11. Hukuk Dairesi 2011/14531 E. , 2012/21553 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2011 tarih ve 2010/460-2011/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v
**11. Hukuk Dairesi 2011/14531 E. , 2012/21553 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2011 tarih ve 2010/460-2011/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı taşınmazda, yağan sağanak yağmur sonucu yakınındaki Tavukçu Deresinin taşması nedeniyle su baskını hasarı meydana geldiğini, oluşan zarar karşılığı olarak sigortalıya 13.916,58 TL tazminat ödendiğini, ödenen tutarın tahsili için davalı İSKİ'ye yapılan müracaatın sonuçsuz kaldığını, taşan derenin ıslah çalışmalarını yürüten davalı şirketin de meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 13.916,58 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, Kalyon İnşaat A.Ş vekili, meydana gelen hasarda müvekkilinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı İSKİ vekili, müvekkilinin derelerin bakım ve ıslahından esasen sorumlu olmadığını, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin aldığı karar üzerine su baskını riski taşıyan ve ivedilikle yapılması gereken derelerin ıslahı konusunda davalıya yetki verildiğini, işin davalı şirkete ihale edildiğini, dolayısıyla davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, meydana gelen hasarda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu hasarın meydana gelmesine neden olan Tavukçu Deresinin taşması olayında davalılara izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, konut sigorta poliçesine dayalı tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7-r maddesine göre, “Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak”, büyükşehir belediyelerinin görevleri arasında sayılmıştır. Ancak aynı Kanunun 7/2. fıkrasında, “Büyükşehir belediyeleri birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen yetkilerini, imar plânlarına uygun olarak kullanmak ve ilgili belediyeye bildirmek zorundadır. Büyükşehir belediyeleri bu görevlerden uygun gördüklerini belediye meclisi kararı ile ilçe ve ilk kademe belediyelerine devredebilir, birlikte yapabilirler” hükmünün bulunduğu anlaşılmıştır. DSİ tarafından mahkemeye gönderilen 24.12.2008 tarihli yazıda, İstanbul ili içinde dere ıslahı çalışmalarının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığı, Tavukçu Deresi ıslahının da bu kurum tarafından yürütüldüğü bildirilmiştir. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 11.10.2004 Tarih ve 817 Sayılı kararı ile dere ıslahları yetki ve görevinin İSKİ Genel Müdürlüğü'ne devredildiği anlaşılmıştır. Nitekim İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yazılan 04.04.2008 tarihli yazıda, Tavukçu Deresi ıslah projesinde İSKİ Genel Müdürlüğü'nün yetkili ve görevli olduğunun bildirildiği, İSKİ Genel Müdürlüğü ile Kalyon İnşaat San. ve Tic. A.Ş. arasında düzenlenen 14.09.2006 tarihli sözleşme ile de Tavukçu Deresinin ıslahı işinin ihale ile bu şirkete verildiği belirlenmiştir. Davacı taraf, davalıların dere ıslah çalışması sırasında kusurlu davranmaları sonucunda zarar meydana geldiğini ve bu zararın sigortalıya tazmin edildiğini belirtmek suretiyle, kusur sorumlusu bulunan davalılara husumet yöneltmiştir. Dosya içerisinde sureti bulunan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin aynı olayla ilgili 02.11.2010 tarihli kararında da belirtildiği ve dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davalılardan İSKİ Genel Müdürlüğü, bölgede bulunan belediyelere ait su ve kanalizasyon ile ilgili hizmetleri yürütme görevini üstlenmiş bulunduğundan, bu görevin ifası sırasında meydana gelen zararlardan ancak kusursuz olduğunun anlaşılması halinde sorumlu tutulamaz. Somut olayda, mücbir sebebin var olduğu kanıtlanamadığına göre, söz konusu derenin taşarak üçüncü kişilere zarar vermemesi için gerekli önlemleri alma durumunda bulunan anılan davalının, bu önlemleri hiç ya da gereği gibi almaması kendisi yönünden kusur teşkil edecektir. Zararlandırıcı olayın meydana gelmemesi için gerekli önlemlerin alınmasının yüksek maliyetli olması veya yağışın fazla olması kendisini sorumluluktan kurtarmaz. Dosya içerisinde bulunan, aynı olayla ilgili emsal raporlarda gerek davalı İSKİ'nin gerekse de davalının müteahhidi olan diğer davalı firmanın ıslah çalışmalarının projelendirilmesindeki ve projenin uygulanmasındaki hatalarından dolayı sorumlu olduğu yolunda görüş bildirilmiş ve Yargıtay Yüksek 7. Dairesi de, davaya konu zararın dere ıslahı çalışmaları sırasında meydana geldiği dikkate alındığında, hasardan davalı İSKİ ile diğer davalı müteahhit firmanın sorumlu tutulması gerektiği, derenin taşmaması için gerekli önlemleri almanın İSKİ'nin görevi kapsamında olduğu ve İSKİ'nin bu görevini yerine getirmediği, derenin ıslahının zamanında yapılmış olması halinde söz konusu hasarın meydana gelmeyeceği gerekçesiyle, her iki davalının olayda kusuru bulunduğunu içtihat etmiştir. Her ne kadar davaların, davacıları farklı ise de, aynı davada, davalı sıfatı bulunan iş bu dosyanın davalıları bakımından güçlü delil oluşturacağının kabulü gerekir. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda menfez kesitlerinin yetersizliğine ve ıslah çalışmalarına ilişkin projenin hatalarına değinilmiş olmasına rağmen yazılı nedenlerle davalıların, zararlandırıcı olayda sorumluluklarının bulunmadığı yolundaki görüşleri, yukarıda yapılan tespitleri ortadan kaldırıcı mahiyette değildir. Bu itibarla, mahkemece, müteselsil tahsil talepli açılan bu davada, her iki davalının da kusurlu olduğu kabul edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ########