T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/13 - 2026/112 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/13 KARAR NO : 2026/112 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/41 E. - 2023/328 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/13 - 2026/112 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/13 KARAR NO : 2026/112 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2023/41 E. - 2023/328 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2023/41 E. - 2023/328 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." markası ile 1976 yılından beri sağlık sektöründe faaliyette bulunduğunu, 1991 tarihinden bu yana da ticaret unvanının kılavuz unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin "..." esas unsurlu çok sayıda markasının bulunduğunu, müvekkilinin markalarının birçok sınıfta tescilli olduğunu, davalının 2020/59870 başvuru nolu "... ..." ibareli markasını tescil ettirdiğini, anılan markanın kapsamında 43. sınıf hizmetlerin yer aldığını, bu sınıfın müvekkilinin markalarının kapsamında da bulunduğunu, müvekkilinin markalarının sağlık sektöründe tanınır olduğunu, davalının kötü niyetli bulunduğunu, dava konusu markadaki "..." ibaresinin markaya bir ayırt edicilik katmadığını, her iki markada da "..." ibaresinin birebir yer aldığını, dava konusu markanın bu haliyle müvekkilinin seri markalarından birisi gibi algılanacağını, ayrıca müvekkilinin ticaret unvanına dayalı olarak da üstün bir hakkının bulunduğunu ileri sürerek, davalı yana ait 2020/59870 sayı ile tescilli "... ..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, müvekkilinin markalarına tecavüzün tespitine ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin markalarının uzun yıllardır kullanılan ve maruf hale gelmiş markalar olduğunu, 29, 30 ve 43. sınıflarda tescili bulunduğunu, davacının daha evvel Markalar Dairesi nezdinde itirazlarının kısmen kabul edildiğini ve müvekkilinin başvurusundan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri"nin çıkartıldığını, bu karara karşı müvekkilince itiraz edildiğini, bu defa YİDK nezdinde kararın kaldırıldığını, "...", "... ..." ve "..." ibaresi ile başlayan markaların dava dışı ... A.Ş. adına tescilli iken Kadıköy 4.Noterliğinin 23.03.2006 tarih ve 20142 yevmiye sayılı Devir Sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, "..." ibaresinin 1957 yılından beri ... Holding A.Ş. grup şirketleri tarafından kullanıldığını ve en son müvekkili şirketin hak sahibi bulunduğunu, davacı iddialarının aksine "..." ibaresinin jenerik bir isim olduğunu, müvekkilinin markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davacının markalarının 29 ve 30. sınıflarda tescili olmadığını, "..." ibaresinin hali hazırda 43. sınıfta 3. kişiler adına da birçok tescilinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının 09.06.2020 tarih ve 2020/59870 numarası ile görseli ihtiva edecek şekilde 29, 30 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde 03.06.2022 tarihinde tescil edilen markasının korumasının halen devam ettiği; davacı yanca iddia edilen marka hakkına tecavüz iddiaları ile ilgili olarak davalı tarafın fiili kullanımlarının ne kapsamda olduğu hususunu ortaya koyan herhangi bir delilin mevcut olmadığı; bununla birlikte davalı tarafın "www.....com.tr/...-..." adresindeki kullanımlarını işaret etmiş olduğu; ilgili link kapsamında web sitesinde bilirkişi heyetince yapılan araştırmada, "... ..." ibaresinin Covid pandemisi döneminde, yeni normal döneme geçiş sürecinde, müşteriler için güvenli bir deneyim sunulacağı garantisi/algısını müşteriye yansıtmak adına bir işaret olarak kullanıldığının tespit edildiği, davacı yanın dayanak markalarının birçoğunda uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer mal ve hizmetlerin yer almadığı, dava konusu marka kapsamında 43. sınıftaki hizmetlerin, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da birebir yer almakta olup, markaların doğrudan benzer bulunduğu, bununla birlikte davacı yanın önceki tarihli markalarının kapsamında 29 ve 30. sınıftaki gıda ürünlerine yönelik bir tescilinin bulunmadığı, ancak uygulamada mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle davacı yanın bir kısım markasında 35/05 alt grubunda 29 ve 30. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri ile davacı yanın markaları kapsamındaki 29 ve 30. sınıf mallar arasında, mal – üretilen malın satışına yönelik bir tamamlayıcılık ilişkisinin bulunduğu, dava konusu markanın mavi renkte bir çember içerisinde üst kısımda "..." alt kısımda "..." kelimelerinin eş boyutlu olarak yazımı ve her iki kelimedeki "..." harfinin, kelimeleri oluşturan harflerden çok daha büyük boyutlu ve tek bir ortak "..." harfi şeklinde stilize edilmiş kullanımı ile meydana getirilmiş bir logodan oluştuğu; markadaki "..." harfinin bu kullanım biçiminin, ibareye aynı zamanda evrensel nitelikteki "verified/onaylanmış" anlamına gelen logosuna benzer bir imajı tüketiciye verecek nitelikte olduğu; markadaki "..." ibaresinin lider markası olup ayırt edici vasfının yüksek bulunduğu; "..." kelimesinin ise "Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu; emniyet, itimat" anlamları ile dilimizde yerleşik olarak kullanılan bir kelime olduğu; anılan ibarenin bu anlamı ile ticaret hayatında da birçok mecrada kullanımı bulunan bir kavram olduğu, davacı markalarının her birinde "..." ibaresinin, münhasır ayırt edici unsur veyahut ayırt edici unsurlardan biri olarak, muhtelif ek sözcük unsurları taşıyan, hiçbir figüratif unsur içermeyecek şekilde tescilli bulunduğu, somut olayda taraf markaları arasında görsel anlamda hiçbir benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada bütünsel imajı belirleyen "... ..." şeklindeki kullanımda "..." harfinin yapısal özelliği ile birlikte tüketiciye verdiği imajda, "..." ibaresine tali nitelikte bir anlam yüklenmesine neden olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, markaların bütünsel algılarının, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olarak görülemeyeceği, davacı yanın tanınmışlık iddialarını destekler mahiyette herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği, bu halde SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda davacı lehine oluşma ihtimalinin bulunmadığı, davacı yanın, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, davacı yanın ticaret unvanına dayalı olarak da dava konusu markanın tesciline SMK m. 6/6 kapsamında engel olamayacağı, davalı kullanımlarının, davacı tescilli markalarından doğan hakları ihlal iddialarına dayanak olarak davalı yana ait kullanımları gösterir herhangi bir delili dosyaya sunmadığı, yalnızca "www.....com.tr/...-..." sayfada davalının "... ..." ibaresini sayfanın bir bölümünde, bir menü başlığı olarak, doğrudan markasal bir algı yaratmayacak şekilde, bir güvenlik programı/sertifikası adı gibi kullanarak Covid pandemisi döneminde, davalı yanın konaklama hizmeti sunan işletmelerinde ne gibi güvenlik ve hijyen önlemleri alındığı hususunun müşterilere tanıtıldığı bir başlık şeklinde kullanıldığı; bahsi geçen kullanımın markasal nitelik arz eden bir kullanım olup olmadığı hususunun dahi tartışmalı olmakla birlikte, bu kullanımların davacının tescilli markaları ile ilişkilendirilebilir bir algı yaratmayacağı, ortalama zeka ve dikkat düzeyindeki bir tüketicinin, kullanımın içeriği ile birlikte bu ibareyi gördüğünde, kullanımda geçen "..." ibaresini, davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalinin mevcut olmayacağı, davacı yanın davalı taraf kullanımlarında, "..." ibaresini münhasıran ön plana çıkardığını veya "..." markasından bağımsız bir şekilde kullandığını gösterir herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, bu halde davalı yanın fiili kullanımları ile davacı markaları arasında bir iltibas ihtimalinin, başka bir ifadeyle hak ihlalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle marka hükümsüzlüğü ve marka tecavüzünün tespit, men talepli açılan davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalıya ait "... ..." markasının müvekkilinin tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede aynı/ benzer olup, iltibasa yol açacağını ve müvekkili şirket ile davalı şirket markası arasında bağlantı olduğu izlenimini doğuracağını, müvekkilinin "..." kök markası ve grup markaları ile aynı algıyı oluşturduğunu ve haksız rekabete neden olduğunu, markayı tescil ettiren davalının kötü niyeti bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların markalarında ortak olan "..." ibaresinin "Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu; emniyet, itimat" anlamları ile dilimizde sıkça olarak kullanılan bir kelime olduğu; anılan ibarenin bu anlamı ile ticaret hayatında da birçok mecrada kullanımı bulunan bir kavram olduğu, davacı markalarının her birinde "..." ibaresinin, münhasır ayırt edici unsur veyahut ayırt edici unsurlardan biri olarak, muhtelif ek sözcük unsurları taşıyan, hiçbir figüratif unsur içermeyecek şekilde tescilli bulunduğu, dava konusu başvuruda ise bütünsel imajı belirleyen "... ..." şeklindeki kullanımda "..." harfinin yapısal özelliği ile birlikte tüketiciye verdiği imajda, "..." ibaresine tali nitelikte bir anlam yüklenmesine neden olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, markaların bütünsel algılarının, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olarak görülemeyeceği, diğer bir deyişle somut olayda taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.