrıca İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/259 E. sayılı dosyasında şirketin ortakları ..., ... ... hakkında sahte özel belgeyi düzenlemek ve bilerek kullanmak suçundan şikayette bulunulduğunu, sebebinin davalı şirketin 29.01.2018 ve 28.03.2018 tarihli genel kurul toplantılarında müvekkili adına imza atılmak suretiyle yönetim kurulu defterine ve sicil gazetesine gerçeğe ve hukuka aykırı beyanlarda bulunulduğunu, toplantıda hazır bulunmayan müvekkilinin yazmanlık görevine seçildiğini, böylece genel kurul toplantısında alınan kararda hukuka uygun hale getirilmeye çalışıldığını, ticaret hayatında ortaklar arasında güven ilişkisinin çok önemli olduğunu, ancak davalı şirket ortaklarının müvekkiline karşı haksız ve gayri ahlaki tutumu ve müvekkili adına sahte belge düzenlemelerinin güven ilişkisini zedelediğini, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığında şirketin feshine karar verilmesinin istenebileceğini, kararlaştırılan ödemenin yapılmamasının nedeninin şirket ortakları arasındaki ihtilaf olduğunu, mahkeme kararı olmadan ihtilafın çözülemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından 18.02.2021 tarihli dilekçeye ekli olarak dosyaya istinaf dilekçesinde belirtilen İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/259 Esas, 2020/634 Karar ve 10.12.2020 tarihli kesinleşmiş karar örneğinin ibraz edildiği, söz konusu dosyada davacının katılan, sanıkların ise ..., ... ..., suçun özel belgede sahtecilik, suç tarihinin 05.08.2018 olduğu, mahkeme gerekçesinde sanıkların ve müştekinin ortağı olduğu şirket adına noterde onaylatılan genel kurul toplantı tutanağındaki müşteki adına atılması gereken imzaların bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere sanıklar tarafından atıldığı, belgenin imzalanması sırasında müştekinin orada olmadığı ve imza atmadığını bildikleri olay tarihinde sanıkların anonim şirket yetkili temsilcileri oldukları dönemde suça konu sahte belge üzerine müştekinin yerine imza atmak veya attırmak suretiyle atılı suçu işledikleri gerekçesi ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 06.01.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu, suç tarihinin işbu dava tarihinden sonraki tarih olduğu, davacı ve davalı şirket arasında düzenlenen şirketin hissesinin devri ve borç bedelinin tahsili içeriğini kapsayan taahhütnamenin 6102 sayılı Kanun'un 379 uncu maddesindeki şartlar yerine getirilmeden düzenlenmiş olduğu, emredici hükümlere uyulmaksızın düzenlenen taahhütnamenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesi gereği hükümsüz olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde anonim şirketin haklı sebeplerle feshinin düzenlendiği, haklı nedenlerin nelerden ibaret olduğunun açıklanmadığı, ancak öğretide, ortağın kanuna aykırı şekilde bir çok kez toplantıya çağrılmamış olması, azınlık ve bireysel haklarının sürekli şekilde ihlali, bilgi edinme ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr paylarının düzenli şekilde azalması gibi sebeplerin haklı sebepler olarak kabul edildiği, haklı nedenlerin varlığı halinde mahkemece şirketin feshine karar verilebileceği gibi, fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerin ödenip, davacı pay sahiplerinin şirketten çıkmalarına veya duruma uygun düşen veya kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verilebileceği, ancak, pay değerinin ödenmesi ve diğer alternatif çözümlerin uygulanabilmesi için öncelikle fesih için haklı nedenlerin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği, davacının, dava dilekçesinde şirket ortaklarının taahhütnamede belirtmiş oldukları edimi yerine getirmediklerini, şirket ortaklarıyla tartışmaların yaşandığı, ortakların kendisine küfür, hakaret, tehdit içeren mesajlar yolladığını, bilgi alma hakkının engellendiğini ileri sürdüğü, delil olarak taraflar arasında yapılan taahhütname örneğini, elektronik posta yazışmalarını, Whatsapp yazışmalarını, noter beyannamelerini gösterdiği, söz konusu delillerin şirketin haklı nedenle feshi için yeterli görülmediği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, anonim şirketlerde doğrudan ortaklıktan çıkma şeklinde bir yöntem bulunmadığı, ancak şirketin feshinin haklı görülmesi halinde mahkemece çıkma konusunun değerlendirebileceği, somut olayda fesih şartlarının oluşmadığı, varsayımlar ve olumsuz beklentilerin haklı sebep olarak kabul edilmediği, taahhütname başlıklı anlaşmanın geçersizliği dikkate alındığında davalı şirketin fesih şartlarının oluştuğunun kabulü mümkün olmadığından davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince haklı sebeple fesih şartlarının oluşmadığı belirtildiğini ancak dosyada haklı fesih için başka ne gibi bir delil gerektiğinin anlaşılamadığını, ortaklar arasında fikir birliği olmadığını, kavga boyutuna ulaşan görüşmelerin olduğunu, müvekkilinin imzası taklit edilerek yapılan sahtecilikten dolayı şirketin diğer ortaklarının mahkumiyetine karar verildiğini, salt bu hususun dahi ortaklar arasındaki olumsuz durumu ortaya koyduğunu, müvekkili için ortaklığın çekilmez hale geldiğini, güven ilişkisinin yok olduğunu, birlikte karar alarak ticari hayatlarına devam edilemeyeceğini, mahkeme kararı olmaksızın müvekkilinin alacağına kavuşamayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haklı sebeplerle anonim şirketin feshi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davalı şirketin feshini gerektirecek nitelikte haklı neden bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Anonim şirketlerde çıkma ve çıkarılma müessesi bulunmayıp buna benzer müessese şirketin haklı nedenle feshine ilişkin düzenleme olarak 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi; "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü haizdir. Her ne kadar davalı şirket yöneticileri tarafından davacı adına imza atılmak suretiyle sahte belge düzenlendiği ceza mahkemesi kararı ile sabit olup şirketin feshi talebi için haklı sebep olarak değerlendirilmesi gerekir ise de eldeki davanın açıldığı tarih itibarı ile bu dava yönünden haklı neden oluşturmaz, ancak somut olayda şirket yönetiminde %50 pay sahibi olan ...'ın 08.08.2016 tarihli e-mailinde davacıya hitaben "Canım keşke karın kadar delikanlı olabilseydin en azından o bana ağır küfür etti küçük .... bir alkoliksin ve bence süper Salaksin pazartesi avukatimla görüşeceksin bundan sonra sana bol şans bebeğim" şeklinde onur kırıcı söylemleri ve 30.07.2016 tarihli whatsapp yazışmalarına göre davacı ile yönetici ortak arasında cereyan eden bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen haklı nedeni oluşturduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi